Allah Kelâmı Kur'ân-ı Kerîm'in Açıklamalı Meali - Ali Ünal

Allah Kelâmı Kur'ân-ı Kerîm'in Açıklamalı Meali - Ali Ünal

By Pirlanta DinleArtsBooks
Download on the App Store

Allah Kelâmı Kur'ân-ı Kerîm'in Açıklamalı Meali - Ali Ünal episodes

  • 38. İsra Suresi 40.-111. Ayetler - Allah Kelâmı Kurân-ı Kerim'in Açıklamalı Meali

    Peygamber Efendimiz aleyhissalâtü vesselâm, Medine’de insanların inanması adına olmaktan çok, daha başka sebep ve vesilelerle pek çok mucize göstermişse de (bkn. Mektubat, “19. Mektup”), Mekke’de ayın yarılması gibi, bazılarına gösterilen bir-iki mucize dışında fazla mucize göstermemiştir. Bunun birinci sebebi, Kur’ân-ı Kerim’in O’nun en büyük mucizesi olması, diğer sebebi de, Cenab-ı Allah’ın Mekkelilerin büyük çoğunluğunun ileride İslâmiyet’e sahip çıkacağını bilmesi idi. İnsanlığın ilme ve akla döküleceği bir zaman diliminde Kıyamet’e kadar geçerli bir kitap olan Kur’ân-ı Kerim, insanları ısrarla düşünmeye, aklı kullanmaya, bakıp görmeye, incelemeye, muhakemeye ve öğrenmeye çağırır. O, kâinatta olup biten her şeyin aslında bir mucize olduğunu ortaya koyar. Bu mucizeler üzerinde hiç düşünmeyen insanlara başka mucizeler de tesir etmeyecektir. Önemli olan, insanın kâinatı ve hadiseleri okumasıdır ve daha ilk inen âyetinde Kur’ân’ın emrettiği budur.

    1 hr
  • 37. İsra Suresi 1.-39. Ayetler - Allah Kelâmı Kurân-ı Kerim'in Açıklamalı Meali

    Allah, kulları temel rızıkla yetinsin ve çalışmasınlar diye emretmez. Aksine, insan için ancak emeğinin karşılığı vardır (Necm Sûresi/53: 39) buyurarak, kullarını helâlinden kazanmaya ve hem kendileri, hem sorumlulukları altındaki kimseler için, ayrıca İslâm yolunda harcamaya ve başkalarına yardım etmeye çağırır. O, insanı yeryüzünün halifesi olarak onu imar etsin, Allah’ın orada yarattığı rızıkları çıkarsın, onları başkalarıyla adalet ve hakkaniyet ölçülerine göre paylaşsın, paylaştırsın, böylece şükür duygularını da coşturup, Kendisi’ne şükretsin diye yaratmıştır. O’nun nazarında helâlinden kazanıp, hem kendi hem de sorumluluğu altındakilerin geçimini sağlayan, başkalarına yardım eden, rızası istikametinde harcayan ve şükreden bir kul, fazla çalışmayıp en azla yetinen bir kuldan çok daha hayırlıdır. Hattâ kişinin şehvetlerini kontrol etme ve manen yol alma, ruhen olgunlaşma adına riyazet övülmüş ve tavsiye edilmişse de, –lükse girmeme, tüketimde aşırı gitmeme ve şehvetleri azdırmama kaydıyla– çalışıp helâlinden kazanmak, kendisinin ve sorumluluğu altındakilerin geçimini sağlamak, Allah yolunda harcamak, başkalarına yardım etmek ve şükretmek, riyazetten daha hayırlıdır. Allah’ın men ettiği hırs ve tama’, haramdan kazanma, bencillik, biriktirme, şehvetleri kamçılama ve tüketimde aşırı gitmedir. O, dünya hayatının gaye haline getirilmesini istemez.

    1 hr 5 min
  • 36. Nahl Suresi - Allah Kelâmı Kurân-ı Kerim'in Açıklamalı Meali

    Bir hayvanın, denebilir ki daha doğar doğmaz ortaya koyduğu davranışlar, onun hayatı için gerekli bütün bilgileri almış ve bütün melekeleri gelişmiş olarak dünyaya geldiği intibaını verir. O, türüne göre, birkaç saat, birkaç gün veya birkaç ay içinde artık hayatını tam olarak sürdürebilecek kapasiteye bütünüyle ulaşır. Meselâ, bir serçe veya bir arı, bir aydan daha az bir zaman içinde çevresine tam uyum sağlayacak kabiliyetlerle donanmış olur ki, bir insanın bu seviyeye gelmesi, en azından 20 yıl tutar. Bu demektir ki, hayvanlar hayata onları, hayatlarını, hayat şartlarını ve çevrelerini bilen biri tarafından hazırlanıp gönderilmektedir ve onların aslî vazife ve fonksiyonları öğrenerek mükemmelleşme değildir. Ayrıca onlar, acz ve fakrlarını şefaatçi yaparak şuurlu bir şekilde dua etmeye de mecbur değillerdir. Onlar, hayatlarını ona hazırlandıkları biçimde sürdürmek mevkiindedirler ve bu, belki bilemediğimiz ve anlayamadığımız daha başka ibadet şekilleriyle birlikte onların dualarıdır, ibadetleridir.

