
Sign up to save your podcasts
Or


HZ MEVLANA- Esma-ul Husna Zikri ve Virdü Kebir(Mevleviye)Münacatı
Mevlâna Celaleddin Rûmî Hazretleri’nin bazı sûre, âyet ve Peygamber Efendimiz’den gelen bazı dualardan terkip ve tertip olunmuştur Hz. Mevlâna'yı sevenler, onun yolundan gidenler onun mübarek dualarını asırlardır okuya gelmişler ve dillerine vird edinmişlerdir. Bu itibarla bu evrâd ; mevlevî âdâb ve erkânının başlangıcını teşkil etmektedir.
“Evrâd-ı Mevlâna (Mevleviyye)” ve Vird-ul Kebir denilen bu meşhur virdin değişik kütüphanelerde, birçok yazma nüshası vardır.
Şu güzel isimlerin hürmetine, o isimlerin şerefi ve kerameti hürmetine, O isimleri, müsemmâsına da’vet eden hürmetine, 4. O, isimlerin ma’nâları hürmetine. Allâh’ım! 5. Sabahımı hayırlı uğurlu ve mübarek kıl; 6. (beni) belâ ve kedere uğrayan, zillete düşüp de üzülen yapma. 7. Allah’ım şu günümüzün başını hoş, 8. ortasını selâmet, 9. sonunu da kurtuluş sebebi yap. 10. Allah’ım bu, yeni yaratılan bir gündür. 11. Onu, sana,tâat ü ibâdet etmem için bana aç; 12. senin mağfiretine ermekle ve hoşnutluğunu kazanmakla bitir. 13-15. Bu günde beni, senin benden kabul edeceğin ve senin pak kılıp bana artıracağın, güzel rızıklarla rızıklandır. Ve bu günde işlediğim günahlardan dolayı beni affet. Muhakkak sen çok mağfiret edicisin. Pek merhametlisin; kullarını çok seversin, çok mükrimsin. Allah’ım! Ben, hoşlanmadığım şeyi kendimden def etmeye, umduğumu elde etmeye muktedir olmadığım halde sabahladım. Hal ve keyfiyet de benim elimde olmayıp sen Allah’ımın elindedir.
Mevlana Celâleddin er-Rûmî (1207-1273)
Üstâd Bedîüzzamân Hazretleri der ki; Bil ki, ben hayatta sağ kaldıkça Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî (ks) Hazretleri’nin dediği gibi derim: ”Ben, hayatta kaldıkça, Kur’ân’ın bendesiyim. Ben Muhammed-i Muhtar’ın (asm) yolunun toprağıyım.”Üstad Hz. Hazret-i Mevlânâ benim zamanımda gelseydi, Risâle-i Nûr’u yazardı. Ben de Hazret-i Mevlânâ zamanında gelseydim, Mesnevî’yi yazardım. O zaman hizmet Mesnevî tarzındaydı. Şimdi Risâle-i Nûr tarzındadır.”
Mevlana Celâleddin er-Rûmî (1207-1273)
O, Cenâb-ı Hakk'ı delice seviyordu ve ufkunda hiç dinmeyen bir inilti vardı gece-gündüz. Halvette-celvette, her zaman ayrı ayrı muhabbet ve aşk u iştiyak fasılları yaşıyordu. Bütün bütün mâsivâdan tecerrüt edip kendini gönlündeki aşk u vuslatın gel-gitlerine salınca tamamen bir ateş topuna dönüyordu. içten içe ocaklar gibi yanıyor, ama asla gam izhar etmiyordu. Yanmayı aşkın gereği görüyor, âh u vah etmemeyi de vefa töresi sayıyordu. Ona göre, 'seviyorum' diyenler cayır cayır yanmalı ve bunu da maiyyet ve kurbetin bedeli saymalıydılar. Az yemeli, az içmeli, az uyumalı, konuşacakları zaman da sadece O'ndan söz açmalı ve hep 'hayret' yaşamalıydılar. O, 'Sevenin nasıl uyuduğuna şaşılır; evet, sevene uyumak haramdır.' derdi. Bir keresinde, (Cenab-ı Hakk'ın, Hazreti Davud'a hitaben:) 'Ey Davud! Kendini uykuya salıp beni düşünmeyen, sonra da aşk iddiasında bulunan yalan söylemiş olur.' sözünü naklettikten sonra 'Karanlık basınca aşıklar delirir-delirmeli.' demiş ve hep dediği gibi davranmıştı.
