Cumhuriyet gazetesi

Cumhuriyet gazetesi

By Cumhuriyet gazetesiNews
Download on the App Store

Cumhuriyet gazetesi episodes

  • Mustafa Balbay - Yargıtay’da kanun kim?

    Yargı sisteminin içinde bulunduğu durumun en net fotoğrafı Yargıtay Başkanlığı seçimi oldu.

    25 Mart’ta başlayıp 14 Mayıs’ta sona eren, 37. turda sonuçlanan seçimin tarafları, oy kullananları, kulisçileri ayrı ayrı irdelenecek içerikler oluşturdu.

    384 üyeden 193’ünün oyunu alarak başkan seçilen Ömer Kerkez’in öğrencilik yıllarında Sadullah Ergin ve halen FETÖ’den tutuklu Rasim Kuseyri ile aynı evde kalması hemen kimliğinin en önemli unsuru olarak gündeme geldi. Ancak Kerkez’in aldığı oy yelpazesi tek renge sığacak gibi değil. Zaten bu koşullarda Yargıtay Başkanlığı’na seçilmiş olan kişinin mutlaka 10 parmağında 20 marifet olması gerekirdi.

    Sözlüğe göre “Kekrez”, akraba, eş, dost demek. Anlaşılan Kerkez, Yargıtay’da “herkes” olmuş!

    ***

    İlk tur oylamalarda seçim kilitlenmişti. Mevcut başkan Mehmet Akarca, Saray çevresinde kabul gördüğü söylenen Muhsin Şentürk ve Yargıtay içinde baskın yapının dışında kalan Ömer Kerkez art arda birbirine yakın oy aldılar.

    35. oylamada yeni bir durum oluştu. Muhsin Şentürk, Mehmet Akarca lehine adaylıktan çekildi. Devir, alver devri. Yanlış anlaşılmasın, alavere demiyoruz, al-ver devri! Şentürk, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı olma planlamasıyla çekildi. Ve oradaki oylamaya katılma kararı aldı.

    Bu durum hayatın olağan akışı gereği medyaya şöyle yansıdı:

    Yargıtay’da düğüm çözülüyor!

    Öyle ya Şentürk’ün oylarıyla Akarca’nın oyları birleştiğinde seçilme sayısına ulaşılıyor. Saray bürokrasinin zadeleri Mehmet Uçum, Hasan Doğan, Metin Kıratlı ile Adalet Bakan Yardımcısı Akın Gürlek de Yargıtay koridorlarında bu yönde adımlar attığına göre... Bu adımlar Saray demek olduğuna göre... 
    Sorun yok!

    Ancak öyle olmadı... Şentürk, Yargıtay Savcılığı’nda istediği oya ulaşamadı. Çünkü, başsavcılık pazarlığı daha önce yapılmıştı. Şentürk o pazarlığı bozmuş oluyordu.

    Mehmet Akarca başkanlığa uzanamadı. 36. tur oylama önceki serilerin yanına “sonuçsuz” olarak kaydedildi. Şentürk’e oy verenler, “Biz koyun değiliz, seni destekledik. Çekilirken şuna oy verin diyemezsin” dediler. 
    37. turda herkes Kerkez dedi!

    Yargıtay’da, “Bu Saray ve temsilcisi Saraycıklar da çok oluyor artık” diyenlerin çok farklı kesimlerden olduğu ve Kerkez’de birleştiği bir gerçek.  

    Yargıtay’ın 8 Kasım 2023’te Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) Can Atalay kararını tanımayıp üstüne AYM hakkında suç duyurusunda bulunması bu kurumun itibarına büyük darbe vurmuştu. AYM’nin yetkisini aştığını düşünen Yargıtay üyeleri bile suç duyurusunu kabul edilemez bulmuştu. 

    ***

    Bir söz vardır:

    Ayarını bozduğun kantar, gün gelir seni de tartar!

    “Şahsım” rejimi olarak şekillendirdiğin kurumlarda her şeyi kendin belirlemeye kalkarsan, bir bakmışsın ters tepmiş! 

    Yargıtay’da oy kullanan yelpaze içinde siyasetteki genel renklerin yanı sıra Menzilciler, Hakyolcuların olduğu... Hakyolcuların kendi içinde Yazıcılar, Okuyucular diye başlayıp bir dizi kola ayrıldığı... Muhafazakârların AKP’den Milli Görüş Vakfı’na kadar dört beş parça olduğu... Milliyetçilerin MHP’den İYİ Parti’ye, oradan bağımsız ülkücülere kadar genişlediği... Sosyal demokratların bu yelpaze içinde denge aradığı...

    Bilinmeyen şeyler değil...

    Her şeye karşın Yargıtay üyelerinin dayatmaya karşı çıkması önemli!

    Bütün özlemimiz “Yargıtay’da kanun kim” diye sormayacağımız, sadece hukukun konuşacağı bir yargı sistemi!  

    *Bu köşe yazısı, yapay zeka tarafından seslendirilmiştir. https://www.cumhuriyet.com.tr/⁠

    5 min
  • Mehmet Ali Güller - Mao-Stalin’den Şi-Putin’e

    Yeniden seçilen Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin ilk yurtdışı ziyaretini Çin’e yapıyor. Nitekim yeniden seçilen Çin Halk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Şi Cinping de ilk yurtdışı ziyaretini Rusya’ya yapmıştı.

    Türkiye’de seçilenlerin ilk yurtdışı ziyaretini KKTC’ye yapması gibi örneklerden de görüleceği üzere dünyada seçilenlerin ilk yurtdışı ziyaretini nereye yaptığı, ilişkilerinin derinliğini anlamak bakımından kritik önemdedir.

    Şi ve Putin’in karşılıklı ilk ziyaretleri bana Frederick Kempe’nin saptamasını anımsattı. ABD’nin ünlü düşünce merkezlerinden Atlantik Konseyi’nin başkanı Kempe, Şi ve Putin’in 2022’deki o çok önemli “ortak bildirisini” analiz ettiği CNBC’deki yazısında, ikilinin “Mao ve Stalin’in ortaklığını aştığını” belirtmişti.

    Kempe, o analizinde, Şi ve Putin’in ortak bildirisiyle “dünyada gücün yeniden dağılımına yönelik bir eğilimin ortaya çıktığını ilan ettiklerini” belirtmişti.

