Cumhuriyet gazetesi

Cumhuriyet gazetesi

By Cumhuriyet gazetesiNews
Download on the App Store

Cumhuriyet gazetesi episodes

  • 15 Eylül 2024 - Günün Manşetleri - İşçi isyanda

    * Hakkını arayan emekçiye baskı ve şiddet artıyor: İşçi isyanda 

    * El emeğine gece baskını

    * Sınavda bir sorunun iptali mağduriyet yarattı, veliler tepki gösterdi: LGS’de yeni kaos

    * Laiklik Meclisi raporunda, orduda ve Emniyet’te yükselen cemaat tehlikesine değinildi: Karşıdevrim yürütülüyor

    * Erdoğan’ın imzasıyla Dışişleri’ne ‘diplomatik güvenlik’ birimi oluşturuldu: Bakana koruma yetkisi

    * Uyarılar Meclis raflarında kaldı 

    * Yozlaşmayı gördü suçu dizilere attı

    * Adli tıp uzmanı Dokgöz, çok fazla materyal toplanmasının cinayetin çözümü için umut verici olduğunu söyledi: Narin’den 91 örnek alındı

    * Biden ve Starmer, Putin’in NATO-Rusya savaşı restinin gölgesinde bir araya geldi: Füze kararı ertelendi

    * İsrail katliamına ara yok

    * Eski MMO Başkanı Torun, Amasra faciası üzerinden madenlerdeki ‘özelleştirme’yi anlattı: Önce parçala sonra devret

    * Müşteri robot yerine insan görmek istiyor 

    * Daina Pusic’in fantastik dramı Ayrılış ve James Watkins’in gerilimi Sakın Ses Çıkarma gösterimde: Her yaşam sona erer 

    * Zeynep Öykü ve Ali Öztürk, ‘Anatolian Harps’ adıyla dünyaya açılıyor: Arpın Anadolu öyküsü

    * Osimhen’li Galatasaray, Ç.Rize’yi 5-0 yenerek ligin yeni lideri oldu: Maskeli balo

    * Şenol Güneş’li Trabzonspor, 3’te 3 yapan Beşiktaş’ı ağırlıyor: Karadeniz’de dev maç

    * Bu podcast yayınları, Cumhuriyet gazetesinden derlenen haberlerin yapay zeka tarafından seslendirilmesiyle oluşturulmuştur. Güncel haberler için www.cumhuriyet.com.tr adresini ziyaret edebilirsiniz.

    12 min
  • Ateş düştüğü yeri yakar - Şükran Soner

    Kökenimize, içine düştüğümüz ağır sorunlar, yaşam koşulları ile bağlantılı olmak üzere, bireysel, toplumsal öylesine yaşam sorunları, ağır sıcak gündemlerimize bağlı olarak sürüklenip yuvarlanmaktayız ki... Kendi adıma, kendi kendimi sorgularken, dörtlü çetenin sorumluluğunda yürütülmüş, 12 Eylül darbesinin yıldönümünü şaşkınlıkla anımsayamadığımın ayrımına vardım. Dudak uçuklatan sayılarda tutuklanmalar, işkenceler, can kayıpları, yaşatılmış acıların unutulabilmesi olası mı? Çok daha çarpıcı sonuçları ile ülkemizde insanca yaşam koşulları, toplumsal kazanımların en anlamlılarının, örgütlülükler içinde kazanılmış zorlu hak kazanımlarından, bugünlere hep geriye, daha geriye püskürtülmemizde en etkin vurucu hamlenin getirdikleri. Sorgulanmasında bir tek anlamlı çıkışın kamuoyuna yansıtıldığını gözlemleyebilmiş değilim. Nedenini sorgulamaya kalkıştığımda, günümüzün sıcak gündemli yaşam koşullarının ağırlığı, birbirinin üzerine gelen ağır gündemi ile çarpılmış olduğumuzun sonucuna vardım. “Ateş düştüğü yeri yakar” özdeyişi, yaşamımızın güncel sorunları içinde. Zaman zaman geçmişin yakıcı dönemeçlerini sorgulamayı bile unutacak hallere düştüğümüzün ayrımına vardım. Ateş düştüğü yeri yakmakla kalmıyor, yakıcı etkisiyle, zaman zaman genel sorgulama duygularımızı da zedeliyor olarak güncel yaşanan sorunların öne geçmesi ile, toplumsal tepkilerin, güncel gündemler peşinden koşturmacaya dönüşmesi gibi bir sonuca sürüklenme sakıncasını da üretmiş oluyor.

