Allah Kelâmı Kur'ân-ı Kerîm'in Açıklamalı Meali - Ali Ünal

Allah Kelâmı Kur'ân-ı Kerîm'in Açıklamalı Meali - Ali Ünal

By Pirlanta DinleArtsBooks
Download on the App Store

Allah Kelâmı Kur'ân-ı Kerîm'in Açıklamalı Meali - Ali Ünal episodes

  • 28. Yunus Suresi - Allah Kelâmı Kurân-ı Kerim'in Açıklamalı Meali

    Eğer Allah sana bir sıkıntı, bir zarar dokundurursa, onu yine Allah’tan başka giderecek yoktur; eğer sana bir hayır dilerse, bu takdirde O’nun lütf u keremini engelleyecek de yoktur. O, lütf u keremini kullarından dilediğine eriştirir. O, Ğafûr (kullarının hatalarını ve günahlarını çok bağışlayan)dır; Rahîm (bilhassa tevbe ile Kendisine yönelen kullarına karşı hususî rahmet ve merhameti pek bol olan)dır.”

    1 hr 16 min
  • 27. Tevbe Suresi 38. - 129. Ayetler - Allah Kelâmı Kurân-ı Kerim'in Açıklamalı Meali

    128. Size kendi aranızdan, (bizzat içinizde doğup büyümüş) bir Rasûl geldi: (bırakın azaba düçar ve müstahak olmanızı, ) bir sıkıntıya bile uğramanız O’nun yüreğine oturur; size çok düşkün olup üzerinizde titrer; mü’minlere karşı son derece şefkatli ve son derece merhametlidir.

    129. (Ey Rasûlüm! Sen böyle onların üzerine titrerken) onlar halâ senden ve yolundan yüz çevirecek olurlarsa de ki: “Bana (yardımcı ve destekçi olarak) Allah kâfidir. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Ben O’na dayandım, O’na güvendim ve O, (bütün kâinatın, bütün varlıkların idare merkezi olan) Büyük Arş’ın Rabbi, (bütün kâinatın mutlak Sultanı, bütün varlıkların yegâne sığınağı, besleyip yaşatanı, koruyup gözeteni)dir.”

    1 hr 26 min
  • 26. Tevbe Suresi 1. - 37. Ayetler - Allah Kelâmı Kurân-ı Kerim'in Açıklamalı Meali

    Kendilerini İslâm’a nisbet eden, dolayısıyla Müslüman olarak anılmakla birlikte İslâm’ı gerçek manâda hayatlarına hayat yapamayan insanlar, bazen küfür dünyası karşısında mağlûp duruma düşebilirler. Fakat bu, asla İslâm’ın mağlûbiyeti değildir. İslâm, din olarak her zaman bütün dinlerin üzerinde bir mevkie sahiptir. Bu, ilk günden itibaren böyle olduğu gibi, bugün de böyledir ve gelecekte de böyle olacaktır. Müslümanların, tarihlerinin en zavallı dönemlerini yaşadıkları son birkaç asırda bile İslâm, her türlü gelişmiş teknik ve vasıtaya sahip bir hasım dünyanın her cepheden ardı-arkası kesilmez saldırılarına rağmen ilk günkü gibi yerindedir ve bu süre içinde pek az kişi İslâm’dan çıkıp başka dinlere girerken, diğer dinlerden yine çok sayıda insan İslâm’a girmeye devam etmektedir. Günümüz Müslümanlarının onca eksiğine, hatasına ve kusuruna, İslam’ı temsil ve tatbikteki onca yanlışlarına ve yetersizliklerine ve hasım dünyanın İslâm’ın imajını olduğundan farklı göstermek için ortaya koyduğu onca çabaya rağmen, Batı’da pek çok insan, herhangi bir dine inansın inanmasın, İslâm’dan etkilenmeye devam etmektedir.

    44 min
  • 25. A'râf Suresi 179 - 206 Ayetler ve Enfâl Suresi - Allah Kelâmı Kurân-ı Kerim'in Açıklamalı Meali

    Güçlü bulunma, bütün mü’minlerin üzerine borçtur. Aslında İslâm, modern devletin hemen bütün fonksiyonlarını, duruma göre kifaî farz, vacip veya sünnet olarak mü’minlerin tamamına yükler ve Kur’ân-ı Kerim’de açıkça görüldüğü üzere Cenab-ı Allah, bu tür fonksiyon ve görevleri ifade buyururken genellikle “Ey iman edenler!” diye hitapta bulunur. Mü’minler, yapılacak işlere göre iş bölümüne gider ve zamana, şartlara göre gerekli müesseseleri oluştururlar. Sürekli güçlü bulunma borcunu ifanın en önemli yollarından biri, Allah yolunda infak, yani herkesin verecek, ortaya koyacak nesi varsa verip ortaya koymasıdır. Bu, zekât yoluyla olur, belli durumlarda zekâttan ayrı vergilendirme yoluyla olur veya çok önemli durumlarda genel seferberlik yoluyla olur.

