KARAR Podcast

KARAR Podcast

By KARARNews
Download on the App Store

KARAR Podcast episodes

  • Rehavet mi mahcubiyet mi? Elif Çakır

    Elif Çakır, Erdoğan'ın Sapanca toplantısında teşkilatlarına yönelttiği sert "rehavet" eleştirisini tarihsel bir kıyaslamayla ele alıyor. 2017 öncesinde teşkilata teşekkür eden, başarıyı paylaşan bir Erdoğan'dan, şimdi başarısızlığın faturasını doğrudan teşkilata kesen bir söyleme geçişin altını çiziyor. Ancak asıl tezi şu: Teşkilatın sahaya inmemesi tembellikten değil, siyasi iklimin kendisinden kaynaklanıyor. Maden araması protesto eden köylülerin bir AK Partili vekilin mikrofonunu elinden alması, esnafın artık vekilleri görünce dükkâna kaçması gibi somut örneklerle bunu kanıtlıyor. PanoramaTR anketine göre toplumun yüzde 75'inin ekonomi yönetimini başarısız bulduğunu, temel ihtiyaçları karşılamakta zorlananların oranının dört ayda dokuz puan arttığını vurgulayarak asıl soruyu soruyor: Vekiller sahaya rehavetten mi inemiyor, yoksa vatandaşa söyleyecek sözleri kalmadığı için mi?

    8 min
  • ‘Yeni’ bir CHP mi, ‘orijinal’ CHP mi? İbrahim Kiras

    İbrahim Kıras, Butlan kararıyla görevden alınan eski CHP yönetiminin yeni bir parti kurmasının kaçınılmaz olduğunu belirterek bunu 2001'de Fazilet Partisi'nden ayrılan yenilikçilerin AK Parti'yi kurmasıyla karşılaştırıyor. Asıl benzerliğin "ana gövdenin kopuşu" olduğunu vurguluyor: MHP'den ayrılan İYİ Parti örneğinde olduğu gibi küçük bir kopuş değil, partinin milletvekili, belediye başkanı ve seçmen tabanının çoğunluğunu beraberinde götüren büyük bir ayrışma yaşanıyor. CHP'nin tarihsel olarak siyasi yelpazenin merkezinde tutunamamasını, halktan kopuk elitist reflekslerle halkçı söylem arasındaki gerilime bağlıyor; İnönü'nün "ortanın solu", Ecevit'in "dine saygılı laiklik" arayışlarını bu açığı kapatma çabaları olarak okuyor. Son dönemde dindar seçmenle barışma çabalarına rağmen CHP'nin geniş kesimlerce hâlâ tam benimsenemediğini belirterek kurulacak yeni partinin "yeni bir CHP mi, yoksa orijinal CHP mi" olacağı sorusunun kritik önemde olduğunu vurguluyor.

    7 min
  • Türk usulü bir süflilik - İsmet Berkan

    İsmet Berkan, NATO zirvesi gibi ciddi bir konuyu yazmayı planlarken Tamar Tanrıyar fenomeniyle karşılaşmasını anlatarak Türk medyasının düştüğü sığlığı eleştiriyor. Eski bir spor muhabirinin eski eşi olan, hiçbir bilgiye veya kanıta dayanmayan iddialar ortaya atan bu kadının sözlerinin hem Sabah hem Sözcü gazetesi tarafından ciddiye alınmasını "cahil ötesi" buluyor; Turkuvaz Medya'nın Sözcü'yü kasten dağıtmadığı iddiasının yasal olarak bile mümkün olmadığını vurguluyor. Savcılığın bu sıradan sosyal medya paylaşımları için yakalama kararı çıkarmasını, mal varlığı dökümlerinin çarşaf çarşaf yayınlanmasını abes buluyor. Asıl mesajı ise şu: Bu sığlığa kimse bizi zorlamıyor, toplum olarak kendi isteğimizle bu mahalle dedikodusu seviyesine çekiliyoruz; eskiden Doğu Perinçek gibi isimler en azından dolu dizgin tartışırdı, şimdi meydan Tamar Tanrıyar gibilere kalmış durumda.

