Balkonumdaki masaya oturup kitabımı elime aldım.
Bir süre sonra hedeeff diye bir ses, mahallenin çocukları
bizim bahçe duvarının önünde oynuyorlar. Birinin elinde
çöpten yay, kalın bir iple tutturulmuş yine ince çırpıdan
yapılmış ok, omuz hizasına getirip gözünün birini kapatıp
hedefini alıyordu. Biri saklanıyor, öbürü kaçıyor “Dalından düşen yaprak, rüzgarın oyuncağı olurmuş” sözü gibi
oradan oraya koşturuyorlar. Her çocuk oyunda enerjisini
boşaltırken aynı zamanda enerji depoluyorlardı, yani
oyunla gelen mutlulukla, yorulan vücutlarını şarj ediyorlardı.