Kerim Has'la Moskova'dan

Kerim Has'la Moskova'dan

By AhvalNewsPolitics
Download on the App Store

Kerim Has'la Moskova'dan episodes

  • Dr. Kerim Has: Erdoğan’ın ültimatomu kendini vuracak, ya rejimle savaşacak ya da bölgeyi terk etmek zorunda kalacak
    İdlib'deki Türk askeri konvoyuna Şam Ordusu’nun saldırısı sonucunda beş asker ve üç sivilin hayatını kaybetmesi, Ankara ve Moskova hattında gerilime yol açtı.

    Libya ile ısınan ikili ilişkiler, İdlib saldırısı ile farklı boyutlara taşınmış gözüküyor.

    Ankara, doğrudan Rusya’yı hedef alan açıklamalardan kaçınırken Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Putin de telefon diplomasisi yürütüyor.

    Ancak Kremlin’e yakın ve muhalif olan Rus medyasında Erdoğan iktidarına ağır suçlamalar getiren iddialar peş peşe servis ediliyor.

    AhvalPod Moskova’dan programında Dr. Kerim Has’la son gelişmeleri konuştuk.

    Has, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çarşamba günü AKP grup toplantısında yaptığı “Rejim şubat ayında çekilmezse gereğini yapacağız. Gözlem noktalarımızdan ikisi rejim hattının gerisinde” açıklamasının sahada bir anlam ifade etmediğini ve böyle bir şeyin gerçekleşmeyeceğini söylüyor ve ekliyor:

    “Suriye’de Cumhurbaşkanı Erdoğan, kısa vadede ülke içinde kendi iktidarına bazı şeyler kazandırabilecek ama orta ve uzun vadede Türkiye’ye çok şeyler kaybettirmesi pek muhtemel büyük bir ‘kumar’ oynuyor. Türkiye daha büyük bir ateşin içine çekiliyor.” Günün sonunda Türkiye ya rejimle savaşacak ya da o gözlem noktalarından çekilmek zorunda kalacak. Başka bir ihtimal yok.”

    Rusya’nın da burada Şam’a bu yönde bir telkinde bulunmayacağını düşünen Has, “Putin, bir diplomasi yürüterek keskin ifadelerden kaçınacaktır” görüşünü dile getiriyor.

    İşin diğer tarafında 1 Şubat'ta Suriye'de dört Rus istihbaratçının öldürülmesinin İdlib saldırısı ile bağlantılarını da değerlendiren Has, söz konusu öldürülen istihbaratçıların üst düzey Türkiyeli ve Suriyeli yetkilinin (Kuvvetle muhtemel, Hakan Fidan ve Ali Memlük)görüşmesinde güvenliği sağlamaları için gönderildiğini kaydediyor.

    Rus medyasında cihatçılar tarafından böyle bir suikastın gerçekleştirildiğinin yazıldığını belirten Has, “Moskova, büyük ihtimalle bunun faturasını Ankara’ya çıkardı ve 3 Şubat’ta İdlib saldırısı gerçekleşti” diyor.

    Öte yandan Has, Rus medyasında Suriye’deki cihatçıların IŞİD ve El Kaide bağlantılarından SADAT’ın finansman rolüne kadar pek çok iddia belgelerle ortaya konmasının çok önemli olduğunun altını çiziyor.
    42 min
  • Dr. Kerim Has: İdlib eninde sonunda düşecek, sıra Afrin’e gelecek
    Suriye İdlib’de aylardır devam eden yüksek tansiyon, rejim güçleri ile Türk Silahlı Kuvvetleri arasında sıcak çatışmaya dönüştü.

    Çatışmada, dört Türk askerinin hayatını kaybederken dokuzu da yaralandı.

    Saldırı sonrası Ankara’dan misilleme açıklamaları gelirken Rusya ise Türkiye’yi kendilerine bilgi vermemekle suçladı.

    Türk Milli Savunma Bakanlığı ise isim vermeden, asker sevkıyatı öncesi bir kooardinasyon olduğunu öne sürüyor.

    AhvalPod Moskova’dan programında Dr. Kerim Has ile yeni haftaya girerken Türkiye gündemine oturan bu sıcak gelişmeyi konuştuk.

    Aylardır İdlib konusunda Türkiye’nin risk altında olduğunu söylediğini hatırlatan Kerim Has, Ankara’nın askerleri bile bile ölüme yolladığını kaydediyor.