    Yeri gelmişken, Cumhuriyet Devrimleri, kurtuluş, kuruluş süreçleri kazanımları ile gelmiş, Cumhuriyetin sınırları, toprakları içindeki çok değerli kalkınma başarılarının sonrası, günümüze kadar uzanan olumlu olumsuz gelişmelerin yaşanmışlığının tarihsel akışına girmeden, 1960 kazanımlarını bir yeniden başlangıç olarak altını çizmek zorunluluğumuzu vurgulamakla yetinelim. Sonrasında da Türkiye’yi yeniden çağdaş uygarlığa yetiştirmede kamçılamış, insan haklarından, gerçek demokrasiye, örgütlenme haklarına uzanmada yolumuzu açan tüm örgütlenme haklarının değerlerinin altını çizelim. 1970’li tırpanlama, iç dış odaklı tuzakların da güncel yakıcı gündemlerimize taşınabilmesinin zamanı hiç değil. Tek bir cümle ile evrensel kapitalizmin, emperyalizmin çok güçlü yükselişinin ardından geriye çekilmesinin başladığı o yıllarda, besbelli Türkiye’nin özel koşulları içinde yakalamış olduğu yeniden toplumsal toparlanma, yükselişi emperyalizmin güçlü odakları ile iç ortaklıklarını ürkütmüştü. Sonuç olarak 1970’li yılların bizlerce çok da algılanamamış olsa da köktenci ülkenin toplumsal kazanımlarını ters çevirebilme etkileri ile ülkemiz köktenci yeniden olumsuz geriye çekilebilme dinamiklerinin etkisine girmişti. Yakın çevremi, Cumhuriyet gazetesini de çok etkilemiş bu süreçte günümüzün ilgi odağının dışında kalmalı.

    Ülkemizde o tarihlerden günümüze kadar elbette zaman zaman çok değerli toplumsal, siyasal başkaldırılarla yaşanmış çok anlamlı kazanımlar da birbirinden değerli. Ancak 2002’ler sonrası en uzun soluklu, günümüze kadar yine zikzaklı uzatılabilmiş, dibe çekilişin bugünkü ağır boyutları katlanılmaz boyutlarda. Hâlâ çok örgütlü, çok etkin geriye olumlu toplumsal dönüşlerin çok anlamlı örnekleriyle de yüzleşmekteyiz. Gelin görün ki gerçekçi, örgütlü toplumsal kazanımlar yolunda hâlâ anlamlı kazanımlardan söz edebilmenin uzağındayız. Gücümüzü elbette ateşin düştüğü yerlerdeki yangınların sonuçları ile toparlamak zorundayız. Başkaca hiçbir çıkış yolumuz yok.

    * Bu köşe yazısı, yapay zeka tarafından seslendirilmiştir. ⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠https://www.cumhuriyet.com.tr/

    5 min
  • Karanlık feodal düzen - Murat Ağırel

    Diyarbakır’da 8 yaşındaki Narin’in ölümüne ilişkin devam eden soruşturmada aralarında anne, ağabey ve amcanın da bulunduğu 8 zanlı tutuklandı. Bir kötü haber de Tekirdağ’dan geldi. Tekirdağ’ın Malkara ilçesinde cinsel istismara uğradığı belirlenen 2 yaşındaki Sıla Y’nin durumunun ciddi ve stabil olduğu belirlendi. Bakın, 2 yaşında diyorum! Olayla ilgili annenin de aralarında olduğu beş şüpheli tutuklandı. Annenin bebeği “uyanmıyor” diye hastaneye getirdi. Sıla bebek 1 ay önce de vücudunda morluklarla hastaneye kaldırılmıştı. Olayla ilgili tutuklu olan 18 yaşından küçük iki şüphelinin, bebeğe cinsel istismarda bulunduğu ortaya çıktı. Narin’in ardından böylesine korkunç bir haber daha gelince aklım da kanım da dondu. Türkiye’nin günlerdir konuştuğu bu acılarla ve skandallarla dolu Narin cinayetinin ve bu son olayın bize çok şey anlattığını düşündüğüm için Adalet Bakanlığı verilerini tekrar inceledim. Memleketin nasıl bir çukura düştüğü gerçeği suratıma çarptı. Adalet Bakanlığı verilerine göre cumhuriyet başsavcılıklarında soruşturma evresinde gelen dosya sayısına göre “cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlara” dair dosya sayısı 187 bin 336. Bu dosyalardaki şüpheli sayısı 200 bin 611. Bakın hemen bir sayfa sonra ayrıntılarına yer verilmiş ve kategorilere ayrılmış. “Çocukların cinsel istismarı” ile ilgili dosya sayısı 66 bin 138! Bu dosyalardaki şüpheli sayısı 69 bin 773 kişi! “Reşit olmayanlar cinsel ilişki suçu” dosya sayısı 27 bin 674. Şüpheli sayısı 26 bin 144 kişi. Bakın bu sayılar sadece savcılık makamındaki çocuklara ait olan dosyaların sayıları. Peki, ne kadarı mahkemelere yansımış ona bakalım. Cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen 187 bin 336 dosyanın 78 bin 240 tanesi davaya dönüşmüş. 200 bin 611 olan şüpheli sayısı 82 bin 295 olarak tespit edilmiş. Görülen davalar neticesinde 15 bin 200 tane davada 15 bin 244 kişi hakkında mahkûmiyet kararı çıkmış. Çocukların cinsel istismarı ile ilgili 66 bin 138 dosyanın 31 bin 216 tanesine dava açılmış. Görülen davalarda 6656 dosyada mahkûmiyet kararı çıkmış ve 7 bin 88 kişi ceza almış. “Reşit olmayanlar cinsel ilişki” suçuna ait 27 bin 674 dosyadan 3 bin 197 tanesi davaya dönüşmüş. Dava sonucunda 624 dosyada mahkûmiyet kararı çıkmış ve 640 kişi ceza almış. Bittiğini düşünmeyin. TÜİK 2023 yılı Doğum İstatistikleri Raporu verilerine de baktım tekrar. 15-17 yaş grubunda 6 bin 505, 15 yaş altında 130 çocuk doğum yapmış.15 yaş altı doğum yapan çocuklardan dördü ikinci defa doğum yapmış. 15-17 yaş grubunda doğum yapan 6 bin 505 çocuğun 535’i ikinci, 31’i üçüncü kez doğum yapmış. Biz daha Narin’in acısını yaşarken, Sıla bebeğin dramına ağlarken aslında bu toprakların feodalizme gömülmüş geri kalmışlığıyla karşı karşıya kalıyoruz. Bakın diğer rakamlara girmiyorum bile. Daha çocuklarımızı koruyamazken yetişkinlere yaşatılan saldırılardan bahsedemiyoruz bile. Bir senede yaklaşık 60 bin cinsel saldırı ve tacize maruz kalmış insanların hayatları bu saldırılardan sonra normal bir şekilde devam edeceğini nasıl düşünebiliriz. Ne çocukları ne de yetişkinleri koruyan bir düzenden bahsediyoruz. Bir önceki yazımda “bataklıktan” bahsetmiştim. Eşeledikçe bataklığın nasıl derin bir durumda olduğunu bu rakamlar ortaya koyuyor. Hani iktidar çok övünüyordu. İmam hatipleri açıldığı için toplumun yükseldiği, cami sayısının Kuran kurslarının artmasıyla çocuklarımızın çağdaş dünya seviyesine geleceği konuşuluyordu. Biz böyle yapınca din düşmanı oluyoruz. Yaşananlar olaylar, sayıları, geldiği boyutları ortada. Anadolu’da yaşanan feodalizm artığını geri kalmışlık kültürünü çok hafife alıyoruz. Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun Yaban kitabında bahsettiği hiçbir şey umurunda olmayan, düşmana kucak açan köydeki insanlardan ne kadar ileriye gidebildik. On binlerce istismar ki bunlar sadece kayıtlara geçenler. Aklım almıyor.

