KARAR Podcast

KARAR Podcast

By KARARNews
Download on the App Store

KARAR Podcast episodes

  • Erdoğan'ın kaygısı - Ahmet Taşgetiren

    Ahmet Taşgetiren, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Rize’de yaptığı doğaçlama konuşmada “yaklaşan seçimler” ifadesini kullanmasından hareketle, Erdoğan’ın zihninin seçimle ve seçim sonuçlarına ilişkin kaygılarla dolu olduğunu savunuyor. Kamuoyu araştırmalarındaki oy oranları, Ekrem İmamoğlu, Mansur Yavaş ve Özgür Özel’in Erdoğan karşısındaki konumu, muhalefet mitinglerine yansıyan toplumsal öfke, ekonomik sıkıntılar ve yargıya yönelik güven bunalımını değerlendiren Taşgetiren, iktidarın seçime ilişkin kaygılarının giderek arttığını öne sürüyor. Yazara göre adaylık önündeki hukuki engeller aşılsa bile sandık Erdoğan için kolay görünmüyor; eğer yeniden aday olabilirse, en zor seçimlerinden biriyle karşı karşıya kalabilir.

    6 min
  • Bırakın şimdi sosyalizmi - İbrahim Kiras

    İbrahim Kiras, yazısında sosyalizmin tarihsel dönüşümünü ve Türkiye’de sol hareket ile Kürt siyasi hareketi arasındaki ilişkiyi ele alıyor. Sosyalizmin başlangıçta kapitalist sömürüye karşı ahlaki bir tepki olarak doğduğunu, Marx ve Engels’le teorik bir çerçeve kazandığını; ancak Sovyet deneyiminin ve 1990’larda sosyalist blokun çöküşünün ardından klasik sınıf temelli siyasetin yerini kimlik siyasetine bıraktığını savunuyor. Bu çerçevede Türkiye’de birçok sol çevrenin Kürt hareketiyle yakınlaşmasını, “ezilen kimlikler” anlayışıyla açıklıyor. Kiras’a göre bugün PKK çevresinde, Marksist sınıf siyasetini geri plana iten ve Kürt meselesini merkeze alan yeni bir teorik yaklaşım gelişiyor; aynı şekilde demokratikleşmenin de ikinci plana atılarak Kürt sorununun çözümüne bağlanması savunuluyor. Yazar, yalnızca bu çevreleri değil, Türkiye’deki tüm siyasi aktörleri eleştirerek, farklı kesimlerin uzlaşma yerine devlet gücüyle rakiplerini etkisizleştirmeyi tercih ettiğini; bu uğurda ideolojik ve teorik ilkelerin de kolayca esnetilebildiğini öne sürüyor.

    9 min
  • Keşke PISA’da başarılı olunca eğitimin sorunları da düzelseydi - İsmet Berkan

    İsmet Berkan, Türkiye’de eğitimin temel sorununun öğrenmek yerine sınav başarısına ve sıralamaya odaklanmak olduğunu savunuyor. PISA sonuçlarının da bu anlayışla değerlendirilmesini eleştiren Berkan, eğitim sistemlerinin asıl hedefinin bütün çocuklara mümkün olduğunca eşit ve kaliteli eğitim vermek olması gerektiğini, Türkiye’de ise okullar ve öğrenciler arasındaki eşitsizliğin LGS gibi acımasız sıralama sınavlarını zorunlu hale getirdiğini belirtiyor. PISA’nın bir sıralama sınavı olmamasına rağmen Türkiye’de ulusal bir yarış ve gurur meselesine dönüştürüldüğünü vurgulayan Berkan, bazı okulların sınava önceden hazırlanması ve deneme sınavları yapmasının elde edilen sonuçların ülke genelindeki eğitim seviyesini ne ölçüde yansıttığı konusunda soru işaretleri oluşturduğunu söylüyor. Berkan’a göre PISA başarısına odaklanmak, Türkiye’nin eğitimdeki asıl ve daha derin sorunu olan eşitsizliği gözden kaçırmamalı.

