Gerçek gazetesi

Gerçek gazetesi

By GerçekNewsPolitics
Download on the App Store

Gerçek gazetesi episodes

  • Başyazı: Sadece kalbimizle değil, eylemimizle, örgütlü gücümüzle de Filistin halkının yanında olalım! (Eylül 2025)

    İsrail, Eylül ayı itibarıyla Gazze'de 60 bin Filistinliyi katletmiş durumda. Bu, resmî rakam. Gerçek ölü sayısı muhtemelen 100 binin üzerinde. Çünkü Gazze kentlerinin büyük bölümü enkaz halinde ve yıkıntıların altında yatan, cesedine ulaşılamayan genç yaşlı çoluk çocuk binlerce insan var. Ve henüz bombalarla enkaz altında kalmayan çocuklar toprak yiyor, açlıktan ölüyor.  Birleşmiş Milletler verilerine göre bile Gazze’de şu an yarım milyondan fazla insan açlıkla boğuşuyor. Bu sayı her geçen gün artıyor. 2025’in başından bu yana 8 ayda 300’den fazla Filistinli açlıktan yaşamını yitirdi. Bunların en az 100’ü çocuk! Kamplardaki çocukların kağıtlara çizdikleri çiçekler, kuşlar, parlayan güneş, bulutlar değil, yiyecek özlemi hatta ölüm isteğini gösteren resimler!


    6 min
  • Sungur Savran: Merkez Bankası üzerinde proletarya diktatörlüğü – yeniden!

    Trump’ın Erdoğan’ı taklit ettiği fikri doğru olsa da olmasa da bizim insanımızı gülümsetiyor. Erdoğan, Türkiye’nin en “elit” üniversitesi Boğaziçi Üniversitesi’nin Türk-İslam sentezine uygun eğitime geçmesi için başına kayyım rektörler mi getiriyor? Trump da sanki ondan geri kalmamak için ABD’nin bir numarası Harvard Üniversitesi’ni muhafazakâr bir ideolojik atmosfere zorlamak için yapmadık baskı bırakmıyor. Bu durumda bir Erdoğan muhalifinin sosyal medya hesabında “vay canına, bizim lider dünya lideri deyip durmakta haklılarmış” diye işi şakaya vurmasını anlamamak mümkün mü?


    7 min
  • Cephe gerisinde CHP’ye operasyon

    İstibdad rejimi yargı eliyle yeni bir siyasi operasyona imza atarak İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesi aracılığı ile CHP’nin 2023’teki İstanbul İl Kongresi’ni fiilen iptal etti. Mahkeme, kongrede seçilen İl Başkanı Özgür Çelik’i, il yönetim ve disiplin kurullarını, aynı kongrede seçilen 196 üst kurul delegesini görevden uzaklaştırdı. Tüm bu görevden almalar mahkeme tarafından yargılama daha tamamlanmadan, bir ara karar olarak ve tedbiren alındı. Bu kararların 15 Eylül’de görülecek olan CHP’nin Büyük Kurultay davasını etkileme amacı taşıdığı anlaşılıyor. Üst kurul delegelerinin görevden alınması, direkt bir sonuç doğurmasa da Ankara’da görülecek mahkemenin üzerinde “mutlak butlan” kararı alması için ek bir baskı unsuru olacak. Zira büyük kurultayın en çok delegasyonu 196 sayısı ile İstanbul’a ait.  


    12 min
  • Sungur Savran: Corç Abdullah Siyonizme meydan okuyor!

    Siyonist İsrail devleti Gazze’nin sivil halkını artık hiç saklamaya gerek görmeden katlediyor. Bundan iki ay önce bu köşede yayımlanan yazımızda (“İnsaniyetin Özelleştirilmesi”), Birleşmiş Milletler insani yardım kuruluşlarının Gazze’ye yaptıkları gıda yardımının İsrail ordusu tarafından kasıtlı olarak sabote edilmesinde bir yeni aşamaya geçilmekte olduğunu anlatmıştık. İsrail ve ağa babası Amerika Birleşik Devletleri’nin gıda yardımını sözde özel bir kuruluşa devrediyor olduğunu, her özelleştirme gibi bunun da İsrail-Amerika ortaklığının iradesini tek taraflı olarak dayatacağını belirtmiştik. O günden bu yana, bütün dünyanın gözleri önünde Gazze halkının başta çocuklar olmak üzere açlığa mahkûm edilişini günbegün yaşadık! Sosyal medyada Gazzelilerin açlıktan kurtulmak için, 13. yüzyılın Floransalı büyük İtalyan şairi Dante’nin Cehennem şiirinde anlatılan sahnelere denk görüntüler yaşamak zorunda kaldığını hepimiz görüyoruz.