    İşte o süreçteyiz: İki lider adım adım çok kutuplu dünyanın yeni düzenini inşa ediyorlar.

    Putin, ziyareti öncesinde Çin’in Şinhua haber ajansının sorularına verdiği yanıtta yeni düzene işaret ediyor. “Adil birçok kutuplu dünya düzeni inşa etmek için dış politika koordinasyonunu güçlendirmeye çalıştıklarını” ve “küresel yönetişim sisteminin reforme edilmesine katkıda bulunduklarını” belirtiyor.

    Putin’in de ifade ettiği üzere iki ülke, ilişkilerini “kapsamlı stratejik koordinasyon ortaklığı” olarak tanımlıyor. Zira Çin Halk Cumhuriyeti, ilkesel olarak Soğuk Savaş sürecine ait ilişki tanımlarına karşı çıkıyor; ittifak vb. kavramları kullanmıyor.

    Çin-Rusya ilişkilerinin bu derinliği, elbette ticaretlerine de yansıyor. Putin’in Şinhua söyleşisinde açıkladığı verilere göre iki ülke beş yılda ticaretlerini ikiye katlamış durumdalar: 2019’da 111 milyar dolar olan ticaret hacmi, 2023’te 228 milyar dolara çıkmış durumda.

    “Yeni düzeni” ve dedolarizasyonu anlamak bakımından da belirtelim: Putin ikili ticaretin yüzde 90’ının dolar yerine iki ülkenin ulusal parasıyla olduğunu belirterek ticaret hacmini bir de o paralar cinsinden açıklıyor: 20 trilyon ruble ya da 1.6 trilyon Yuan.

    Peki neden ve neye karşı yeni düzen? Putin’in yanıtı net: Neosömürgeci yöntemlere başvuran ABD’ye ve düzenine karşı...

    Putin, ABD ve müttefiklerini 1) medeniyet ve kültürel çeşitliliklere saygı duymamakla, 2) diğer uluslara kimlerle ilişkili kuracakları ya da kesecekleri konusunda baskı yapmakla, 3) diğer ulusların kendi kalkınma modellerini seçmelerine karşı çıkmakla, 4) diğer ülkelerin egemen çıkarlarını göz ardı etmekle, 5) diğer devletler pahasına refahlarını sağlamaya çalışmakla ve 6) bu amaçla neosömürge yöntemlere başvurmakla suçluyor.

    Putin’in Şinhua söyleşisinde “yeni düzen” inşasının aracı olarak önemle işaret ettiği platform ise BRICS...

    Putin, birincisi, BRICS’in “uluslararası ilişkilerin daha demokratik, istikrarlı ve adil bir mimarisini teşvik edebilmesi” için kapasitesini geliştirmeye ve küresel ilişkilerde görünürlüğünü artırmaya çalıştıklarını söylüyor.

    Putin, ikincisi Küresel Güney ve Doğu ülkelerinin, BRICS’i seslerini daha iyi duyurabilecekleri ve dikkate alınmalarını sağlayacakları bir platform olarak gördüklerini ifade ediyor.

    Bitirirken “Çok kutupluluk ne işe yarar” sorusuna BRICS üzerinden yanıt verelim: İlk kez BRICS üyesi Güney Afrika, İsrail’i soykırımcı diye suçlayarak Uluslararası Adalet Divanı’na dava açtı. Ve divan, ABD baskısını dengeleyebilen BRICS’in gücünün etkisiyle davayı kabul edebildi.

    İşte “neosömürgecilerin düzeni” böyle böyle değişiyor...


    *Bu köşe yazısı, yapay zeka tarafından seslendirilmiştir.

    ⁠https://www.cumhuriyet.com.tr/⁠

    5 min
  • 15 Mayıs 2024 - Gazete Manşetleri - Kamuda tasarruf tartışması

    ORC anketinde AKP'ye büyük şok: 'Bu pazar genel seçim olsa...'

    14 Mayıs seçimlerinin yıldönümünde yaptığı anketi paylaşan ORC, "Bu pazar genel seçim olsa..." sorusunu yöneltti. ORC, ayrıca son 1 yılın en başarılı bulunan 15 milletvekilini de açıkladı.

    ***

    İktidar yeni yargı paketiyle kapsamı ve sınırı belirsiz bir suç yaratacak: Etki ajanlığı ile cadı avı

    Hukukçular, “Türkiye aleyhine propaganda yapanlar cezalandırılacak” tanımı için “Muhalifleri baskı altına almanın gerekçesi” yorumunu yaptı.

    ***

    CHP, temmuz ayını bekleyen asgari ücretliler ve emekliler için Meclis ve meydanlarda olacak

    Genel başkan Özgür Özel, farklı temalarla sorun yaşayan yurttaşların sesini duyuracağını açıkladığı mitinglere bu hafta sonu başlıyor.

    ***

    Yaş ortalaması 81'i aşan 5 komutan adli tıp raporlarına karşın hala cezaevinde: 1000 günlük tutsaklık

    İddianamesi FETÖ bağlantılı eski cumhuriyet savcısı tarafından hazırlanan davada, yaş ortalaması 81 olan komutanlar hâlâ hapiste.

    ***

    TBMM Genel Kurulu'nda 'Kamuda Tasarruf' tartışması: Tansiyon yine yükseldi!

    TBMM Genel Kurulu'nda, İYİ Parti Grubu'nun Meclis Başkanlığına sunduğu, 'Kamuda İsrafın Boyutlarının Araştırılması' başlıklı önergenin tartışıldığı sırada tansiyon yükseldi.

    ***

    Meteoroloji açıkladı: 15 Mayıs 2024 hava durumu raporu. Bugün hava nasıl olacak?

    Yurdu etkisi altına alana kar, sağanak ve soğuk hava yerini nihayet güneşli havaya bırakacak. Hava sıcaklıklarının tüm yurtta 2-4 derece artacağı tahmin ediliyor.

    ***

    Halil Konakçı’yı koruyorlar

    Cumhuriyet ve laiklik karşıtı açıklamalarıyla tepki çeken imam Halil Konakçı hakkında başlatılan “tahkikatın” aradan yaklaşık dokuz ay geçmesine karşın hâlâ sonuçlanmadığı ortaya çıktı.

