Cumhuriyet gazetesi

Cumhuriyet gazetesi

By Cumhuriyet gazetesiNews
Download on the App Store

Cumhuriyet gazetesi episodes

  • Şimşek, milletin vur beline beline - Orhan Bursalı

    Her ne kadar “Kuryelerden ve bahşişlerden vergi almayacağız, şöyle bir düzenleme yapacağız” demiş olsa bile, bu hafta Meclis’e sevk edileceği söylenen yeni vergi paketinin baş mimarı Mehmet Şimşek (şüphesiz arkasında Saray’ın tam onayı var!), çalışanların üç beş kuruşuna bile göz dikecek düzeylere indi. Komik mi komik. Kim bilir başka trajik ne vergilendirmeler tartışıldı!

    Fakat günlük işlem hacmi bazen 1 trilyon TL’ye varan borsada, işlem hacminden on binde bir veya iki vergi alınması önerisi bile, borsa spekülatörlerinin para babalarının tepkisini çekti ve sonunda Mehmet Şimşek ekibine “Borsada vergi yok” dedirttiler.

    Niye? Alım satımdan büyük kazançlar elde edilmiyor mu borsada? “Vergilendirilmiş kazanç kutsaldır” palavrasının reklamını, gelirler idaresi, sadece esnafa, çalışanlara mı yapıyor? Tabii ki!

    Borsayı Büyük Para yönetiyor. Hisse senetlerinden parayı Big Para kazanıyor.

    Peki on binde 1- 2 gibi en komik bir oranda vergilendirilmesi?

    Baktım yazılıp çizilenlere!

    En alt düzeyde vergi vermemek için Big Para tehdit ediyor özetle!

    Hacmin düşmesi kimi ilgilendiriyor, nasılsa hiç vergi almadığı bir alanda hacmin düşmesinden devlete ne?

    Yabancılar gelmezmiş.

    ABD’ye baktım borsadan para kazananlar vergilerini de ödüyor. Avrupa ülkelerinde de öyle olduğunu düşünüyorum.

    Borsa spekülasyon alanı, riski var, hisse senedi düşer kalkar, peki “Spekülatif bir alışverişten vergi almak Türkiye’ye yakışmaz çünkü zaten Türkiye her türlü vergisiz kaçak paranın cirit attığı ve uluslararası kuruluşların kara listesinde olduğu bir ülke” mi diyeceğiz!

    Borsaya vergi konusunda yazılıp çizilenlere bakınca aracı kuruluşlardan ve aklı başında borsacılardan “Normaldir, alınmalıdır” diyen de var.

    Şimşek korkuyor büyük sermayeye dokunmaya! Normal! Hayatının önemli bir kısmı onların paralarını yönetmekle geçti!

    Ya yurtdışına çıkış vergisinin 1500-3000 TL arasında olacağı haberleri?

    Anayasanın seyahat özgürlüğüne şüphesiz ki aykırı, AYM iptal de edebilir.

    Bizde millet içinde ve arasında tam eşitlik var.

    Ayrımcılık yok!

    Bu nedenle milyarder de bir şişe suya aynı vergiyi ödüyor, 6-10 bin lira alan emekli de!

    Bir milyarder de ve emekli veya çalışan da aynı çıkış parasını ödemekte eşittir.

    Mahfi Eğilmez’in geliriyle serveti arasında muazzam fark olanlara yönelik gündeme getirdiği “Yüzde 25 vergini ver, kurtul” yasa önerisi Mehmet Şimşek ve Saray’ın kulağına hiç değmez.

    Çünkü 2003’te iktidara gelir gelmez yaptıkları ilk iş, bu vergilendirmeyi öngören yasayı iptal etmek olmuştu.

    Şimşek, milletin vur beline beline!

    * Bu köşe yazısı, yapay zeka tarafından seslendirilmiştir. ⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠https://www.cumhuriyet.com.tr/⁠

    4 min
  • Geciken ya da gelmeyen demokrasi - Özdemir İnce

    Bugün ilham kaynağım Paris’teki Denis Diderot Üniversitesi’nde öğretim görevlisi psikanalist Houria Abdelouahed’in Adonis’le yaptığı uzun söyleşiden oluşan Orfe’nin Bakışı (Le Regard d’Orphée) adlı müthiş kitap. Yayımlandığından bu yana İstanbul ve köydeki çalışma masamda dururlar. Bugün kitabı bir kez daha açtım. Karşıma şu soru ve yanıtı çıktı. Siz de okuyun. Bakalım bu alıntı ile ne yapabiliriz:

    Houria Abdelouahed: Arap dünyası yirmi bir ülkeden oluşmaktadır ve bu ülkelerin hiçbiri demokratik bir sistemi benimsememiştir. Despotizm neden Arap dünyasının bir özelliği haline geliyor?

