Cumhuriyet gazetesi

Cumhuriyet gazetesi

By Cumhuriyet gazetesiNews
Download on the App Store

Cumhuriyet gazetesi episodes

  • 7 Haziran 2024 - Günün Manşetleri - Din sorusu dayatması

    *İKTİDAR, Milli Eğitim Bakanlığı eliyle laik eğitim karşıtı uygulamalarını hızlandırdı. Eğitimin her kademesinde dini temel alan yaklaşımlar ön planda tutuluyor. Son olarak Liselere Geçiş Sistemi (LGS) sınavında din kültürü ve ahlak bilgisi sorularının belirleyici hale getirildiği ortaya çıktı.


    *İsrail, Nuseyrat’taki sığınağı bombardımana tuttu.


    *Gazze’de ateşkes ve rehine takası anlaşmasına yönelik uluslararası baskılar sürerken İsrail, bölgenin orta kesimlerinde saldırılarını şiddetlendirdi.


    *Bulgaristan’da erken seçim rekoru kırılıyor. Bulgaristan, bu hafta sonu bir kez daha parlamento seçimlerine gidiyor.


    *Erdoğan-Akşener görüşmesi sonrası İYİ Parti kaynakları ‘çöküş’ iddiasında bulundu .40 dakika süren ikili zirve, partide soğuk duş etkisi yarattı.


    *Erdoğan Özel’i salı günü ziyaret edecek, CHP’liler ilk görüşmedeki beklentilerin sürdüğünü belirtti. Gündemde ‘adalet’ var.


    *Evleri hasarsız ve az hasarlı olarak tespit edilen ve mahallelerinin rezerv alan kapsamına alınmasını istemeyen Aksaray, Saraykent ve Akasya mahalleler sakinlerinin eylemine güvenlik güçleri müdahale etti. dört kişi gözaltına alındı. 


    *Antalya’da  Muratpaşa Belediyesi’nin açtığı dava sonucunda Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın Bambus Koyu’nu özelleştiren ihalesi iptal edildi.


    *İstanbul Valiliği, yangın tehdidi nedeniyle kentte belirlenen piknik ve mesire alanları dışındaki ormanlara giriş yasağı getirildiğini duyurdu.


    *Uluslararası Çalışma Örgütüne (ILO)  göre Türkiye, bir kez daha çalışma yaşamının en kötü olduğu ülkeler arasında.


    *Merkez Bankası’nın döviz rezervlerindeki kuvvetli yükseliş, artan yabancı ilgisinin de katkısıyla geçen hafta da devam etti.


    *52. İstanbul Müzik Festivali, birçok önemli solist ve topluluğu konuk edecek.


    *OLAFUR Eliasson’un Türkiye’deki ilk sergisi “Senin beklenmedik karşılaşman”, bugün İstanbul Modern’de açılıyor.


    *Galatasaray’da üst üste iki sezon kazanılan şampiyonluğun mimarlarından teknik direktör Okan Buruk’la yeni sözleşme imzalanacak.


    *Fenerbahçe’ de yarın başlayacak seçimli kongre öncesi başkan adayı Aziz Yıldırım, Cumhuriyet’e özel açıklamalarda bulundu.


    * Bu podcast yayınları, Cumhuriyet gazetesinden derlenen haberlerin yapay zeka tarafından seslendirilmesiyle oluşturulmuştur. Güncel haberler için www.cumhuriyet.com.tr adresini ziyaret edebilirsiniz.


    8 min
  • 6 Haziran 2024 - Günün Manşetleri - Hukuksuzluk 6 yıl sürdü

    * ANAYASA Mahkemesi, cumhurbaşkanı kararı ile İçişleri Bakanlığı’nın taşra teşkilatında “hudut mülki amirlerinin” istihdam edebilme yetkisini iptal etti.

    * Merkez Bankası Başkanı Karahan’ın sözleri sonrası gözler iktidarda. 

    * Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda gerçekleştirilen Erdoğan-Akşener görüşmesi kulisleri hareketlendirdi

    * İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Türkiye Belediyeler Birliği Başkanlığı’na seçildi.

    * Sendikal ayrımcılık, baskı, şiddet ve mobbing iddialarıyla gündeme gelen İzmir Bayındır Devlet Hastanesi, bu kez de sağlık çalışanlarına verilen kahvaltı menüsü ve uyarı notları ile tartışma konusu oldu.

    * AKP’nin Meclis’e sunduğu ve görüşmeleri devam eden ulaştırma alanında düzenlemeler içeren “torba yasa teklifinde” dikkat çeken düzenlemeler yer alıyor. 

    * İsrail güçlerinin Gazze’de yaklaşık sekiz aydır ölümcül bombardımanı sürerken New York Times gazetesi önemli bir iddia ortaya attı.

    * FRANSA’NIN Ukrayna’da savaşan birlikleri eğitmek için Kiev’e asker göndereceğini açıklamasının ardından Rusya’dan açıklama geldi. 

    * Son 65 aydır yükselişi devam eden enflasyon karşısında yurttaşın alım gücündeki erime sürüyor. 

    * Ekonomi yönetiminin mali disiplin için yeni vergilendirme çalışmaları uzun süredir devam ediyor.

