Cumhuriyet gazetesi

Cumhuriyet gazetesi

By Cumhuriyet gazetesiNews
Download on the App Store

Cumhuriyet gazetesi episodes

  • 29 Haziran 2024 - Günün Manşetleri - Bir utanç bitti

    * Kaynağı belirsiz paralarla iktidarın Türkiye’yi soktuğu gri listeden çıkıldı.

    * Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kararıyla dört ildeki bazı alanlar orman statüsünden çıkarıldı.

    * Askerlere sosyal medya yasağı geldi.

    * ‘İYİ Parti’de çöküş hızlanacak.’ Beş milletvekilinin istifa ederek AKP’ye katılacağı iddia edildi.

    * Hukukçu Prof. Dr. Bahadır Erdem, Türkiye’de sığınmacı sorunu için neler yapılması gerektiğini anlattı.  

    * LGS’de 352 şampiyon. Sınav sonuçları açıklanan yaklaşık 1 milyon öğrenci, 17 Temmuz’a kadar tercih yapacak.

    * Esad’ın olumlu mesajları sonrası Erdoğan yine ailece görüşebileceklerini söyledi.

    * Ankara -Şam hattındaki yeni diyaloğu Ömer Önhon Cumhuriyet’e değerlendirdi.

    * Biden’ın adaylığı tartışılıyor.

    * Elektriğe dev zam! EPDK, enerji üretim maliyetlerindeki artışlara atıfla konut tarifesini yüzde 38 artırdı.

    * Hem dolar kuru hem BİST düştü.

    * Bozcaada bu yıl sekizinci kez festivale hazırlanıyor. Caz rüzgârı adayı saracak.

    * Suç ve Ceza Film Festivali Orson Welles ile açılacak.

    * EURO 2024 son 16’ya yükselen A Milli Futbol Takımı’nda Kenan Yıldız ve Salih Özcan, Avusturya maçına odaklandıklarını, turu geçeceklerine inandıklarını söyledi.

    * Galatasaray Başkanı Dursun Özbek, ‘Şampiyon takımın kadrosunu bozma niyetimiz yok.’ dedi.

    * Di Maria, Kartal’a doğru. 


    11 min
  • ‘Ekümenik’lik davası - Oktay Ekşi

    Yıl yanılmıyorsam 1986 idi. Merhum Turgut Özal’ın başbakan sıfatıyla yaptığı bir resmi gezinin Hindistan ayağında idik. Program gereği Ganj Nehri’nde tekne gezisi yaparken eski ABD Başkanı Jimmy Carter’ın da bir başka tekneyle Ganj üzerinde olduğu ve Özal’la görüşmek istediği bilgisi geldi. Özal, “Ben memnuniyetle gelirim” dedi ve ayrıldı. Dönüşte, “Ne görüştüklerini” sorduk. “Benden Heybeliada’daki ruhban okulunun açılması için yardım istedi” dedi. O gün bugündür “ruhban okulunun tekrar açılması” meselesi temcit pilavı gibi ikide bir karşımıza çıkar. Daha doğrusu Fener Rum Patriği Dimitri Bartholomeos, bu konuyu ikide bir gündeme getirir. Ama bu defa konu tek başına değil. Bartholomeos’un UkraynaRusya savaşı nedeniyle İsviçre’de düzenlenen uluslararası konferansa katılarak Türkiye adına, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın imzaladığı bildiriye “ekümenik” patrik sıfatıyla imza koyması sonucu gündeme geldi. Bartholomeos konferansa Ukrayna Cumhurbaşkanı Zelenski ve İsviçre konfederasyon başkanı tarafından davet edilmişti. Orada sadece bildiri imzalamadı. Çeşitli devlet başkanlarıyla ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’la da görüştü. Bir de konuşma yaptı. Kısaca kendisi uluslararası bir konferansta da “ekümenik” sıfatıyla bulunmuş oldu. Gerçi sonra Türkiye’nin itirazı üzerine imzasının konferans bildirisinden çıkarıldığı açıklandı ama gerçek şu ki Bartholomeos “ekümenlik” yolunda önemli bir adım daha atmış oldu. Bilindiği üzere Fener Patrikhanesi, Lozan Antlaşması’na göre “azınlık” hukukuna tabi. Yani Türkiye Cumhuriyeti yasaları herkes gibi patriği de bağlar. O yüzden sadece patrik değil, patrikhanenin en üst ruhani organı olan Sinod Meclisi üyeleri de Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıdırlar. Bu demektir ki Türkiye’de Türkiye Cumhuriyeti devletinden başka bir hükümran yapı yoktur ve olamaz. Oysa “ekümenik” sıfatı Fener Patriği’ne -adı konmamış- bir “devlet başkanı” yetkisi tanımaktadır. Ve aslında patrikhanenin tarihen de böyle bir yetkisi (Milattan sonra 451 tarihinde toplanan Kadıköy Konsili’nde o zamanki Bizans imparatorunun Hıristiyan kilisesi tarafından alınabilecek bu kararı siyaseten alması hariç) yoktur. Nitekim Vatikan’daki papalık da Fener’in “ekümenik”liğini yüzyıllar boyu reddetmiştir. Gelelim, ruhban okulu hikâyesine: Sadece Jimmy Carter değil, Bill Clinton da başkan iken aynı konuda Ankara’yı çok sıkıştırmış ama sonuç alamamıştı. Çünkü Ortodoks kiliseleri aracılığıyla Rusya’yı çember içine almak ABD’nin stratejik hedeflerinden biridir. Nitekim ruhban okulu da bu vesileyle tekrar gündeme geldi. Bilindiği üzere Heybeliada’daki okul, 1971’de Türkiye’deki tüm özel yüksek okullar ya kapanmak ya da bir üniversiteye bağlanmak için zorlanınca ruhban okulu üniversiteye bağlanmayı reddetmiş o yüzden kapanmıştı. Ne var ki şimdi Fener’in önünde “Diyanet Akademisi” örneği var. Temcit pilavının tekrar ısıtılmasından anlıyoruz ki yakın bir gelecekte bu konu yine gündeme oturacaktır. Böylece tek adamlı AKP iktidarı, Lozan’la kurulmuş modern, laik Türkiye Cumhuriyeti’nin gövdesinden bir taşı daha koparmış olacaktır.