    “İdlib’de rehin bırakılan askerler çok ama çok önceden çekilmeliydi” diyen Has, Ankara’nın bölgede kalmaya ısrar etmesi durumunda durumun daha da ağırlaşacağını ifade ediyor ve ekliyor:

    “Ankara’daki ahmaklar yüzünden Türkiye askerlerini kaybetti.”

    “İdlib’in nisan ya da mayıs ayı içerisinde büyük çoğunluğu itibarıyla rejimin kontrolüne girecektir” diyen Has, M4 ve M5 karayollarının alınması sonrası 2020 içerisinde İdlib’de Türk varlığının çok daha küçük bir cebe sığdırılacağını belirtiyor. Ancak Has, günün sonunda İdlib’in düşeceğini, yani rejimin kontrolüne geçeceğinin altını çiziyor.

    Kerim Has’a göre Türkiye, İdlib giderse, sıranın Afrin’e ve sonrasında elinde tuttuğu diğer yerlere geleceğini biliyor…

    Ankara’nın ilerleyen günlerde “cihatçı satışına” başlayacağını öngören Has, “İdlib tamamen düşerse Ankara muhtemel ki, sıra Afrin’e geleceğini düşündüğü için burada daha fazla direnç gösteriyor olabilir” yorumunu yapıyor.
    39 min
  • Dr. Kerim Has: Erdoğan artık Hafter’i darbeci değil, mareşal olarak kabul ediyor
    Türkiye ve Rusya’nın çağrısıyla Moskova’da Libya için planlanan ateşkes Libya Ulusal Ordusu Generali Hafter’in masadan ayrılmasıyla sonuçsuz kaldı.

    Moskova sonrası Almanya'nın başkenti Berlin'de bir araya gelen 12 ülke lideri ve beş uluslararası kuruluş başkanını 55 maddeden oluşan “Libya Barış Planı” adındaki mutabakata imza attılar.

    Küresel ve bölgesel pek çok aktörün katıldığı zirvede, Libya’da karşı cephelerde yer alan Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) Başkanı Feyyaz el Sarraj ile ülkenin doğusunda bulunan Libya Ulusal Ordusu lideri Halife Hafter de yer aldı.

    Rusya uzmanı Dr. Kerim Has ile AhvalPod Moskova’dan programında Moskova’da arabulucu rolüne soyunan, ancak Hafter’in sürpriz kararıyla bir anlamda istediğini elde edemeyen Rusya ve Türkiye’nin Berlin mutabakatı ile elde ettikleri kazanımlar ve kayıpları konuştuk.

    Kerim Has, Berlin’deki zirvede kalıcı bir ateşkes imzalanmasa da geçiçi de olsa bu yönde bir adım atılmak üzere mutabakata varıldığını söylüyor.

    Has’a göre, 55 maddelik bildirinin çoğunluğu Hafter ve Sarraj’dan ziyade Erdoğan yönetimine yönelik bir bildiri olduğuna vurgu yapıyor.

    Berlin'de imzalanan mutabakatta, "Tüm katılımcılar Libya'daki silahlı çatışmalara müdahale etmeme ve Libya'nın içişlerine karışmama taahhüdünde bulunmuştur" deniyor. Has, bunun doğrudan Ankara’ya bir mesaj olduğunun altını çiziyor.

    Rusya’nın Libya politikasının bir değişikliğe uğramadığını, sahada güçlü olan Hafter’e desteğini sürdüreceğini kaydeden Has, Moskova’da bir ateşkes sağlanamamasının Rusya açısından tam bir fiyasko olduğunu belirtiyor. Zira Putin yönetimi, uluslararası arabuluculuk rolünü oynamak istiyordu.

    Has, Hafter’in masadan kalkmasının arkasında bölge aktörleri Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan’ın yanı sıra ABD’nin de olabileceğini ifade ediyor.

    Anlaşmanın Hafter’e bakan yönünde ise Libya Temsilciler Meclisi’ni tanıyan maddenin yer almasına dikkat çeken Kerim Has, “Türkiye’de ister istemez bunu tanımış oluyor. Yine maddelerden birinde Sarraj’tan ‘Başbakan’ olarak bahsedilirken Hafter’in önünde ise ‘Mareşal’ sıfatı var. Türkiye’de bu bildiriye imza attığı için bir nevi, Hafter’i artık darbeci değil, Mareşal olarak kabul etti” diyor.