    1 hr 26 min
  • 24. A'râf Suresi 103. - 178. Ayetler - Allah Kelâmı Kurân-ı Kerim'in Açıklamalı Meali

    Allah, bir kimse veya topluluk yoldan çıksın diye onları imtihan etmez. Cenab-ı Allah (c.c.), kâinatın işleyişi ve hayat için belli kanunlar koymuştur. Din de, bizim ferdî ve içtimaî hayatımızı düzenlememiz maksadıyla Cenab-ı Allah’ın, rasûlleri vasıtasıyla gönderdiği bir diğer kanunlar bütünüdür. Bunlar, bizim hem bütün diğer varlıklarla olan münasebetimizi ve onlara karşı vazifelerimizi, hem de Cenab-ı Allah’la (c.c.) olan münasebetimizi ve O’na karşı vazifelerimizi içine alır. Bu her iki kanunlar bütününe uyup uymamanın sonuçları vardır ve biz bu sonuçları, ne yaparsak ne ile karşılaşacağımızı, (özellikle dinî sahada) peygamberler veya onların getirdiği kitaplar vasıtasıyla Allah’ın bildirmesi, ayrıca kâinat ve hayat üzerindeki çalışmalarımız neticesinde öğreniriz. Fert fert her birimiz ve her toplum, kendi yaptıklarının karşılığını görür. İşte Cenab-ı Allah’ın imtihan diye buyurduğu budur ve bu manâda bütün hayat, bir imtihandan ibarettir

    1 hr 9 min
  • 23. A'râf Suresi 35. - 102. Ayetler - Allah Kelâmı Kurân-ı Kerim'in Açıklamalı Meali

    Mü’minlerin başına gelen büyük–küçük her musibet, birtakım günahlarının affedilmesine sebep olur. Allah, bazı kullarının günahlarını ölüm hastalığında, bazılarınınkini kabirde, bazılarınınkini Mahşer’de, bazılarınınkini ise Terazi’de ve defterlerin verilme ânında temizler. Bütün bunlardan sonra, günahlarının tamamı silinmemiş ve henüz Cennet’e girmeyi hak etmemiş daha bazıları kalır ki, bunlar da, bir yandan Cehennem’in dehşetini duyup cehennemliklerin halleri karşısında ürperecekleri, bir yandan Cennet’in tatlı esintilerini hissedip Cennet ehli karşısında inşirah duyacakları bir ‘yer’ olarak A’râf’ta bir süre bekletilirler. İşte âyette anılan zatlar, bunlar olsa gerektir.

    54 min
  • 22. En’âm Suresi 131-165, A'râf Suresi 1- 34 Ayetler - Allah Kelâmı Kurân-ı Kerim'in Açıklamalı Meali

    Gerçekten de yeryüzüne ve yeryüzünden kâinata baktığımızda insanın ne büyük nimetlerle donatılmış olduğu anlaşılır. Yeryüzü, insan için hazırlanmış ve insana yeryüzünde yaşayabileceği bir donanım verilmiş; ayrıca o, sadece yeme içme–evlenme değil, bütün duyularını ve duygularını doyuracak şekilde donatılmıştır. O kadar ki, sadece yeryüzü değil, güneş, ay, yıldızlarıyla bütün gökyüzü de, sanki gökyüzüne nisbeten bir noktadan ibaret olan yeryüzünün halifesi insana hizmet etmektedir. Kendisine yapılan en küçük bir iyiliğe teşekkür etme his ve ihtiyacı duyan insanın, bütün bu nimetler karşılığında onları veren Allah’a (c.c.) şükretmemesi ne büyük nankörlüktür. Bu şükrün esası ise, önce bu nimetlerin Cenab-ı Allah’tan (c.c.) olduğunu bilip itiraf etmek, sonra da O’nun bize tayin buyurduğu yoldan yürümektir. En kısa ifadesiyle, iman ve bütün şubeleriyle ibadetten oluşan bu şükür, gelecek bir mükâfat için değil, geçmiş nimetler için yerine getirilmesi gereken bir borçtur. Yani, insanın iman ve ibadeti, Cennet dahil gelecek mükâfatın sebebi değil, geçmiş nimetlerin gerektirdiği bir borç olup Cennet, Cenab-ı Allah’ın (c.c.) bütünüyle fazl ve rahmetinden verdiği bir başka nimettir. Bu bakımdan Kur’ân-ı Kerim, Cennet’e giren insanların tavrını, kalblerinde hissedip ağızlarından dökülecek “Bütün hamd, Âlemlerin Rabbi Allah içindir!” sözüyle ifade eder.

