
Sign up to save your podcasts
Or


🇹🇷 “Deutsche Bank’a para göndermek istiyorum.” ✅
Birçok kişi „auf die Bank“ diyor ama bu yanlış! 😅
💡 Çünkü „auf“ → bir şeyin üstüne anlamına gelir.
Ama biz parayı bankanın üstüne değil, bankaya gönderiyoruz.
📍 Kural:
„an“ → bir yere doğrudan yönelme (ama fiziksel olarak içine girmiyorsun).
👉 Ich schreibe an meine Lehrerin. (Öğretmenime yazıyorum.)
👉 Ich überweise Geld an die Bank. (Bankaya para gönderiyorum.)
❌ Ich will Geld auf die Deutsche Bank überweisen.
✅ Ich will Geld an die Deutsche Bank überweisen.
🇹🇷 “Mutfağa gidiyorum.” ✅
Birçok kişi “zur Küche” diyor ama bu yanlış! 😅
💡 Çünkü “in” → bir yerin içine doğru hareketi anlatır.
Yani mutfağın içine gidiyorsun, dışına değil.
📍 Kural:
“in” → bir yerin içine girmek
“auf” → bir yerin üzerine çıkmak
“zu” → bir yere doğru gitmek ama içine girmemek
Örnekler 👇
✅ Ich gehe in die Küche. (Mutfağa gidiyorum.)
✅ Ich gehe in den Supermarkt. (Süpermarkete gidiyorum.)
❌ Ich gehe zur Küche. (Yanlış – çünkü mutfağın içine giriyorsun!)
💬 Küçük bir kelime farkı, ama büyük bir anlam farkı!
🇩🇪 Ich fliege in die Türkei — Neden “nach” değil? 🤔
Birçok kişi “Ich fliege nach die Türkei” diyor ama bu yanlış! 😅
👉 Doğrusu: Ich fliege in die Türkei.
💡 Çünkü:
🔹 “nach” → artikeli olmayan ülke isimleriyle kullanılır.
Örnek:
✅ Ich fliege nach Deutschland.
✅ Ich fahre nach Spanien.
🔹 “in” + Akkusativ (die/den/das) → artikeli olan ülkelerle kullanılır.
Örnek:
✅ Ich fliege in die Türkei.
✅ Ich reise in die Schweiz.
❌ Yanlış: Ich fliege nach die Türkei.
✅ Doğru: Ich fliege in die Türkei.
🎯 Kural:
➡️ nach = artikelsiz ülkeler 🇩🇪🇮🇹🇪🇸
➡️ in + Artikel = artikelli ülkeler 🇹🇷🇨🇭
💬 Küçük bir fark, ama anlamda büyük doğruluk!
👉 „Çiğ soğanla“ demek Almanca’da „mit rohen Zwiebeln“ anlamına gelir.
Bunu parçalara ayıralım 👇
çiğ → roh = pişmemiş, ham
soğan → Zwiebel
-la / -le → mit (ile)
Yani kelime kelime çevirirsek:
çiğ soğanla = mit rohen Zwiebeln → “çiğ soğan ile”
💬 Örnek cümle:
Türkçe: Bugün kuru fasulyeyi çiğ soğanla yedim.
Almanca: Heute habe ich Bohneneintopf mit rohen Zwiebeln gegessen.
Eskiden her şey daha rahattı…
Kediler bile! 😅
Bugün “bequem – bequemer – am bequemsten” kelimesini öğrendik.
👉 “rahat – daha rahat – en rahat” anlamına geliyor.
💬 Almanca’da bu tür karşılaştırmalara Komparativ (karşılaştırma) ve Superlativ (en üst derece) denir.
Örneklerle hatırla:
Mein Sofa ist bequemer als dein Stuhl.
(Benim koltuğum seninkinden daha rahat.)
Dieses Bett ist am bequemsten!
(Bu yatak en rahatı!)
Senin için artık Almanca öğrenmek de daha rahat
🇩🇪 schwer, schwerer, am schwersten
👉 Almanca’da “zor, daha zor, en zor” demek.
Yani “schwer” kelimesinin derecelendirilmiş hali 💪
🔹 schwer = zor
🔹 schwerer = daha zor
🔹 am schwersten = en zor
🗣️ Örnekler:
Der Job ist schwer. → İş zor.