    Berlin mutabakatı ile birlikte Ankara’nın Libya’ya asker gönderme planının kâğıt üstünde askıya alındığını belirten Has, ilerleyen süreçte bunun işlemeyeceğini öngörüyor.
    35 min
  • Dr. Kerim Has: Rus medyası, Erdoğan ve ailesinin milyar dolarlık Libya dosyasını açtı
    Libya'daki kriz ve İranlı general Kasım Süleymani’nin ABD tarafından öldürülmesi sonrası Orta Doğu’da tansiyon bir kez daha yükselmiş durumda.

    İran’dan intikam tehditleri gelirken ABD de karşılıksız kalmayacağını söylüyor.

    Bölgenin aktörlerinden Türkiye ise itidal çağrılarını yineliyor. İşin Rusya’ya bakan perspektifini ve Libya'daki son durumu, AhvalPod Moskova’dan programında Rusya uzmanı Dr. Kerim Has ile konuştuk.

    Has, İran Devrim Muhafızları’na bağlı Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani'nin Rusya açısından önemli kılan hususları açıklarken Moskova’nın Suriye'deki savaşa müdahil olmasında Süleymani'nin ikna edici olduğunu söylüyor.

    Eylül 2015 tarihinde Rusya’nın resmi olarak doğrudan askeri müdahaleye ve hava operasyonlarına başladığını hatırlatan Has, “Bunun öncesinde, Süleymani'nin 24-26 Temmuz 2015'te Moskova'ya gizli bir ziyaret gerçekleştirdiği biliniyor. Yine ağustos ayında bir ziyaret gerçekleştirdi. Rusya'nın bu görüşmelerden sonra ikna olduğu yönünde bir kanaat var” diyor.

    Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in, 8 Ocak’ta Cumhurbaşkanı Erdoğan’la yapacağı görüşmede üç mesaj ileteceğini kaydeden Kerim Has, bunların başında Süleymani cinayeti sonrası Ankara’nın ABD’ye eklemlenmemesi uyarısı yapacağını ifade ediyor.

    Bir diğer konu da gündemdeki sıcaklığını koruyan Libya krizi. Son olarak Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, tezkere sonrası Türk askerinin peyderpey Libya’ya girdiğine dair açıklaması yaptı.

    Erdoğan’ın açıklamasına göre muharip güç olarak Libya’da Türk askeri içinden olmayan “farklı ekipler” olacak.

    Rusya uzmanı Has, “farklı güçler” açıklamasının “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başını çok ağrıtacağını” görüşünü dile getiriyor.

    Daha önceki programlarda Ankara’nın Libya adımlarının tek tek raporlandığını söyleyen Has, bu kez birinci sınıf olmasa da ikinci sınıf olarak adlandırılabilecek Rus medyasında, Erdoğan ve ailesinin Libya dosyasının açıldığını ifade ediyor ve ekliyor:

    "Yine Rus medyasında yakın zamanda yayımlanan haberlere göre, sadece 2019 yılında Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ailesinin, Şelçuk Bayraktar'ın şirketinin (Erdoğan'ın damadı) Libya'ya sattığı dronelar ve Libya'daki petrolden 1 milyar dolarlık gelir elde ettiği ifade ediliyor."
    51 min
  • Dr. Kerim Has: 2019’da Türkiye’nin Rusya’ya, Rusya'nın ise Erdoğan’a bağımlılığı arttı
    Türkiye, özellikle 15 Temmuz darbe gişiminden bu yana Rusya ile ikili ilişkilerde “müttefik” olarak yorumlanabilecek kadar yakın bir ilişki içerisinde.

    ABD ve NATO ile ilişkiler kopma noktasına gelirken Rusya’dan alınan hava savunma sistemi S-400’lerin Türkiye’ye teslimatı 2019 yılını iki ülke açısından çok daha önemli bir hâle getirdi.

    S-400’lerin yanı sıra Suriye’deki iç savaş ve son olarak Libya meselesi de Rusya ve Türkiye arasındaki diyalogları yoğunlaştırdı.

    Rusya uzmanı Dr. Kerim Has ile AhvalPod Moskova’dan programında Türkiye-Rusya ilişkilerinde 2019’da öne çıkan başlıkları konuştuk.