    18 min
  • Levent Dölek: Kamu emekçisi tüm taleplerini tek bir talebe indirmeli: Grevli toplu sözleşme hakkı!

    Kamu işçilerinin toplu sözleşmelerinin ardından dört milyon kamu emekçisini (İşçi sınıfının parçası olduğumuzu vurgulamak için kamu emekçisi kavramını kullanıyoruz ve emir alan anlamını içerdiği için memur kavramını tercih etmiyoruz) ve iki buçuk milyon emekliyi ilgilendiren Türkiye’nin en büyük ve kapsamlı toplu sözleşme süreci başladı. Kamu işçisinin sözleşmesi devletin grev yasağı ve sendika ağalarının ihaneti ile sefalet koşullarında sonuçlandı. Kamu emekçilerini de farklı bir akıbet beklemiyor. Ama kamu işçisini memura, memuru kamu işçisine kırdırma politikaları bitmiyor. Bir taraf #MemuraKepçeyleİşçiyeKaşıkla diye etiket yapmış sosyal medyada memura sallıyor, öteki taraf #İşçiyeVarMemuraYok diye işçiye çemkiriyor. İşçiyi emekçiyi dibe doğru yarıştırmaya çalışıyorlar. Bunun sonunun sefalette eşitlenmek olacağı açık. Bizim etiketimiz olsa olsa #İşçiMemurEleleGenelGreve olur.

    7 min
  • Komisyon tiyatrosu ve figüranları: Petrol açılımına çözüm makyajı! Yayılmacı projeye barış süsü!

    İktidarın adlandırmasıyla “Terörsüz Türkiye”, Kürt hareketinin verdiği isimle “Barış ve Demokratik Toplum” gerçek içeriğiyle ise bizim sömürgeci sermayenin, emperyalizmin himayesindeki bir “petrol açılımı” olarak tanımladığımız süreç kapsamında oluşturulan meclis komisyonu 5 Ağustos günü toplandı. İktidar açısından komisyonun tek bir amacı var o da yürüttükleri petrol açılımını iyice cilalayıp, sürecin halkla ilişkiler kampanyasını yapmak. Komisyonun isim tartışmasının absürtlüğü bunun bir kanıtı. Herkes toplandı ve içeriğinin, işlevinin, görevinin ne olacağı belli olmayan, üzerinde tartışacağı konuyla ilgili bilgilerin gizli tutulduğu bu komisyona ne isim verileceği tartışılmaya koyuldu. Herkes kendi meşrebince bir şeyler dedi. Daha dün her söze “PKK terör örgütü mü değil mi?” diye başlayan ve bu süreci de başından beri “Terörsüz Türkiye” diye adlandıran iktidar kanadının hele hele MHP’nin muazzam bir işbirliği ve hoşgörü sergilemesi manidar değil mi? Zaten amaç petrol açılımına paravan oluşturmak olduğu için ortaya karışık bir şey çıkardılar: Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu!