İşte Divan-ı Kebîr'de onun mağmalar gibi köpürüp duran his ve heyecan ummanından sadece birkaç damla:
'Elsiz-ayaksız kalmış zavallı gönlümde O'nun aşkına direnecek güç kalmadığı için mecnun gibiyim. Her gün, her gece beni bağlayan aşk zincirinin ucunu geveleyip duruyorum.
Sevgilinin hayâli gelip belirince kanlar içinde kalıyorum. Ben kendimde olmadığım için O'nu gönül kanıyla boyarım diye korkuyorum. Aslında Sen, her zaman aşk ateşiyle yanıp yakılan bu âşığın gecelerini perilerden sormalısın.. Herkes gidip uyudu; gönlünü O'na kaptırmış olan ben ise uyku nedir bilmiyorum. Bütün gece gözlerim göklerde yıldız saymakta; O'nun aşkı uykumu öyle bir alıp götürdü ki, bir daha geri geleceğini sanmıyorum...'
Eğer O'nun aşk u heyecanı ve vecd ü hafakanlarının özü sayılan şiir divanlarının ruhu sıkılacak olsa, ondan hep böyle aşk u iştiyak ağlamaları, vuslat ve ümit nağmeleri dökülecektir. Mevlânâ bir ömür boyu sevmiş, sevildiği inancıyla oturup kalkmış, hep O'na karşı olan aşk u alâkasını dillendirmiştir. O, bu engin aşk u alâkasını her seslendirişinde de O'na yalnız yürümemiştir; kendini dinleme bahtiyarlığına ermiş-çevresini de alıp beraber götürmüştür. Evet o, kendisine sunulan semavî ziyafet sofralarından, o ışık hâlesi içinde bulunanlara da kâse kâse sunmayı âdeta bir vefa borcu bilmiştir.
İşte ona ait bir semavî yolculuk sergüzeştinden etrafa akseden bir kaç müteşâbih nağme:
'Aşk burakı aklımı da gönlümü de aldı götürdü. Nereye götürdüğünü bana sorma. Aklımı da gönlümü de alıp ötelere götürdü. Yürüyüp öyle bir revaka ulaştım ki, orada ne ay var ne de gün; öyle bir dünyaya eriştim ki, orada dünya da dünya olmaktan çıkmış...' Bu seyahat, mirac-ı Ahmediye'nin gölgesinde öyle bir uruc ve bir semavî yolculuk ki, Süleyman Çelebi ifadesiyle, 'Ne mekân var ânda ne arz u semâ.' Görüp duydukları, bakıp temâşâ ettikleri gözlerin görmediği, kulakların işitmediği, akl u fikrin kavrayamadığı özel iltifat tecellileriydi ve bunlar herkese de müyesser değildi. O, gitti, gördü, tattı ve bir fâninin bilebileceği çerçevede bilinebilecek her şeyi bildi. Görmeyenler bilemez, tatmayanlar duyamaz; duyanlar da çok kez sır vermez, sır verseler de onu herkes ihâta edemez. Gâlib'in ifadesiyle:
"Bir şu'lesi var ki şem'-i Canan'ın
Mevlânâ'nın bütün bir varlığa karşı duyduğu muhabbet, alâka ve insanlarla münasebetlerindeki sıcaklık, ondaki o derinlerden derin ilâhî aşkın bir izdüşümüydü. Fıtratı sermest-i câm-ı aşk olan Hazreti Pir her şeyi sevmiş, topyekün varlığı muhabbetle kucaklamış, her nesne ile bir çeşit diyaloğa geçmişti ki; bütün bunlar, onun Allah'a karşı o derin aşk u alâkasının yansımasından başka bir şey değildir.