    * Bu yıl 24’üncüsü düzenlenen ve Anadolu’nun en uzun soluklu caz festivali olan 24. Afyonkarahisar Caz Festivali, akşam yapılan açılış konseriyle başladı.

    * Ferhat Göçer’in senfonik konseri önceki akşam Harbiye Açık Hava Tiyatrosu’nda gerçekleşti. 

    * FENERBAHÇE’DE yaklaşan seçim öncesi başkan Ali Koç ile aday Aziz Yıldırım arasında Jose Mourinho’nun ücretiyle ilgili polemik yaşanıyor.

    * Beşiktaş’ın yeni teknik direktörü Hollandalı Giovanni van Bronckhorst oldu. 

    * Şampiyonası hazırlıklarını sürdüren ve özel maçta İtalya ile golsüz berabere kalan A Milli Takım’da teknik direktör Montella konuştu.

    Bu podcast yayınları, Cumhuriyet gazetesinden derlenen haberlerin yapay zeka tarafından seslendirilmesiyle oluşturulmuştur. Güncel haberler için www.cumhuriyet.com.tr adresini ziyaret edebilirsiniz.

    9 min
  • 5 Haziran 2024 - Gazete Manşetleri - Hukuksuzluğun ilanı

    * CHP'NİN 2018’deki başvurusunu karara bağlayan Anayasa Mahkemesi, “Cumhurbaşkanı üniversiteye rektör atayamaz, Merkez Bankası başkanını görevden alamaz, Din İşleri Yüksek Kurulu’na özel yetki veremez” dedi.

    * Kayseri'de SF-260D tipi bir eğitim

    uçağı kaza kırıma uğradı. Hava pilot albaylar Uğur
    Yıldız ve Gökhan Özen kazada şehit düştü.

    * Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, mezuniyet balolarına yasak getirilmediğini açıkladı.

    * Kadroların boş kalmasının nedeni iş yükü ve malpraktis uygulamalarına bağlandı. Hastanelerde pediatri krizi.

    * CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin grup toplantısında iktidara seslendi.

    * Sokak hayvanlarının uyutulmasını öngören yasa tasarısına karşı tartışmalar devam ederken önceki gün Yozgat’ta 20’den fazla köpek iğneyle öldürülerek yol kenarına atıldı.

    * Gazze’de her geçen gün derinleşen insani krize karşı ateşkes teklifi için İsrail’e uluslararası baskı sürüyor.

    * Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, dün Çin’in başkenti Pekin’deki resmi temasları çerçevesinde Çinli mevkidaşı Vang Yi ile görüştü.

    * Eski Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği Başkanı ve Index Grup Yönetim Kurulu Başkanı Erol Bilecik, enflasyonun yüksekliği, hayat pahalılığı, gelir dağılımının iyice bozulması hakkında konuştu.

    * Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan Meclis’te yaptığı sunumda sıkı para politikası vurgusu yaptı

    * Cemal Reşit Rey Konser Salonu, Genel Sanat Yönetmeni olmadan sadece kurul ile yönetilecek

    * Genel sanat yönetmenliğini Hüseyin Başkadem’in üstlendiği 24. Afyonkarahisar Caz Festivali, 24. yaşına bastı.

    * Fenerbahçe Başkanı Ali Koç, teknik direktörlüğe Jose Mourinho’yu getirerek tarihi bir adım attıklarını söyledi.

    * Erden Timur, Galatasaray Sportif AŞ Başkanvekilliği görevinden ayrıldığını açıkladı.

    * Beşiktaş Futbol Teknik Sorumlusu Serdar Topraktepe, Siyah-Beyazlıların bu sezon ön plana çıkan genç yıldızı Semih Kılıçsoy’un A Milli Takım’da da üstüne koymaya devam edeceğine inandığını dile getirdi.

    * Bu podcast yayınları, Cumhuriyet gazetesinden derlenen haberlerin yapay zeka tarafından seslendirilmesiyle oluşturulmuştur. Güncel haberler için www.cumhuriyet.com.tr adresini ziyaret edebilirsiniz.

    8 min
  • Hayvancılığın sansürlenen çevre yıkımı - Zülal Kalkandelen

    Hayvancılık, iklim değişikliğine en çok katkıda bulunan etkenlerden biri fakat medya bunu çok ender olarak duyuruyor. Aksine yoksulluğu anlatmak için sürekli olarak “insanların eskisi kadar et alamayışı” haber yapılıyor.

    Dünyanın bütün ülkelerinde Türkiye’deki gibi derin bir yoksullaşma olmasa da hemen hemen her yerde hayvancılığın çevreye zararları görmezden geliniyor. Yabancı araştırmacılar, medyadaki bu yanlı haberleri incelediğinde hayvan tarımı ile iklim değişikliği arasındaki bağlantıya çoğunlukla yer verilmediği ve bunun çevre açısından ciddi sonuçlar doğurduğu ortaya çıktı.

    2023 tarihli yeni bir araştırma1, İngilizce yayınlarda yer alan 92 bin iklim değişikliği makalesinin yalnızca 450’sinde yani yüzde 0.5’inde hayvan tarımının emisyon kaynağı olarak gösterildiğini ortaya koydu. Yine 2023 tarihli bir anket2 ise Amerika’da on kişiden yedisinin endüstriyel et üretimi hakkında hiçbir şey bilmediğini gösterdi.