    * Bu köşe yazısı, yapay zeka tarafından seslendirilmiştir. ⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠https://www.cumhuriyet.com.tr/

    6 min
  • 14 Eylül 2024 - Günün Manşetleri - Felaket olur

    * Yöre halkı, AYM ve valilik kararına karşın süren maden ısrarına tepkili: Felaket olur

    * ‘Aşırı yağış sonucu kuraklık yaşanıyor’ uyarısını yapan uzmanlar iklim değişikliğine işaret etti: Su krizindeki tezat

    * 6 Şubat’ta yerle bir olan kent şimdi de kalker ocaklarıyla delik deşik ediliyor: Hatay’da 84 madene onay

    * Ulaşım masrafları farklı kentlerdeki öğrencilerin cebini yaktı: Burs yola gidiyor

    * Akar’ın din ve eğitim çelişkisi

    * LGS’de puanların yeniden hesaplanacağı duyuruldu

    * Erken seçime kulak tıkayan iktidara, CHP’den ‘son şans’ çıkışı geldi: AKP’ye kasım resti

    * Fransa’da konuşan İmamoğlu: Türkiye duvar olsun politikası haksızlık 

    * İktidarın sağlıkta devrimi: Mamografi cihazı bozuk, gelmeyin

    * Ukrayna’nın Batılı silahları Rusya’da kullanma olasılığı gerilim yaratıyor: Füze restleşmesi

    * Tel Aviv, Borrell’i istemedi

    * Yerli konut yatırımcısından sonra müteahhitler de çareyi yurtdışında arıyor: Konutta gözler dışarda

    * 600 değil 250 tl: Bakanın destek hesabı tutmadı

    * Türk ve Avrupalı müzisyenler, bugün ve yarın üç büyük şehirde ücretsiz festivalde sahneye çıkacak: İki gün sınırsız müzik

    * Mersin’e yeni festival: Onur konuğu Özdemir İnce

    * G.Saray, Zalewski’yi alamayınca Cenk Ergün görevi bıraktı: Transfer istilası

    * Basketbolun efsane ismi federasyonu yönetmeye talip oldu: Aydan başkan adayı

    * Bu podcast yayınları, Cumhuriyet gazetesinden derlenen haberlerin yapay zeka tarafından seslendirilmesiyle oluşturulmuştur. Güncel haberler için www.cumhuriyet.com.tr adresini ziyaret edebilirsiniz.

