Erzurum’un o keskin ayazında yürürken, içimde tarifsiz bir sıcaklık belirdi. Bazen bir şehir, bir manzara değil; ses, koku ve dokunuş hatırlatır insana. Çocukluğun güvenli tonunu… Anneannemin yüzündeki o yumuşak ifadeyi… İnsanı dışarıdan değil, içeriden toparlayan o iç sıcaklığı.
Bu bölümde özgüveni süslü cümlelerden, yüksek sesli iddialardan ya da “güçlü görünme” çabasından değil; içteki o derin yerden konuştum.
Çünkü özgüven dediğimiz şey,
bir sahne değil,
bir duruş değil,
bir gösteri hiç değil.
Özgüven, insanın kendi içinde tuttuğu o sıcaklık. Kırıldığında, tökezlediğinde, yalnız kaldığında bile kendinin yanında kalabilme kapasitesi.
Bazen çok konuşan değil, sessizce kendini taşıyandır sağlam duran.
Bazen başarılı görünen değil, hata yaptığında çökmeyendir gerçekten özgüvenli olan.
Ve en önemlisi… Özgüven bir his değil. Bir kapasite. Kendini toparlama, kendini bırakmama, içindeki eleştirel sesi yumuşatabilme kapasitesi.
“Ben iyiyim.” değil,
“Ben kendimin yanındayım.” diyebilme hali.
Dinlemek istersen yeni bölüm yayında.
Erzurum’un soğuğundan içime dolan sıcaklığı, sana da biraz olsun taşır umarım.
🎧 İçimden Bir Ses – Bölüm 33
#içimdenbirses #klinikpsikologkubraduman #psikoloji