    Adonis: “Bugün Arap rejimi nedir” sorusunu sorarsanız “Demokrasi, insan hakları, özgürlük, adalet, eşitlik ve laiklikle mücadele eden bir rejimdir” cevabını alırsınız.

    Bu rejimleri kuranlar başlangıçta değişim ve ilerleme için savaşan, ancak daha sonra despotik siyasi makinenin içine çekilen siyasi muhaliflerdi.

    Onlar da bir diktatörlüğün içinde eridiler. Modern siyasal sistem eskisine benzer, yani bir despotizmin yerine gelen ya da küllerinden doğan bir despotizmdir. Yaygın inanışın aksine, halifelik ölmedi, kelimenin tam anlamıyla hâlâ hayatta. Elbette daha modern bir elbise giyiyor, ancak özünde değişmeden kalıyor.

    Bilirsiniz, aralarında benzerlikler olsa da hiçbir ülke bir başka ülkeye benzemez.

    Adonis’in verdiği cevapta Türkiye’yi kapsayan ve benzemeyen yerler var. Örneğin, günümüz Türkiye hükümet sisteminin hal ve gidişi bana sorulsa hiç duraksamadan Adonis’in yanıtından yararlanırım: “Demokrasi, insan hakları, özgürlük, adalet, eşitlik ve laiklikle mücadele eden bir rejimdir.”

    Türkiye Cumhuriyeti’nin 3 Mart 1924 günü halifeliği kaldırması üzerine Arap toplumlarının büyük bir depresyon geçirdiğini biliyoruz ya da bilmemiz gerekir. Türkiye’de yaşayan halkın ezici kitlesinin bunalıma girdiğini söylemek mümkün değil. Kurumsal İslamdan ekmek yiyen, konumu ve itibarı dinden kaynaklanan ulema, kadı, eşraf kesimi yerini kaybettiği için değişimden zarara uğradıkları için, bunalım geçirmeden muhalefete geçtiler. Halifelik makamı Osmanlı çadırının hiçbir zaman orta direği olmamıştı.

    Araplarda geleneksel devlet yapısı olan aşiret düzeni İslamdan sonra da değişmedi. Bu değişmezlik, yeni kişileri, yeni ekipleri değirmeninde öğüttü. Kişi ve ekiplerin düzenle sorunları yoktu. Düzene değil, iktidara karşıydılar.

    Bize, AKP iktidara geldiği zaman durum başkaydı. Türkiye Cumhuriyeti hem düzeni hem de iktidar kadrosunu değiştirmişti. Bu düzen en yozlaştığı zamanlarda bile eski düzene dönüşmedi. Dönüştürmeye kalkışanlara karşı direndi. Araplık ile Türklüğün genlerinin ayrı karakterleri vardı. Biyolojik genlerin farkı davranışları yaşam dünyasını etkiliyordu.

    Siyasal İslamcılar dinin naslarıyla güdüldükleri için ulus genlerinin egemenliğini anlayamadılar ve küçümsediler. R.T. Erdoğan ve AKP’nin siyasal İslamcılarının içine düştükleri açmaz ve çıkmaz işte budur. R.T. Erdoğan bu bilimsel gerçeği bilmediği için halife olmak istedi. Bunun olanaksız olduğunu henüz anlamış değil.

    Erdoğan, Arapların bir türlü ulaşamadıkları istasyonda trene bindi. Bu yetmiyormuş gibi trenin yönünü değiştirmek istiyordu. Ancak tren programlanmıştı. Sürücüyü dinlemiyordu. Bunu ben biliyorum. Ama o henüz tam olarak anlamış değil. Din, Araplar için her şeydir. Ama sonradan Müslüman olan mevaliler için her şey değildir.

    * Bu köşe yazısı, yapay zeka tarafından seslendirilmiştir. ⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠https://www.cumhuriyet.com.tr/⁠

    5 min
  • 22 Haziran 2024 - Günün Manşetleri - Baskıcı, İslamcı

    * Yerel seçimdeki “yanlışını” arayan AKP, belediye başkanlarını kampa alacak.


    * MHP’ye yakınlığıyla bilinen Türkgün gazetesi, Cumhuriyet yazarları Barış Pehlivan, Barış Terkoğlu, Murat Ağırel ve gazeteci Timur Soykan’ı Ankara’nın ortasında öldürülen Sinan Ateş davasıyla ilgili yaptıkları haberler üzerinden hedef gösterdi.


    * İSTANBUL’DA karıştığı ölümlü trafik kazasından sonra ABD’ye kaçan 17 yaşındaki Timur Cihantimur’un tutukluluk halinin devamına karar verildi.


    * Diyarbakır’ın Çınar ile Mardin’in Mazıdağı ilçeleri arasındaki bölgede çıkan ve rüzgârın etkisiyle hızla yayılan anız yangınında en az 11 yurttaş yaşamını yitirdi, 78’i ise yaralandı.