    * Bu köşe yazısı, yapay zeka tarafından seslendirilmiştir. ⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠https://www.cumhuriyet.com.tr/

    5 min
  • Kabinede neler oluyor - Murat Ağırel

    Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın istifa ettiği iddiası Ankara’da şok etkisi yarattı. Konu ile ilgili de çok fazla haber yapıldı. İsmail Saymaz, Bakan Koca ile görüşerek istifa iddialarını sordu. Koca, “Affınızı istemişsiniz, doğru mu” sorusuna “Hayatın her hali olabilir, biliyorsunuz. Önemli olan, millete ve devlete hizmet etmek. Her pozisyonda” yanıtını verdi. Yani aslında iddiaların doğru olduğunu kabul etti. Saymaz’ın “Bugün cumhurbaşkanıyla görüşmüşsünüz” şeklindeki sorusu üzerine ise Koca, “Biz her zaman görüşüyoruz” ifadelerini kullandı. Konu ile ilgili ben de Sağlık Bakanlığı kaynaklarını aradım. Konuştum. “Fahrettin Koca kesinlikle istifa etti” diye belirttiler. Hatta daha fazlasını söyleyeyim. Fahrettin Koca’nın değil 2-3 bakanın daha istifa edeceğini belirttiler. Sağlık Bakanı Koca’nın istifa gerekçesi nedir diye sorduğumda ise aldığım cevap şu şekilde oldu: “Bakanlıklar arasında dikkat ederseniz siyasetçi ve teknokrat ayrımı var. Siyasetin merkezinden gelen bakanlar parti teşkilatların isteğine olumlu cevap veriyor. Teknokrat bakanlar ise bu konuda yeterli görülmüyor. Daha açık konuşmak gerekirse Sağlık Bakanlığı bünyesinde mülakat ile göreve alınan personel yok. Hepsi sınav sonucuna göre alınıyor. Tabi bakanlık bünyesine girmek için siyasilerden istenilen yardım mevcut uygulama ile mümkün olmuyor. Bu konular yapılan teşkilat toplantılarında da dile getirildi. Hatta toplantıda Sağlık Bakanlığı’ndaki aksamalar da eleştiri konusu yapıldı. Bakan aslında o gün istifa etti.” Yani parti teşkilatlarından gelen “torpil” isteklerinin yerine getirilmemesi ve sağlık alanında yaşanan sıkıntılar mı istifa sebebi? “Sadece bu değil ama bir tanesi bu diyebiliriz.” Peki, kesin istifa etti mi? “Evet, bıraktı artık görevi.” Bakın değerli okurlar Fahrettin Koca’nın istifası bence basit bir durum değil. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yakınlıkları ve süreç göz önüne alındığında bu durumun normal olmadığı açıkça görülür. Cumhurbaşkanına rağmen Koca istifa kararı almış ise bu AKP’de işlerin hiç de iyi gitmediğinin göstergesi olur. İşin açıkçası biz gazeteciler olarak elimizdeki bilgilerin doğrulatılması veya bilgi alınması noktasında en rahat ulaşım sağladığımız ve bilgi alabildiğimiz kurum Sağlık Bakanlığı’ydı. Kendisinin bakanlık dönemindeki birçok şeyi eleştirdim ve halen de eleştiriyorum ancak hakkını teslim etmek gerekiyor ki hangi sorun olursa olsun ve her kim olursa olsun çözüm odaklı bir yaklaşım sergilediğine çok defa şahit oldum. Kendi adıma konuşmam gerekirse de bir gazeteci olarak direk telefon ile ulaşabildiğimiz sayılı bakanlardan biriydi. Bundan sonraki gelişmeleri takip ediyor olacağız. Bu istifa ya da istifaları ise daha çok AKP’deki kırılma olarak okumak daha doğru olacaktır. Erdoğan’ın yerel seçimlerdeki yenilgiyi nasıl yorumladığını da yaşanan gelişmeler üzerinden görmek mümkün. İstifalar dışında yumuşama süreci ve Erdoğan’ın söylemlerindeki yumuşama gayet açık. Vatandaşın ise tek derdi ekonomi. Yoksa bu gelişmeler çok evin içini ilgilendiren durumlar değil. Mutfak alev almış gidiyor. Bakalım yaşananlar neyi getirecek?