    Oysa gerçekte hayvansal tarım, BM Gıda ve Tarım Örgütü’ne (FAO) göre, fosil yakıtlardan sonra insan yapımı sera gazı emisyonlarına en fazla katkıda bulunan ikinci kaynak; ormansızlaşma ile biyolojik çeşitlilik kaybının önde gelen nedeni ve dünyanın en büyük küresel su kirleticisi.

    Aynı zamanda son derece verimsiz. Gezegenin buzsuz kara yüzeyinin üçte biri ve küresel tatlı suyun yaklaşık yüzde 16’sı hayvancılık sektörü tarafından kullanılıyor. Dünya çapındaki tahıl üretiminin tam üçte biri hayvan beslemek için kullanılıyor.

    Buna karşın, FAO’nun 2006’da hayvancılığın ekoloji üzerindeki yıkıcı etkisine ilişkin ilk sarsıcı raporunu yayımlamasından bu yana, trilyon dolarlık küresel et sektörü savunmaya geçti. Gezegeni ısıtan sera gazlarını yayanların yalnızca otomobiller ve kömür santralları olmadığını, hayvan yetiştiriciliğinin de iklim krizinin en büyük nedenlerinden olduğunu ortaya koyan rapor, endüstrinin baskısıyla çoğunlukla sansürlendi.

    Bu rapordan yaklaşık 20 yıl sonra et ve süt sektörleri yeni bir yol buldu. İklim krizinin yarattığı acil duruma karşın, et tüketiminde kesintiye gerek olmadığını, sığır etinin bile “gezegen dostu” olabileceğini iddia ediyorlar. Hatta Amerika’nın en büyük sığır eti ihracatçısı Tyson Foods, “daha iyi biftek, daha iyi gezegen” sloganıyla “iklim dostu” ürün zinciri Brazen Beef’i piyasaya sürdü.

    Sentient Media’nın haberine göre bunun için de ABD Tarım Bakanlığı’ndan 61 milyon dolar hibe almışlar! Şirketin yöneticileri, “Y ve Z kuşağı tüketicilerine hitap eden bir üretimle iyimser ve farklı olmaya” çalışıyorlarmış.

    İddialarına göre yaptıkları üretim yüzde 10 daha az sera gazına neden oluyormuş. Bunu eleştirenler ise haklı olarak normal bir burgerin yol açtığı emisyonların yüzde 90’ını üretmeye devam eden bir burgerin “iklim dostu” olarak adlandırılamayacağını belirtiyor. 

    Bu ister istemez aklıma, liranın alım gücünün dibe çakıldığı bugünlerde ülkemizde açlıkla boğuşanları, “Enflasyonun artış hızı yavaşlayacak” diyerek oyalamaya çalışanları getirdi. 

    Çevre konusunda da dünyada durum böyle. Hayvan tarımı yüzünden ortalık yangın yerine dönmüş; birileri de diyor ki bundan sonra birazcık daha az yanacak. Ortalığı alevler sarmış kimin umurunda, yeter ki kodamanların çıkarları sürsün!

    *Bu köşe yazısı, yapay zeka tarafından seslendirilmiştir.

    ⁠https://www.cumhuriyet.com.tr/⁠

    5 min
  • Kayyum... - Altan Öymen

    Hedef neydi?

    Partiler arası ilişkilerin düzelmesi...

    İktidar partisi, o hedefi “yumuşama” diye ifade ediyordu. Ana muhalefet partisi, “normalleşme” diye...

    Bence de son siyasi gelişmenin adının doğrusu, “normalleşme”ydi. Çünkü, bizim rejimimizin resmi adı, hâlâ “demokrasi”... Ama uygulamada, bizim dışımızdaki hiçbir demokratik devlette görülmemiş olaylar devam edip gidiyor bu ülkede.

    Mahkemelerde basın yayınla ilgili yıllarca süren ve sanıkların tutukluluklarının devam ettiği duruşmalar... Gene yıllarca süren ve siyaset insanlarımızın toplam olarak 41 yıllık ağır hapis cezası kararlarına mahkûm edildiği kararlar... Toplantı ve gösteri yürüyüşleri alanında, 11 yıldan beri sürdürülen, sanıklarının bir kısmını 18 yıllık hapis tehdidi altında tutan davalar...

    Televizyonlara yayın yasakları... Ve lisanslarına iptal tehditleri. Gazetelere ekonomik alanda uygulanan yaptırımlar, gazetecilere tehditler...

    Ve şu gerçekler: Anayasa Mahkemesi üyelerinin büyük bir kısmının seçimi, siyasal gücün tercihine göre belirleniyor. O da yetmezse, o mahkemeler, gene siyasal gücü destekleyen güçler tarafından, kapatılmakla tehdit ediliyor. Ve anayasaya göre uygulanması şart olan kararların uygulanması fiilen önlenebiliyor. Öteki mahkemelerin ve diğer yargı organlarının oluşumunda ve uygulamalarında siyasi güçlerin etki kullanma girişimleri, herkesin dinleyebildiği siyasi konuşmalarında bile yer alabiliyor.