    1 hr 5 min
  • 21. En’âm Suresi 56. - 130. Ayetler - Allah Kelâmı Kurân-ı Kerim'in Açıklamalı Meali

    Kur’ân-ı Kerim’de yer yer Allah’ın hükümlerine uymanın önemle vurgulandığı âyetlerin ardından yenilmesi helâl ve haram yiyeceklere atıfta bulunulmakta ve bu konuda gösterilmesi gereken hassasiyete dikkat çekilmektedir. İnsanların, nefislerine en çok mağlûp olduğu ve dikkatsiz davranabilecekleri sahalardan biri yeme-içmedir. Bunun yanısıra, tarih boyu pek çok millet, yeme-içme konusunda din adına kendilerince bazı kurallar getirmiş, haram-helâl düsturları koymuşlardır. Eğer bu konuda hüküm insanlara bırakılsa, her topluluk veya o toplulukta yetkiyi ellerinde bulunduranlar, kendi keyiflerine ve menfaatlerine göre bazı yiyecekleri helâl veya yasal addederken, bazılarını haram addedebilir veya yasaklayabilirler. Ayrıca, yeme-içmenin insanın şahsî, içtimaî ve manevî hayatında da oldukça önemli yeri vardır. Bu yüzden Kur’ân-ı Kerim, helâl-haram mevzuunda yeme-içmeye dikkat edilmesine hususî önem vermekte ve bu konuda önemli ikazlarda bulunmaktadır

    1 hr 13 min
  • 20. Mâide Sûresi 101-120 ve En’âm Suresi 1- 55 Ayetler - Allah Kelâmı Kurânı Kerim'in Açıklamalı Meali

    Dünyanın üç yüzü vardır: Birinci yüzü, Allah’ın isimlerine bakar. Dünyadaki her şey, her hadise, Allah’ın isimlerinin tecellilerinin neticesi olmakla, sıfatları ve isimleriyle Allah’a delildir, işarettir. Âhiret’e bakan ikinci yüzüyle dünya, Âhiret’in tarlasıdır; Cennet ve Cehennem, bu dünya tarlasına ekilen iman veya küfür ve amel tohumlarının boy vermiş şekli olarak karşımıza çıkacaktır. Dünya, bu iki yüzüyle çok önemlidir; o kadar ki yer, gökler ve yer şeklinde Kur’ân’da bir arada anılmakla göklere denk tutulmuştur. Dünyanın üçüncü yüzü, insanın nefsî arzularına, eğlenceye, beşerî tutkulara bakar ki, işte Kur’ân-ı Kerim’de yerilen dünyanın bu yüzüdür. Bu yüzüyle dünya fâni, boş, oyun, eğlence, mal biriktirip evlât ve mal çokluğuyla övünmeden ibarettir ve bir hadis-i şerifte ifade buyurulduğu üzere, bütün kötülüklerin başıdır (Beyhakî, Şuabü’l-İman).

    1 hr 6 min
  • 19. Mâide Sûresi 27. - 100. Ayetler - Allah Kelâmı Kurân-ı Kerim'in Açıklamalı Meali

    İnsanlar arasında iki türlü ihtilâf vardır. Bunlardan birisi yaratılıştan gelen, zekâ fonksiyonlarındaki, güç kuvvet, arzu, karakter, gaye gibi hususlardaki fıtrî ihtilâflardır ki, bunlar hem farklı mesleklerin kaynağıdır, hem de müsbet terakkinin ve hayırlarda yarışmanın sebebidir. Bir de, nefsaniyetten ve menfaat paylaşımı veya çatışmasından kaynaklanan ihtilâflar vardır ki, bunlar da maddî terakkiye hizmet etmekle beraber, yeryüzünde fitne ve fesadın da en önemli sebeplerini oluşturur. Gerçi maddî ve ilmî terakkinin asıl üstadları da peygamberler olmakla birlikte, onlar genellikle tohumu atar ve insanlar, bu tohumları yeşertirler. İşte bu ilmî ve maddî terakkinin değiştirdiği siyasî, içtimaî ve iktisadî şartlar, farklı zamanlarda aynı iman, ibadet, ahlâk, hattâ temel helâl-haram esaslarında ittifak etmekle birlikte, farklı şeriatlarla farklı rasûllerin gönderilip, farklı kitapların verilmesini gerektirmiştir. Son peygamber Hz. Muhammed aleyhissalâtü vesselâm’in risaleti beşer tarihinde özellikle ilim ve teknik gelişmeler, ulaşım ve haberleşme vasıtaları açısından büyük ölçüde bir geçiş noktası olma özelliği taşıdığından evrensel, önceki rasûllerin her birinin misyonu ise belli zaman ve topluluklarla sınırlı olmuştur.

    1 hr 17 min

About Allah Kelâmı Kur'ân-ı Kerîm'in Açıklamalı Meali - Ali Ünal

From the publisher's feed

Ayetlerin Kur’an’ın bütünlüğü içindeki anlamlan açık ve anlaşılır biçimde veriliyor. Özlü bir tefsir niteliğinde bir meal çalışması. Onda, bütün kapsayıcılığı içinde imanî gerçekleri, ibadet, ahlâk,…