    ***

    'Freni patlamış kamyon gibi'

    Lider değişikliği yaşanan İYİ Parti’de kafa karışıklıkları sürüyor. Parti kaynakları, lider değişiminin partide heyecan yaratmadığını kaydediyor.

    ***

    Şarkıcı Kurtuluş Kuş’un davası İstinaf Mahkemesi’nde: Aileden adalet çağrısı

    Aydın’daki bir otelde B.B’ye (21) “nitelikli cinsel saldırı” iddiasıyla yargılanan ve ardından beraat eden Kurtuluş Kuş’un davası İstinaf Mahkemesi’ne taşındı.

    ***

    Hükümetin paketinden önce kamuda üç aylık harcama geçen yılın tamamını geçti

    Ekonomi yönetimi “tasarruf” paketini açıklayana kadar 2024’ün ilk üç ayında yapılan harcamalar geçen yılki harcamaların katbekat üstüne çıktı.

    ***

    72 cana mezar olan Isias Otel davasında aileler ‘16 saniyenin hesabını versinler’ tepkisi gösterdi: Çocuklar ölmesin

    Şampiyon Melekleri Yaşatma Derneği Başkanı Karakaya, “Bilirkişilerin işlerini tam yapacağına ve hukuka güveniyoruz” ifadelerini kulandı.

    ***

    Kafkasya Uzmanı Prof. Dr. Mitat Çelikpala Cumhuriyet'e konuştu: 'Müzakereler uzasa da anlaşma olur'

    Azerbaycan Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov ve Ermenistan Dışişleri Bakanı Ararat Mirzoyan 10-11 Mayıs’ta Kazakistan’ın Almatı şehrinde barış anlaşması amacıyla bir araya geldi. Taraflar görüş ayrılıkları konusunda müzakerelere devam edilmesinde mutabık kaldı.

    ***

    Hükümetin kamuya yönelik tasarruf paketi çalışanın kazanımlarını da tehlikeye atıyor

    Servis hizmetini kaldırma, lojman kiralarını artırma, kamu sosyal tesislerini satma, personel alımını sınırlandırma kararları tepki çekti. Servis hakkı toplusözleşme güvencesinde.

    ***

    Süleyman Sönmez: İflas ve ödeme sorunları nedeniyle işletmeler arasındaki güven azalıyor

    TÜRKONFED Başkanı Sönmez: Sermaye ihtiyacının artması, enerji maliyetlerindeki yükseliş ve yüksek enflasyon, KOBİ kredilerindeki artış hızını durma noktasına getiriyor. Bu üretimin sürdürülebilirliği açısından ciddi bir risk.

    ***

    Son 4 maçta 3 gol: Arda Güler yine attı

    Real Madrid, Arda Güler'in gol attığı maçta Alaves'i 5-0 mağlup etti. Milli oyuncu bu golüyle beraber son 4 maçta 3. kez gol sevinci yaşamış oldu.


    *Gazetenin manşetlerinden oluşan bu haber metni, yapay zeka tarafından seslendirilmiştir.

    ⁠https://www.cumhuriyet.com.tr/⁠

    12 min
  • Cumhuriyet gazetesi 100 yaşında - Evin İlyasoğlu

    Cumhuriyet gazetesindeki ilk yazım 16 Haziran 1991’de yayımlanmıştı. “Karanlıkla Işık İçiçe” başlığını taşıyordu. Tam otuz üç yıl önce, 19. İstanbul Festivali’nin açılışında yorumlanan Ahmet Adnan Saygun’un Yunus Emre Oratoryosu’nu anlatmıştım. 1991, Yunus Emre yılı ilan edilmişti. Saygun da o yılın 6 Ocak tarihinde ölmüştü. Şef Aleksander Schwing İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası’nı yönetiyordu. Solistler soprano Zehra Yıldız, mezzo Jaklin Çarkçı, tenor Lütfiyar İmanov ve bas Ayhan Baran’dı.

    Geçen hafta 100. yıl kutlamaları yapılırken birden kendimi bu gazetenin en eski yazarları grubunda görmekle önce şaşırdım, sonra kıvanç duydum. “Allegro” sütünumda nice konser izlenimi yazmış, nice genç sanatçı için ilk eleştiriyi yapmış, çağdaş Türk müziğinin nice yapıtını tanıtmıştım. Hele İstanbul Festivali yaklaştı mı başka bir telaş alır, kimleri konser öncesinde tanıtacağım, kimlerle söyleşi yapacağım diye bir düzen kurardım. Aynı şekilde, Ankara, İzmir, Eskişehir, Mersin, Aspendos festivallerine gidip o izlenimlerimi de okurlarımla paylaşırdım. Bir yandan da Boğaziçi Üniversitesi Albert Long Hall’de düzenlediğim konserlere bu festivallerden sanatçı seçerdim. Otuz üç yıl içinde en soyut bir o kadar da en somut yazıyı Uğur Mumcu cinayetinin ardından yazdım. O yazı kocaman bir çığlıktı. Fluxus akımındaki gibi. John Cage’in “4’33” adlı “sessiz” yapıtı gibi. Dosyalarımı karıştırdıkça daha ne ilginç yazılar çıktı karşıma. Bunların hepsini yazan ben miydim!? Hâlâ her hafta sonu çarşamba yazımı yetiştirmek için kaygı yaşayan da ben mi?

    Ne yazık ki geçen hafta gazetemizin CRR’deki 100. yıl kutlamasına katılamadım. Henüz Ankara festivalinin kapanışından dönmüştüm, yetişemedim. Gazetemizin 100. yaşı kutlu olsun.

    BİFO’da mevsimin kapanış konserini şef Nisan Ak yönetti. İzleyiciyle sıcak bir ortam kurması ve seçtiği programda Emilie Mayer (1812- 1883) ve Ludwig Farrenc (1840- 1875) gibi tarihin derinliklerinden iki kadın besteciyi çaldırtması, sahnede yapıtların birbiriyle ilişkisi üstüne açıklamaları ona ayrıcalık kazandırdı. Aslında bu konser için dünyaca tanınmış bestecimiz Zeynep Gedizlioğlu’na ısmarlanan bir yapıtın ilk seslendirisi yapılacaktı ama yetişememiş. Gelecek mevsimin açılışında çalınması umuduyla Zeynep’e esin perileri yardımcı olsun. Konserin programına tam da Anneler Günü kutlamaları yaklaşırken iki kadın besteci alınması hoştu.