    İdam cezası çoktandır kaldırılmış halde... Ama zaman zaman siyasetçilerin nutuklarında o cezanın yeniden canlandırılması istekleri, kendini belli ediyor. Ülkemizdeki demokrasiyle bağdaşmamış örneklerden söz ederken aklıma gelen daha pek çok örnek var. Bunlara karşı toplantı yapma, protesto yürüyüşü düzenleme teşebbüsleri ise güvenlik güçlerince izlenip, copla, biber gazıyla ve gözaltına alma tehdidiyle önlenebiliyor. 

    Ve bütün bunların ve benzerlerinin üstüne bir de ülkemizde ekonomik durumdaki çöküntülerin sonucu olan enflasyon, yoksulluk, açlık sorunları, sağlık sorunları ülkeyi sarsmaya devam ediyor.

    ***

    İki büyük siyasal partimiz arasında başlayan ve bugünlerde ikinci bir görüşmeyle devam edeceği açıklanmış olan “diyalog” sürecinde, yeni olumlu gelişmelere ihtiyacı varken tam tersine olaylarla karşılaşılıyor. 

    Bunlardan en umut kırıcı olanı, son seçimden sonra itiraz konusu olan belediye seçimleri arasındaki Hakkâri seçiminin iptal edilip belediyenin seçilen başkanının yerine bir kayyum tayin edilmiş olmasıdır.

    Geçen yazılarda belirtmiştim. Yaşlarının ilerlemesine rağmen yıllarca hapiste tutulan beş generalimiz, anayasayla cumhurbaşkanına verilen yetkinin kullanılmasıyla tahliye edilmişti. Haklarındaki işlemlerin haksız olduğu gerekçesiyle başlattıkları girişimleri de sürdürüyorlardı.

    O sonuç, kamuoyunda olumlu etkiler yapmış, bunun arkasından tam tersine durumlar devreye girmişti. Gene hapiste tutulan ve “Gezi Parkı” sanığı sayılan tutukluların durumlarında herhangi bir gelişme olmamıştı. O “Gezi Parkı” konusunda başka bir yazıda bir kere daha durmak istiyorum. Ama bu defa ortaya bir de yeni bir “kayyum” kararı çıktı ki neresinden bakılırsa bakılsın, herhangi bir gerçek demokraside gerçekleşmesi mümkün olan bir şey değildir.

    Hakkâri’deki yenilenen seçimi, son seçimde olduğu gibi DEM Parti adayı Mehmet Sıddık Akış kazanmıştı. Ama seçim sonucunun ilan edilmesinden kısa bir süre sonra görevinden ayırılmış, yerine Hakkâri Valisi Ali Çelik kayyum olarak atanmıştır.

    Sebep, seçim kazanan DEM Partili Başkan Mehmet Sıddık Akış’ın Hakkâri Birinci Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki hâlâ sürmekte olan bir davanın sanığı bulunmasıdır.

    Peki, o davasının sürmekte olduğu öne sürülen Mehmet Sıddık Akış’ın, bu seçime girmesine engel olduğu seçimden önce bilinmiyor muydu ki kendisinin yeni seçimde aday olmasına kimse itiraz etmemişti.

    ...

    *Bu köşe yazısı, yapay zeka tarafından seslendirilmiştir.

    ⁠https://www.cumhuriyet.com.tr/⁠


    6 min
  • Keşke bu yazıdakiler yalan olsa - Barış Pehlivan

    Fransız fotoğrafçı Henri Cartier-Bresson’un bilinen bir sözüdür: “Beni ilgilendiren fotoğrafın kendisi değil. Ben yalnızca gerçekliğin minicik bir parçasını yakalamak istiyorum.”

    Timur Soykan’ın “Kayda Geçsin” programındaki haberiyle öğrendik: İzmir Adli Yargı Adalet Komisyonu Başkanı Oktay Tabur’un adliyede silah cephaneliği vardı. Adalet Bakanı Yılmaz Tunç da bu haberi “kamuoyuna yansıyan görüntüler ve iddialarla ilgili olarak” diye kastederek HSK’nin soruşturma başlattığını duyurdu. Cephaneliğin sahibi Tabur da görevinden alındı.

    İçindeki gerçekliği konuşmaya cesareti olmayanlar, o fotoğrafın neden çekildiğini ya da nasıl haber olabildiğini tartışadursun, biz gerçeğin parçalarını yakalamaya devam edelim.

    O parçalara giden yolun taşları misali sorulardan yürüyelim.

    1- Adalet Bakanı Tunç’un açıklamasına bakılırsa kendisi bu cephanelikten yeni haberdar olmuş. Peki gerçek öyle mi? Mesela Bakan Tunç bundan yaklaşık üç ay önce İzmir’e resmi ziyarette bulundu mu? O ziyarette İzmir Adli Yargı Adalet Komisyonu Tabur ile de görüştü mü? O görüşmede duvarda asılı silahları gördü mü? Eğer bu soruların yanıtı “evet” ise neden bugüne kadar susuldu da o kişi hakkında yeni soruşturma açıldı?

    2- Cephaneliğin sahibi olan hâkim Oktay Tabur’un Porsche marka lüks aracı da gündeme geldi. Tabur bu lüksün kaynağını soran Timur Soykan’a şöyle yanıt verdi: “Ben borsada işlem yapıyorum. Eyvallah paranın kaynağında hiç şüphe yok.”