    Kerim Has, “2019, Türkiye’nin ‘ülke’ olarak Rusya’ya, Rusya’nın ise ‘şahıs’ olarak Erdoğan’a bağımlılığının arttığı bir yıl oldu” yorumunu yapıyor.

    Has’a göre, 2019, Türkiye-Rusya ilişkilerinde risklerin yine ertelendiği ve sorunların çözüm(süzlüğ)ünün zamana yayıldığı bir yıl oldu...

    Has, Rus lider Vladimir Putin ile Cumhurbaşkanı Erdoğan arasında 2019 boyunca sekiz görüşme gerçekleştiğine dikkat çekerek, Putin’in başka hiçbir yabancı liderle bu denli görüşme yoğunluğu içinde olmadığını kaydediyor.

    Erdoğan’ın 15 Temmuz sonrası her kritik karar öncesi ve sonrasında Putin ile bir görüşme gerçekleştirdiğine işaret eden Has, “Bu da iki ülke arasındaki ilişkilerin askeri ve siyasi olarak koordineli bir şekilde ilerlediği yorumlarına yol açıyor” diyor.
    49 min
  • Dr. Kerim Has: İdlib kördüğümü, Libya’yla daha geniş bir alana yayılıyor
    Türkiye-Rusya ilişkileri, Suriye'de İdlib üzerinden bir "şantaj diplomasisi" üzerinden ilerlerken Ankara'nın son Libya adımı işleri farklı bir boyuta taşıdı.

    Rusya'nın Libya'da desteklediği Hafter güçlerinin karşısında yer alan Ulusal Mutabakat Hükümeti'ne askeri destek anlaşması imzalayan AKP iktidarı, yeni bir krizin kapısını aralamış durumda.

    Sadece Rusya değil, bölgedeki tüm aktörlerle de yeni bir çıkmaza sürüklenen Ankara'nın ilerleyen süreçte atacağı adımlar, krizin derinleşip derinleşmeyeceği konusunda belirleyici olacak. 

    Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile Rus lider Vladimir Putin arasındaki görüşme trafiği de Libya ile bir kez daha sıklaşırken son durumu, Rusya uzmanı Dr. Kerim Has ile AhvalPod Moskova’dan programında konuştuk.

    Kerim Has, "Libya’da meşruiyeti tartışmalı ve askeri kapasitesi oldukça sınırlı bir tarafa bu ölçüde angaje olmak, Ankara’nın yalnızlığını artırıp Türkiye için faturayı kabartabilir" görüşünde.

    "İdlib bir kördüğüm ve suç mahalli idi, Libya’yla birlikte bu kördüğüm ve suç mahalli birçokları için daha geniş bir alana yayılıyor" diyen Has, "Ankara’nın Moskova’yla Libya’da yeni bir ‘Astana süreci’ başlatmaya değil, akl-ı selim hareket etmeye ihtiyacı var" ifadesini kullanıyor.

    Has'a göre, Ankara’nın Libya politikasına balans ayarı yapmak için İdlib, Rusya’ya ciddi avantaj sağlıyor...

    Libya’da aktör sayısının çok fazla olduğuna dikkat çeken Has, "Ankara ile Moskova’nın Libya’da ortak bir inisiyatif başlatıp başarıya ulaştırma imkânları mevcut tabloda oldukça zayıf" diyor.
    44 min
  • Dr. Kerim Has: Türkiye, Libya'da Rusya ile vekalet savaşına girebilir, SADAT’çılar konuşuluyor
    Libya ile Türkiye arasında 27 Kasım 2019'da İstanbul'da imzalanan "güvenlik ve askeri iş birliği mutabakat muhtırası" Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne (TBMM) geldi.

    Başta Rusya, ABD ve AB olmak üzere dünya ülkelerinin tepkisine yol açan Türkiye’nin müdahil olma girişimi sonrası özellikle Moskova-Ankara hattında soğuk rüzgârlar esiyor.

    Suriye sonrası Libya’da Türkiye ve Rusya’nın askeri anlamda karşı karşıya kalması ihtimali giderek güçleniyor. 

    Zira Türkiye, Rusya’nın desteklediği Hafter güçlerinin tam karşısında cephe almış durumda. 

    Öte yandan Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Rus lider Putin son bir haftada ikinci kez telefonda görüştüler.

    Rusya uzmanı Dr. Kerim Has ile AhvalPod Moskova’dan programında Libya krizinde gelinen son noktayı konuştuk.