İcâbet saatinin zevalden itibaren namazın başlamasına, imamın minbere çıkmasından namazın başlamasına veya bitimine ya da ezandan itibaren namazın eda edilmesine kadar devam ettiği, ayrıca fecir ile güneşin doğuşu, ikindi namazı ile güneşin batışı arasında olduğu şeklinde çeşitli görüşler ileri sürülmüştür. Hz. Peygamber (asm)’in, “Ben onu biliyordum, ancak Kadir Gecesi gibi o da bana sonradan unutturuldu.” (Hâkim, Müstedrek, 1/279) meâlindeki hadisine dayanarak esmâ-i hüsnâ arasında ism-i a‘zamın, Ramazanın son on günü içinde Kadir Gecesinin gizli tutulması gibi, icâbet saatinin de insanların bütün gün boyunca Allah’a yönelmeleri için gizli tutulduğu ifade edilmiştir.
Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki:
Cuma günü okunmasi tavsiye edilen sureler;Yasin,Mülk(Tebareke),Amme,Duhan,Rahman,Kehf (tümü veya ilk on ayet- son on ayet ), Secde,Vakia,Fetih,Cuma,Amenerrasulu,Hasr suresinin sonu...ihlas,felak,nas sureleri
Cuma akşamı Yâsîn Suresi'ni okuyanın günahlarının affedileceği ümit edilir.
Kehf,Yasin,Fetih,Mülk(Tebarek) surelerini Türkçe açıklamalarıyla beraber Zakirin platformunda kaydettik.
Hz. Osman (RA) Peygamber Efendimiz'in (SAV) üçüncü halifesidir. Kendisi en asil ve mümtaz bir aileye mensuptu. Resûl-i Ekrem (SAV) ile dedeleri, beşinci cedleri olan Abdül-Menafda birleşir.Hz. Osman'ın (RA) birçok yüksek hasletleri vardı.
Hz Ali Ra efendimizden rivayet edilen üstadımizinda dua mecmuasina aldığı Hz Osman Efendimizin Hizbul Kur an -Munacaat-ul Kur’an ve Tevhitname Dualarını ve Meşhur Su Kasdesi-1 bu bölümde dinleyebilirsiniz..
Hz. Ömer (RA), çâr-yâr-ı güzîn efendilerimizin ikincisidir. Hz. Ömer'in (RA) İslâm'ın yayılmasında ve inkişafında hususî bir yeri vardır. O'nun İslâmiyete girmesi, İslâm'ın inkişafında bir dönüm noktası olmuştur. O zamana kadar Müslümanlar Hz.Erkam'ın (RA) evinde gizli ibadet ederlerdi.
Bu bölümdeki okumalar aşağıdaki şekilde devam ediyor.
ZAKİRİN-7 (Hz Omer RA Duaları, 26 dk)
ZAKİRİN-7 (1-Hz Omer RA Fazileti ve Duaları-13 dk)
ZAKİRİN-7 (2-Hz Omer RA Duaları,Çar-ı Yar ı Güzin İlahi, Fetih Suresi-13)
Birinci bölümde Hz Peygamberimizin mubarek dualarını okumustuk. Bu kısımda Hulefa-i Raşidin Efendilerimizin mevsuk ve mergub bazı dualarını okuyacagiz..