    Şu doğru görünüyor: Hâkim Tabur gerçekten servetini borsaya borçlu. Lakin, başka sorular da yanıt bekliyor. Misal, Tabur borsaya girecek ilk parayı nereden buldu? İzmirli bir işadamından borç almış olabilir mi? O borç parayla girdiği borsada manipülasyon yapılmasında rol aldı mı? Sonunda 60 milyon lira kazanmış olabilir mi? Keşke bu soruların yanıtı “hayır” olsa!

    3- Adalet Bakanı Tunç, konuya dair HSK’nin soruşturma başlattığını açıkladı. İyi, güzel de bu soruşturmayı yapacak olan kişiler de bizzat soruşturma konusu olan fotoğrafta değil mi? Haliyle kim, nasıl, hangi güvenceyle suç şüphesini sorgulayacak? “Silahlar ruhsatlı, bunda bir sorun yok” diyerek emrindeki başmüfettiş ve müfettişi yönlendirmeye kalkanlar olduğu doğru mu?

    4- O fotoğrafta olanlardan biri de HSK Teftiş Kurulu başkanı. Mesela onun hakkındaki iddiaları da adalet bakanı hiç mi duymadı? Sorumlulukları arasında “yargı mensuplarının hal ve eylemlerinin sıfat ve görevleri icaplarına uyup uymadığını araştırmak ve gerektiğinde haklarında inceleme yapmak” olan o ismin ticaret ilişkilerini, misal eşiyle birlikte işlettiği bir kafede kurduğu bağlantıları hiç mi bilmez?

    5- Aynı kişi hiçbir yetkisi ve görevi olmadığı, dahası HSK Genel Sekreterliği’nin görev alanına giren işlerden olduğu halde, yetkisini aşarak Teftiş Kurulu Başkanlığı sıfatını kullanarak kimlerle protokol imzaladı? Misal, araç lastiği ve aküsünün bakımı ile süs bitkisi ürünlerinin kendilerine, hatta yakınlarına indirimli satılması için şirketlerle anlaşmalar yapıldı mı?

    6- Sahi, komşusuyla yaşadığı bir sorunundan dolayı hiçbir yargı mensubuna telkinde bulunmuş, sonuç alamayınca da müfettiş görevlendirmiş olabilir mi?

    7- Bakırköy Adliyesi’nde yürütülen “makaron kaçakçılığı” dosyasını hatırlayanınız vardır. Bir işadamı, “Dosyaya bakan savcı dostum” diyerek kurtaracağı vaadiyle sanıklardan para alırken suçüstü yakalanmıştı. Acaba bir HSK üyesinin de adının karışmasını engellemek için o soruşturmayı yürüten müfettişe hiç baskı yapıldı mı? Doğruysa bu iddia, o baskıyı yapan kişi de cephanelik fotoğrafında mıydı?

    Evet...

    Son bir soruluk yerim kaldı:

    Oktay Tabur’u görevden aldıran adalet bakanı, benzer yaptırımı HSK Teftiş Kurulu başkanı için de düşünmez mi? Yok, hani “Yakında Yargıtay üyesi bile olacak” deniyor da o yüzden sordum. 

    *Bu köşe yazısı, yapay zeka tarafından seslendirilmiştir.

    ⁠https://www.cumhuriyet.com.tr/⁠

    5 min
  • 4 Haziran 2024 - Gazete Manşetleri - Milyonlara sıfır zam

    Günün Manşeti.

    TÜRKİYE İstatistik Kurumu, mayıs ayı enflasyon rakamlarını açıkladı.

    ***

    Gündem.

    LİSELERE Geçiş Sınavı’nın Türkçe testindeki bir soruda “Anadolu kültürü tüm dünyaya barışı ve huzuru getirmeyi hedefleyen ‘Türkiye Yüzyılının’ temel dayanak noktasıdır” ifadesi kullanıldı. Eğitimciler, “Kamusal hizmeti siyasi partinin bakış açısıyla yerine getiremezsiniz” tepkisini gösterdi.

    ***

    AKP’de, son dönemde “partinin kuruluş kodlarından zaman içerisinde hızla uzaklaştığı” eleştirileri de yapılıyor.

    ***

    İÇİŞLERİ Bakanlığı, DEM Partili Hakkâri Belediye Başkanı Mehmet Akış’ı süren terör davası gerekçesiyle görevinden aldı.

    ***

    KÜÇÜKÇEKMECE’DE bir kişinin yaşamını yitirdiği çöken bina gibi risk taşıyan 1556 yapı olduğu açıklandı.

    ***

    Veteriner Hekimler Derneği Başkanı Dr. Gülay Ertürk Cumhuriyet’in sorularını yanıtladı.

    ***

    Dünya.

    MEKSİKA’DA önceki gün yapılan seçimlerde resmi olmayan sonuçlara göre Claudia Sheinbaum büyük bir zafer elde ederek yeni devlet başkanı seçildi.

    ***

    Gazze’de ateşkes ve rehine takası anlaşması önerisine yönelik İsrail içinde tartışmalar sürerken Ramallah merkezli Filistin Yönetimi’nden İran’a dikkat çeken bir çıkış geldi.

    ***

    Ekonomi.