    6 min
  • Butlan Kemal’le Tatar Ramazan karşılaştırması - Akif Beki

    Akif Beki, Kemal Kılıçdaroğlu'nun Kadir İnanır'ın cenazesinde uğradığı soğuk karşılamayı, çelenginin alınmaması ve cami avlusundaki homurtularla aktarıyor. Asıl vurguladığı çelişki şu: Kadir İnanır, gerçek hayatta ve canlandırdığı Tatar Ramazan rolünde haksızlığa başkaldırının sembolüyken, "Butlan Kemal" olarak anılan bir salon siyasetçisinin bu cenazede sıcak karşılanmayı beklemesi tam bir çelişki. Yazının ikinci bölümünde Kılıçdaroğlu'nun CHP'ye yönelik tüm suçlamaları kabul edip özür dilediğini ama Demirtaş'ın dokunulmazlığının kaldırılmasındaki rolünden hiç pişmanlık duymadığını vurguluyor; bunun bir gaf değil, yarın Özgür Özel'in dokunulmazlığı kaldırıldığında aynı silahı kullanabilmek için bilinçli bir tercih olduğunu öne sürerek bitiriyor.

    5 min
  • Bir bölen bir suçlu ve bir parmak bal yetecek mi? İbrahim Kahveci

    İbrahim Kahveci, emekli maaşlarının açlık sınırının yüzde 33,4 altında kaldığını, asgari ücretin de aynı sınırın yüzde 18,8 altında olduğunu rakamlarla belgeleyerek fakirliğin artık yapısal bir mahkumiyete dönüştüğünü vurguluyor. İşsizliğin de buna eklendiğini, son iki yılda kimsenin iş bulamadığını ve 533 bin kişinin işini kaybettiğini aktarıyor. İktidarın eski kozları olan "vatan-millet" ve "terör" söylemlerinin tükendiğini belirterek elinde kalan üç kozu sıralıyor: Mehmet Şimşek'i suçlu ilan edip kabine değiştirmek, sonra maaşlara göstermelik zam yapmak ve en kritik olanı, CHP'nin bölünerek "Butlancı CHP"nin sandıkta iktidara fiilen hizmet etmesi. Cumhur İttifakı'nın masasının altında artık CHP'nin de yer aldığını ironiyle vurgulayarak iktidarın bu sefer hesabında Türk halkının olmadığını söylüyor ve "bakalım millet ne diyecek" diyerek bitiriyor.

    5 min
  • Özgür Özel’in kararı beklenirken… Fehmi Koru

    Fehmi Koru, CHP'nin tarihsel önemini hatırlatarak Özgür Özel liderliğinde ilk seçimden birinci parti çıkma beklentisinin "mutlak butlan" kararıyla nasıl çatışmaya dönüştüğünü ele alıyor. Asıl eleştirisi parti içi muhalefete: Özel ve arkadaşlarının süreci öngörüp erken tedbir alamamalarını, Kılıçdaroğlu'nun bu kararla "kurtarıcı" rolüne soyunacağını hesaba katmamalarını sorguluyor. Kılıçdaroğlu'nun itibar kaybını umursamaz görünmesini, anketlerin CHP'nin onun elinde varlık sebebini yitirebileceğini gösterdiğini vurgulayarak aktarıyor. AK Parti'nin 2015'teki benzer bir kriz sonrası oyunu nasıl artırdığını örnek vererek günümüz iktidarının da benzer taktiklerle kendini sürekli iktidarda tutma deneyimine sahip olduğunu hatırlatıyor ve Özel'in "CHP'de kalmak mı, yeni parti mi?" sorusunu geciktirmesinin riskini büyüttüğünü vurgulayarak bitiriyor.

    6 min
  • 86 milyon artı ümmetin umudu öyle mi? Ahmet Taşgetiren

    Ahmet Taşgetiren, Erdoğan'ın Sapanca'daki istişare toplantısında "yorulan kenara çekilsin" çağrısının ötesinde asıl dikkat çektiği cümleyi öne çıkarıyor: "86 milyonun umuduyuz, aynı zamanda ümmetin de umuduyuz." Bu söylemin artık bir motivasyon aracı olmaktan çıkıp "ezbere" dönüştüğünü, salondaki kimsenin gerçek bir coşku yaşamadığını sorguluyor; dolar milyonerlerinin arttığı, halkın yarısının açlık sınırında yaşadığı bir tabloda bu cümlelerin yürekten söylenip söylenmediğini merak ediyor. Yazının ikinci bölümünde ise CHP'deki yargı kaynaklı ayrışmanın parti içi bir mesele olmaktan çok ülke yönetimini ilgilendiren bir konu olduğunu vurgulayarak Erdoğan'ın "atanmış" ve "seçilmiş" genel başkan arasında kimi muhatap alacağı sorusunun aslında demokratik krizin derinliğini gösterdiğini söylüyor.