    * Bu köşe yazısı, yapay zeka tarafından seslendirilmiştir. ⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠https://www.cumhuriyet.com.tr/

    5 min
  • 28 Haziran 2024 - Günün Manşetleri - İktidar beş yılı tamamlayamaz

    * Kurtuluş ve kuruluşun gazetecisi, gazetemizin kurucu başyazarı Yunus Nadi’ yi ölümünün 79. yılında saygı ve özlemle anıyoruz. Yunus Nadi için Edirnekapı Şehitliği’ndeki gömütünde bugün anma töreni düzenlenecek. 


    * CHP Genel Başkanı Özgür Özel, ülke yönetiminin gidişatı ve yaşanan ekonomik kriz nedeniyle bir erken seçim olabileceğini söyledi.


    * CHP Genel Başkan Yardımcısı Gamze Taşcıer, asgari ücret ve emekli maaşlarına zam yapılması için Kocaeli’de pazar günü miting yapacaklarını söyleyerek “Geçinemiyoruz diyen herkesi 30 Haziran’da Gebze’de bizimle birlikte olmaya, seslerimizi hep birlikte yükseltmeye davet ediyoruz” dedi.


    * Bir süredir istifa edeceği haberleriyle gündeme gelen partinin kurucu isimlerinden Ankara Milletvekili Koray Aydın, partiden istifa ettiğini açıkladı.


    * Türk Tabipleri Birliği 76. Büyük Kongresi, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Abdülkadir Noyan Konferans Salonu’nda başlıyor.


    * Bahçelievler’de üç katı kaçak yapılan yedi katlı bina kısmen çöktü.


    * Liselere Geçiş Sistemi (LGS) kapsamında 2 Haziran’da yapılan merkezi sınavın sonuçları bugün açıklanıyor.


    * Latin Amerika ülkesi Bolivya’da solcu Devlet Başkanı Luis Arce yönetimine karşı düzenlenen askeri darbe girişimi püskürtüldü.


    * Fransa, 30 Haziran ve 7 Temmuz’da sandığa gidecek.


    * Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, yatırımcılarla görüşmek ve dünya ekonomilerinin mali suçlarla mücadeleye uyumunu tespit eden FATF toplantısına katılmak üzere Singapur’a gitti.


    * Denetim ve danışmanlık şirketi EY, Global Halka Arz Trendleri 2024 Raporu’nun ocak-haziran dönemi sonuçlarını açıkladı.


    * ENKA Sanat’ın klasik müzik alanında yetenekli genç sanatçıların yurtdışındaki lisans ve yüksek lisans eğitimlerine destek olmak amacıyla geçen sene yaşama geçirdiği Lale Tara Sanat Bursu’nun başvuru dönemi 5 Temmuz Çarşamba saat 18.30’da sona eriyor.

     

    * A Milli Futbol Takımı, Portekiz maçından sonra yaşadığı kaos havasını dağıtıp Çekya karşısındaki zaferle Euro 2024’te adını son 16 turuna yazdırdı.


    * Beşiktaş, Portekizli futbolcu Rafa Silva ile 3 yıllık sözleşme imzaladı.



    * Bu podcast yayınları, Cumhuriyet gazetesinden derlenen haberlerin yapay zeka tarafından seslendirilmesiyle oluşturulmuştur. Güncel haberler için www.cumhuriyet.com.tr adresini ziyaret edebilirsiniz.