    12 min
  • HÜDA PAR parti programı - Özdemir İnce

    Wikipedi’ye “Bir siyasal parti nasıl kurulur?” diye soruyorum ve şu yanıtı alıyorum: Siyasi partiler, aşağıda belirtilen ve her birinden beşer adet hazırlanan bildiri ve belgelerin, İçişleri Bakanlığı’na verilmesiyle tüzel kişilik kazanır. 1- Siyasi partinin adı, genel merkez adresi ile kurucuların (partiye üye olma yeterliğine sahip en az otuz Türk vatandaşı) adı, soyadı, doğum yeri ve tarihi, öğrenim durumları, meslek veya sanatlarıyla ikametgâhlarının belirtildiği, bütün kurucular tarafından imzalanmış bildiri formu, 2- Nüfus kayıt örnekleri, 3- Adli sicil belgeleri, 4- Kurucuların ayrı ayrı düzenledikleri siyasi parti kurucusu olabilme şartlarını taşıdıklarını belirten imzalı beyannameleri, 5- Kurucular tarafından imzalanmış parti tüzüğü ve programı. Benim için en önemli koşul kurulacak siyasal partinin programının devlet tarafından okunup okunmadığı, onaylanıp onaylamadığıydı. TC İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü tarafından okunup onaylanıyormuş. Buna göre HÜDA PAR’ın şimdi okuyacağınız ve Erbil, Rûdaw.net’ten aktardığım program maddeleri adını verdiğim genel müdürlük tarafından mutlaka okunmuş ve onaylanmış olmalı: - Mevcut merkezi ve yerel devlet organizasyon yapısının ıslahı ile beraber, mevcut yapının tabu olarak kabulünden vazgeçilerek olumlu ve olumsuz tüm yönleri ile eyalet sistemi, özerklik, federasyon gibi yönetim modelleri üzerinde serbestçe tartışılabilmelidir. Toplumun huzur, refah ve güveni için gerekli olduğunun toplumun çoğunluğu tarafından kabulü halinde bu modeller uygulanabilmelidir. - Türkiye Cumhuriyeti devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkesin Türk olduğu nitelemesinden vazgeçilerek Kürtlerin varlığı anayasal olarak tanınmalı, Türkler ve Kürtler, ülkenin asli kurucu halkları olarak kabul edilmelidir. - Kürtçe, Türkçe ile beraber ikinci resmi dil olarak kabul edilmeli, Kürtçe aynı zamanda eğitim dili olmalıdır. Yeterli talep olması halinde anadili farklı olan diğer vatandaşların da kendi dillerinde eğitim alabilmelerinin önü açılmalıdır. - Zulüm ve ayrımcılık uygulamış olan tarihi şahsiyetlerin isimlerini taşıyan okul, kışla, cadde, sokak ve benzeri yerlerin isimleri derhal değiştirilmelidir. - Başta vatandaşlık tanımı olmak üzere, anayasa ve sistemin bütün resmi literatürüne hâkim olan Türklük esaslı dışlayıcı ve ayrımcı söylem terk edilmelidir. - Sayısı binleri bulan kayıpların akıbeti açıklanmalı, faili meçhul cinayetlere ilişkin soruşturmalar ciddiyetle yürütülmeli ve sorumlular bulunup cezalandırılmalıdır. - Köy yakma ve zorunlu göç olaylarının hesabı sorulmalıdır. Ergenekon, jitem ve benzeri yapılanmaların bölgede yaptığı hukuksuzluklar derinlemesine soruşturulmalıdır. - Başta Şeyh Sait olmak üzere Kürtlerin büyük bir saygı ile andıkları Kürt âlimlerine zulmedildiği resmen kabul edilmeli, yakınlarından ve bütün halktan özür dilenmelidir. - Said-i Nursi, Şeyh Sait ve Seyyid Rıza gibi şahsiyetlerin mezar yerleri açıklanmalı, İstiklal Mahkemeleri ile ilgili arşivler derhal açılmalıdır. - Medreseler iyileştirilmeli, asli fonksiyonlarına kavuşturulmalı ve medreselerde verilen icazetlere resmi statü tanınmalıdır. - Vatandaşlığa kabul işlemlerinde başka ülke vatandaşı olan Kürtlere de Batı Trakya ve diğer bölgelerden gelen Türk kökenli kişilere sağlanan kolaylık ve ayrıcalıklar tanınmalıdır. - Siyasi nedenlerle uğradıkları takibat veya aldıkları cezalar nedeniyle yurtdışına çıkmak zorunda kalmış olanların ülkeye, siyasi düşüncelerinden dolayı cezaevlerinde tutulan kişilerin de toplumsal hayata dönebilmeleri için siyasi af çıkarılmalıdır. - Katı merkeziyetçi yönetime son verilerek yerel yönetimler güçlendirilmeli ve tüm yerel yöneticiler halk tarafından seçilmelidir.