    * Bayram tatilini geçirmek için memleket ve sahil bölgelerine giden yurttaşların dönüşü başladı. Balıkesir-Bursa ve Çanakkale-Tekirdağ arasında trafik yoğunluğu yaşandı.


     * Ermenistan, Filistin Devleti’ni dün diplomatik olarak tanıdığını belirtti.


    * Çoğunluğu Müslüman olan Tacikistan’da milli meclis, 19 Haziran’da başörtüsünün yasaklanmasını öngören yasa tasarısını onayladı.


    * Türkiye’nin, 2023 yılında satın alma gücüne göre kişi başına gayrisafi yurtiçi hasıla endeks puanı 73.


    * TÜİK’in “Yurtdışı Üretici Fiyat Endeksi, Mayıs 2024” raporuna göre YD-ÜFE Mayıs 2024’te önceki aya kıyasla yüzde 0.42, Aralık 2023’e kıyasla yüzde 14.11, Mayıs 2023’e kıyasla yüzde 65.48 ve 12 aylık ortalamalara kıyasla yüzde 59.6 arttı.


    * 31. İstanbul Caz Festivali, 3 Temmuz’da Avusturya Konsolosluğu Avusturya Kültür Ofisi Bahçesi’nde ödül gecesiyle başlayacak.


    * ZORLU PSM’nin İstanbul müzik festivallerine bir yenisini daha eklediği PSM Loves2Dance, 29 Haziran’da düzenlenecek.


    * Türkiye, Avrupa Futbol Şampiyonası F Grubu ikinci maçında bugün Portekiz’le karşılaşacak.


    * FİLENİN Sultanları, Milletler Ligi’ne erken veda etti.



    * Bu podcast yayınları, Cumhuriyet gazetesinden derlenen haberlerin yapay zeka tarafından seslendirilmesiyle oluşturulmuştur. Güncel haberler için www.cumhuriyet.com.tr adresini ziyaret edebilirsiniz.



    10 min
  • Yancı Foncular - Işık Kansu

    Ulusal eğitimi siyasal dinciliğin oyuncağı yapmaya kalkan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in yeni hedefi öğretmenlerdi. Ona göre, sokakta gördüğümüz 80 kişiden biri, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından maaşı ödenen öğretmen statüsündeymiş. Dünyanın hiçbir tarafında bu kadar büyük bir öğretmen kitlesi, kamu tarafından fonlandırılmıyormuş! Hazır fonlanmadan söz açmışken Bilal Erdoğan’ın yüksek istişare kurulu üyeliği yaptığı TÜGVA’nın (Türkiye Gençlik Vakfı) hepsi de kamu kuruluşu olan sponsorlarından (partner) kimi örnekler verelim: Türk Hava Yolları, Ziraat Katılım, Türk Telekom, Halkbank, Enerji Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, TİKA, Türkiye Ulusal Ajansı, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı... Ve hiç kuşkusuz Milli Eğitim Bakanlığı da bu kuruluşlara eklenmiş durumda. Milli Eğitim Bakanlığı, TÜGVA’nın “Türkiye’nin Kitap Kurtları Projesi, Filistin’de Çocuk Olmak Resim Yarışması, Çizimlerle 40 Hadis” gibi birbirinden değerli ve büyük projelerine destek veriyor. Sonracıma, yine Bilal Erdoğan’ın başkanlığını üstlendiği İlim Yayma Vakfı ile protokoller imzalıyor, İlim Yayma Cemiyeti ile de anlaşmalar yapıyor. Söz gelimi, gençlere edep ve ilmihal ile dini bilgiler vermek için kurulmuş “marifet okul”ları için destek oluyor. Yine bakanlığa bağlı halk eğitim merkezleri, çeşitli etkinliklerin gerçekleştirilmesinde yetkililerine yardımcı olmalarının yanı sıra İlim Yayma Cemiyeti personeli olan eğiticilere ücret ödemeleri yapıyorlar. Dahası, Yusuf Tekin’in kurucu genel başkanı olduğu ve amaçları arasında “zihinsel kodları düzeltmek, Müslüman zihnini inşa etmeye katkıda bulunmak için çalışmak, ümmet bakışı ile düşünme, çalışma ve üretmek” hedefleri bulunan Cihannüma Derneği ile “Tarihinden Geleceğini İnşa Eden Gençlik” ve benzeri projeler için protokoller imzalıyor. Saydıklarımızın hepsi Yusuf Tekin’in “sivil toplum örgütü”nden saydığı yancı foncular. Bunların dünyada eşi benzeri yok! Yalnızca bizdeki Saray düzenine özgü. Batı’nın sömürgen tarafı, yine uygarlıktan ve hümanizmadan yana olan tarafına galip geldi. Kapitalizmin doymazlığının yarattığı bunalımlar ve savaşlar sonucu gerçekleşen göçler ve yoksullaşma ağır sorunlara dönüştü. Mazlum halkların yarattığı artı değere el konulmasıyla refah toplumunu sürdürebilen Batı sıkıştı. Ortadoğu’da ve Ukrayna’da yol açtığı kanlı oyunların kendi kamuoyunda duyumsanan dalgalarının etkisiyle sömürgen yüzünü, ırkçılıkla, tutuculukla, yayılmacılık, kibir ve bencillikle göstermeye başladı. Avrupa’dan başlayarak tüm Batı dünyasında yükselen ırkçılığa varan sağcılaşma, yıllardır kurtarıcı gibi gösterilen emperyalizmin yeni masalı küreselleşmenin yarattığı bir sonuçtur. İnsanlığın ve insanca değerlerin geriletilmesidir. Halk önderi Atatürk’ün halkçılık bildirgesinde ifade ettiği gibi, “kapitalizmin ve emperyalizmin zorbalık ve kıyımından” kurtulmadıkça tüm dünya halkları erince, eşitliğe, özgürlüğe ve kardeşliğe ulaşamayacak.