    10 min
  • Mecelle’den alıntının gizemi - Emre Kongar

    14 Din Bilgini’nin “ŞERİAT İSLAM DEMEK DEĞİLDİR” başlıklı Bildirge’sinde, İslam Dini, İslam Hukuku ve İslam Tarihi üzerine iki yerde net bir gönderme vardı: Birinci gönderme Ebu Hanife’nin İslam Dini’nin değişmezliğine ilişkin sözü üzerine yapılmıştı: “Büyük İslam bilgini Ebu Hanife’nin de dediği gibi din, Hz. Âdem’den beri gelen tevhit inancıdır ve asla değişmez” denmişti. İkinci gönderme Mecelle’ye yapılmıştı ve “Şeriat”ın zamana göre değiştiğine ilişkindi: “Osmanlı’nın Mecelle’sinde de belirtildiği üzere; ‘ezmanın tegayyürü ile ahkâmın tebeddülü inkâr olunamaz’.” denilmişti. Böylece İslam (yani Kuranıkerim ve Sünnet) sabit, değişmez, ama Şeriat (yani kurallar) değişken olduğu için, ikisinin birbirinden farklı olduğu, sadece dinen, hukuken ve tarihsel olarak değil, mantıken de ispatlanıyordu. Mecelle’den yapılan alıntıda, eski Türkçe, (Arapça ve Farsça) sözcükler kullanıldığı için, bir yanlış yapmayayım diye, hem Mecelle’yi hem de bu alıntıdaki kelimeleri ve cümlenin kendisini tekrar tekrar araştırdım. (Babam, “Ansiklopedilere, bilmediğin değil, bildiğini sandığın sözcükler, terimler ve kavramlar için bakmalısın ki hata yapmayasın” derdi. Yazı yazarken okurlarıma saygımdan dolayı onun bu uyarısına daima uyarım.) Ve araştırma yaparken, Mecelle’den alıntılanan cümlenin aynısına rastladım: Hem de dönemin Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanlarından, bugünkü görevi MİT Başkanlığı olan İbrahim Kalın, Erdoğan’ın bazı sözleri üzerine açıklama yapmak için attığı (o zamanki adı Twitter olan) bir X mesajında @ikalın1 adresli hesabından, 9 Mart 2018 tarihli ve 08.57 saat damgalı iletisinde şöyle demiş: “EZMANIN TAGAYYÜRÜ İLE AHKÂMIN TAGAYYÜRÜ İNKÂR OLUNAMAZ.” Bu Mecelle kuralına göre zamanın değişmesiyle içtihadi hükümler ve yorumlar değişir ve yenilenmeye ihtiyaç duyar. Kuran ve Sünnet’in ortaya koyduğu hükümler ise sabittir. Kastedilen budur. Cumamız mübarek olsun.” Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2018 yılında 8 Mart Dünya Kadınlar Günü programında, o günlerde kamuoyunda tepkilere neden olan sözde fetvalar veren “hocalar”a tepki göstererek şöyle demişti: “İslamın güncellenmesinin gerektiğini bilmeyecek kadar da aciz bunlar. İslamın hükümlerinin güncellenmesi vardır. Siz İslamı 14-15 asır öncesi hükümleriyle kalkıp da bugün uygulayamazsınız!” Erdoğan’ın bu sözleri üzerine, cahil cühela takımı derhal saldırıya geçmiş ve Kalın da, İslam’a uygun olan, yukarıda alıntıladığım açıklamayı yapmak gereğini hissetmişti. 14 Din Bilgininin, bu Bildirge’yi hazırlarken, İbrahim Kalın’ın İslami gerçeği de yansıtan bu yorumundan da yararlanmış olmaları, “olasılık dışı değildir” diye düşünüyorum. Burada bir de küçük dil farklılığına da dikkat çekmek isterim: Mecelle’den yapılan alıntılarda aynı cümlede, “değişmek” anlamına gelen “tagayyür” sözcüğü iki kez geçiyor. Buna karşılık, 14 Din Bilgini’nin Bildirge’sinde ikinci “tagayyür” sözcüğü yerine, yine aynı anlama gelen “tebeddül” kelimesi kullanılmış. Böylece ifade, edebi açıdan daha doğru bir hale getirilmiş. Ayrıca belirtmeliyim ki Ebu Hanife’ye gönderme yapılmış olmasının gizemi de ayrı bir yazı konusudur!


    * Bu köşe yazısı, yapay zeka tarafından seslendirilmiştir. ⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠https://www.cumhuriyet.com.tr/