    Aslında bizim dinleyicimiz tanımadığı bir besteci ile tanışmanın heyecanını değil, telaşını yaşar. Üstelik bir değil iki besteci, üstelik ikisi de kadın! “Neyse ki Beethoven ile Grieg var programda, neyse ki piyanist de çok ünlü” gibilerden kendilerini avutuyorlardı. Nisan yaptığı açıklamalarla, her iki kadın besteciyi de Beethoven ile ilişkilendirerek ne kadar Beethoven’a benzediklerini anlattı. Çinli piyanist Zee Zee’nin halen Alfred Brendel ile çalıştığını öğrendik. 93 yaşındaki Brendel’ın artık öğrenci almak istemediğini biliyoruz. Ancak Zee Zee ne kadar parlak ki onun bilgisinden ve deneyimlerinden yararlanabiliyor. Edward Grieg’in konçertosunda ellerinin tuşlar üstündeki akıcılığı müthişti.

    Konser bittiğinde dinleyicilerin tanımadıkları besteciler için telaşı geçmişti. Hatta hepsini de pek beğendiklerini söylüyorlardı.

    Ah Einstein: Önyargıyı parçalamak, atomu parçalamaktan daha zordur, dememiş miydi?

    *Bu köşe yazısı, yapay zeka tarafından seslendirilmiştir.

    ⁠https://www.cumhuriyet.com.tr/⁠

    5 min
  • Çok korkun ama... - Barış Pehlivan

    Dünyada 195 ülke var. Her ülkede on binlerce organizasyon var. Yani tüm dünyada on milyonlarca kuruluş var. Bu ansiklopedik bilgiyi aklımızda tutarak devam edelim...

    “Diyanet İşleri başkanı Togg’a dua etti ama makam aracı olarak Audi’yi seçti.”

    Kuşku yok ki dünyada Diyanet İşleri Başkanlığı’nın çıkarlarıyla uyuşmayan birçok yabancı ülke ve kuruluş vardır. Madem öyle bu bilgiyi yazmanız, paylaşmanız ve hatta hiçbirini yapmadan araştırmanız bile yedi yıl hapisle cezalandırılmanıza neden olabilir.

    “Kırmızı bültenle aranan uyuşturucu baronu İstanbul’da yakalandı.”

    Kuşku yok ki dünyada Türkiye’nin narkodevlet gibi algılanmasını isteyen ülkeler ve organizasyonlar vardır. Madem öyle bu bilgiyi yazmanız, paylaşmanız ve hatta hiçbirini yapmadan araştırmanız bile yedi yıl hapisle cezalandırılmanıza neden olabilir.

    “Alman turist Türkiye’de tecavüze uğradı.”

    Kuşku yok ki Türkiye’nin yabancı turistlerin gözde bir ülkesi olmasını istemeyen onlarca ülke ve yabancı seyahat acentası vardır. Madem öyle bu bilgiyi yazmanız, paylaşmanız ve hatta hiçbirini yapmadan araştırmanız bile yedi yıl hapisle cezalandırılmanıza neden olabilir.

    “Köprü ve otoyollar için yapılan garanti ödeme tutarı 23.7 milyar TL’ye ulaştı.”

    Kuşku yok ki Türkiye’deki altyapılarda imzası bulunan müteahhitlerin tüm dünyada rakibi olan yabancı şirketler vardır. Hatta o yabancı şirketler Türkiye’de bu kadar köprü ve otoyol yapılmasını bile istemeyebilir. Madem öyle bu bilgiyi yazmanız, paylaşmanız ve hatta hiçbirini yapmadan araştırmanız bile yedi yıl hapisle cezalandırılmanıza neden olabilir.

    Daha da ileri gideyim mi?

    “Türkiye Wushu Federasyonu’nda skandal: Babası başkan, annesi hakem, kendisi şampiyon.”

    Türkiye Wushu Federasyonu, hakkında çıkan haberlerle ilgili şu açıklamayı yapmıştı: “Sizin maksadınızı ve amacınızı biliyoruz. Derdiniz başörtüsü! Amaç, meşru seçilmiş iktidarları gayri meşru yöntemlerle, darbelerle devirip kendi menfaat imparatorluklarınızı dünya Siyonizmiyle işbirliği yaparak kurmaktır.” Madem öyle bu bilgiyi yazmanız, paylaşmanız ve hatta hiçbirini yapmadan araştırmanız bile yedi yıl hapisle cezalandırılmanıza neden olabilir.

    Yüzlerce örnek verebilir, sayfalarca yazabilir, sizi daha da korkutabilirim. Uzatmama gerek yok ama korkmanıza gerek var.

    Bakın, 9. yargı paketinin taslağı ortaya çıktı. Meclis tatile girmeden de yasalaşacak. İşte o taslağa göre; Türk Ceza Kanunu’ndaki “Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk” bölümüne yeni bir suç tanımı girecek. Buna göre; devletin güvenliği ile iç veya dış siyasal yararları aleyhine yabancı bir devlet veya organizasyonun stratejik çıkarları veya talimatı doğrultusunda gerçekleştirilen fiiller cezalandırılmaya neden olacak.

    Peki, neymiş “devletin iç veya dış siyasal yararları?” Yine taslaktan okuyorum:

    “İktisadi, mali, askeri, milli savunma, kamu sağlığı, kamu güvenliği, kamu düzeni, teknolojik, kültürel, ulaştırma, haberleşme, siber alan, kritik altyapılar ve enerji gibi diğer yararlar da devletin iç veya dış siyasal yararları kavramı içinde kabul edilecektir.”

    Dahası...

    Bu “yararlarımızın” aleyhine yabancı bir devletin ya da yabancı bir organizasyonun talimatını geçtim, onların bilmeden de olsa çıkarları doğrultusunda ne yaparsanız yapın, suç işliyor gibi yargılanacaksınız. Bu suçun da bedeli yedi yıla kadar hapis olacak. 

    Bitmedi...

    Eğer bu suçu savaş sırasında işlemiş veya devletin savaş hazırlıklarını veya savaş etkinliğini veya askeri hareketlerini tehlikeyle karşı karşıya bırakacak şekilde yapmışsanız, 12 yıla kadar hapis cezası sizi bekliyor.

    Yani... Yanisi şu:

    Her şeyi içine sıkıştırabileceğiniz muğlak bir yarar listesi...