    * Bu köşe yazısı, yapay zeka tarafından seslendirilmiştir. ⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠https://www.cumhuriyet.com.tr/

    4 min
  • Bedelini ödemeliler - Oktay Ekşi

    Lafı dolandırmaya hiç gerek yok: Büyük bir kısmımızın “hayati” derecede önemli gördüğü “laik Cumhuriyet”in halen sorumluluk mevkisinde olan iki azılı düşmanı var. (Daha da var ama bugün dursun.) Biri Atatürk’ün tüm İslam âlemine örnek olsun diye kurduğu Diyanet İşleri Başkanlığı’nın başında bulunan Ali Erbaş. Diğeri ise yasaların emrettiği hedefleri ayaklar altına alan ve milyonlarca çocuğumuzu “molla” kültürü ile yetiştirmeye kendini adamış görünen (Milli?) Eğitim Bakanı Yusuf Tekin. Üstelik ikisi de profesör. Bugün niye bu bahsi açtım? Birkaç gün önce gazetelerimizde bir haber çıktı. ABD’de yaşayan deneyimli, Türk gazeteci Yılmaz Polat, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın ABD’de satın aldığı bir arazide, 11 adet yüzme havuzlu villa, 1 Türk hamamı ve 1 de otel yaptırdığını yazdı. Polat’a göre tesisin değeri 100 milyon doları buluyormuş. Ayrıca Diyanet İşleri Başkanlığı çevrede bulunan iki bağımsız evi de satın almış. Ali Erbaş’ın lüks ve şatafat merakını artık bilmeyen kalmadı: Bu (kendi deyimleriyle) “külliye”den önce de “sözde tasarruf” dönemine giren ülkemizde, 6.5 milyon TL’lik Audi 6 model makam arabasını beğenmeyerek değeri 15 milyon TL olan Audi 8 model yeni bir makam aracı aldırdığı ortaya çıkmıştı. Daha çok var ama yazmıyorum. Yukarıda söze “laik Cumhuriyetin düşmanı” diye başladıktan sonra Erbaş’ın israf örneklerinden söz etmemi yadırgamış olabilirsiniz. O nedenle onunla Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in o yönde yaptıklarından söz edeceğim: Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’na aykırı faaliyetlerinden dolayı “görevini kötüye kullanmak” suçuyla yargılanması gereken noktaya geldi. Çünkü çocuklarını -yasadaki hükmü aynen aktarıyorum- “Milli eğitimin temel amacı Türk milletinin bütün fertlerini Atatürk inkılap ve ilkelerine ve anayasada ifadesini bulunan Atatürk milliyetçiliğine bağlı (...) insan haklarına ve (...) demokratik laik ve sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı görev ve sorumluluklarını bilen(...) yaratıcı ve verimli kişiler olarak yetiştirmektir” derken o liselerimizi imam hatip lisesine (imkân bulursa medreseye), ortaokulları ise Osmanlı döneminin “rüştiye”lerine çevirmeye çalışıyor. Oysa bu tür okullar, Türkiye’de tek kelimeyle “yasak”tır. Bu bakan, temel kanundaki açık hükümle, okullarda “Kız-erkek karma eğitim esastır” denmesine rağmen bir fırsatını bulup buna da karşı olduğunu söylemişti. Diyanet İşleri başkanının da yasal görevi “İslam dininin inançları, ibadet ve ahlak esasları ile ilgili işleri yürütmek, din konusunda toplumu aydınlatmak ve ibadet yerlerini yönetmek”ten ibaret iken ÇEDES gibi projelerle örgün eğitim kurumlarına burnunu sokmuş ve orada fiilen öğretmenlik hizmetlerini üstlenmiş durumdadır. Bu ise eğitimin “laik”lik ilkesine bağlı olarak sürdürülmesini emreden yasalara aykırıdır. O nedenle yapılan iş “görevi kötüye kullanmak”tır. Türkiye’de zerre kadar “hukuk” kaldıysa bu iki sorumlu da bedelini ödemelidir.