    * Bu köşe yazısı, yapay zeka tarafından seslendirilmiştir. ⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠https://www.cumhuriyet.com.tr/

    6 min
  • Komşuluk sorunları - Sertaç Eş

    Türkiye, Irak’tan geçecek “Kalkınma Yolu” diye bir proje gerçekleştirmek istiyor. Tam müzakerelerin yapıldığı sırada, Irak makamlarına bilgi verilerek Kerkük bölgesinde uçan hava aracı düşürüldü. Türkiye ve Irak’ın çabasına açık bir saldırı olduğu meydandaydı. Türkiye bu tür şeylere zaten hazırlıklı değil, saldırı şok etkisi yarattı. Iraklı birtakım askeri bürokrasi ise yıllardır birileri tarafından kırılan onurlarını, “Türk İHA’sı düşürdük” çıkışıyla onarmaya çalıştı. Devlet katlarında gelişme nasıl değerlendirildi bilmek olanaklı değil ancak Türkiye’nin bu girişiminin bölgede çok sayıda aktörü rahatsız ettiği ortada. Irak’ı kim yönetiyor, kim etkili, dış ve iç aktörler kimler diye başlayan uzun uzun sorular sorulabilir. Ancak Türk kamuoyunda gelişmelere teknik boyutuyla yaklaşımın hemen hemen olmadığı bir kez daha bu olayla ortaya çıktı. Bu çabayı bir tek araştırmacı Arda Tezcanlar göstermeye çalıştı. Hızla hamaseti bırakıp teknik çalışma üzerine kurulu politikalara ağırlık verilmesi gerekiyor. İçeriden ve dışarıdan çoklu aktörün etki alanında bulunan Irak’la yapılacak bir işbirliğinin zemini de buna göre sağlam döşenmesi gerekiyor. Yoksa Sudan’da tarım arazisi kiralama işinde olduğu gibi, birtakım memura büyük büyük maaşlar ödemenin ötesine geçmeyebilir bu girişimler. Yakın çevremizin bir diğer sorunu Suriye. AKP, iktidara geldiğinde kardeşlikle başladı, düşmanlığa geçti, şimdi yeniden kardeşlik turuna çıkmaya çalışıyor. 2011’den bu yana iki ülke arasında çok ciddi açmazlar oluştu. Suriye, Türkiye’nin bir boyutuyla iç sorunu oldu. Göçmenler topluma uyumlanmayınca şiddet olaylarına varan sorunlar yaşanıyor. AKP iktidarı, uzun aradan sonra Suriye ile normalleşmeyi kabullendi. Eli güçlü olan bu sefer Esad. Suriye’nin kuzeyindeki Türk askeri varlığının birinci amacı ülke sınırlarını korumak ve dışarıdan gelecek olası tehditleri önlemek. Sınırlarından ve topraklarından komşusuna tehdit yönelmesini engelleme gücü pek olmayan Şam yönetimi tüm girişimleri ağırdan alıyor. “Kardeşim Esad” söylemini rafa kaldıranlar, yeniden temas için araya Rusya’yı almaktan başka yol bulamıyor. Bu ayın sonuna doğru iki ülke arasındaki ilişkiler yeniden temas konusu olabilir. Biz ayrıca Suriye’nin başka bir sorunlu bölgesine dikkat çekelim: İdlib. HTŞ’nin bölgedeki varlığı her geçen gün güçleniyor. ABD’nin bu örgüte bakışı değişti. Şu an Türkiye’nin kontrolünde olan İdlib bölgesinde bir sorunun tohumları atılmış, filizler vermiş durumda. Bu sorun ileride sadece Suriye’yi değil, Türkiye’yi de hedef alabilir. Dikkatli ve uyanık olmakta fayda var. Mısır’la sağlanan normalleşme, Suriye ile sağlanabilir mi? Kısa sürede umut üretecek bir belirti yok. Ancak bu hedeften sapmamak iki ülkenin de yararına. Topraklarında tam kontrol sağlamış bir Şam yönetimi, Türkiye’nin yararına. Diğer bütün sorunlar sonraya bırakılabilir. Değineceğimiz son çevresel sorun ise Kıbrıs Rum Yönetimi. Kıbrıs’ın güneyine Türkiye’nin anlaşamadığı müttefikleri yoğun ilgi duyuyor. Ortadoğu’ya son atlama tahtası olarak Kıbrıs öne çıkıyor. Güney Kıbrıs’ın orantısız güçlenmesi, adanın tamamında hak iddia eden Rumları yeni rüyalara sürükleyebilir. AB korumasından sonra ABD askeri eğitimi, birileri atlamış olabilir ama Türkiye için önemli. Türkiye, Kıbrıs için yeni ek önlemler almak zorunda kalabilir. Bu da yeni maliyet demektir. İçeride “enflasyonu düşürmek, dengeleri oturtmak, yeniden doğrulmak” için bir süreliğine kendi ekonomisini çökertmekle meşgul olan AKP yönetimindeki Türkiye’nin çevresel sorunları da yerinde saymıyor. 22 yılın sonunda küresel ekonomi ve küresel politikaları yorumlamakta yetersiz kaldığı artık ortaya çıkan AKP’nin baş döndürücü savrulmaları ülkeye pahalıya patlamış durumda.