    5 min
  • MİT Gerçeği - Barış Pehlivan

    Duvar hemen açıldı ve içinden bozuk para büyüklüğünde, üzerinde biri sinyal alan, diğeri sinyal gönderen iki antenin bulunduğu son derece gelişmiş bir ‘böcek’ çıkarıldı. Sonra çıkan diğer iki böcek de bunun cinsindendi.” Yukarıdaki satırları, Ferhat Ünlü’nün “MİT Gerçeği” adlı kitabından alıntıladım. İlgili bölümde, Recep Tayyip Erdoğan’ın gizlice dinlenmesinin nasıl ortaya çıktığı anlatılıyor. Dahası, böcekleri bulan ekipte Basri Aktepe gibi has bir Fethullahçının ne işi olduğu da sorgulanıyor. Kitaptan aktarıyorum: “Başbakanlık’ta bulunan cihaz, tek bir böcekten de ibaret değildi. İki farklı tarihte konulmuş toplam üç adet dört başı mamur dinleme cihazından bahsediyoruz. Peki bu, nasıl anlaşıldı? Fethullahçı Terör Örgütü’nün, 2009 senesinin ilk aylarında ‘dönemin Başbakanı’ Recep Tayyip Erdoğan’ın, eşi Emine Erdoğan ile ruberu yaptığı konuşmanın internette yayımlanmasıyla anlaşıldı. Bunun üzerine Milli İstihbarat Teşkilatı tarafından görevlendirilen bir özel ekip -ki teyitli bir bilgi olduğu için veriyorum; Basri Aktepe’yi de bünyesinde barındıran bir ekipti buBaşbakanlık binası ile başbakanın çalışma ofisinde böcek aradılar ve buldular. Basri Aktepe’nin o ekipte ne işi vardı dediğinizi duyar gibiyim. Zira Aktepe, Gülen’in ‘altın çocuklarındandır.’ Dönemin MİT Müsteşarı Hakan Fidan; Aktepe’nin, ‘içlerindeki İrlandalı’ olduğunu başından beri biliyordu. Bu yüzden onu pasif göreve almış, Başbakanlık konutuna FETÖ’cüler tarafından yerleştirilen böceklerin bulunmasıyla görevli ekibe de dahil etmişti. İstihbaratta, bu tür hayatın olağan akışına aykırı yöntemler zaman zaman kullanılır. Burada gördüğümüz ‘istihbari suçu, o suçu en yakından tanıyan vasıtasıyla ortaya çıkarma metodu’ da bunlardan biridir.” Gazeteci Ünlü’nün kitabında, en çok sorulan sorulara MİT’in verdiği yanıtlar da var. İşte onlardan biri ve yanıtı şöyle... “MİT’te çalışan herkes birbirini tanır mı? Tanıyorsa, gerçek kimliği ile mi, kod adıyla mı tanır? MİT yasal bir kuruluş, mensupları ise yurtdışına ve Türkiye sathına yayılmış devlet memurlarıdır. Coğrafi şartlar ve görevin özelliği nedeniyle farklı ortam ve yerlerde çalışırlar. Bu koşullardaki bir işyerinde insanlar birbirlerini ne kadar tanırsa, MİT mensupları da birbirlerini, o kadar ve elbette gerçek kimlikleri ile tanırlar. Ancak tüm istihbarat örgütlerinde olduğu gibi görevinin gerekli kıldığı durumlarda kod adı kullanılması gizlilik ve güvenliğin vazgeçilmezliğinden kaynaklanır.” “MİT Gerçeği” kitabından öğrendiklerimden biri de Hakan Fidan’ın lakabı... Bakın, kitapta o bölüm nasıl anlatılıyor: “Kamuoyunda ‘devletin sır küpü’ olarak bilinen Hakan Fidan’ın bilinmeyen lakabı ‘Doktor’dur. Kimi yabancı mevkidaşları da ona sıklıkla bu lakapla hitap eder. Fidan; bu kitabın terminolojisi ile söylersem kelimenin her iki anlamıyla bir ‘entelektüel’, yani hem bir istihbaratçı hem de bir kültür adamı olarak klasik İslam kaynaklarına ve Batı felsefesine son derece hâkimdir. Klasik kaynakları neredeyse ilahiyat doktorası yapar gibi okumuş, etüt etmiştir. Bu yönünün de etkisiyle İslam ülkelerinden mevkidaşları, ‘Doktor’ lakabını bir yüksek saygı ifadesi olarak ‘üstat’ anlamında kullanıyorlar.” Ve gazeteci Ünlü özellikle internette çok sık dolaşıma sokulan bir ünlü yalana dair de şöyle diyor: “Hakan Fidan’ın, 1996’da Susurluk kazasında ölmüş Abdullah Çatlı olduğuna inanan aklıevveller var. Bir deli kuyuya taş atıyor, akıllı geçinenler de inanıyor. Bu tür komplolara inanmayın gençler. Mesela böylesi bir komploya inanan biri asla MİT’e alınmaz.” Kitapta çok çarpıcı bilgiler var ama her şey yok. Ferhat Ünlü son satırlarında bunun işaretini şöyle veriyor: “Önce insan, sonra gazeteci olarak bizler; yalan söylemememiz gerektiği gibi yerine göre sır da tutmalıyız. Evet; gazeteciyiz, yazarız ama sırsız hayat olmaz. Her gerçeği; işiniz bu olsa bile açıklayamazsınız.


    * Bu köşe yazısı, yapay zeka tarafından seslendirilmiştir. ⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠https://www.cumhuriyet.com.tr/

    6 min
  • 27 Haziran 2024 - Günün Manşetleri - İttifak ortakları yeniden baş başa

    * Erdoğan, Devlet Bahçeli’nin istediği her şeyi söyledi, AKP ve MHP daha da yakınlaştı.

    * Balıkesir’de vahşice öldürülen motokurye Ata Emre’nin cinayet davası yarın başlıyor.

    * İYİ Parti bölünüyor, koltuk sayısı 35’e geriledi, Koray Aydın istifa yolunda.