    1 hr 18 min
  • 35. Hicr Suresi - Allah Kelâmı Kurân-ı Kerim'in Açıklamalı Meali

    Işıktan daha lâtif ışıkla (nur) başlayıp toprakla sona eren yaratılış merhalelerinin her safhasında Allah (c.c.), o safhaya uygun canlılar var etmiş ve bu canlıların bazılarına şuur da vermiştir. Dolayısıyla, kâinatın her alanında, o alana münasip canlı türleri mutlaka vardır. Ayrıca, nasıl Allah ışık, esir, hava, ateş, su ve topraktan canlılar yaratmaktadır, aynı şekilde O, insanın sarfettiği her sözden ve işlediği her işten de insana bir başka dünya hazırlamaktadır. Bu dünya, Âhiret’te, yani diğer dünyada onun karşısına Cennet veya Cehennem olarak çıkacaktır. Nasıl O, küçücük bir tohum veya çekirdekten dev gibi ağaç çıkarıyorsa, aynı veya benzer şekilde, Kıyamet’in sarsıntılarıyla ve bu sarsıntılar neticesinde Âhiret’e has bir keyfiyet kazandıracağı bu dünyanın malzemesinden de çok geniş Âhiret alemlerini yaratacaktır. Yukarıda ifade olunduğu gibi, insanın dünyada yaptıklarından da, keyfiyetini tam olarak kavramamız mümkün olmayan bu âlemde onun cennet veya cehennemine vücut verecektir.

    59 min
  • 34. İbrahim Suresi - Allah Kelâmı Kurân-ı Kerim'in Açıklamalı Meali

    Hz. İbrahim (a.s.), kendisini namazı hakkıyla kılan bir kul yapması için Allah’a dua ederken, bu duaya soyunu da katmakta, fakat tamamını katmamaktadır. Burada, yukarıda 10’uncu dipnotta referans verildiği gibi, Bakara Sûresi 124’üncü âyete telmih vardır. O biliyordu ki, soyunun tamamı namazı hakkıyla yerine getiremeyecek ve onların içinden zalimler de çıkacak. Bu da gösterir ki, en büyük beş peygamberden biri de olsa, salih bir insanın soyundan gelmek mutlaka salih olmaya sebep değildir ve böyle olmaya yetmemektedir. Dolayısıyla hiç kimse ve hiçbir toplum, bütünüyle seçilmiş olduğunu iddia edemez. Bu husus, Hz. İbrahim’in, “Rabbimiz, bizi Sana tam manâsıyla teslim olmuş (Müslüman) kıl ve soyumuzdan da Sana tam teslim olmuş (Müslüman) bir ümmet var et!” (Bakara Sûresi/ 2: 128) duasında da açıktır.

    31 min
  • 33. Ra’d Suresi - Allah Kelâmı Kurân-ı Kerim'in Açıklamalı Meali

    İslâm her şeyden önce kâinatın dinidir, çünkü İslâm, Âlemlerin Rabbi olan Allah’a secde ve teslimiyetin adıdır. Güneş, ay, yeryüzü, kısaca insan vücudu dahil bütün varlıklar, Allah’a itaat içinde olduğundan Müslümandır. İnanmayanlar ve ateistler bile bu manâda Müslümandırlar; çünkü onların vücutları ve biyolojik-fizikî hayatları da Allah’ın çizdiği çerçeve içinde O’nun koyduğu kanunlara tâbidir. Dolayısıyla kâinattaki her şey, isteyerek veya istemeyerek, yani herhangi farklı bir seçeneği olmadan Allah’a secde halindedir, O’na olan teslimiyetini ilan etmektedir

    54 min
  • 32. Yusuf Suresi 58. - 111. Ayetler - Allah Kelâmı Kurân-ı Kerim'in Açıklamalı Meali

    Bütün o rasûllerin kıssalarında gerçek akıl ve idrak sahipleri için üzerinde durulup düşünülmesi gereken bir ibret vardır. Bilin ki Kur’ân, uydurulmuş bir söz değildir. O, kendinden önce gönderilmiş bulunan (İlâhî) kitapları (aslî halleri, halâ ihtiva ettikleri gerçekler ve İlâhî kaynakları itibariyle) tasdik eder (ve esasen onlar da Kur’ân’a delildir). Ayrıca o, açıklanması gereken her şeyi açıklar ve imana, imanda derinleşmeye açık kimseler için de baştan sona bir hidayet kaynağı ve çok büyük bir rahmettir.