    * Bu köşe yazısı, yapay zeka tarafından seslendirilmiştir. ⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠https://www.cumhuriyet.com.tr/


    5 min
  • 21 Haziran 2024 - Günün Manşetleri - Kaynak bütçede

    * Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile görüşmeye hazırlanan CHP, masaya asgari ücret ve emekli maaşlarında artış başta olmak üzere yurttaşın gündemini getirecek.


    * Cumhuriyet devrimlerinin yılmaz savunucusu, Aydınlanma bilgesi başyazarımız İlhan Selçuk ile çizerimiz Turhan Selçuk’u yitirişimizin 14. yılında özlem ve saygıyla anıyoruz.


    * Erdoğan’ın, diplomatik ziyaretlerinin ardından Bahçeli ile görüşeceği ileri sürülüyor.


    * İstanbul’un Şile ilçesindeki Ağva’da bulunan Sungurlu Deresi’nde Tarım ve Orman Bakanlığı’na bağlı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü (DSİ) tarafından “Taşkın Tesisleri Rehabilitasyonu” çalışmalarına başlandı.


    * Havaların ısınması sonrası artan orman yangınlarına dün yenileri eklendi.


    * Normal günlerde ortalama 20 ton çöp çıkan Muğla’nın Ula ilçesine bağlı Akyaka’da, Kurban Bayramı’nın ilk dört gününde 200 ton çöp toplandı.


    * İsrail’in Lübnan’ı işgal edebilecekleri yönündeki çıkışı üzerine Hizbullah’tan “Savaşı yayarız” açıklaması geldi.


    * Suudi Arabistan’a hac ziyareti için giden ve aşırı sıcaklar nedeniyle yaşamını yitirenlerin sayısı artıyor.


    * Türkiye’deki mali piyasalar, bayram tatili sonrası dün yeni haftaya çok hareketli başladı.


    * Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, “Piyasalar, oluşturduğumuz programın enflasyonu düşürmemizi sağlayabileceğine inanmaya başlıyor” dedi.


    * Küçükçiftlik Film Kulübü: Bahçe Sineması gösterimleri başlıyor. 2 Temmuz-24 Ağustos 2024 tarihleri arasında her hafta salı akşamı, sezonun dikkat çeken sinema filmleri izleyicilerle buluşacak.


    * Prusias Ad Hypium antik kentinde çalışmalar sonlanıyor.


    * A Milli Futbol Takımımız, Euro 2024 F Grubu’nda Portekiz’le yarın oynayacağı maçın hazırlıklarını sürdürüyor.


    * Galatasaray, yeni sezonun ilk transferini yaptı.


    * Filenin Sultanları, Tayland’daki Milletler Ligi’nin çeyrek finalinde bugün saat 16.30’da Polonya ile karşılaşacak.


    * Bu podcast yayınları, Cumhuriyet gazetesinden derlenen haberlerin yapay zeka tarafından seslendirilmesiyle oluşturulmuştur. Güncel haberler için www.cumhuriyet.com.tr adresini ziyaret edebilirsiniz.