    * Mimarlar Odası Antalya Şubesi’nin açtığı son davaya da mahkemeden iptal kararı çıktı.

    * Wıkıleaks’in kurucusu Julian Assange, 14 yıllık hukuk mücadelesinin ardından resmen özgürlüğüne kavuştu.

    * İsrail ile Hizbullah arasında yaşanan çatışmanın bölgesel bir savaşa dönüşeceğine yönelik kaygılar artıyor.

    * Çalışma yaşamıyla ilgili sorunlar, Türkiye’nin en temel ve kronik sorunlarının üst sıralarında yer alıyor.

    * Ekonomik kriz ve yüksek enflasyon nedeniyle milyonlarca yurttaşın alım gücü düşmeye devam ederken AKP iktidarından asgari ücretli ve emekliye bir kez daha kötü haber geldi.

    * Merkezi İsveç Stokholm’de olan ‘Doğru Yaşam Vakfı’ 1980’den beri her yıl ödül veriyor.

    * Salt Beyoğlu Forum alanında sergilenen Havaya Dair sergisi 18 Ağustos’a dek sergilenecek.

    * Milli Takım, Çekya’yı 90+4’te Cenk’in golüyle yenip Euro 2024’te son 16’ya kaldı.

    * Sarı-Lacivertliler, İspanyol forvet için A.Madrid’le görüşüyor.

    * Galatasaray’da Zaniolo’nun takımdaki geleceği belirsizliğini koruyor.


    9 min
  • Akp'de iki çizgi - Mehmet Ali Güller

    Aytunç Erkin son yazısında önemli bir siyasi yorum aktardı: “AKP içinde iki çizgi var. İlkini Mehmet Şimşek temsil ediyor. Batıcı, neoliberal politikaların uygulanması. Diğeriyse Hakan Fidan; daha dengeci, Avrasya’yı yok saymayan ve Çin-Rusya eksenini anlamaya çalışan bir çizgi.”

    Evet, AKP’de iki çizgi var ve bu iki çizgi son dönemde sık sık karşıya geliyor, hatta bu karşı karşıya gelişler gittikçe sertleşiyor.

    Anımsayacaksınız: AKP medyası, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Çin ziyaretini ve orada verdiği çok önemli mesajları görmezden gelmişti. Hatta AKP’nin ideolojik amiral gemisi Yeni Şafak, görmezlikten geldiği gibi Hakan Fidan’ın mesajlarının tersine Çin’i manşetten hedef alan yayınlar yapmıştı. Bu köşede “Fidan’a Şafak operasyonu” başlığıyla konuyu ele almıştım. Fidan, Çin’de “tek Çin, çok kutupluluk, yeni düzen, küresel faciaya karşı güçlü Çin, BRICS” mesajları veriyor ama Yeni Şafak manşetten “Çin’in sessiz istilası” başlığını atıyordu. AKP’nin ideolojik amiral gemisi, Fidan’ın anlattığı Çin’i değil, ABD’nin Çin hakkında yaptığı değerlendirmeleri haber yapıyordu. Tam altı gün sürdürdüler o yayını. Bitmedi. CGTN Türk’te yorumladım: Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Londra’daki Chatham House toplantısından yanıt verdi Fidan’a. BRICS’i küçümsedi, “Üç asırdır yönümüz Batı” dedi. Ve sanki AB üyesiymişiz gibi de “AB’yle ayrışmayı göze alamayız” mesajı verdi, içeriye, Brüksel’e, Washington’a...

    Bitmedi. Yeni Şafak bir süredir Türkiye’nin Astana ortağı İran’ı hedef alıyor. Son olarak 22 Haziran’da manşetten suçladılar: “Türkiye Süleymaniye’de PKK’ya silah sevkiyatına göz yummayacak: Vur emri.” Manşetin spotu da şöyleydi: “ABD ve İran’ın terör örgütü PKK’ya dron ve füze sevkiyatı, sabırları taşırdı. Türkiye, bundan böyle terör örgütüne sevkiyata sessiz kalmayacak. Tespit edilirse yeni sevkiyat anında vurulacak.” Evet, Yeni Şafak bir süredir ısrarla İran’ın PKK’yi silahlandırdığını haber yapıyor. Peki bu konuda eski MİT başkanı, yeni Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ne diyor? “PKK/ YPG konusunda problemli olduğumuz 2.5 ülke var” diyor ve isimlerini sıralıyor: “ABD, İngiltere ve biraz da Fransa.” Fidan’ın “müttefik” isimleri sıraladığı listede, Yeni Şafak’ın suçladığı İran yok!