    Tiyatro ve figüranları


    İlk defa MHP lideri Bahçeli’nin 100 üyeli bir bileşimle önerdiği komisyon son olarak 51 üye ile tasarlanmıştı. Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’un himayesinde kurulan komisyona AKP 21, CHP 10, DEM Parti 4, MHP 4, Yeni Yol 3, Hüdapar 1, YRP 1, TİP 1, EMEP 1, DSP 1 ve DP 1 üye gönderdi, kendisine 3 sandalyelik kontenjan ayrılan İyi Parti ise komisyona katılmayacağını açıkladı. Özellikle muhalefet partileri açısından bir süre boyunca bu komisyona katılıp katılmama tartışmaları yaşandı. En büyük kaygı iktidarın gizli kapılar ardında yürüttüğü süreci, tamamen işlevsiz, görev ve sorumlulukları hatta adı bile belli olmayan bir komisyonda figüranlık yaparak meşrulaştırmaktı. Bu haklı bir kaygıydı. Ne komisyon toplanmadan önceki hazırlık görüşmelerinde ne de komisyonun toplandığı 5 Ağustos günü bu kaygıları giderecek herhangi somut bir gelişme gördük. Ama nasıl olduysa herkes bu komisyonun bir sorunu çözmek için (partilerin meşrebine göre terör, Kürt sorunu, barış, demokrasi gibi başlıklarla tarif edilen sorunlar) kurulduğuna ikna olmuştu. Komisyona katılmayan İyi Parti de aslında buna dahildir! Çünkü onlar da komisyonun Kürt sorununun çözümüne dair kurulduğunu bir şekilde kabul etmişler ama şovenist bir tutumla, MHP’nin boşalttığı faşist siyaset alanını başıboş bırakmamak için katılmayı reddetmişlerdi. Aslında İyi Parti de bu şekilde senaryoda kendine yazılan figüranlık rolünü oynuyor.


    Çözüm arayışı değil petrol kavgası: Emperyalizmin himayesinde bir koyup üç alma kumarı

    13 min
  • Armağan Tulun: Yüzlerce cinayet tek bir fail

    İktidarın iki lafından biri Türkiye Yüzyılı, Aile Yılı, Türkiye’nin önündeki tarihi fırsatlar gibi sözlerden ibaret. Ama her gün gerçekten memlekette yaşananlara baktığımızda gördüğümüz ne?


    Patronların krizin faturasını işçi ve emekçilere ödetmek için ellerinden geleni ardına koymadıkları bir düzen, onların kârı için emekçi halkın belindeki kemeri sıktıkça sıkan sermayenin istibdadı. Emekçinin sadece sofrasındaki ekmek küçülmüyor, bazen de o sofradan bir tabak eksiliyor, evine ateş düşüyor. 12 yaşında Mersin’de dönerci ustasının “yavaş çalışıyorsun” diye üzerine gittiği, yaşanan kovalamacadan sonra yüksekten düşmüş ve beş yerinden bıçaklanmış hâlde bulunan Eyüp Can Güner’in evinde olduğu gibi. Ya da ateş Eskişehir’de ormanlık alanda yükseldiğinde yangına müdahale etmek için giden, alevlerin arasında kalıp hayatını kaybeden 5 orman işçisinden biri olan Eyüp Dereli’nin evinde olduğu gibi. 2025’in ilk 6 ayında iş cinayetlerinde yaşamını yitiren 447 işçinin evlerinde olduğu gibi…

    6 min
  • Başyazı: Neden olmasın?

    Siyasi gündemin tüm çalkantıları ve tartışmaları içinde değişmeyen bir gerçek var, o da milyonların yaşadığı derin yoksulluk ve geçim sıkıntısı. İşsizlik ve hayat pahalılığı ekonomik bir sorun olarak yaşansa da sebepleri de, sonuçları da, çözümleri de eninde sonunda siyasete dayanıyor. Dolayısıyla işçi sınıfının bunun farkına varmasının ve mücadelesini siyasallaştırmasının zorunluluk olduğu bir döneme gidiyoruz. Asgari ücrete zam yoksa, kamu işçisine, memura para yoksa kaynak olmadığından değil tüm kaynaklar sermayeye harcandığından, faize gittiğinden, emperyalizm tarafından gasbedildiğindendir. Vermediler, vermiyorlar, vermeyecekler. Almak zorundayız. Hakkını almak için sendikalaşan işçi işten atılıyorsa, direnen işçinin karşısına devletin polisi jandarması çıkıyorsa, sendikalı işçinin grevi devlet tarafından yasaklanıyorsa, o zaman iş ve ekmek mücadelesi de siyasi hale geliyor demektir.

    7 min
  • Sahte barış daha çok kan, sahte çözüm daha çok baskı ve zulüm getiriyor!