    Kerim Has, “Zannediyorum Ankara pek yakında yine Türkiye’nin başına Suriye’dekinden daha büyük bir belayı bu sefer Libya üzerinden açacak” yorumunu yapıyor ve ekliyor:

    “Mevcut şartlarda Libya’ya asker göndermenin başka bir sonuca yol açma ihtimali neredeyse yok.”

    Türkiye ve Rusya’nın Suriye’de olduğu gibi Libya’da da birbirlerine karşı vekalet savaşı yürütme riski olduğunu belirten Has, “Rusya’nın sahada Hafter’e destek verdiği açık. Türkiye’nin de daha fazla Libya bataklığına çekilme durumu var. Bunun haricinde Türkiye bölgedeki aktörlerle çatışma durumuna girebilir ve Doğu Akdeniz’den de izole olma ihtimalini güçlendirir” görüşünü dile getiriyor.

    Libya krizine dair Rus medyasında çıkan haberleri hatırlatan Has, Ankara’nın Libya’ya SADAT’çıları gönderebileceği ihtimalinden bahsediyor.

    Has’a göre, Libya’da Türk ve Rus askerlerden ziyade Türk ve Rus özel askeri şirketlerinin (SADAT ile Wagner) doğrudan çatışmaya girme ihtimali riski belirdi…

    Kerim Has'ın dikkat çektiği bir başka nokta ise cihatçı grupların Suriye'den Libya'ya taşınma konusu.

    Moskova dahil büyük güçler tarafından bu hareketlerin dosyalandığını ifade eden Has, "Yarın öbür gün şartlar değiştiğinde, nasıl ki Rus tarafı uçak krizinde IŞİD dosyalarını Birleşmiş Milletler Konseyi'ne sunmuştu ve Erdoğan'ın hemen özür dilemesine yol açacak sürecin önünü açmıştı. Libya'daki hareketler de Türkiye'nin karşısına savaş suçu olarak çıkabilir" öngörüsünde bulunuyor.

    “Türkiye, Libya’da yanlış ata oynuyor ve ülkedeki yıkıcı bir iç savaşın parçası hâline geliyor” diyen Has, “Bunun da haricinde bölgedeki neredeyse diğer tüm aktörlerle ilişkilerini daha da çıkmaza sürükleyebilecek bir sürece doğru gidiyor bu durum” görüşünü dile getiriyor. 

    Yunanistan ve Mısır’ın krize ilişkin Türkiye konusundaki rahatsızlıklarına dikkat çeken Has, “Mısır, Türkiye’nin kendisine karşı bir savaş yürüttüğü şeklinde yorumluyor. Mısır zira Hafter’i destekliyor” ifadesini kullanıyor. 

    Türkiye’nin desteklediği Trablus’taki hükümetin içinde çok sayıda El Kaide gibi radikal unsurların olduğunu vurgulayan Kerim Has, Rusya’nın paralı askerlerle bölgedeki nüfuzunu artırdığını ifade ediyor.

    Hafter’in Rusya’ya son birkaç yıl içerisinde defalarca gidip geldiğine dikkat çeken Has, “Dolayısıyla ortada ciddi bir işbirliği var. Bunun için de ticari alışveriş de yer alıyor” diyor ve ekliyor:

    “Rusya tarafı, her ne kadar retorik düzeyde hem Tobruk hem de Trablus’taki yönetimle resmi düzeyde işbirliğini sürdürüyor olsa da, saha da Hafter’in yanında yer alıyor ve bu durum Türkiye açısından ciddi sıkıntı oluşturacak gözüküyor.”

    Bazı kaynakların, Hafter güçlerinin aralık sonuna kadar Trablus’ta kontrolü geçireceğini söylediğini aktaran Has, “Türkiye’nin Trablus’taki hükümetle bu anlaşmaya varması bu durumda suya düşmüş olacak ve Rusya ile zıt kutuplarda yer alınmış olacak. Bu da Türkiye’nin saf dışı kalması anlamına gelecek” yorumunu yapıyor. 

    Türkiye’nin hâlihazırda gayr-ı resmi olarak Libya’da asker bulundurduğunu kaydeden Has, resmi olarak asker gönderme durumununun ağır bir duruma yol açacağını söylüyor.