    10 min
  • Canına kıyanlar - Adnan Binyazar

    Hemen her gün, din perdesi altında okullarda çağdaş eğitim kurallarına aykırı uygulamalara geçiliyor. Ne acıdır ki onların içinden biri çıkıp bu uygulamaların, Atatürk’ün deyimiyle, “genç nesiller”in yetişmelerini kösteklediğini eleştirmiyor. Okul yazboz tahtası değil, öğrenciyi yaşam, düşünce, bilim, sanat alanlarında geliştiren temel ilkeler üzerine kurulmuş bir eğitim yuvasıdır. Öğrenci, gelişimi ezberci eğitimle değil, çağdaşlığın gerektirdiği yeniliklere açık yaratıcı yöntemlerle gerçekleştirir. Ayrıca bakanından öğretmenine eğitimi yönlendirenler, okulun amacının tek tür insan yetiştirmek değil, benliğinde yeni ufuklar yaratacak güçte insan yetiştirmek olduğunu temel ilke saymalıdır. Bu ilkelerden sapanlar, yenilik adı altında gerici uygulamaları ileri sürerek eğitim alanında Türkiye’nin geleceğini karartıklarını akıllarından geçirmiyorlar. Bu bağışlanmaz duruma düşmek istemiyorlarsa Atatürk’ün 10 Yıl Nutku’nda Cumhuriyet Devrimlerinin temelini oluşturan eğitimin hangi kaynaklardan beslendiğini açıklayan gerçekleri göz önünde bulundurmak zorundadırlar: “Bizce zaman ölçüsü geçmiş yüzyılların gevşetici zihniyetine göre değil, yüzyılların hız ve hareket kavramına göre düşünülmelidir.” Nedenini de açıklıyor: “Çünkü Türk milletinin karakteri yüksektir. Türk milleti çalşkandır. Türk milleti zekidir. Çünkü Türk milleti ulusal birlik ve beraberlikte güçlükleri yenmesini bilmiştir. Ve çünkü Türk milletinin yürümekte olduğu yükselme ve uygarlık yolunda, elinde ve kafasında tuttuğun meşale, müspet bilimdir.” Ankara Keçiören’de bulunan Katip Çelebi Lisesi’nde geçen pazartesi günü, özetle, korkunç bir olay yaşandı. 10. sınıf öğrencilerinden E., arkadaşlarıyla “Erik Dalı” diye bilinen şarkıyla dans ettiği bir videoyu sosyal medyada paylaştığı için din kültürü öğretmeninin baskı ve tehditlerine uğruyor. Onu ailesine duyurmakla korkutan öğretmen, genç kıza videoyu sildiriyor ama onunla kalmıyor, sorunu aileye de abartarak duyuruyor. Nutuk’ta geçtiği gibi yaşlımızla gencimizle “karakteri yüksek!” bir toplumuz. Onuruyla oynanan kız, aynı din kültürü öğretmeninin dersinde, kendisini sınıfın penceresinden atarak intihar ediyor. Genç kızın yaşam mücadelesi bir gün sürüyor, yüksekten düşmesinin etkisiyle başına aldığı darbe yüzünden yaşamını yitiriyor. Bununla da kalınmıyor, okul bahçesinde tüm öğrencilerin, öğretmenlerin gözü önünde yaşanan olayla ilgili sorumluları yargıya teslim etmek varken okul yönetimi, olayın üstünü kapatma yoluna gidiyor. Öğrencileri de susturarak olayın dışarıya sızmasını önlüyor. Ülkede bu tür olaylara sıkça rastlanmasına karşın bakanlıkça yenilik adı altında geriletici kurallar içeren önermelerle önemli hazırlıklara girişildiği ileri sürülüyor. Umarım eğitim öğretmen örgütlerinin eleştirileri göz önünde bulundurularak önerilen uygulamaların önü alınır.


    * Bu köşe yazısı, yapay zeka tarafından seslendirilmiştir. ⁠⁠⁠⁠⁠⁠https://www.cumhuriyet.com.tr/⁠

    4 min
  • Yabancı istilası ve entegrasyon - Özdemir İnce

    Hürriyet gazetesinde (2000-2012) ana gazetenin yanı sıra değerli dostum Ertuğ Karakullukçu tarafından yönetilen Avrupa baskısında da özel yazılar yazardım. Bu nedenle sık sık Almanya ve Belçika’ya gider durumun vaziyetine bakar ve izlerdim. 2000- 2003 yıllarında Berlin büyükelçimiz Osman Korutürk idi. Bana çok yardımcı olmuştur. İlgilendiğim konularda bana bilgi ve belge verirdi.


    Anlatacağım olay Osman Korutürk döneminde olmuştu. Demek ki 2000-2003 yılları arasında. Belirtiğim yıllar arasında bir gün Almanya’nın Kuzey RenVestfalya eyaletinin Bonn kentinde eyaletin eğitim bakanının özel bir toplantısına katıldım. Bakan (kadın) yabancı işçilerin entegrasyonundaki (bütünleşmesindeki) başarısızlığı yabancı işçilere yükler görünüyordu. Konuşması bitince konuyu Türkiye vatandaşı işçileri örnek vererek konuştum:


    Ev sahibi Almanlar çalıştıracakları kişileri çok sıkı sağlık taramasından geçiriyorlar, seçilenler Sirkeci Gar’ından törenle gönderiliyorlardı. Almanya’da iner inmez kışlaya benzer “heim”lara tıkılıyorlardı. Tam anlamıyla esir kamplarına benzer bir hayat. Bakana bunları söyledim ve ekledim: Entegrasyonun en önemli öğesi dildir. Ama siz yabancı işçilere dilinizi öğretmediniz, onlar kendi gayretleriyle Tarzan Almancası öğrendiler. İletişim olanakları çoğunlukla mektuplardı. Bu durumda dilinizi kolayca öğrenebilirlerdi.


    Şimdi artık iş işten geçti, televizyonlar var, cep telefonları var. Torunlar nenelerine telefon açıp içli köftenin nasıl yapıldığını soruyorlar. Bu girişi ülkemizin başına bela olmuş yabancı (belli bir sıfatları yok) getirmek için yaptım: Yurtdışında yaşayan 6.5 milyonu aşkın vatandaşımızın yaklaşık 5.5 milyonu Batı Avrupa ülkelerine yerleşmiş bulunmaktadır. Demek ki 1960-2024 arasında, toplam olarak 64 yılda 7 milyona yakın Türk yerleşmiş. Oysa İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Başkanlığı tarafından açıklanan verilere göre Türkiye’de kayıt altına alınmış geçici koruma statüsündeki Suriyeli sayısı 9 Mayıs 2024 tarihi itibarıyla bir önceki aya göre 4 bin 894 kişi azalarak toplam 3 milyon 115 bin 536 kişi olmuş. Bunlar kayıt altına alınmış Suriyeliler. Peki kayıt altına alınmayanlar ne kadar?


