Osman Sert, PKK'nın silah bırakma sürecinin yeni bir aşamaya girdiğini ve iktidarın yasal düzenleme sinyali verdiğini aktararak asıl soruya geçiyor: Bu kavşakta Kürtler Türk siyasetinde denge kurucu bir rol oynayabilir mi?
Türkiye'nin iki ana siyasi bloğunun da tıkandığını analiz ediyor. Cumhur İttifakı'nın iktidarda kalmanın kendisini amaç haline getirmesiyle yeni bir hikaye yazma potansiyelini yitirdiğini, muhalefet cephesinin ise hem iç barikatlar hem yargı baskısı hem sermayenin kırılganlığı nedeniyle pratikte sınırlı kaldığını vurguluyor. Bu tabloda Kürtlerin demografik ağırlığı, seçim matematiği ve her iki kampla da ilişki kurabilme kapasitesiyle belirleyici rol oynayabileceğini öne sürüyor.
Bunun için Kürt siyasetinin örgüt aktivizminden kurtulması, Türkiye'yi yalnızca Kürt meselesi penceresinden okumaktan vazgeçmesi ve geniş bir perspektif kurması gerektiğini vurgulayarak Demirtaş'ın "Cesaretle konuşarak, ezberleri bozarak birlikte yapacağız" sözüyle bitiriyor. Ama asıl soruyu da ortada bırakıyor: Bu sözlerin altı nasıl doldurulacak?