    7 min
  • Herkes bir, Netanyahu tek - Osman Sert

    Osman Sert, İngiltere’nin İsrail’in Batı Şeria’daki yerleşim ve işgal politikalarına yönelik yaptırım kararını, Netanyahu hükümeti ve Batı ile ilişkileri açısından önemli bir kırılma olarak değerlendiriyor. İngiltere’nin Kanada, Fransa ve diğer Batılı ülkelerle birlikte hareket etmesinin İsrail’in Avrupa’daki meşruiyet zeminini sarstığını belirten Sert, özellikle yaptırımların yalnızca yerleşimcileri değil, işgali destekleyen finansman ve inşaat faaliyetlerini de kapsamasına dikkat çekiyor. Sert’e göre Netanyahu’nun karşı karşıya olduğu sorun yalnızca İsrail’deki seçimler ve 7 Ekim öncesine ilişkin tartışmalar değil; İsrail’in yıllardır dayandığı Batılı siyasi ve diplomatik desteğin giderek aşınması. Ancak bunun kısa vadede İsrail politikasını değiştirmesi beklenmezken, Filistin meselesinde uluslararası hukuk temelinde yeniden bir düzen arayışının başlaması küresel sistem açısından kritik önem taşıyor.

    9 min
  • Rekabetsiz siyasete bir adım daha - Mustafa Karaalioğlu

    Mustafa Karaalioğlu, Ekrem İmamoğlu hakkında açılan davalar ve verilen siyasi yasak kararından hareketle Türkiye’de siyasetin ve demokratik rekabetin daralmasını eleştiriyor. Ekonomiden eğitime, yargıdan dış politikaya kadar ciddi sorunlarla karşı karşıya olan Türkiye’nin çözüm için daha fazla siyasi rekabete ve farklı seslere ihtiyaç duyduğunu belirten Karaalioğlu, muhalefetin dava ve yargı süreçleriyle siyasetin dışına itilmesinin ülkenin sorunlarını çözme umudunu da zayıflattığını savunuyor. Yazının ikinci bölümünde ise Ezgi Apartmanı davasındaki cezaları gündeme getirerek, depremde insanların ölümüne neden olan ihmallere karşı verilen cezaların caydırıcılığını sorguluyor. Karaalioğlu, hem siyasi alanda hem de deprem güvenliğinde ortaya çıkan bu tabloyu hukuk, adalet ve insan hayatına verilen değerin sorgulanması gereken ciddi bir uyarı olarak değerlendiriyor.

    5 min
  • Cübbeli’nin Üsküdar şükrü dindarları nasıl gösteriyor? Akif Beki

    Akif Beki, dindar insanların toplumda “iyi insan” olarak görülmesinin ancak ahlaki değerleri davranışlarıyla ortaya koymalarıyla mümkün olacağını savunuyor. Bilal Erdoğan’ın dindarların iyi insan olduğu algısını yeniden güçlendirme çağrısını olumlu bulan Beki, Üsküdar Belediyesi’nin el değiştirmesi sonrası Cübbeli Ahmet’in açıklamalarını ise bu anlayışla çelişen bir örnek olarak değerlendiriyor. Beki’ye göre Müslümanları siyasi tercihlerine göre ayırmak, kul hakkını ve adaleti göz ardı etmek, dini siyasi iktidar mücadelesinin aracı haline getirmek İslam’ın temel ahlaki ilkeleriyle bağdaşmıyor. Dindarlığın gerçek ölçüsünün söylem ve ritüeller değil; adalet, iyilik, hakkaniyet ve ahlakı hayatın içinde savunmak olduğunu vurguluyor.

    5 min
  • “İktidarın seçim algısı: Şeref meselesi!” - Elif Çakır

    Elif Çakır, 1930 Serbest Cumhuriyet Fırkası seçimleri ile 2026’da Üsküdar Belediyesi’nde yaşananları karşılaştırarak, iktidarın sandıkta kaybettiği bir seçimi devlet gücü ve bürokratik mekanizmalarla değiştirmeye çalışmasının tarihe nasıl geçtiğini anlatıyor. Antalya’da valilik, jandarma ve polisin SCF’nin önünü kesmesi ve seçim sonucunu iktidar lehine değiştirmesi üzerinden, dönemin en çarpıcı örneği olan Burhanettin Onat’ın yaşadıklarını aktaran Çakır, bugün Üsküdar’da yaşananları da benzer bir “aşırı güç” ve devlet imkânlarının siyasi amaçlarla kullanılması anlayışının yansıması olarak değerlendiriyor. Çakır’a göre iktidarın yargı ve bürokrasi üzerinde büyük bir gücü olabilir; ancak sandıkta elde edilemeyen sonucu bu yollarla değiştirme çabası, günün siyasi kazancından bağımsız olarak tarihe bir demokrasi ayıbı ve kara leke olarak geçecek.