    * Bu köşe yazısı, yapay zeka tarafından seslendirilmiştir. ⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠https://www.cumhuriyet.com.tr/

    5 min
  • 13 Eylül 2024 - Günün Manşetleri - Önce yoksulluk

    * AKP ‘kutuplaştırsa’ da CHP yurttaşın sorunlarına odaklandı: Önce yoksulluk

    * OECD raporuna göre ilkokul kademesinde kamu harcamaları payının en düşük olduğu ülkeyiz: Para eğitime yok

    * Okullar açıldı ancak 20 bin öğretmen ataması için Danıştay kararı bekleniyor: Bu gençlere yazık değil mi

    * Türk Devletleri Teşkilatı’nın kurduğu komisyon, 34 harflik Türk alfabesinde uzlaştı: Ortak alfabe tartışması

    * 23 örgütten tepki: Murat Ağırel’le dayanışma

    * İktidar hedef aldı: Disiplin incelemesi

    * Zeytin Dalı şehidine gözyaşlarıyla veda  

    * Avrupa’da en geride: İstihdamda kadın yok

    * VMD, tasarruf önlemleri kapsamında getirilen kısıtlamalara tepki gösterdi: Müfettiş taksi kullanma

    * Gazze’de her gün acı ve katliam

    * Eygi, bugün toprağa verilecek

    * Abd-gkry anlaşmasına tepki

    * Zorlu PSM 12. yeni mevsim programını önceki akşam özel bir tanıtımla açıkladı: Sanat iyidir

    * Usta sanatçılardan Georg Baselitz’in sergisi, Sakıp Sabancı Müzesi’nde açıldı: Tarihle hesaplaşma

    * Soma’da işçi yakını tekmeleyen Yusuf Yerkel, TFF’de göreve başladı başkan Hacıosmanoğlu ise bu kararı yönetimine bilgi vermeden aldı: Habersiz atama

    * Beşiktaş İkinci Başkanı Yücel, hayallerine ulaşmak istediklerini belirtti: Ayaklar yere basıyor

    * F.Bahçe Teknik Direktörü farklı oyun planları üzerinde çalışıyor: Mourinho arayısta 

    * Bu podcast yayınları, Cumhuriyet gazetesinden derlenen haberlerin yapay zeka tarafından seslendirilmesiyle oluşturulmuştur. Güncel haberler için www.cumhuriyet.com.tr adresini ziyaret edebilirsiniz.

    10 min
  • Hangi Narinler ve Kibarlar ülkesi - Emre Kongar

    Bugün 12 Eylül 2024: 12 Eylül 1980 darbesinin 44’üncü... 12 Eylül 2010 yargı darbesinin 14’üncü... Yıldönümü! Şiddetin her türlüsünü, çocuk ve kadın tecavüzlerini, çocuğa ve kadına şiddet olaylarını ve bunları tahrik ve teşvik eden, Ortaçağ kültürünün bir devamı olan, siyasal şiddeti lanetlemenin tam zamanı! Kahrolsun her türlü şiddet: Yaşasın Adalet, Eşitlik, Özgürlük, Kardeşlik ve Hukuk Devleti!

    Diyarbakır’da, feodal bir aile içi cinayete kurban giden 8 yaşındaki kız evladımızın adı Narin Güran’dı. Artvin’de, doymak bilmez bir şirkete karşı, doğayı korumaya, ağaç kesimini önlemeye çalışırken katledilen 46 yaşındaki doğasever yurttaşımızın adı Reşit Kibar’dı. Narin, ince yapılı, zarif demek. Doğasever yurttaşımız erkeğin soyadı Kibar: Kibar, terbiyeli, nazik, saygılı, ince duygulu demek.

    ŞİMDİ ESAS SORU VE SORUN ŞU: BİZ NARİN VE KİBAR İNSANLARI KATLEDEN CANİLER ÜLKESİ Mİ OLACAĞIZ?... YOKSA NARİN VE KİBAR İNSANLARI YETİŞTİREN, KORUYAN, ÇOĞALTAN İNSANLAR ÜLKESİ Mİ?

    Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, 2008-2016 arasında Türkiye’de toplamda 104 bin 531 çocuk kayboldu. Ancak TÜİK, 2016’dan beri kaybolan veya kaybedilen çocuklara ilişkin veri açıklamadı. Son olarak 2 Ağustos 2023 tarihli “Güvenlik Birimine Gelen veya Getirilen Çocuk İstatistikleri” raporunda yer alan verilere göre, 2022 yılında, çocukların karıştığı olay sayısı 601 bin 754. Bu olaylarda çocukların 259 bin 106’sı mağdur olarak, 206 bin 853’ü suça sürüklenme nedeniyle, 100 bin 490’ı bilgisine başvurma amacıyla, 16 bin 499’u ise kayıp olması sebebiyle güvenlik birimlerine getirildi. Çocuklarımız hakkındaki tüyler ürpertici acı gerçekler ne yazık ki böyle!