Mein Job ist schwerer als deiner. → Benim işim seninkinden daha zor.
Dieser Job ist am schwersten. → Bu iş en zoru.
💡 Kural: Karşılaştırma yaparken „als“ kullanılır.
👉 Heute ist es schwerer als gestern.
(Bugün dünden daha zor.)
„obwohl“ = “-mesine rağmen / -e rağmen”
Yani iki durum birbirine zıt olduğunda kullanılır.
🗣️ Örnekler:
Ich stehe früh auf, obwohl ich müde bin.
(Yorgun olmama rağmen erken kalkıyorum.)
Er arbeitet weiter, obwohl es schwer ist.
(Zor olmasına rağmen çalışmaya devam ediyor.)
Sie lächelt, obwohl sie traurig ist.
(Üzgün olmasına rağmen gülümsüyor.)
💡 Dikkat: „obwohl“’dan sonra fiil cümlenin en sonuna gider!
Obwohl es regnet, gehe ich spazieren.
(Yağmur yağmasına rağmen yürüyüşe gidiyorum.)
💬 Şimdi gelelim „obwohl“ kelimesine
🇩🇪 Ich denke über mein Leben nach.
🇹🇷 Hayatımı düşünüyorum. / Hayatım üzerine düşünüyorum.
🇩🇪 Ich denke über die Zukunft nach.
🇹🇷 Geleceği düşünüyorum. / Geleceğim hakkında düşünüyorum.
💡 İpucu:
“nachdenken über” her zaman bir konu hakkında derin düşünmek anlamındadır.
Yani sadece “düşünmek” değil, “üzerine kafa yormak” gibi bir derinlik taşır.
✨ Bazen “Ich denke über die Zukunft nach.” cümlesi,
“Geleceğimle ilgili ciddi düşüncelerim var.” havası taşır — duygusal ve bilinçli bir tondur.
🇩🇪 zweifeln an (Verb)
🇹🇷 Bir şeyden / birinden şüphe etmek.
💡 Açıklama:
“Zweifeln an” demek, bir konuda ya da bir kişide emin olamamak demektir.
Yani bazen aklında küçük bir “ya yanlışsa?” düşüncesi vardır… 🤔
📘 Örnekler:
👉 Er zweifelt an seiner Entscheidung.
➡️ Kararından emin değil.
👉 Ich zweifle an mir selbst.
➡️ Kendimden şüphe ediyorum.
👉 Viele Menschen zweifeln an der Liebe.
➡️ Birçok insan aşktan şüphe ediyor.
✨ Tipp:
„zweifeln“ her zaman an + Dativ ile kullanılır:
➡️ an dir, an mir, an der Wahrheit...
🇩🇪 durchlesen (Verb)
🇹🇷 Baştan sona dikkatlice okumak.
💡 Açıklama:
“Durchlesen” demek, bir metni baştan sona kadar dikkatlice okumak demektir.
Yani sadece göz gezdirmek değil, anlamak için okumak! 👀
📘 Örnekler:
👉 Ich habe den Vertrag durchgelesen.
➡️ Sözleşmeyi baştan sona dikkatlice okudum.
👉 Lies dir die E-Mail gut durch!
➡️ E-postayı dikkatlice oku!
✨ İpucu:
“Lesen” = okumak
“durchlesen” = dikkatlice, sonuna kadar, anlayarak okumak
🇩🇪 trinken (Verb)
🇹🇷 içmek
💡 Konjugation – Präsens (Gegenwart):
ich trinke
du trinkst
er/sie/es trinkt
wir trinken
ihr trinkt
sie/Sie trinken
💬 Beispielsätze:
👉 Ich trinke jeden Morgen Schwarztee.
➡️ Her sabah siyah çay içerim.
👉 Trinkst du Wasser oder Saft?
➡️ Su mu yoksa meyve suyu mu içiyorsun?
👉 Wir trinken Kaffee mit Milch.
➡️ Biz sütlü kahve içiyoruz.
📘 Merke:
„trinken“ wird mit Akkusativ benutzt.
🔹 Ich trinke einen Tee.
🔹 Er trinkt eine Cola.
☕️ Was trinkst du am liebsten?
From the publisher's feed

65 Listeners

0 Listeners

0 Listeners

0 Listeners

0 Listeners