    Sadece şu örnekler bile AKP’de iki çizginin olduğunu, bir tarafta Hakan Fidan’ın temsil ettiği çizginin, diğer tarafta da Mehmet Şimşek ile Yeni Şafak’ın iki ayrı kol üzerinden paralel sürdürdüğü çizginin olduğu görülüyor. Hatta Aydınlık’ın yayınlarına bakılırsa AKP içinde birbiriyle çatışan başka çizgiler de var. Örneğin Aydınlık’ın “AK Parti içinde milli devlet rüzgârı” manşetine göre Süleyman Soylu, Mehmet Uçum, Metin Külünk, Ayhan Ogan gibi isimler, “AK Parti’yi MHP’den koparma planına” dikkat çekiyorlar.

    Bir kitle partisinde, hele de 22 yıldır iktidar olan bir kitle partisinde iki hatta daha fazla çizginin olmaması anormal olurdu. AKP kurulduğunda da iktidar yılları boyunca da hep birbiriyle çatışan çizgilere sahip oldu. Erdoğan, iyi bir taktisyen olarak bu çizgileri kullanma becerisini gösterebildi; hatta rekabet halindeki çizgileri, iç ve dış pazarlıklarda kullandı, iktidarının üzerinde durabildiği sütunlar haline getirdi. Elbette AKP’nin yükseliş dönemiydi ve çizgilerin kontrolü büyük problem değildi. Ama AKP artık gerileme döneminde, birinci değil ikinci parti. Böyle zamanlarda iki çizgiyi kontrol edebilmek çok güçtür. İşte Erdoğan’ın “Siyasette normalleşme çabamız, aslında muhalefeti normalleştirme çabasıdır” demesi biraz da bundandır; AKP genel başkanı, normalleşmeyle CHP’yi yumuşatarak zaman kazanıyor, konumunu sağlamlaştırmaya çalışıyor çünkü...

    * Bu köşe yazısı, yapay zeka tarafından seslendirilmiştir. ⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠https://www.cumhuriyet.com.tr/

    6 min
  • Hakan Fidan'a yollanan ifşa mesajı - Barış Terkoğlu

    Meyveler çürümeden önce ağaçlar çoktan çürümüştü. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın pazartesi günkü röportajını dinliyorum. İstihbarat ile diplomasinin akrabalığını anlatıyor. Tam o sırada önümde bir dosya var. Fidan’a bir e-posta ile yollanmış. Üstelik eski bir diplomat tarafından. Merakla açıyorum. Adı Mehmet Fidan. 37 yıl dışişlerinde çalışmış. 2022’de emekli olmuş. Eşi Güler Fidan ise halen kurumda. Türkiye onu gri pasaport skandalıyla tanıdı. Hatırlayın, Malatya Yeşilyurt’ta belediye etkinliği için alınan hizmet pasaportlarıyla Almanya’ya giden 45 kişiden 43’ü iltica etmiş, skandal; gündemi aylarca meşgul etmişti. İşte o günlerde basında, skandalı ortaya çıkaran Hannover Başkonsolosluğu çalışanları Mehmet ve Güler Fidan’ın cezalandırıldığı, iki ismin bu nedenle merkeze çekildiği haberleri yer aldı. Dışişleri Bakanlığı ise merkeze çekilmelerinin skandalla ilgili olmadığını söyledi. Ancak ayrıntıları duyuran Mehmet Fidan hakkında “sosyal medyadaki iddialarının Alman basınında yer alması, başkonsolosluğun ve devletin diğer kurumlarının insan kaçakçılığına göz yumduğu şeklinde algı yaratmasına neden olduğu” gerekçesiyle memuriyetten çıkarma cezası verildi. Fidan, mahkemeye başvurarak bu kararı iptal ettirdi, emekli oldu. Ancak eşyalarının konsolosluğun kapısına bırakılması nedenli sitemleriyle hafızalara kazındı. Bakanlığa göre geçimsiz, uyumsuz, kurallara uymayan biriydi. Ona göre ise başına gelenlerin sebebi, bazı ödeneklerin kötüye kullanılmasından usulsüz işlere kadar olumsuzluklara sessiz kalmamasıydı.