Hz Ebubekir Efendimiz; İslâm’dan önceki 38 yıllık hayatında dahî içki kullanmamış, putlara tapmamış, dâimâ nezih ve örnek bir şahsiyet sergilemiştir. Allah Resûlü, Peygamberliğini îlân ettiğinde, hemen îmân etmiştir. Hz. Muhammed (s.a.v.) 622 yılında Mekke’den Medine’ye hicret ettiğinde O’na yol arkadaşlığı yaptı.Âyet-i kerîmeleri ve Peygamber Efendimiz’in sözlerini en iyi o anlardı.[3] Zira ömrü boyunca Efendimiz’den hiç ayrılmamıştı. Nebiler Nebisinin en yakın arkadaşı, sırdaşı, kayınpederi, sağ kolu veziri olan o Kamet-i Bala icin Efendimiz ona şu ebedî müjdeyi vermişlerdi:
Risale-i Nur’da dageçen "Mü’minler Cehenneme gitmemek için Allah’tan isterim, benim vücudum Cehennemde büyüsün ki, onların yerineazap çeksin" (Emirdağ Lahikası s. 377) şeklindeki ifadeler, ne kadar merhamet ve sevgiyle dolu bir kalbe sahip olduğununönemli bir tezahürüdür.
Bu bölümdeki okumalarımız aşağıdaki şekilde devam ediyor.
ZAKİRİN 6 (Hz Ebu Bekir RA Duaları,34 dk)
ZAKİRİN-6 (1-Hulefai Raşidin-Hz Ebu Bekir RA-9 dk)
ZAKIRIN-6 (2-Hz Ebu Bekir Münacaatı,Fazileti-17 dk)
ZAKIRIN-6 (3-Ebu Bekir RA Duaları-5 dk)
Yatsı namazından sonra okunması tavsiye edilen Amenerresulu...ayetleri hakkında Allah Rasûlü (s.a.v.) şöyle buyurur:
Rivayetlerde, Peygamber Efendimiz (asm) bu âyetlerde bu şekilde duâ ederken, meleklerin “Âmin” dedikleri bildiriliyor.
Bu programdaki okumalar aşağıdaki şekilde devam ediyor
ZAKİRİN -5 (Yatsı-Vitr-Teheccüt Duaları,42 dk)
ZAKİRİN-5 (1-Yatmadan önce Okunacak Dualar -Seher Duaları -14 dk
ZAKİRİN-5 (2-Amerresulu Fazileti,Bu Gece Hakkı içün İlahi-13 dk)
ZAKİRİN-5 (3-Teheccüt-Hacet Duaları-17 dk)
Evet, her bir namazın vakti, mühim bir inkılâp başı olduğu gibi, azim bir tasarruf-u İlahînin âyinesi ve o tasarruf içinde ihsânât-ı külliye-i İlahiyenin birer mâkesi olduğundan, Kadîr-i Zülcelâl’e o vakitlerde daha ziyade tesbih ve tazim ve hadsiz nimetlerinin iki vakit ortasında toplanmış yekûnuna karşı şükür ve hamd demek olan namaza emredilmiştir."
"Fecir zamanı, tulûa kadar, evvel-i bahar zamanına, hem insanın rahm-ı mâdere düştüğü âvânına, hem semavat ve arzın altı gün hilkatinden birinci gününe benzer ve hatırlatır ve onlardaki şuûnât-ı İlâhiyeyi ihtar eder.
Sabah namazının vakti, mevsimlerden baharın başlangıcı, insanın ömründe anne karnına düşmesi, sema ve dünyanın altı günlük yaratılış sürecinin birinci gününe işaret edip bu merhalelerde yaratılan harika sanat ve işlere işaret ediyor. Demek biz seher vaktinde namaza kalktığımız zaman bu manaları tefekkür ederek namaz kılarsak, o külli İlahi maksatlara uygun hareket etmiş oluruz.
Cûşa gelir dağ ile taş feryâd eder vakt-i seher
Bu programdaki okumalarımızı aşağıdaki şekilde devam edecek.
ZAKİRİN-4 (Sabah Duaları-2, Akşam Duaları, 58 dk)
ZAKİRİN-4 (1-Nabi-Sakın Terki Edepten, Sabah Duaları-17 dk)
ZAKİRİN-4 (2-Sabah Duaları-17 dk)
ZAKİRİN-4 (3-Akşam Duaları-Seher Vakti İlahi-11 dk)
ZAKIRIN-4 (4-Akşam duaları-Mest u Hayranım İlahi-10 dk)
From the publisher's feed