    29.04.2011 tarihinde bir grup Suriyelinin Hatay ili Yayladağı ilçesine doğru hareketlenmesi Suriye’den Türkiye’ye yönelik ilk toplu nüfus hareketi olmuştu. Zafer Partisi lideri Ümit Özdağ’ın iddialarına göre Türkiye’deki Suriyeli sayısı Temmuz 2022 itibarıyla kayıtsız olanlarla birlikte 5.3 milyon kişi olup bunların 1 milyon 476 bin 368 kişisi Türk vatandaşlığı almıştır. Neden? 9 Kasım 2023 tarihinde içişleri bakanı düzenli göçmen sayısının 4 milyon 643 bin 986 olduğu açıklanmıştır.


    Son 20 yılda Türkiye Nasrettin Hoca’nın türbesine dönüştüğüne göre peki düzensizler ne kadar? Belki de yasadışı konukların sayısı yasal olarak bulunanlar kadardır! Vatandaş yapılanlar Türkçe sınavından geçtiler mi? Sanmam! Durum böyle ise yandık ki ne yandık! Bir de Suriyeli erkeklerin dölleme yeteneğini ve kadınlarının doğurma hızını düşününce yanıp kebap olduk. Kimseyi iğdiş edemezsin! Durumun vaziyeti pek vahim! Hemen önlem almak gerekir! Yapılacak işlerden ilki Tevhidi Tedrisat Kanunu gereği Suriyelilerin açtığı Arap dilli okulların kapatılması ve öğrenim dilinin Türkçe olması. Bu nasıl olacak? Arapça okulları kapatmaktan başka çare yok. Kapatılmaz ise Kürt kökenli vatandaşlarımız Kürtçenin öğretim dili olduğu okullar istemekte haklı olurlar.


    Anayasa ve yasaya göre Türkiye’de öğrenim, özel koşullu okullar dışında Türkçe yapılır. Ancak Arapçaya özel durum hakkı verilemez. Hiçbir dil kutsal değildir. Bu konuyla ilgili olarak eski yazılarımdan birinden alıntı yapacağım: “12 Eylül’ün hemen sonrası Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Arap Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde öğrenciyiz... Bir gün ders sonrası amfiyi terk edip tuvalete gittiğimde alt sınıflardan yeni öğrenciler öğrendiklerini bir hevesle pisuvar başında işerlerken tekrarlıyorlardı.

    * Bu köşe yazısı, yapay zeka tarafından seslendirilmiştir. ⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠https://www.cumhuriyet.com.tr/

    6 min
  • 20 Haziran 2024 - Günün Manşetleri - Batık kredi 1 trilyon TL

    * Borcu borçla kapatmak zorunda olan firmalar ve yurttaşlar artık çektikleri kredileri ödeyemez hale geldi.



    * Cumhurbaşkanı Erdoğan, geride kalan haftada, 18 yıl sonra ilk kez CHP Genel Merkezi’ne giderek CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile görüştü. CHP kurmayları görüşmeyi değerlendirdi.



    * AKP’nin sokak hayvanlarına ilişkin hazırladığı yasal düzenleme taslağında sona yaklaşıldı.



    * ANKARA’DA uğradığı silahlı saldırıda yaşamını yitiren eski Ülkü Ocakları Genel Başkanı Sinan Ateş’in eşi Ayşe Ateş, açıklamalarda bulundu.



    * Kurban Bayramı tatilinin acı bilançosunu Bakan Yerlikaya açıkladı.



    * Ciğerlerimiz yanıyor. Hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerinde seyretmesi nedeniyle pek çok bölgeden orman yangını haberleri art arda geliyor.



    * İsrail Dışişleri Bakanı Yisrael Katz, Hizbullah’la topyekûn savaş kararının yakında geleceğini duyurdu.



    * RUSYA Devlet Başkanı Vladimir Putin’in 24 yıl aradan sonra Kuzey Kore’ye ilk ziyaretinde iki ülke arasında kapsamlı stratejik ortaklık anlaşması imzalandı.


     

    * Son dönem Brent petrol fiyatları ve döviz kurlarındaki artışlar nedeniyle akaryakıt fiyatlarında da yükseliş beklentisi çoğaldı.



    * Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, özellikle kaynak arayışı kapsamında başlattığı yurtdışındaki yatırımcı toplantılarını İngiltere ile sürdürüyor.



    * Antalya’da ören yerleri ve müzeler, “Gece Müzeciliği” uygulamasıyla hava karardıktan sonra da ziyaretçilerini ağırlamaya başladı.