    45 min
  • 31. Yusuf Suresi 1. - 57. Ayetler - Allah Kelâmı Kurân-ı Kerim'in Açıklamalı Meali

    Kur’ân-ı Kerim’in Arapça inmesinin önemli bir sebebi, diller içinde Arapça ölçüsünde Kur’ân’ın manâ ve muhtevasını ifade edebilecek bir başka dilin olmamasıdır. Biraz dil, yani dil bilim bilen her insan, bu gerçeği rahatlıkla görebilir. Peygamber Efendimiz’in Arapların içinden çıkmış olması ve dolayısıyla İslâm’ın ilk muhataplarının Araplar olması da, Kur’ân’ın Arapça indirilmiş olmasında önemli bir faktördür. Bu, bazı hikmetlerini bilip, bazılarını bilemeyeceğimiz İlâhî bir tercihtir. Şurası da bir gerçektir ki, hangi ırk, renk ve dilden olursa olsun, asırlarca birbirleriyle iç içe yaşamış Din mensuplarının arasına tefrika sokmak, insanları Din’den koparmak, Din’in önemli bir birleştirici unsur olduğu çok milletli büyük devletleri ortadan kaldırıp insanlığa daha rahat hükmetmek için ortaya çıkarılan ve Kur’ân’ın cahiliye asabiyeti olarak yasakladığı milliyetçilik ambalajlı ırkçılık hareketleri, sözünü ettiğimiz gayelerle Arapça’ya hücum edinceye kadar tam 13 asır, Kur’ân’ın Arapça olması hiç bir problem teşkil etmemiştir. Bunu problem yapanların, Kur’ân’la, ibadetle hiç alâkaları olmadığı halde başka başka dillerde Kur’ân ve ibadet arayışına girenlerin asıl niyeti, Müslümanları birbirine düşman yapma, Kur’ân’ın tesirini kırma ve bu şekilde İslâm’ı darbeleme olup, bunlara destek verenler de, bilerek veya bilmeyerek aynı gayeye hizmet etmektedirler.

    1 hr
  • 30. Hud Suresi 50. - 123. Ayetler - Allah Kelâmı Kurân-ı Kerim'in Açıklamalı Meali

    Allah, mutlak âdil, adaletin de ötesinde rahmeti her şeyi kuşatmış bir Rabb olarak kullarına karşı asla haksızlıkta bulunmaz. Haksızlıkta bulunmak şöyle dursun, onların daima iyiliğini ister. Bu bakımdan insana düşen, kendisine bahşedilen iradeyi doğru istikamette kullanmaktır. Doğruluk, tevazu, hayâ, diğergâmlık (başkalarını düşünüp kendine tercih etme), cömertlik, ön yargılı olmama ve yalan, aldatma, zulüm, zina, cimrilik gibi kötülüklerden uzak durma, hidayet ve kurtuluş adına âdeta Allah’a uzatılmış birer dilekçe fonksiyonu görür. Buna karşılık zulüm, kibir, ön yargılı olma, bencillik, cimrilik ve maddî-bedenî arzulara mağlûbiyet, iman ve kurtuluşun önündeki engellerdir. Allah Rasûlü aleyhissalâtü vesselâm, (İslâm öncesi) cahiliye döneminde yaptıkları güzel işlerin kendisine faydasının olup olmayacağını soran bir sahabîsine “Allah’ın size neden hidayet nasip ettiğini düşünüyorsunuz ki?” cevabını vermişlerdir (Buharî, “Zekât”, 24)

    45 min
  • 29. Hud Suresi 1. - 49. Ayetler - Allah Kelâmı Kurân-ı Kerim'in Açıklamalı Meali

    Kur’ân, bir bakıma geçmiş milletlerin tarihleri ve gelecek hadiselerin de haberleriyle doludur. Onun gelecekten haberleri, yerinde anlatılacağı üzere, bazen açık bazen de kapalıdır ve ima, işaret, telmih gibi yollarla ifade edilir. Onun gerek geçmişle, gerekse gelecekle ilgili verdiği haberlerden herhangi birini, bu haberlerin bir kelimesini bile yalanlamak mümkün değildir, olmamıştır ve olmayacaktır. Araştırmacılara düşen, araştırmalarını Kur’ân’ın verdiği bilgiler istikametinde yapmaktır. Âyette de ifade buyurulduğu gibi, Allah Rasûlü’nün bunların hiçbirini bilmesi mümkün değildi. Dolayısıyla O’nun geçmiş milletlerin araştırmaya açık ve Kıyamet’e kadar da araştırılabilecek tarihlerini, gelecekle ilgili de birtakım haberleri kesin bir dille ve doğruluklarına tam bir emniyetle anlatması, O’nun Allah’ın Rasûlü olduğuna kesin bir delildir. Çünkü böyle bir anlatma, Kıyamet’e kadar gelecek bütün araştırmacılara, bütün insanlara meydan okumadır. O’nu bu haberlerinde yalanlayabilecek biri varsa, işte meydan!

    53 min

About Allah Kelâmı Kur'ân-ı Kerîm'in Açıklamalı Meali - Ali Ünal

From the publisher's feed

Ayetlerin Kur’an’ın bütünlüğü içindeki anlamlan açık ve anlaşılır biçimde veriliyor. Özlü bir tefsir niteliğinde bir meal çalışması. Onda, bütün kapsayıcılığı içinde imanî gerçekleri, ibadet, ahlâk,…