    Her şeyin yabancı bir organizasyonun çıkarı olabileceği ihtimali...

    Sizin “casus” gibi cezaevine girmenize gerekçe gösterilebilecek.

    ...

    *Bu köşe yazısı, yapay zeka tarafından seslendirilmiştir.

    ⁠https://www.cumhuriyet.com.tr/⁠

    6 min
  • 14 Mayıs 2024 - Gazete Manşetleri - Afet değil sefalet!

    Yurtdışındaki üniversiteler için düzenlenen sınavda şaibe iddiası: Sınava gölge düştü

    “Calculus BC Sınavı” sorularının bazı öğrencilere verildiği iddiası sonrası veliler CİMER’e başvurdu. Olay üzerine velilerine yazı gönderen bazı okullar, varsa etik olmayan metot kullanan öğrencinin sınavının iptal edilebileceğini duyurdu.

    ***

    Pakette milyarlarca liralık Hazine garantileri yok; emekçinin servisi, lojmanı, kadrosu var

    Yeni açıklanan “Kamuda Tasarruf ve Verimlilik” paketiyle personel servisleri kaldırılacak, lojman kiraları artırılacak. “Esnek ve uzaktan çalışma” yaygınlaştırılacak.

    ***

    Meteoroloji açıkladı: 14 Mayıs 2024 hava durumu raporu. Meteoroloji 14 Mayıs hava durumu raporunu yayımladı. Yeni rapora göre, Doğu Akdeniz, Orta ve Doğu Karadeniz'in, Doğu Anadolu'nun kuzey ve doğusu ve Güneydoğu Anadolu’nun doğusunda sağanak beklenirken; Hatay, Ağrı, Iğdır, Muş, Bitlis, Şırnak ve Siirt çevreleri ile Erzurum’un güney, Hakkâri'de yağışların kuvvetli olacağı tahmin ediliyor.

    ***

    ‘Filistin için Bin Genç’ topluluğu, tutuklanan arkadaşları için protesto düzenledi: Adalet nöbeti tutuyorlar

    İsrail’in Filistin’e karşı saldırıları tüm dünyada çeşitli protestolarla karşılandı. Benzer protestolar Türkiye’de de farklı gruplar tarafından düzenlendi.

    ***

    Tarımın her alanında artan maliyetlerle iç pazarda üretim dışarıdan daha pahalı oldu

    Türkiye’nin ceviz tüketiminde önde gelen ülkelerden biri olduğunu söyleyen Ceviz Üreticileri Derneği Başkanı Ömer Ergüder, “Yıllık yaklaşık 60 bin ton ceviz üretilirken tüketim yaklaşık 150-160 bin ton civarında. İthalatın önlenmesi için üretim artırılmalı” dedi.

    ***

    Kızı 32 önce kaybolan baba evladını hala arıyor: ‘Yaşadığına inanıyorum, umutluyum’

    Antalya'da 32 yıl önce Van'da plajda kaybolan kızı Bahar Ateş'i arayan Kazım Ateş (58), konuştu. Kazım Ateş, kızının kaybolmasının ardından defalarca yetkili kurumlara başvurduğunu dile getirerek, "Ömrüm yettiğince onu aramaya devam edeceğim, 4,5 yaşında çok güzel bir çocuktu" dedi.

    ***

    Sektörün banka ve şahıslara borcu 850 milyar TL’yi aşarken çiftçi faiz desteği bekliyor

    Dünya Çiftçiler Günü’nde Türkiye’deki manzara iç karartıyor. Çiftçi sayısı azalırken borçlar tavan yaptı. Çiftçi ve sektör temsilcileri, “İthalat ve düşük alım fiyatı sonumuzu getirecek” diyor.

    ***

    Onay verilirse İzmir Aliağa’da iki tesis daha Avrupa Birliği listesine girecek: Zehir çemberi büyüyor

    Yaşam savunucuları, asbest ve kimyasal atık barındıran gemilerin sökümünün yapılması ile sık sık gündeme gelen Aliağa’da Avrupa Birliği onaylı tesislerde de sorun yaşandığına ancak bir çözüm sağlanmadığına dikkat çekti.

    ***

    Kahramanmaraş merkezli deprem, hayvancılığı ve çiftçiyi vurdu

    Türkiye’de 11 ili etkileyen 6 Şubat depremlerinden en çok zarar gören kesimlerin başında hayvancılıkla uğraşan yetiştiriciler geliyor.

    ***

    Son bir yılda 18 kız çocuğu erkekler tarafından öldürüldü

    Kadınlar ve çocuklar her geçen gün şiddete uğruyor. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun nisan ayı raporuna göre son 1 yılda 18 kız çocuğu öldürüldü.

    ***

    Cennet Koyu’nda otel inşaa eden Cengiz İnşaat’a kapasite artışı için yeşil ışık: Talana engeller kalkıyor

    Cengiz İnşaat, Muğla Bodrum’daki “Doğal SitSürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Alan” ilan edilen Cennet Koyu’nda yapımına başladığı otelin kapasite artışına da onay aldı.

    ***

    Soma’da 10 yıl önce meydana gelen büyük faciada yaşamını yitiren 301 madenci anıldı: Asla unutturmayacağız

    CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Soma davası yeniden görülmüyorsa Türkiye’de normalleşme olmaz. Soma’daki kanı yerde bırakırsam benim de gözüm arkada gidecek ” dedi.

    ***

    Hatay’da yurttaşın çilesi bitmiyor, her yağmurda konteyner kentler sular altında kalıyor: Afet değil sefalet!

    Depremin üzerinden 15 ay geçti. Buna karşın Hatay’da giderilmeyen altyapı sorunları her yağışı afete çeviriyor.

    ...

    *Gazetenin manşetlerinden oluşan bu haber metni, yapay zeka tarafından seslendirilmiştir.

    ⁠https://www.cumhuriyet.com.tr/⁠

    12 min
  • Olimpiyata giderken! - Arif Kızılyalın

    2024 Olimpiyat Oyunları’na katılacak sporcularımız hemen hemen kesinleşiyor. 68 isimle Paris vizesi aldık. Rekor 11 kotayla eski şampiyon Şeref Eroğlu’nun başkanlığını yaptığı güreşte. Kulüp bağlamında da İBB Spor, ASKİ, Balıkesir Bşb., F.Bahçe, G.Saray, Eczacıbaşı çok sayıda sporcu yolluyor Paris’e. Güreş, boks, tekvando, okçuluk ve cimnastikte kürsüye çıkarız. Voleybolda ne yaparız bilemem, her yıl kulüpler bağlamında final oynayan Türk takımları Eczacıbaşı ve Vakıfbank bu sene mola verdi, umarız bu duraklama film antraktı gibidir, dünyayı sallayan Filenin Sultanları Paris’te final oynar.