    Rusya’nı yanı sıra ABD’nin de sahada Hafter’in yanında durduğunu belirten Has, buna örnek olarak nisan ayında Hafter güçlerince başlatılan operasyona ABD’den gelen yeşil ışığı gösteriyor.
    33 min
  • Dr. Kerim Has: S-400’te dananın kuyruğu kopacak, Kürtlere özerk bölgeler planlanıyor
    Türkiye'nin Rusya'dan aldığı S-400 hava savunma sistemlerini pazartesi günü test etmeye başlamasının ardından, Washington'la gerilim tırmanırken Rusya kanadından farklı açıklamalar geliyor.

    Öte yandan Suriye’de Kürtler ile Ruslar arasında bazı anlaşmazlıklar olduğuna dair karşılıklı mesajlar basına yansıyor. 

    Kürtler, ateşkese rağmen Türkiye ve destekledikleri cihatçıların saldırılara devam ettiğini, ancak Rusya’nın bu durum karşısında sessiz kalmasının şüphe uyandırdığını söylüyor. Moskova ise Kürtlerin Soçi mutabakatındaki coşkusunu kaybettiğini, yeniden ABD’nin hamiliğine güvenmeye başladığı görüşünü savunuyor. Rusya Dışişleri Bakanı Sergei Lavrov, “Kürtlere, kendi sözlerinde durmalarını ve konjonktür açısından şüpheli eylemlerde bulunmamalarını tavsiye ediyorum” açıklaması yaparak SDG’ye uyarı mesajı yolladı.

    AhvalPod’da Moskova’dan programında Rusya uzmanı Dr. Kerim Has ile S-400 krizindeki son gelişmeleri ve Suriye’de Kürt-Rus ilişkilerinin seyrini konuştuk.

    Kerim Has, Türkiye’nin S-400’leri test ettiğine dair henüz Moskova’dan resmi bir doğrulama gelmediğine dikkat çekiyor. 

    Has, ABD’nin yaptırım kartını göstermeye devam ederken S-400’te dananın kuyruğunun 2020 bahar aylarında kopacağını belirtiyor ve ekliyor:

    “Görünen o ki, S-400’ler pakette kalmayacak gibi gözüküyor.”

    Kerim Has, Suriye’de Rusya ve Kürtler arasındaki sıcak gelişmelere ilişkin olarak ise, ABD'nin petrol planı ile işlerin değiştiğini kaydediyor.

    Ancak uzun vadede Rusya'nın Kürtlere dar çapta bir özerklik verme planı olduğunu söyleyen Has, "Önümüzdeki dönemde çatışmalar şiddetlenmezse belki Irak Kürdistanı'nın 91 sonrası konumu gibi bir Kürt siyasi entitetesi söz konusu olabilir. Rusya'da bu aralar Suriye'de 17 bölgenin oluşturulması konuşuluyor. Kürtlere de birkaç özerk bölge verilmesi tartışılıyor" ifadesini kullanıyor.

    37 min
  • Dr. Kerim Has: 15 Temmuz’un diyeti S-400 krizi önümüzdeki dönem çığrından çıkabilir
    Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği zirve sonrası Rusya’dan alınan hava savunma sistemi S-400 krizinin hâlâ aşılamamış olması öne çıktı.

    Beyaz Saray'dan zirve sonrası gelen “Diğer cephelerde ilerleme sağlamak için, Türkiye'nin Rus S-400 hava savunma sistemini satın almasını içeren sorunları çözmemiz çok hayati" açıklaması da bunun güçlü kanıtı olarak duruyor.

    Rusya uzmanı Dr. Kerim Has, AhvalPod’da Moskova’dan programında Trump-Erdoğan zirvesinin olası sonuçlarını ve Rusya’ya bakan yönünü konuştuk.

    Has, “Askeri ihtiyaçlar dolayısıyla değil, tamamen siyasi nedenlerle alınan S-400’lerin rafa kaldırılması zannımca oldukça zor” diyor.

    Ancak Kerim Has, ABD’den gelen baskı ile S-400 krizinin önümüzdeki dönemde tırmanacağını söylüyor ve ekliyor:

    “Belki S-400’le kalmayacak, su-35 alımı da gündeme gelir. 2020 mart ayından itibaren Erdoğan böyle bir adım atabilir. Bu iş biraz Batı cenahından bakıldığında çığrından çıkabilir.”