    Türkiye’yi krize sürükleyen, 2023’teki genel seçimler sonrası ise zorunlu “rasyonelleşme” adımları atan AKP iktidarı, yeni ekonomi yönetiminin ilk yılında tüketici enflasyonunu zirveye taşıdı. 

    ***

    Mayısta zirveye çıkan, iktidarın önümüzdeki aylarda “baz etkisiyle düşmesine” umut bağladığı enflasyon, emekçi ile emeklilerin gelirlerini tırpanlamaya devam ediyor.

    ***

    Spor.

    A Milli Kadın Voleybol Takımımız, Milletler Ligi’ndeki 8. maçında ABD’yi 3-2 yendi.

    ***

    Fenerbahçe’nin teknik direktörlük görevine getirdiği dünyaca ünlü çalıştırıcı Jose Mourinho, hedefinin şampiyonluk olduğunu söyleyip, “F.Bahçe taraftarı için her şeyimi vereceğim” dedi.

    ***

    GALATASARAY’DA Erden Timur’un yeni dönemde Sportif AŞ yönetiminde olmayacağı öğrenildi.

    ***

    BEŞİKTAŞ’TA teknik direktör adaylarından biri olan Slaven Biliç’le ilgili sıcak gelişme yaşandı.

    ***

    Bu podcast yayınları, Cumhuriyet gazetesinden derlenen haberlerin yapay zeka tarafından seslendirilmesiyle oluşturulmuştur. Güncel haberler için www.cumhuriyet.com.tr adresini ziyaret edebilirsiniz.


    7 min
  • Emniyet'te neler oluyor? - Murat Ağırel

    Ankara’daki yaşananlar ve gelişmeler gündem belirlemeye devam ediyor. Ayhan Bora Kaplan davası, Sinan Ateş cinayeti ve soruşturmada ortaya çıkan ayrıntılar hem siyaseti hem de kamuoyunun gündemini belirliyor.

    Herkes ne olduğunu anlamaya çalışıyor.

    Ortada var olan bir gerçek var.

    Ders almıyoruz. Çok yakın zamanda Emniyet’in, yargının velhasıl devlet kurumlarının cemaat, tarikat veya gruplara teslim edilmesi sonucunda ne yapacaklarını gördük.

    Şimdi de Ankara’daki en çok konuşulan konu Emniyet’teki “Nurcu” yapılanması. İddialara göre iş öyle boyuta varmış ki bu grubun tahakkümünde olmayan birkaç müdürlük ve şube de grubun hedefinde.

    Duyduklarım akıl alır gibi değil.

    Geçen yapılan uyuşturucu operasyonunda dikkatimi çeken bir durum vardı. Narkoçelik-17 Operasyonu’ndan bahsediyorum.

    Operasyon sonucunda 1 ton metamfetamin ele geçirildi. Operasyon ayrıntılarında “İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde; İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’nce yapılan çalışmalar sonucu; Kâğıthane ve Beylikdüzü ilçeleri ile Ankara’nın Güdül ve Gölbaşı ilçelerinde 10 ayrı adres ve dört araca düzenlenen operasyonda...” deniyor.

    Bir şey dikkatinizi çekti mi?

    Yani İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü, Ankara’da operasyon yapıyor. Peki Ankara Emniyet Müdürlüğü ne yapıyor? Ankara narkotik şubenin de yaptığı operasyonları biliyoruz. Ancak Ankara Emniyet’inde yaşanan değişiklik sonrası aksayan bir durum mu var?

    Zira Ayhan Bora Kaplan davası sorgusunda bir müdürün diğer müdürler hakkında bir yapı kurudukları ve kendisini de “etkisizleştirdikleri” minvalindeki beyanını okuduk hep birlikte. Ayhan Bora Kaplan davası ile ortaya çıkan olgular akıl alır gibi değil.

    Ayrıntılar içerisinde ilginç şeyler var.

    Mesela Şevket Demircan ile gizli tanık arasındaki iletişime aracılık eden isim Nurullah Özgür Kopuk. Sabah gazetesinin haberine göre de Kopuk’un şüphelileri ifade vermeleri yönünde yönlendirdiği, şube müdürü dahil personellerin, Kopuk’u özel ekibin komiseri olarak bildiği tespit edilmiş.

    Dosyada gizli tanık olarak belirtilen Serdar Sertçelik yurtdışında yakalandı. Yakalanma haberi 30 Mayıs’ta basına düştü. Oysa Sertçelik 25 Mayıs’ta yakalanmış. Acaba bu beş günlük sürede ne oldu?

    FETÖ’cü firari Cevheri Güven’in haber kaynağı olduğu belirtilen Serkan Dinçer: Bu kişi Trabzon’dan Engin Dinç’in memuruymuş. Engin Dinç göreve gelince Ankara narkotikte görev alıyor. Sonrasında Emniyet köstebek soruşturması başlatıyor ve Dinçer tespit ediliyor. İddiaya göre siber, Dinçer’in bağını tespit edemiyor. Savcı bilirkişiye incelettirdiğinde silinen veriler ve bağlantı ortaya çıkıyor.

    Gizli tanık ev hapsindeyken nasıl kaçtı sorusu ile ilgili öğrendiklerim de aslında tüyler ürpertici. Tanık koruma müdürü, gizli tanığın kaçma anında yanında olan organize memurları tespit edip tutanak tutup ilgili yerlere bildirmiş.