    Buraya kadar her şey güzel, ne var ki Türkiye’de faaliyet gösteren GSM’ye bağlı 60’ın üzerinde federasyonun yüzde 57’si bırakın olimpiyatta madalya hesabını, kota bile alamadı, bazı olimpik olmayan branşları hesaba katmazsak, elde edilen kota sayısı lütfen başarı olarak gösterilmesin. Ve olimpiyatlara turistik amaçlı bile gidemeyen federasyonların başkanlarına, “Siz ne iş yaparsınız” sorusu sorulsun. Eğer biz olimpiyat halkasını, susamlı simit halkası ile karıştıran federasyon ve yönetimlerine bedel ödetmezsek Türk sporunu bir yerlere taşıyamayız. Örneğin olimpiyatı rotasına koymayan federasyonların başkan ve yöneticilerini Ekim-Kasım 2024 seçimlerinde değiştirerek işe başlayabiliriz. Burada yeni genel müdür Veli Ozan Çakır ve önceki genel müdür Mehmet Baykan’a değil eleştirim, direkt spor bakanlarına ve spordan gelen bakan yardımcılarına. Spor teşkilatımız işi gücü bıraksın güreş, boks, tekvando, cimnastik ve okçulukta gerçekten madalya şansı olan isimleri, ilgili federasyonların yönetimlerini desteklesin.

    Adanaspor Türkiye’deki ilk AŞ’lerden. İş insanı Bayram Akgül, 18 yıl önce amatör kümeye doğru yol alan Yaşar Kemal’in takımını iflas masasından aldı, bir yerlere getirdi. Tesisi yoktu, tesis yaptı, otobüsü yoktu, otobüs aldı, olanakları doğrultusunda kurumsallaştırdı. Özellikle de ‘götürü’ (!) usulü ile çalışan menajerlerin “Adana il sınırı”ndan girmesine izin vermedi. Kendi cebinden hep zararına takım kurdu, ancak kümede kalabildiler kendilerinden 20 misli fazla para harcayan takımlar arasında. Son Bandırma maçını alamasalar düşeceklerdi, kentte seferberlik ilan edildi, taraftar maça geldi, mucizevi golle türlü bahis işinin döndüğü TFF 1’de alın terleriyle lige tutundular. Şimdi kulübü devrediyormuş, yazık! Tarım ve sanayinin başkenti Adana ile aynı adı taşıyan Adanaspor keşke iş dünyasından, yerel yönetimlerden, siyasetten hak ettiği desteği görseydi, Bayram Akgül gibi Atatürkçü isimler de küstürülmeseydi!


    *Bu köşe yazısı, yapay zeka tarafından seslendirilmiştir.

    ⁠https://www.cumhuriyet.com.tr/⁠

    4 min
  • 74 yıl önce: Demokrasi zaferi - Alev Coşkun

    Türkiye demokrasi tarihinde yargıç gözetim ve denetiminde, hukuka dayalı ilk genel seçim 14 Mayıs 1950 tarihindedir. Bu seçim çok partili sistemin dönüm noktasıdır. Bugün bu tarihi günün 74. yıldönümünü yaşıyoruz.

    Çok partili sisteme geçildikten sonra yapılan ilk genel seçim 1946 seçimleridir ve siyasal tarihimizde tartışmalıdır.
    İktidar partisi CHP, 1950 seçimlerinden önce Meclis’e bir seçim yasası tasarısı sundu. Bu tasarıda gizli oy, açık sayım, seçimin yargıçların denetiminde yapılması, il ve ilçelerde yargıçlar seçim kurullarının ve Yüksek Seçim Kurulu’nun oluşması kabul ediliyordu.
    Seçim Yasası, Meclis’te muhalefet partisi DP’nin katılımı ve karşılıklı uzlaşı ile kabul edildi. Seçim Yasası için Meclis’te DP adına konuşan Adnan Menderes, “Seçmenin oy hakkına ve verdiği oya saygı gösteren, bu adil yasa” için o günkü CHP iktidarına teşekkür etti. Bu konuşma demokratikleşme hareketinin önemli sınır taşlarından birisidir.
    Seçim yasası her yönden mükemmeldi; ancak en hatalı yanı nispi temsil değil çoğunluk sistemini kabul etmesidir.
    14 Mayıs 1950’de yapılan seçimlerde demokratik bir durum gerçekleşti: Katılım yüzde 89.3’e ulaşmış ve 9 milyona yakın seçmen sandığa gitmişti.
    DP oyların yüzde 53.38’ini, CHP ise yüzde 39.9’unu almıştı. Seçimlerde çoğunluk sistemi kabul edildiği için Meclis’e DP 403, CHP ise 69 milletvekili göndermişti.
    Oyların yüzde 53’ünü alan DP Meclis’teki sandalyelerin yüzde 80’ini elde etmişti. Yüzde 40’a yakın oy alan CHP ise Meclis’teki sandalyelerin sadece yüzde 14.5’ini sağlayabilmiştir.
    Türkiye 14 Mayıs 1950’de gizli oy, açık sayım, yargıç yönetim ve denetiminde bir genel seçim gerçekleştirmiş oluyordu
    Prof. Dr. B. Lewis Modern Türkiye’nin Doğuşu adlı ünlü eserinde şöyle bir yargıya varır: “Atatürk sonrası Türkiye’nin demokratik gelişiminde... 1950 Mayıs’ında, muhalefetin iktidara karşı ezici bir zaferiyle sonuçlanan, gerçekten serbest ve dürüst bir seçim yapılmıştır.”(1)
    Seçimlerde böyle bir sonuç beklenmiyordu. 1950’deki sonuçlar bir iktidar değişikliğinden çok bir halkoylamasıydı. Hukuk deyimi ile bir “plebisitti”.
    Seçimlerin sonuçları karşısında Cumhurbaşkanı İnönü, yurtdışında okuyan oğlu Erdal İnönü’ye gönderdiği mektupta şöyle yazıyor: Dürüst bir seçim yapıldı. Niçin kaybettik? İnsaflı-insafsız bin bir sebebi var. En başta geleni değişiklik arzusudur. Bu da milletlerin en masum en tabii arzularıdır. (2)
    Demokrasinin büyük kazanımı olan bu seçim, aynı zamanda İnönü’nün demokrasi kahramanı olarak tarihe geçişini sağlıyordu.

