Bu bölüm, Coimagin Design Studio & Consultancy sponsorluğunda sunulmuştur.
—————
Fadime Yıldız kendini şöyle ifade ediyor:
Benim hikayem 1974 yılında Aydın ilinin Söke ilçesinin küçük bir kasabasında başlıyor. Çocukluk ve ilk gençlik yıllarımda sağlık konusunda konuşmalar ve okuduklarım çok ilgimi çekerdi. Mesela büyüklerin hastalıklarını anlatmaları ve bu konulardaki yorumlarını ilgiyle dinlerdim. Ben büyüdüğümde onlar gibi hastalıklarım olmasını istemiyorum derdim. Bu konuda ne yapmalıyım diye de uzun uzun düşünürdüm. Hatta şekerden uzak durmaya o günlerde başladım diyebilirim.
Çayıma şeker eklememeye 15 yaşında başlamışımdır ve yemeklerime ekstra tuz eklememeye de o dönemde başladım. Sonra yatılı okul yıllarım başladı. Hemşirelik okumak için Sağlık Meslek Lisesini kazanmıştım. Ve ailemden çok uzak bir şehirde 4 yıl okuduktan sonra hemşire olarak görev yapmaya başladım. 31 yıl meslek hayatımın 25 yılını yoğun bakım ünitelerinde çalışarak geçirdim ve bir yıl önce emekli oldum.
Meslek hayatımda ve yakın çevremde gördüğüm hastalıklar ve insanların yaşlanma yolculuklarındaki yanlışlar benim uğraşlarımın temelini oluşturdu. Ben sağlıklı yaş almak ve ileri yaşlarımda bile aktif ve sağlıklı yaşamak istiyordum. Bunun için gerekli olan adımları zaman içinde tek tek hayatıma yerleştirerek sürdürülebilir ve kalıcı yaşam tarzı değişikliklerini uyguladım ve benimsedim.
Öncelikle beslenme tarzımı değiştirdim. Hayatıma hareket, aktivite, spor ekledim ve bunları yaparken çok mutlu oldum. Spor yapıp da mutsuz olan bir insan olamaz zaten.
Bunun yanında 2015 yılında yogayla tanışmam hayatımın dönüm noktalarından biri oldu. Hem aralıksız yoga yapıyordum hem sağlıklı besleniyordum, hem kaliteli uyku uyumaya çalışıyordum. Stres yönetimimi de kontrol edebilince sağlıklı zindelik vs hepsi birden beni daha iyi bir versiyonuma taşıdı diyebilirim.
Vücudum ve sistemim için gerekli takviyeleri kullanmaya başlamak da fiziksel, ruhsal, zihinsel bütünlüğüme katkı sağladı.
Sağlıklı yaş almayı öğrenirken çevreme ilham olabilmek, bazen ezberleri bozabilmek, başka bir hayatın mümkün olabileceğini göstermek benim hayat amacım gibi oldu.
Ne yersen O’sun derken vücudumuza, sistemimize soktuğumuz her gıdanın bizi iyiye de kötüye de götürebileceğini anlatmak istedim. Sistemimize giren her şey bizi derinden etkiler. Bazen sistemi bozabiliyor, hastalıklara sebebiyet verebiliyor.
O sebeple yediklerimize ve çevresel faktörler de dahil sistemimize nüfuz eden her şeye dikkat edersek her şey olumlu yönde değişiyor.
Hayatımıza “iyi bir yaşlanma planı” hazırlayıp uygulayabilirsek ne mutlu bize.
Kısaca yaş aldıkça lokmaları azalt, adımlarını çoğalt. Yani az ye – çok yürü demek istiyorum.
Sağlıklı, huzurlu ve mutlu bir yaşam hepimizin olsun!