    Şimdi gelelim Barış Boyun çetesine. Çete lideri ve üyeleri İtalya’da yakalandılar. Hatta Daltonlar adlı çetenin lideri de Rusya’da yakalandı.

    Ankara Emniyet Müdürlüğü’ndeki değişim sonrası yaşananlar son dönemde başarılı işler yaparak kamuoyu desteğini kazanan Emniyet güçlerini haksız şekilde töhmet altında bırakıyor. Yardımcıları türlü iddialar ile tutuklanmış bir Emniyet müdürü ki görev aldığı her döneminde Türkiye’de yaşanmayan olay kalmamasına rağmen bu derece sahiplenilmesi herkesin kafasını da karıştırmış.

    Kimisi cumhurbaşkanı koruyor diyor, kimisi Nurcular Emniyet’i tekrar ele geçiriyor diyor, kimisi Ali Yerlikaya’ya operasyon diyor. Gelişmeleri takip edeceğim. Ama vatandaş hizmet beklerken, bu kadar çok dolandırıcı ortalıkta fink atarken Emniyet’in içerisinde yaşanan bilek güreşi akıllarda soru işareti bırakıyor.


    *Bu köşe yazısı, yapay zeka tarafından seslendirilmiştir.

    ⁠https://www.cumhuriyet.com.tr/⁠

    5 min
  • Yaşamlar dibe vurdukça, toplumsal patlamalar yükseliyor - Şükran Soner

    Çayın ilk sürgününün toplanmaya başlandığı mayıs ayını devirdik. Haziranın ürünleri toplanıyor. Saray’a en çok oy vermiş Doğu Karadeniz, çay bölgesinde; sorunları, eylemleri ile gündeme gelen tartışmaların haberlerine, dur durak konamıyor. Canları yanan insanların, birlikte yaşadıkları, yüzleştikleri sorunların büyümeleri ile doğru orantılı olarak giderek daha da örgütlü boyutlar kazanan direnişlerinin, gün gün eklemlenen yeni verileri ile daha da gür öfkeli haykırışlarının içeriklerine kulak tıkamak zorlaşıyor.

    Dün sabahın ilk haberlerinde yükselen yeni seslerin içeriği, olmazsa olamazları üzerinden tonuna bakarak izlenimim, bölge insanın bundan sonra, hakları üzerinden anlamlı kazanımlar sağlanmadıkça susturulabilmelerinin kolay olamayacağını gösteriyor. Bıçağın kemiğe dayandığının hem Saray’a hem de ülkeye duyurulmasının verileri bir bir sıralanıyor... Demem o ki önceki gün CHP’nin Rize’de yaptığı çay mitingi ile sınırlı toplu bir haykırışla sınırlı görme çabasında olanlar, olsa olsa ancak kendi kendilerini yanıltıyorlardır...

    Çayda üretimin sürdürülebilirliği üzerinden çarkların döndürülmesi için olmazsa olmaz yapılması gerekenler var...

    Pazar gün depremsiz, kendi kendine yıkılan bir apartmanın enkazından bir ölü, birden çok yaralı çıkarılıp, bir kez daha “Sesimizi duyan var mı?” haykırışı ile seslenilip canların kurtarılması çalışmaları yapıldı ya... Dünün haberleri içinde kaçınılmaz, sadece tarihi bilinmez, çok yakında olacağı bilinen İstanbul depremi üzerinden İstanbul yapılanması gerçeğinin trajik verileri en son dökümleriyle tazelenmiş, yüzümüze çarpılıverdi.

    Elbette çöken apartmanın artık zorunlu içinden çıkarılmış, sağ kalabilmiş sakinleri de içlerinde, yüz binler demek az, milyonlarla; İstanbul için kaçınılmaz çaresizliğin gerçekliği ile beklemenin ayıpları üzerinden de gerçekler atlanamadan. En uzman, en dürüstçe açıklamalardan çıkan sonuca göre öylesine gecikilmiş vahim bir tablo ile yüz yüzeyiz ki... Saray, belediyeler, sorumlu tüm toplumsal örgütlenmelerin ortak seferberliğinde ancak bir günü bile boşa geçirmden akılcı, hızlı yaptırımcı projelerle her yerde birden işe koyulmak gerek. Bir günü bile boşa geçirmek suç, “Sesimizi duyan var mı!”

    ***

    Dün sabah yine yaşam istatistikleri üzerinden yapılan çalışmaların açıklanması bağlantılı, sözde güncel bir tartışmanın içine girdik. Sanki, Saray bağlantılı sorumlu yetkin kurumların istatistikleri en gerçekdışı olmak üzere çok farklı veriler ile yüzleştik. Doğrusu, gerçeği, sonuçta hiçbiri yaşamımızdaki gün gün artan yoksunlaşma, yoksullaşmayı açıklamakta fazlaca bir işe yaramıyorlar.