    9 min
  • Aman Allahım neler oluyor, neler… Fehmi Koru

    Fehmi Koru, Üsküdar Belediyesi’nde yaşanan siyasi parti değişikliklerinden hareketle Türkiye’de siyasetin son yıllarda geçirdiği dönüşümü ve siyasi transferlerin normalleşmesini sorguluyor. ABD Kongresi’nde son 20 yılda parti değiştiren milletvekili sayısının yalnızca dört olduğunu hatırlatan Koru, Türkiye’de ise özellikle AK Parti döneminde siyasi transferlerin çok daha yaygın hale geldiğine dikkat çekiyor. Üsküdar’daki transferlerin yanı sıra tutuklu belediye başkanları, devam eden davalar, dokunulmazlık dosyaları ve erken seçim tartışmalarını da gündeme getiren Koru, “Bütün bunların bir takvimi var mı?” sorusuyla siyasette yaşanan gelişmelerin tesadüf mü yoksa planlı bir sürecin parçaları mı olduğunu sorguluyor.

    6 min
  • İleri demokrasi: Halkın reyi yerine yargının reyi - Yusuf Ziya Cömert

    Yusuf Ziya Cömert, iktidarların seçim sistemini ve hukuki mekanizmaları kendi lehlerine kullanma çabasını İstanbul seçimleri, Yüreğir ve Üsküdar örnekleri üzerinden eleştiriyor. Ekrem İmamoğlu’nun İstanbul’daki ilk seçim zaferinin iptal edilmesine rağmen sonraki seçimlerde farkı daha da artırmasını hatırlatan Cömert, seçmen iradesinin sandıkta değiştirilemeyince farklı yolların devreye sokulduğunu savunuyor. Yüreğir’de belediye başkanvekilliği seçimlerinin defalarca tekrarlanmasını ve sonunda yargı kararıyla AK Parti adayının göreve gelmesini, Üsküdar’da ise meclis üyeleri üzerinden oluşan tabloyu aynı anlayışın örnekleri olarak değerlendiriyor. Cömert’e göre ortaya çıkan “ileri demokrasi”, halkın oyunun yerine yargının ve siyasi hesapların iradesini koyan, seçim kayıplarını farklı yöntemlerle telafi etmeye çalışan bir “yandan çarklı demokrasi”ye dönüşmüş durumda.

    5 min
  • Müslüman toplumlar ahlakı kaybedince… Mehmet Ocaktan

    Mehmet Ocaktan, Müslüman toplumların geri kalışının temelinde ahlak ve adalet duygusunun zayıflamasının bulunduğunu savunuyor. Ahlakın İslam’ın özü olduğunu vurgulayan Ocaktan, dindarlığın yalnızca dini ritüellerle sınırlı kalmaması; adalet, kul hakkı, dürüstlük, özgürlüklere saygı ve hesap verebilirlik gibi evrensel değerlerle hayat bulması gerektiğine dikkat çekiyor. Türkiye’de bazı dindar kesimlerin kendilerine yönelik haksızlıklara tepki gösterirken başkalarının uğradığı hukuksuzluklar karşısında sessiz kalmasını, yalan ve iftirayı meşrulaştırmasını eleştiren Ocaktan, ahlak ve adaletten uzaklaşan toplumların gerçek anlamda hukuk devleti kuramayacağını ve bilim, teknoloji ve ekonomi alanında dünya ile rekabet edemeyeceğini vurguluyor.

    6 min

About KARAR Podcast

From the publisher's feed

DOĞRU HABER, DOĞRU KARAR