    PKK silah bırakma doğrultusunda ilk adımı atmaya hazırlanıyor. PKK adına yapılan açıklamada Süleymaniye’de 20-30 kişilik bir grubun sembolik bir törenle silahlarını imha edileceği açıklandı. Dem Parti de "Bir grup PKK üyesinin önümüzdeki günlerde Kürdistan Bölgesel Yönetimi topraklarında yapılacak bir etkinlikle kongre kararları doğrultusunda adım atması bekleniyor" dedi ve yazarlardan, kurum temsilcilerinden oluşan bir grubu süreci gözlemlemesi için bölgeye götüreceklerini açıkladı. Erdoğan da “silah bırakma kararını uygulamaya başlamasıyla süreç biraz daha hız kazanacaktır” diyerek bu gelişmeyi doğruladı ve AKP Genel Başkan Vekili Efkan Ala ve MİT Başkanı İbrahim Kalın’la birlikte Dem Parti heyetiyle görüşme gerçekleştireceklerini ekledi.

    Süreç bıçak sırtında

    Sembolik gösterilerle sürecin pürüzsüz ilerlediğine dair bir izlenim yaratılmak istense de durum farklı. PKK fesih ve silah bırakma doğrultusundaki kongre kararlarını açıkladığı süreçte Milli Savunma Bakanlığı askeri operasyonların devam ettiğini açıklamıştı. Daha sonra PKK drone kullanarak 3’ü ağır 10 askerin yaralandığı bir saldırı gerçekleştirdi. Bu saldırının ardından iktidar cephesinden çok sayıda eleştirel ses yükselmeye başladı. Baştan itibaren sürece karşı konumlanan Zafer Partisi gibi çevreler de muhalefet dozunu arttırdılar. Ancak tüm bu karşıt sesler “örgüt içinde süreci baltalamaya çalışanlar var” denerek itidal çağrılarıyla geçiştirildi. PKK liderlerinden Mustafa Karasu ise karşı taraftan birebir aynı sözlerle “devlet içinde bir kesim bu süreci bozmak istiyor” diyerek sürece dair eleştiriler yükseltti. Mustafa Karasu’nun sürece karşı olduğu için PKK Olağanüstü 12. Kongresi’ne katılmadığı hatta infaz edildiği söylentileri çıkmıştı. Mustafa Karasu’nun devleti adım atmamakla suçladığı ve sürecin tıkanmakta olduğunu ima ettiği konuşmaları PKK yayın organında yayımlandı.

    Gizli diplomasinin ardındaki gerçekler

    Belli ki arka planda yoğun bir gizli diplomasi ve müzakere süreci işliyor. Halk hiçbir şekilde olan bitenden haber edilmiyor. Sürecin arka planında Türkiye’nin Suriye ve Irak’ta Kürt coğrafyasına sömürgeci bir himaye ile nüfuz etme çabası var. Pazarlıklar bu doğrultuda ilerliyor. Belli ki demokrasi, özgürlükler bu masada yok! AKP-MHP sürekli sivil, demokratik anayasadan bahsediyor ama mevcut anayasayı dahi her gün ayakları altında çiğniyor. Yarı yolda kalmış bir infaz düzenlemesi ile tahliyeler sağlansa da hapishaneler boşalmak bir yana daha da fazla dolup taşıyor. İstibdad rejimi Kürt illerindeki kayyımları kaldırma doğrultusunda en ufak bir adım atmazken kayyım rejimini CHP’li belediyelere genişletiyor. Kürt hareketi hiçbir düzeyde bu gelişmeleri süreci yürütmeye engel olarak görmüyor. Her açıklamada baskılara dair sert bir karşı çıkış görülmüyor sadece sitem ediliyor. Baskıcı uygulamaların sürece katkı sağlamadığından dem vuruluyor. Hani süreç “demokratik toplum” süreciydi? AKP-MHP, açılım için tekrar adres benim, “Kent uzlaşısı” gibi sandıkta iktidarı zorlayacak politikalardan vazgeçin diyor! “Seni başkan yaptırmayacağız” dediği için hapiste olan Selahattin Demirtaş bile Erdoğan ve Bahçeli’ye uzun ömürler dilemeye başladığına göre belli ki Kürt hareketi Cumhur İttifakı’na olumlu cevap veriyor. Demek ki demokrasi ve özgürlükler sadece istibdad rejimi için değil Kürt hareketi için de sürecin asli unsuru değil sosudur!

    Süreç burjuvazinin sömürgeci çıkarlarına yaslanıyor ve emperyalizmin himayesinde yürüyor

    9 min

About Gerçek gazetesi

From the publisher's feed

Sermayenin yalanlarına karşı işçi sınıfının gerçekleri