    Has’a göre bu ziyaret, Erdoğan’ın şahsi bir ziyareti…

    “Mevcut şartlarda bir Türkiye Cumhurbaşkanının ziyaret yapmasını gerektirecek bir durum yoktu” diyen Has, “Yaptırımlar, mal varlığı araştırılması talebi ve Ermeni Soykırımı tasarısının ABD Temsilciler Meclisi’nden geçmesi, Trump’ın ‘Aptal olma’ ve Halkbank dosyası olsun bu ziyareti Erdoğan bizzat yapmak istedi. Mal varlığı konusundaki tehdit önemliydi. Trump’ın yardımcısı (Mike Pence) havadayken Amerikan Kongresi yaptırım tasarısını kabul etmişti ve bu bir sopa olarak kullanıldı ve bunun neticesinde ateşkes imzalandı” ifadesini kullanıyor.

    Has, sopa politikasının ABD tarafından işe yaradığının görüldüğüne dikkat çekiyor.

    Rusya uzmanına göre Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından bu ziyaretin en büyük artısı, bütün başlıklarda zaman kazanması. ABD tarafında ise Trump biraz rahatlamış gözüküyor. Beş senatörün toplantıya katılması ile Senato’nun gazı alınmış izlenimi var. Ancak krize neden olan başlıca sorunların çözüme kavuşmadığı gerçeği ortada…

    S-400 meselesinde ABD tarafından CAATSA yaptırımlarının hayata geçirilip geçirilmeyeceğinin birkaç 2020 mart ayından sonra belli olacağını belirten Has, “Askeri ihtiyaçlardan değil de siyasi nedenlerle alındığı için Ankara’nın önceden Kremlin’e ödediği bir çeşit rüşvet olarak değerlendiriyorum. Bunun için de 15 Temmuz ve yolsuzluklar gibi konular da dahil” görüşünü dile getiriyor.

    “Türkiye’nin Rusya’nın bir uydusu olma yoluna doğru evriliyor süreç” diyen Has, sözlerine şöyle devam ediyor:

    “Türk-Rus ilişkileri de çok riskli bir düzlemde ilerliyor. Ruslar açısından da bakıldığında onların dış politikada yoğurt yiyişi risk alarak bu işe girmeleri yolunda. Ruslar, bütün yumurtalarını Erdoğan sepetine koymuş durumdalar. Türkiye’de herhangi bir iktidar değişikliği onlar açısından da öngörülemez bir tablo ortaya koyacak. Barış Pınarı harekatı 1 oldu ama 2 olacak mı olmayacak mı göreceğiz. Hâlihazırda Suriye ordusu Türkiye sınırına konuşlanmış durumda. Ruslar, Türk ordusu barajın kapaklarını tekrar açacaklar mı bunu göreceğiz. Bu da biraz Rusların risk alması ile bir durum…”

    Kerim Has ayrıca Rus medyasında Rusya’nın Suriye’de Hmeymim ve Tartus üsleri sonrası şimdi de Kamışlı'da 3. askeri üssü olabileceğinin konuşulduğunu dikkat çekiyor.

    “Kamışlı hava üssüne S-400 konuşlandırırsa Rusya’nın Suriye, Türkiye ve Irak hava sahasında kazanabileceği avantaj vurgulanmış” diyen Has, “Umarım Ankara, Rusya’dan aldığı S-400’lerini yine Rusya’ya karşı kullanabileceğini düşünerek almamıştır. Rusya ileride Kamışlı’ya S-400 de konuşlandırır mı bilemem ama bu ihtimalin de konuşuluyor olduğunu hatırlamakta yarar var. Kamışlı, Kürtlerin yaşadığı bir yer. Rusya’nın da Kürtlere kültürel özerklik verme planını da göz önünde bulundurmak lazım. Bir sene sonra buranın Rusya’nın hava üssüne dönüşme ihtimali güçlü duruyor.

    Kerim Has’a, Brooking Institution’da Türkiye Çalışmaları Direktörü ve ayrıca Washington’daki National Defense University’de ulusal güvenlik stratejileri profesörü olan Ömer Taşpınar’ın, "Benim duyduğuma göre Putin, istese Erdoğan'ı zor durumda bırakacak birçok dosyaya sahip. Yolsuzluklardan tutun da 15 Temmuz'un gerçek yüzüne gidebilecek kadar kirli dosyalar var elinde” sözlerini de sorduk.