    Giderek uzmanlaşan, içtenlikli; bize doğruları da anlatmaya çabalayan habercilerin uzun uzun uzun açıklamaları sonrasında bile bize hızla değişen etiketler yanında, yeni gelen köprü zamları bir örnek, her merkez kararıyla yemekte olduğumuz kazıkların tam algılanmasına yetmiyor. Bildiğimiz; önceden edinebildiğimiz tüm mal varlıklarımızı ne kadar koruyabilir, kullanabilirsek, yaşamımızı göreceli daha kolay sürdürebildiğimiz. Bilinçaltımıza kazınan gerçeklerle öylesine karamizah örneği tepkiler veriyoruz ki... Kimilerimiz rakamları uçuk, adları sıradan, çoğu kadınımız duyulmamış makyaj ürünlerinin indirim kuyruğunda saç saça baş başa. Kimileri karın doyurmaya ancak yarayan gıda ürünlerinin peşinde, kuyruklarda... Günlük kârla sevindirik... Gerçeğinde gün gün toplumsal patlama, dipten gelen dalga eylemleri için ayırımında bile olamadan bileniyoruz...


    *Bu köşe yazısı, yapay zeka tarafından seslendirilmiştir.

    ⁠https://www.cumhuriyet.com.tr/⁠

    5 min
  • Emekli aylığıma intibak işlemi neden yapılmadı? - Nergis Şimşek

    Soru: 1998/Mayıs’ta SGK’den; 9077 gün, 14475 gösterge ve yüzde 67 aylık bağlama oranı üzerinden emekli oldum. Emeklilik sonrası 2006 yılından 2011 yılına kadar belediye şirketinde çalıştım. Bu sürede 1335 gün daha prim ödedim. 2011/Kasım ayında tekrar yaşlılık aylığı bağlandı. Ancak sonraki maaşım ilk maaşımdan daha düşük oldu. Sebebini SGK’ye sordum 2000 öncesi emeklilere verilen intibak zammı bana uygulanmamış. Hak ettiğim intibak zammının emeklilik sonrası tekrar çalışmam nedeniyle bana verilmemesi doğru mudur? A. Türkoğlu

    SSK emeklileri için yapılan intibak düzenlemesinin yasal dayanağı 1/3/2012 tarihli ve 6283 sayılı kanun ile 5510 sayılı kanunun geçici 39. maddesidir. İntibak düzenlemesi 2000 öncesinde 506 sayılı kanun hükümleri gereği gösterge sistemine göre bağlanmış olan malullük, yaşlılık ve ölüm aylıklarını kapsamıştır. Tahsis talep tarihi:

    - Özel sektörden emekli olanlar için 31/12/1999 (dahil),

    - Kamu sektöründen emekli olanlar için ise 14/1/2000 (dahil) ve öncesinde olanların aylıkları intibak kapsamında yeniden hesaplanmıştır.

    İntibak aylığı hesaplanırken sigortalıların gösterge rakamı değiştirilmemiş ancak aylık bağlama oranının hesaplanmasında yeni kurallar getirilmiştir. 1999/Aralık ayı itibarıyla yeni aylık bağlama oranı üzerinden hesaplanan aylıklar, 5510/geçici 39. maddede belirtilen (7.13326594120697) çarpanıyla 2008/Ocak ayına bu tarihten sonra ise 2013/Ocak ayına aylık artış oranları kullanılmak suretiyle taşınmıştır. Emeklilerin 2013/Ocak ayında mevcut aylık tutarı ile intibak aylığı mukayese edilmiş ve hangi aylık yüksek ise onun ödenmesine devam edilmiştir. Hesaplanan aylıklar için geriye dönük herhangi bir ödeme yapılmamıştır.

    Buna göre ilk emeklilik tarihiniz 1998 yılı olsa bile emeklilik sonrası aylığınızı kestirmek suretiyle tekrar tüm sigorta kollarına tabi işe girdiğiniz ve 2006-2011 tarihleri arasında çalıştığınız, işten ayrıldıktan sonra yeniden 2011 yılında tahsis talebinde bulunduğunuz ve aylığınızın yeniden hesaplandığı anlaşılmaktadır. Bu durumda sizin talep tarihiniz 1998 yerine 2011 olmuştur. İntibak düzenlemesinde tahsis talep tarihi 2000 öncesi olanları kapsadığından, aylığınız intibak kuralları çerçevesinde yeniden hesaplanmamıştır.

    İkinci aylık talebinize istinaden aylık miktarınızın ilk aylığınıza göre daha düşük olduğunu belirtmektesiniz. Emeklilik sonrası çalışmaların emekli aylığının yeniden hesaplanmasında 5510 sayılı kanunun 30. maddesindeki hükme göre yapılmaktadır. 2011 yılında anılan madde kapsamında emekli aylığınız yeniden hesaplanmış olmalı. Ancak bu hesaplama şeklinde sonraki çalışmalara göre hesaplanan kısmi aylık eski aylığınıza ilave edildiğinden aylığınızın ilk aylıktan daha düşük olma ihtimali bulunmamaktadır.
    SORULARINIZ İÇİN

    [email protected] adresine e-posta yollayabilirsiniz.


    *Bu köşe yazısı, yapay zeka tarafından seslendirilmiştir.

    ⁠https://www.cumhuriyet.com.tr/⁠

    5 min

About Cumhuriyet gazetesi

From the publisher's feed

Cumhuriyet'in 100. yaşında yapay zeka desteğiyle seslendirilen podcast yayınlarımızı her gün siz değerli okuyucularımız ile buluşturuyoruz.