    Mehmet Fidan, tuhaflıkları kurumlara bildirmeye devam etmiş. Hakan Fidan’a “Resmi kayıtlara geçirilmiş ve not düşülmüş olsun” diye yazdığı e-posta işte buymuş. Dışişlerine açtığı dava sebebiyle, bakanlıkta olan biteni haber veriyormuş. Eski Hannover Muavin Konsolosu Fidan, başkonsolosluğun bilgisayarlarında, kendisinden sonra usulsüz işler yapıldığını iddia ediyor: “Pek çok vatandaşın ve memurun kişisel verileri, başta TC kimlik numaraları ele geçirilip yayıldı.” Anlattığına göre dışişlerinde halen illegal vize işleri yapılıyormuş: “Ü.K. adlı bir Hariciye memurunun Konakri Büyükelçiliği’nde görevliyken illegal vize işlemleri yürütmüş olup emekliliğe sevk edildikten sonra tekrar Afrika’ya dönüp aynı işleri yürütmeye devam edeceğini işbu dilekçem ile ihbar ediyorum. Ü.K’nin işlerinden büyükelçilik müsteşarı ile büyükelçinin de haberinin olduğunu kanıtlayan ‘ses kayıtlarının’ bulunduğunu da ihbar ediyorum. Kurum içinde pek çok suç işlenmektedir.” Söylediğine göre kendisi gibi kimi memurlar baskıya maruz bırakılıyormuş: “Hukuka bağlı memurlara sürekli psikolojik eziyet ve işkence yapılmaktadır. Namuslu memurlar kötü gösterilip namussuzlar; hukuksuz çevrimlerle ve koordineli yaklaşımlarla korunmaktadır.” FETÖ ile iltisaklı olduğuna dair hakkında ihbar bulunan kimi isimlere inceleme yapılmadan dosyası kapatılıyormuş. Dışişlerinde halen faaliyette olan bir yapılanma olduğunu da iddia etmiş: “Kurum içinde illegal örgütsel bağlar içindeki bir yapı ya da birbirleriyle kanunsuzca işbirliği yapan bir klik veya kişiler tarafından gayri nizami eylemler korunmakta, suç teşkil eden işler yapan memurlar himaye edilmekte, bu memurların yalan beyan ve iftiralarına derhal itibar edilerek yargısız infaz şeklinde yasaya aykırı soruşturmalar açılmaktadır.” İ

    Aradığım Mehmet Fidan, yolladığı e-postayı ve içeriğini doğruladı. İstihbarat kökenli bir dışişleri bakanı olan Hakan Fidan’dan önce dışişlerini arındırmasını beklediğini, bu nedenle 37 yıl dışişlerinde bulunmuş bir bürokrat olarak kendisine çok sayıda e-posta attığını söyledi. Derdinin hukuk devletine ulaşmak olduğunu söyleyen eski diplomat, “Hariciye içinde yıllardan beri olup biten kanunsuzlukları birer birer ifşa edeceğim” diyordu.

    YAZININ UZUN HALİ cumhuriyet.com.tr ADRESİNDE.

    * Bu köşe yazısı, yapay zeka tarafından seslendirilmiştir. ⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠https://www.cumhuriyet.com.tr/

    6 min
  • 26 Haziran 2024 - Günün Manşetleri - Hem el sıkma hem de eleştiri

    * CHP ve AKP’den gerilim sonrası normalleşme mesajlarına devam.


    * ‘Anlattık anlamadılar’ diyen CHP lideri Özel, ara zam için yurttaşları mitinge çağırdı.


    * MHP lideri Devlet Bahçeli, grup toplantısında “Fason bir 12 Eylül iklimi oluşturup davamızı ve partimizi sanık olarak afişe etmeye kalkanların da alınlarını karışlarım” dedi.


    * Manisa’nın Soma ilçesi önceki akşam saat 01.36’da 4.8 büyüklüğünde bir depremle sarsıldı.


    * Türkiye’de bireysel silahlanma artarken Umut Vakfı dokuz günlük Kurban Bayramı tatilinde yaşanan şiddet olaylarını açıkladı.


    * WIKILEAKS, kurucusu Julian Assange’ın, hakkında ABD ile yaptığı anlaşma sonrası tutuklu bulunduğu İngiltere’nin başkenti Londra’daki Belmarsh Hapishanesi’nden dün serbest kaldığını duyurdu.


    * İsrail Yüksek Mahkemesi Başbakan Binyamin Netanyahu’nun koalisyon hükümetini sarsacak bir karara imza attı.


    * Sanayici faizden kazandı.


    * Merkez Bankası perşembe günü yapılacak “Para Politikası Kurulu” toplantısında faizi görüşecek.


    * Geleneksel Japon tiyatrosu İstanbul’da İBB Şehir Tiyatroları Japonya’nın geleneksel tiyatrosu Noh’u 2 Temmuz’da saat 19.30’da Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde İstanbul seyircisiyle buluşturuyor.


    * Meşher’in 29 Eylül’e kadar uzatılan Göz Alabildiğine İstanbul: Beş Asırdan Manzaralar sergisi, küratör Şeyda Çetin’in rehberliğinde yapılacak yeni bir turla ziyaretçileri bekliyor.


    * A Milli Futbol Takımımız, Almanya’da düzenlenen Euro 2024’te kader maçına çıkıyor.


    * Beşiktaş, transferde yıldız bir ismi kadrosuna kattı.


    * Bu podcast yayınları, Cumhuriyet gazetesinden derlenen haberlerin yapay zeka tarafından seslendirilmesiyle oluşturulmuştur. Güncel haberler için www.cumhuriyet.com.tr adresini ziyaret edebilirsiniz.


    10 min

About Cumhuriyet gazetesi

From the publisher's feed

Cumhuriyet'in 100. yaşında yapay zeka desteğiyle seslendirilen podcast yayınlarımızı her gün siz değerli okuyucularımız ile buluşturuyoruz.