    Nitekim siyaset bilimci Prof. Dr. Dankwart Rustow, bu iktidar değişimini şöyle yorumluyor: “İsmet İnönü demokrasiyi geliştirmek için kendi diktatörlük gücünü gönüllü olarak kısıtlayan dünyanın tek devlet adamı olma onurunu taşımaktadır.” (3)
    14 Mayıs seçimlerinden sonra doğal olarak, DP hükümeti kurulur. Başbakan Menderes, 24 Mayıs 1950’de TBMM’de okuduğu hükümet programında 14 Mayıs 1950’yi “Demokrasi zaferi” diye nitelemiştir.

    Hükümet programında şöyle diyor: “Milli iradenin ilk kez tam ve serbest olarak belirmesi nedeniyle 14 Mayıs yeni bir dönem açan, çok önemli bir gündür. Bu tarihi gün sadece partimizin değil, Türk demokrasisinin de zaferi olarak kutlanacaktır.” 
    1950 seçimlerinden 12 yıl sonra (1962’de) bir radyo konuşmasında İnönü şu tarihi açıklamayı yapmıştır: “Atatürk’ü devlet yönetiminde, bağımsızlıkçı, Cumhuriyetçi ve demokratik rejime bağlı olarak değerlendirmek gerekir... Eğer sağlığı izin verseydi, belki de II. Dünya Savaşı’ndan önce bile Atatürk eserini tamamlayacaktı: Demokratik rejim, Atatürk yönetiminin amacı olmuştur. Atatürk yönetimi demokratik rejimi hazırlama devridir...” (4)
    İnönü’nün bu görüşüne, ünlü siyaset bilimci Prof. Dr. Maurice Duverger de bilimsel olarak katılmaktadır. Siyasal Partiler, adını taşıyan ünlü yapıtında CHP’yi ve Atatürk’ü 1930’ların faşist partileriyle karşılaştırarak şöyle yazıyor:

    ...


    *Bu köşe yazısı, yapay zeka tarafından seslendirilmiştir.

    ⁠https://www.cumhuriyet.com.tr/⁠



    7 min
  • 13 Mayıs 2024 - Gazete Manşetleri - Kamuda tasarruf paketi

    Prof. Dr. Konukman, düşmeyen enflasyonun arkasındaki nedeni ortaya koydu: 'Sermayeye söz geçmiyor'

    "Enflasyonun yüksek olma nedeni sermayenin bizzat kendisi. Sermayenin kârları patladı. Hükümet bunu engelleyemiyor, artış hızını kontrol edemiyor, sermayeye bu konuda sözü olamıyor. Göçmenler kayıt dışı çalışıyor. Bu, haksız rekabete yol açıyor ve emekçi sınıflar arasında ırkçılığı hortlatıyor. Bu sorunun çözülmek istenmemesinin arkasında, onları istihdam eden sermaye var."

    ***

    Bakan Ali Yerlikaya duyurdu. 81 ilde 'Çember-18' operasyonu: Binlerce firari yakalandı!

    İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, 81 ilde düzenlenen 'Çember-18' operasyonları kapsamında arama kaydı bulunan binlerce firarinin yakalandığını duyurdu.

    ***

    'Değişim' beklenen AKP’de yerel seçim yenilgisinin faturası kesildi

    Yerel seçim yenilgisi sonrası AKP’de bir yanda “değişim” tartışmaları yaşanırken diğer yanda yenilginin nedenleri üzerinde çalışmalar yürütülüyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin son merkez yürütme kurulu (MYK) toplantısında eylül sonu, ekim başı yapılması planlanan olağan kongre için hazırlıkların yapılması talimatını verdi. Belde, ilçe ve il kongrelerinin tamamlanmasıyla da AKP, büyük kongreye gidecek.

    ***

    Kamuda Tasarruf paketinin ayrıntıları belli oldu

    Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, kamuda tasarruf programını açıkladı. Pakete göre, kamuya taşıt alımına sınırlama getirilecek, sadece bir yerden yönetim kurulu ücreti alınabilecek ve bu ücretlere üst sınır getirilecek. Kamuya 3 yıl boyunca sadece emekli olanların yerine alım yapılacak.

    ***

    Meteoroloji açıkladı: 13 Mayıs 2024 hava durumu raporu... Bugün hava nasıl olacak?

    Meteoroloji Genel Müdürlüğü 13 Mayıs hava durumu raporunu yayınladı. Son rapora göre Güneydoğu Anadolu’nun kuzeyi ile Kahramanmaraş, Osmaniye, Hatay, Sinop, Kastamonu, Çorum, Artvin, Erzurum, Kars, Ardahan, Malatya, Elazığ, Tunceli, Bingöl, Bitlis ve Şırnak çevrelerinde kuvvetli sağanak yağışın etkili olması bekleniyor. 

    ***

    Spor yazarları Fatih Karagümrük - Galatasaray maçını yorumladı: 'Galatasaray'da Bellingham etkisi'

    Galatasaray, Süper Lig'in 36. haftasında deplasmanda Fatih Karagümrük'ü 3-2 mağlup etti. Spor yazarları karşılaşmayı kaleme aldı.

    ***

    Cezayirlioğlu’nun açtığı davada beklenen ‘bilirkişi raporu’ için ek süre kararı verildi

    Göçük altındaki beş işçiyi arama çalışmaları sürüyor. İşletici şirkete karşı mücadele yürüten çevreci Cezayirlioğlu’nun ÇED sürecine karşı davası da sonuçlanmadı.

    ***

    Spor yazarları Fenerbahçe - Kayserispor maçını yorumladı: 'Heba olan 1 yıl daha'

    Fenerbahçe, Süper Lig'in 36. haftasında sahasında Kayserispor'u 3-0 mağlup etti. Spor yazarları karşılaşmayı kaleme aldı.