    Peki turistler, ülkemizdeki şiddet olaylarına ne kadar hedef olmuş? Ortaçağ kültürünün kurbanı olan yabancıları araştırdığımda pek çok olay olduğunu gördüm ve 2015 yılında yapılan ilginç bir liste ile karşılaştım. Yaklaşık on yıl önce, yabancıların hedef olduğu olayları “onedio.com” sitesi “Yolu Türkiye’den Geçen 17 Talihsiz Turist” adıyla sıralamış; önemli olanları aşağıda alıntıladım. (2015’ten bu yana da daha pek çok olay var ama benim yerim yetersiz.)

    2. Dünyayı yürüyerek gezen 28 yaşındaki Hollandalı Jiska Nina Van Gerner, Türkiye’de tacize uğradı.

    3. Gelinlikle dünya turuna çıkan ve Türkiye’de kaybolan İtalyan Sanatçı Pippa Bacca’nın cesedi Gebze’de bulundu.

    5. Ölen İsveçli turist kadın şehir eşkıyasının kurbanı olmuş.

    6. İstanbul’da kaybolan ABD’li Sarai Sierra’nın cesedi, Sarayburnu sur kalıntılarında bulundu.

    13. Polonyalı yazar Türkiye’de tecavüze uğradı!

    14. Göreme’de yürüyüşe çıkan iki Japon kadın turist bıçaklı saldırıya uğradı. Mai Kurkiharac aldığı bıçak darbeleriyle olay yerinde yaşamını yitirdi.

    15. Rize’de İtalyan çift, karavanda uyurken bıçaklandı. Turistlerden biri öldü, diğeri ise yaralandı.

    17. Bodrum’da tatil yapan İngiliz kardeşler Danny ve Ben Slade havuzbaşındaki şezlonglar nedeniyle çıkan kavgada onlarca tatilcinin gözleri önünde bıçaklandı.

    Sevgili okurlarım, elbette çocuklara ve kadınlara tecavüz edilmesi, çocukların ve kadınların katledilmeleri çok acı ve çok önemli... Ama o şiddet kültürü, siyasete de egemen olduğunda, herkesi ama herkesi bir gün mutlaka mağdur eder; ülkemiz bu siyasal şiddetin kötü ve yürek yakan örnekleriyle doludur! Yukarıdaki listeyi, turistlerin bile bu şiddet kültüründen kaçamadıklarını ve şiddetin ne kadar yaygın olduğunu belirtmek için alıntıladım!

    ÖZET OLARAK, NARİNLERİ VE KİBARLARI KATLEDEN FEODAL TARİKATÇI ORTAÇAĞ KÜLTÜRÜNE TESLİM OLMAYALIM: ÜLKEMİZ, NARİNLERİ VE KİBARLARI KATLEDEN DEĞİL, KORUYAN VE ÇOĞALTAN BİR CUMHURİYET KÜLTÜRÜNÜN BEŞİĞİ OLMALIDIR.

    * Bu köşe yazısı, yapay zeka tarafından seslendirilmiştir. ⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠https://www.cumhuriyet.com.tr/

    6 min
  • Hulusi Akar ve cahilliğin dip noktası - Orhan Bursalı

    Bu ülkede Genelkurmay Başkanlığı, daha sonra Savunma Bakanlığı yapmış bir ismin söyledikleri tüylerinizi ürpertti mi: “Eğitimin amacı bilgi değildir, Allah korkusu ve kuldan utanmaktır. Ondan sonra ateistle mi, deistle mi, LGBTİ ile mi uğraşacaksınız... Bilgi üniversitede oluyor, mezhepte oluyor...” Ey millet duymuşsunuzdur, Hulusi Akar Bey bunları söyleyen. Okuduğumda inanamadım, acaba şaka mı kara mizah mı, yoksa diyerek başka kaynakları izledim. Yok hepsi gerçeğe son derece sadakat içinde, aynı şeyleri yazmış. Virgül fark yok. Bu kişi ulaştığı makamlara gökten zembille mi indi diyeceğim ama değil tabii. İlkokulu geçti, ortaokulu ve liseyi bitirdi.

    Daha sonraki tüm görevlerine ilkokuldan itibaren edindiği bilgi ile geldi. Kara Kuvvetleri Komutanı olarak gittiği Washington’da Liyakat Lejyonu Madalyası aldı. Neden verdiler, önemli değil, madalya verecekleri kişiler için bir şey bulurlar, Akar’ınki NATO’ya veya iki ülke ilişkilerine sağladığı “sıra dışı katkılar” imiş. Peki madalyayı kim taktı, ona bakalım: “4 Temmuz 2003’te Süleymaniye’deki Türk Özel Kuvvetleri’ne bağlı askerlerin başına çuval geçirilmesi emrini veren ABD Kara Kuvvetleri Komutanı Raymon Odierno.”

