Yazılar – Panik Dergi

Yazılar – Panik Dergi

By Panik PodcastScienceTechnologyEducation
Download on the App Store

Yazılar – Panik Dergi episodes

  • Şükrü Aslan – Türk Sinemasının Tarihsel Gelişimi Ve Kimlik Arayışı
    Sinema ile tanışmamız Lumière kardeşlerin Sinematografi adı verilen aygıtı geliştirmesi sayesinde başladı. 1895 tarihinde başlayan bu serüven 125 yıldır aralıksız bir şekilde devam ediyor. Düşünceleri kitlelere ulaştıran bu icat, eğlence sektörünün merkezinde kendine her zaman bir pay bulmuştur. “Sinema tüm dünyayı eğlendiriyor bundan daha iyi ve daha gurur verici ne yapabilirdik” diyen Lumiere kardeşlerin bu sözleri tüm yılların özeti gibi.
    0 min
  • Şükran Ay – Öyle Bir Rüya Ki
    Hazırlıksız yakalandım, insan hiç rüyasında kalp atışlarını duyar mı? Derin bir sessizlik içinde saatin tik tak sesini duyar gibi duyuyorum işte. Şimdi sonsuz, beyaz bir boşluktayım daha öteye gidebilecek miyim bilmiyorum. Sancılı düşünceler sırtımı sıvazlar gibi yapıp iteliyor beni en sonsuza. Uykumun en tatlı yerinde acı bir his var içimde, bir de baktım ki tam şuracıkta alnından öpülesi bir çocuk. Hayra yormak istedim rüyayı, her şey gibi.
    0 min
  • Elif Sevim – Sevgili Derviş Özür Dilerim
    Ne olur kimse kimseye müdahale etmesin diye yalvarmak istiyorum. Bu öyle bir girdap ki müdahale etmemekten bahsederken bile yalvarmaktan, yani bir tür müdahaleden bahsediyorum. Zihnimiz öyle bir kelepçelenmiş ki çok bilinçli görünen cümlelerimizi daha sonra tarttığımızda aslında kendimize ait olmayan cümleler kurduğumuzu fark ediyoruz ve derin bir sancıyla ve utançla kıvranıyoruz. Ama iş işten geçmiş oluyor çünkü o cümleleri çoktan sarf etmişizdir. İçimiz hep “yarım kalmışlar ülkesi.”
    0 min
  • Şeyma Deniz Barık – Rüyalarımız Olmasa
    Göz kapaklarının kapanmasıyla zihin, tasarladığı yeni âleme kapılarını açar. Bu âlem, olmazların olduğu, sınırların silindiği, insanların uçtuğu, kuşların yürüdüğü, gökyüzünün yeşil, denizin kızıl, konuşmaların anlamsız, susmaların sonsuz, alışılmışın zıddı, hayretin doruk noktası olduğu bir âlemdir. Bu yüzdendir ki bu âlemin ismi, rüyetten türemiş olan ve kalple görülen “rüya” olmuştur.
    0 min
  • Merve Solgancak – Ro Si̇ Da
    Yürüdüğüm yolları kurduğum cümlelerle bütünleştirdim. Attığım her bir adım gittiğim her bir yol bir hikâye barındırıyor ve belli etmeye başlıyor artık gölgesini dizlerimdeki yara imgeleri. İmge diyorum çünkü bu denli cümlelerle kuşatılmış bir ruhun resmini görmek zor olmamalı. İzlerimi parke taşlarından, biçimsiz beton kaldırımlardan ve donuk yüz ifadelerinden okumak istemiyorum artık. Hangi yüze çarpsam, omuzlarıma binen yükün ağırlaştığını hissediyorum. Aynadan bakıyormuş hissi veriyor sanki. Sanki sürekli tekrara düşüyor tüm cümle biçimlerim. Sanki herkes tanıyormuş gibi beni.
    0 min
  • Gökhan Gül – Mekânın Yeni Sahibi Rap
    Kim derdi ki gün gelecek hayal olan gerçeğe dönüşecek. Tahmin bile edilemezdi bir gün kitle iletişim araçlarında, arabalarda, sokaklarda, her yerde olacak. Oysa hep ‘ha bugün ha yarın unutulur gider’denmişti. Unutulmak bir yana bu söylemlere inat daha da güçlenip ömrüne ömür kattı. Ve sahne artık RAP müziğin…
    0 min
  • Kübra Çamurdaş – Olaysız Dağılmak
    Bir yere kadar gelir ve bir kibrit çakar, kapı tıklar, lamba yanar. Durur ve dağılırsın öylece. Olaysız. Olaysız dağılmak daha acıdır. Bir şey olmamıştır çünkü. Sebep yoktur, durum yoktur, davalar sonuçsuzdur.
    0 min
  • M. Enes Polat – Tanışma Çayı
    Bir reklamda en çok çay tüketen ülkenin kendi ülkesi olduğunu görünce çok sevinmişti. Çay bir kültürdü yaşadığı topraklarda. O da bu kültürden payına düşeni fazlasıyla almıştı.
    Küçüklüğünden beri evlerinde çayın demlenmediği bir gün hatırlamazdı. Yemekten sonra babası çay içmezse başı ağrırdı. Gelen misafir az çay içmişse çay iyi olmamış mı diye düşünülür, bu yüzden küçük bir kriz çıkardı evde. Çay içmeden başladığı günlerde işleri hep ters giderdi. Öyle bitki çayı, sallama çay, soğuk çay gibi moda tabirlere de gıcık olurdu. Çay denince aklına uzun uzun demlenmiş tavşankanı renkte siyah çay gelirdi. Gittiği lokantalarda yemekten sonra çay ikram edilmezse ya da ikram edilen çay iyi değilse bir daha o işletmenin önünden geçmezdi.
    0 min
  • Emrah Aksoy – Bir Özgürlük Rüyası: Gladyatörler
    Yıllardır süren ve yaşamın öteki yüzü anlamına gelen ölümün gölgesi savaşın, tarih sahnesine ne zaman çıktığını bilmek için insanoğlunun bir araya gelerek kin ve nefreti iliklerinde hissettikleri zamana yolculuk etmek gerekir. Savaş ve kavgaların ne için olduğu, kin ve nefretin doğuş hikâyesi insanlığın varoluşunda gizlidir. Savaşları var edenler ile savaşlarla var olanlar arasındaki amansız kavga, savaşın da acımasız fakat bir o kadar da onurlu hâlini akıllarımıza kazıdı. Bu mücadele gladyatörlerin bir gün özgür kalabilme rüyasıyla vermiş olduğu ve aslında bizlerin de ayakta kalmak için hayata karşı verdiği üm savaşların kanlı hâlidir.
    0 min

About Yazılar – Panik Dergi

From the publisher's feed

Mardin Büyükşehir Belediyesi Gençlik Merkezi Panik Dergisi Podcastleri