    6 min
  • Bu nasıl hukuk? Taha Akyol

    Taha Akyol, NATO zirvesi öncesinde 174 kişinin "eylem yapma ihtimaline binaen" tutuklanmasını CMK'nın 101. maddesindeki somut delil zorunluluğuna açıkça aykırı bularak sert biçimde eleştiriyor. Silah, bomba, örgütsel doküman veya eylem hazırlığına dair hiçbir bulgu olmamasına rağmen TEMA Vakfı üyeleri ve akademisyenlerin tutuklanmasını 2011'den başlayan otoriterleşme sürecinin yeni bir aşaması olarak değerlendiriyor. HSK'nın tamamen iktidarın kontrolüne geçmesiyle yargının siyasallaştığını, Adalet Bakanı Gürlek'in "yatırımcı için hukuki güvenlik" söyleminin bu tablo karşısında çelişki oluşturduğunu vurguluyor. Trump'la iyi ilişkiler kurmanın yanlış olmadığını ama onu hoş tutmak için barışçıl protestoları bastırmanın Türkiye'nin demokrasi imajına ağır zarar verdiğini belirterek Montesquieu ve Beccaria'nın 18. yüzyılda savunduğu ilkeleri 21. yüzyılda hâlâ savunmak zorunda kalmaktan ıstırap duyduğunu söylüyor.

    6 min
  • Günde 50 bin kamyon geçiyor - İbrahim Kahveci

    İbrahim Kahveci, hafta sonunu Diyarbakır-Cizre hattında geçirdiğini anlatarak bölgedeki iki çarpıcı tabloyu gözler önüne seriyor. Birincisi ekonomik: Günde 50 bin kamyonun geçtiği İpek Yolu bakımsız, GAP sulama yatırımlarının yalnızca yüzde 25'i tamamlanmış, Nusaybin Sınır Kapısı 13 yıldır kapalı ve Irak ihracatında Türkiye'nin yerini BAE ve Çin almış. İkincisi siyasi: Diyarbakır'da "Kemal kandırılmışlığı" sendromu yaşanıyor, bölge halkının barış isteği kadar somut ekonomik adım beklentisi de karşılıksız kalıyor. "Barış" söylemiyle "oy avcılığı" yapılıp yapılmadığı sorusu yanıt beklerken DTSO Başkanı'nın "kayyum atanan bölgeye kayyum çağırmıyoruz" sözünü öne çıkararak demokrasinin "denge" ile değil "duruş" ile yürütüleceği mesajıyla bitiriyor.

    8 min
  • Umreye gitmiş kadar oldu - Yusuf Ziya Cömert

    Yusuf Ziya Cömert, hac ve umrenin gerçek anlamda arındırıcı olduğuna inandığını ama bazı çevrelerin bunu bir "kefaret mekanizması"na dönüştürdüğünü hicivli bir dille anlatıyor. Kul hakkı gözetmeden kazanan, zimmetine geçiren bazı kesimlerin cami yaptırma, burs verme ya da hac-umreye gitmeyle günahlarını "sıfırladığını" zannettiğini eleştiriyor. Yazının asıl hedefi ise siyasi hayata taşınan bu "arınma" mantığı: Yolsuzluk operasyonlarından kaygılanan CHP'li belediye başkanlarının AK Parti'ye geçerek tüm geçmiş günahlarından temizlendiğini, Kılıçdaroğlu'nun da butlan döneminde bu imkândan yararlandığını ima ederek "hacca gitmiş kadar değil ama umreye gitmiş kadar oldu" diyerek bitiriyor.

    5 min

About KARAR Podcast

From the publisher's feed

DOĞRU HABER, DOĞRU KARAR