    * Soprano Günay Acar ve kurucusu olduğu Günay Acar Ensemble, Fethiye’de düzenlenen Benyamin Sönmez Klasik Müzik Festivali kapsamında 22 Haziran Cumartesi Telmessos Açıkhava Tiyatrosu’nda sahne alacak.



    * Galatasaray, forvet transferi için sürpriz bir hamle yaptı.



    * FENERBAHÇE, 2024-25 sezonu UEFA Şampiyonlar Ligi 2. eleme turunda İsviçre temsilcisi Lugano ile eşleşti.



    * A Milli Kadın Voleybol Takımı, 27 Temmuz-11 Ağustos’ta düzenlenecek Paris 2024 Olimpiyat Oyunları’nda İtalya, Hollanda ve Dominik Cumhuriyeti’nin bulunduğu C Grubu’nda mücadele edecek. 



    * Bu podcast yayınları, Cumhuriyet gazetesinden derlenen haberlerin yapay zeka tarafından seslendirilmesiyle oluşturulmuştur. Güncel haberler için www.cumhuriyet.com.tr adresini ziyaret edebilirsiniz.


    10 min
  • Tabanca - Emre Kongar

    CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Sinan Ateş cinayetinden sonra, kendisine iktidarın küçük ortağı tarafından yapılan saldırılara bir karşılık olarak şöyle demişti: “İzzet Ulvi Yönter ile Semih Yalçın (MHP genel başkan yardımcıları) arasında bir fark yok. Normalleşmeden en çok onlar korkuyor. Çünkü normalleşen Türkiye’de, kimse başkentin göbeğinde bir Ülkü Ocakları eski başkanının cenazesini sahipsiz bırakmaz.” Bunun üzerine, Türkiye’nin zaten ağır aksak yürütülmeye çalışılan “Yarı Demokratik, Laik ve Sosyal Hukuk Devleti” rejimini, “Yarı Faşist Dinci NeoPatrimonyal Sultanist” bir yapıya dönüştüren askeri darbeleri tetikleyen, ülkenin siyasal tarihini kana bulayan, “siyasal cinayetler dönemlerini” anımsatan bir olay yaşandı: CHP lideri Özgür Özel’in açıklamalarında hedef aldığı MHP Genel Başkan Yardımcıları İzzet Ulvi Yönter ile Semih Yalçın, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye 18 Haziran 2024 günü bir tabanca hediye ettiler. Ama olay, orada bitmedi: MHP gibi neredeyse askeri disipline sahip olan bir partide, birbirinden habersiz olmaları olanaksız olan yöneticilerden bir başkası, MHP’nin Merkez Yönetim Kurulu üyesi İzzet Gören, bu tabancanın verildiği anın fotoğraflarını, eski adı Twitter olan X platformundaki sosyal medya hesabından paylaştı: Ama olay, orada da kalmadı: İzzet Gören, X paylaşımına, şu sözleri söylediği bir de ileti eklemişti: “Yiğidin bir bakışı korkağın pusatından daha keskindir.” (Pusat silah demek) Üstelik Gören, aynı olaydan bir fotoğraf daha paylaştı ve şu iletiyi yazdı: “Önemli olan koltuklardan güç ve şeref almak değildir, asıl önemli olan koltuklara güç ve şeref katabilmektir!”

    Medya bu fotoğrafları ve iletileri şu başlıklarla verdi: “Devlet Bahçeli’ye dikkat çeken hediye!” “İzzet Ulvi Yönter ve Semih Yalçın’dan silahlı poz!” “MHP’li genel başkan yardımcıları Bahçeli’ye silah hediye etti.” “Özel’in yumuşama mesajının ardından MHP’li Gören’den Bahçeli’ye silah hediyesi.” “Özgür Özel’in işaret ettiği MHP’li iki isimden ‘silahlı’ mesaj” “MHP’li Gören paylaştı: MHP’li vekillerden Bahçeli’ye silah.” “MHP MYK üyesi İzzet Gören’den çok konuşulacak ‘silahlı’ paylaşım!” Anlaşılan iktidar elindeki polis, jandarma, ordu ve hatta yargı gücü ile bile yetinmiyor... Tabanca da istiyor: Bitmez tükenmez bir “han-ı yağma iştihası!”

    Bu arada, “Tabanca” deyince aklıma geldi: Sinan Ateş’i öldüren tabanca bulundu mu acaba? Ya Bedrettin Cömert’i öldüren tabanca?

    * Bu köşe yazısı, yapay zeka tarafından seslendirilmiştir. ⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠https://www.cumhuriyet.com.tr/⁠⁠

    4 min

About Cumhuriyet gazetesi

From the publisher's feed

Cumhuriyet'in 100. yaşında yapay zeka desteğiyle seslendirilen podcast yayınlarımızı her gün siz değerli okuyucularımız ile buluşturuyoruz.