    Türkiye’de kıyamet koptu, haberi veren Sedat Ergin yılın gazetecisi ödülünü aldı, ki çok sağlam bir ödüldü. Bu çuval olayının utancını hâlâ üzerimizden atabilmiş değiliz. Türkiye’nin “25 yaş ve üzeri nüfusun aldığı ortalama eğitim süresi 2011 yılında 7.3 yıl iken, 2022 yılında 9.2 yıl oldu. Ortalama eğitim süresi 2022 yılı için kadınlarda 8.5 yıl, erkeklerde 10 yıl olarak gerçekleşti.”  6 yaşında ilkokula başlanıyor, 4 yıl ilkokulu bitirdiğinizde ise 10 yaşında oluyorsunuz. Yani, ortalama eğitim süresi 2022 9.2 yıl olduğuna göre henüz ilkokulu bitirememiş bir nüfusumuz var. İlkokuldan sonra 4 yıl ortaokul, 4 yıl da lise var. Yani Akar’a göre, bu süreler içinde öğrenilmesi gereken Allah korkusu ve kuldan utanmaktır.

    Eğer buna inanıyorsa lise dahil herkesi tarikatların mezheplerin içine sokmalı. İmam hatipler bile, yoğun din dersleri dışında esas bilgi üzerine kurulu. Baktım Akar irticalen konuşuyor, hiç düşünmeden, kapmış mikrofonu sallıyor. İyi ve güzel insan yetiştirmeyi bilgiyle, insan sevgisiyle, insan haklarına ve doğaya saygıyla, hak adalet hukuk ahlakıyla değil, korku üretilmesi ile olabileceğini sanıyor. Bu tam bir mezhepçi, cemaatçi, tarikatçı bakış diyeceğim ama bu bile eksik kalır. Akar adeta Osmanlı dönemindeki Müslüman milletin durumunu salık veriyor. Cehaletin diz boyunu geçtiği... Milletin yüzde 10’u okuma yazma ya biliyor ya bilmiyordu. Atatürk Cumhuriyeti ve bu ülkeyi bilgi üzerine kurdu.

    Bu millet çocuklarının iyi okullarda iyi ve doğru bilgiyle yetişmesi için çırpınırken... Akar boş ver diyor, bilgi edinecek de ne olacak, sonra yok ateist oldu yok deist oldu yok LGBTİ oldu diye ağlayacaksın. Bir AKP’li rektör yardımcısı da üniversiteye gidilmesine karşı çıkmıştı, yoksa gözleri açılacak, durumu görecek ve AKP’ye karşı çıkacaklar. Ne günlere kaldık, bu kulaklar daha neler duyacak? 

    * Bu köşe yazısı, yapay zeka tarafından seslendirilmiştir. ⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠https://www.cumhuriyet.com.tr/

    5 min
  • 12 Eylül 2024 - Günün Manşetleri - Aydın eğitimci sistem dışında

    * ÇEDES dayatmasına karşı çıkan öğretmenler sürgün edildi: Aydın eğitimci sistem dışında

    * İzmir’de Buca Tren İstasyonu’nda yapılan düzenleme çalışmaları tartışma yarattı: Tarihi raylara beton

    * Bine yakın üniversite öğrencisi kamulaştırma yoluyla yurtsuz bırakıldı: Eşyalarınızı alın, yoksa atarız

    * Bakan Uraloğlu, 85 milyonun kimlik bilgilerinin çalındığını itiraf etti: Güvenliğimiz tehlikede

    * Travma ve umutsuzluk deprem bölgesini ‘uyuşturucu’ batağına sürükledi: Bağımlılık artıyor

    * CHP lideri Özel, kendisi için ‘Özür dilemeli’ diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yanıt verdi

    * İBB Başkanı İmamoğlu kırtasiye seti dağıtım töreninde gençlere seslendi: Hedef Atatürk’ün yolu

    * ABD Başkanı, Eygi’nin ölümünü önce ‘kaza’ sonra ‘trajik bir hata’ olarak değerlendirdi: Ailesinden Biden’a tepki 

    * Filistin ilk kez BM Genel Kurulu’ndaydı

    * Alım gücü eriyen yurttaşın, günlük ihtiyaçlar için bireysel kredi kullanımı sürüyor: ‘41 milyon’a az kaldı

    * Girişim sermayesi için yeni olanak

    * İKSV’den ‘onur ödülü’ alan usta tiyatrocu Müjdat Gezen: Sistem sanatı sevmiyor

    * Dario Moreno’nun yaşamı sahnede

    * ‘Tasarımcının Notu’ Salt Beyoğlu’nda

    * Paralimpikte kazanılan 28 madalyanın perde arkasında sistem ve liyakat var: Zafer böyle geldi

    * F.Bahçeli Livakovic’ten, takıma ve Mourinho’ya övgü geldi: Olağanüstüyüz

    * Bu podcast yayınları, Cumhuriyet gazetesinden derlenen haberlerin yapay zeka tarafından seslendirilmesiyle oluşturulmuştur. Güncel haberler için www.cumhuriyet.com.tr adresini ziyaret edebilirsiniz.

    11 min

About Cumhuriyet gazetesi

From the publisher's feed

Cumhuriyet'in 100. yaşında yapay zeka desteğiyle seslendirilen podcast yayınlarımızı her gün siz değerli okuyucularımız ile buluşturuyoruz.