    ***

    Valilik duyurdu: Hatay’da 2 ilçede eğitime 1 gün ara verildi

    Kuvvetli yağışın etkili olduğu Hatay’ın Antakya ve Defne ilçelerinde eğitime 1 gün süreyle ara verildi.

    ***

    Ordu’da 12 yaşındaki kıza cinsel istismar davasında 11 sanık beraat etti

    Çocuğunun psikolojik destek gördüğünü belirten baba İ. A. bu olayın arkasını bırakmayacağını, karara itiraz edeceğini söyledi.

    ***

    Gazetemizin yazarı Müjdat Gezen, 38. Genç Günler’in konuğuydu

    İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Şehir Tiyatroları’nın geleneksel olarak düzenlediği ve bu yıl 38’incisi yapılan Genç Günler, önceki akşam gazetemizin yazarı Müjdat Gezen’i ağırladı.

    ***

    Tokat'ta feci kaza... Virajı alamayan otomobil, karşıdan gelen cipe çarptı: 1'i ağır 7 yaralı

    Tokat'ta virajlı yolda savrularak karşı şeritten gelen cipin çarpıştığı kazada 2'si çocuk 7 kişi yaralandı. Yaralılardan birinin durumunun ağır olduğu öğrenildi.

    ***

    İPA araştırması: İstanbul’da anne olmak bile pahalı!

    İPA Başkanı Dr. Buğra Gökce, İPA tarafından hazırlanan 'İstanbul’da Anne Olmak' raporunun ayrıntılarını paylaşarak, İstanbul’da yaşayan annelerin temel gündeminin ekonomi olduğunu belirtti.


    *Gazetenin manşetlerinden oluşan bu haber metni, yapay zeka tarafından seslendirilmiştir.

    ⁠https://www.cumhuriyet.com.tr/⁠

    15 min
  • Cumhuriyet 100 yaşında - Ayşe Emel Mesci

    Cumhuriyet gazetesi 100 yaşında. Adını Atatürk’ün Yunus Nadi’ye, “Babıâli’nin göbeğinde cumhuriyet düşmanlarına ve hilafet yanlılarına karşı mücadele verecek bir gazete çıkaralım, adını da Cumhuriyet koyalım” diyerek koyduğu bir gazete bu.

    Tarihi, kurtuluş ve kuruluş mücadelesiyle bütünleşen Cumhuriyet, daha sonraki dönemde ise karşıdevrim dalgasına, gericiliğe karşı Cumhuriyet değerlerini savunan, 12 Mart ve 12 Eylül karanlığına direnen, bu zulümlerden çekmiş kalemlere kucağını açan bir “son kaya” oldu.

    “Son kaya” ilginç olduğu kadar, gazetemizin kurucusu olan Yunus Nadi ile bağlantısı nedeniyle de belki de 100. yılımızda yeniden hatırlanması gereken bir deyim. Yunus Nadi’nin yazılarından Işık Kansu tarafından derlenip günümüz Türkçesine aktarılmış küçük bir broşür var: “Atatürk’ün Nitelikleri.” Orada yer alan “Her Ciddi İşte Son Kaya” başlıklı yazıda Yunus Nadi, Kurtuluş Savaşı’nda benimsenen “Son Kaya” ilkesinden söz ediyor. Atatürk’ün dilinde bunun vatan topraklarımızın her karışını son kaya parçasına kadar savunma anlamına geldiğini açıklayan Yunus Nadi, bu kuralın daha sonra kurucu kadrolar tarafından bütün mücadelelerde temel prensip haline getirildiğini anlatıyor.

    Beni bu “son kaya”ya İlhan Selçuk getirdi, bundan 25 yıl önce... İlhan ağabeyle yollarımız daha önce de ilginç noktalarda kesişmişti. 12 Mart’ta aynı hapishanede yatmıştık. 1999 yılında sahneye koyduğum ve Kadıköy Halk Eğitim Merkezi’nde oynanan “Çok Uzaklardan Geliyoruz” adlı oyunu izledi, çok beğendi. O oyunun program dergisi için yazdığım yazı da ayrıca dikkatini çekmişti. “Ayşe Emel, bizim kültür sanat sayfasında yazsana” dedi. O dönemde kültür sanata iki sayfa ayıran tek gazeteydi Cumhuriyet. Sonra çeşitli maddi güçlüklerden dolayı bu alan daralsa da ülkenin kültür sanat alanında ağırlığını hep korudu bu gazete. Bu yaklaşımın altında yatan düşünsel temeli, bir dönem Fazıl Say’a yapılan hücumlara karşı İlhan Selçuk’un kaleme aldığı yazıdaki şu cümlede bulmak mümkün: “Atatürk Devrimi, dünya çapında ve uygarlık kapsamında sanatçılar üretmişse, öfkelenmeyelim. Sevinelim. Say olayını, geçmiş ile gelecek zaman ve Anadolu’yu kucaklayan mekân kapsamında düşünmeye çalışalım.”

    Evet, geçmiş ile gelecek zaman... Cağaloğlu’ndaki o tarihi binadan bugüne uzanan sayısız fotoğraf... Belleğimizdeki o unutulmaz karelerde donmuş zaman da Cumhuriyet’in tüm çalışanları ve okurlarıyla bugüne ve geleceğe uzanıyor.

    Cumhuriyet gazetesinin Türk basın tarihinde gerçekten ayrıcalıklı bir yere sahip olmasının altında, kuruluş felsefesini nice badireye rağmen ödünsüz bir şekilde savunmaya devam etmesi kadar, okurlarıyla kurduğu benzersiz ilişki ve vakıf yapısı sayesinde gerçek anlamda bağımsızlığını korumuş olması da yatar. Evet, Cumhuriyet gazetesi de bu memlekette bir mucizedir, mucizeler bir kez ortaya çıktı mı yok etmek öyle kolay olmuyor, İsmet Paşa’nın Şişli’deki evde haritanın başında Atatürk’e dediği gibi, “Mıntıkalar çok, yollar çok!”


    *Bu köşe yazısı, yapay zeka tarafından seslendirilmiştir.

    ⁠https://www.cumhuriyet.com.tr/⁠

    4 min

About Cumhuriyet gazetesi

From the publisher's feed

Cumhuriyet'in 100. yaşında yapay zeka desteğiyle seslendirilen podcast yayınlarımızı her gün siz değerli okuyucularımız ile buluşturuyoruz.