    Has, “Bu durum Moskova’da konuşuluyor, sır değil” diyor ve şöyle devam ediyor:

    “Ama bunun delillendirilmesi ister istemez ortaya çıkacak. İlk Reza Zarrab olayı 2011 kasım veya aralıkta zannediyorum. Zarrab’ın 15 adamınının 150 milyon dolar keş taşırken Ruslar tarafından yakalandıkları ve Rusların bunu Türkiye tarafına bildirilmesi ile savcıların bunu araştırmaya başladığını biliyoruz. Dolayısıyla Rusların 17-25 Aralık meselesine Türkiye’den daha hâkim olduğuna şüphe yok. Rusya’nın da elinde Zarrab veya ekibinin gerçekleştirdiği veya onunla ilişkili kişilerin gerçekleştirdiği para trafiğine ilişkin ciddi bir yekünün olduğunu ben duymuştum.

    15 Temmuz’a geldiğimizde ise o mesele daha tartışılan bir mesele. Rusya da bu da herkesin bildiği mesele. Günler öncesinden 15 Temmuz’un günü ve saatine kadar bu durumu Türk tarafına en üst düzeyde ilettiği ama bu konuda Türkiye tarafının bir önlem almadığı biliniyor. Dolayısıyla önlem alınmamışsa acaba işin içinde onlar da mı var sorusunu gündeme getiriyor.

    S-400’lerin neden 15 Temmuz’dan sonra gündeme geldiğini ve uçak düşürülmesi konusunda darbe girişiminden iki hafta önce özür dilenmesini anlayabilirsiniz. Muhtemelen Erdoğan uçak krizi nedeniyle özür dilemeseydi 15 Temmuz ya olmazdı ya da ötelenirdi.

    S-400’ler meselesi aynı zamanda ileride ortaya çıkabilecek bir Maduro senaryosunun diyeti de denebilir.

    Bu 15 Temmuz diyeti her geçen gün daha da artacak. Erdoğan’ın içeride yaşadığı siyasi kriz ve ekonomik kriz derinleşiyor. Toplumsal çöküş ve adalet duygusunun da sıfırının altına düşmesi ile bir iktidar sürdürülmesi var. Ama bunun da bir patlamaya yol açabilme ihtimali var.

    Gerek 15 Temmuz olsun gerek iktidarın yaşadığı kriz olsun Rusya’ya bağımlılığı daha da artıracağını ve bunun riskli bir süreç olduğunu söylemem lazım.

    Türkiye medcezir bir dış politika izlemek zorunda. Şahsi kanaatim, IŞİD dosyaları olsun, mal varlığı olsun bunlar hep bu büyük devletlerin kullanarak, sıkıştırarak bir politika izlemesine yol açıyor.”
    53 min
  • Dr. Kerim Has: YPG rejim ordusuna katılacaktır, Ankara’nın Suriye’den çıkış planı devrede
    Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında Soçi'de gerçekleşen zirvede imzalanan 10 maddelik Suriye mutabakatı sonrası Türkiye’nin “Barış Pınarı Harekâtı” adını verdiği Suriye’nin kuzeydoğusuna yönelik operasyonu noktalandı.

    YPG’nin Tel Abyad ve Rasul Ayn sınırından 30 km’nin altına çekileceği belirtilen mutabakatta Her iki taraf da Adana Antlaşması’nın önemini teyit ediyor.

    Rusya uzmanı Kerim Has ile AhvalPod Moskova’dan programında Suriye’de gelinen son noktayı konuştuk.

    Kerim Has, “Ankara bazı isteklerini Rusya’dan koparmış” derken, Barış Pınarı Harekâtı adı verilen operasyonun tam olarak hedefine varmadığının altını çiziyor.

    Has’a göre “Türkiye’nin kayıpları, kazançlarından çok daha fazla oldu. Ancak Soçi mutabakatı ile daha fazla zarardan da az zarara indirgenmiş oldu.”

    “Fırat’ın doğusundaki güvenli bölge planının Moskova’dan onay almadığını görüyoruz” diyen Has, “Adana Antlaşması kapsamında Türkiye’nin Suriye içindeki sınırları çizilmiş olacak. Türk ordusunun eve dönüşü için zemin hazırlanmış oldu. Ankara artık Esad’ın meşruiyetini bu mutabakatla tanımış oldu. Moskova’ya da Şam’la ilişkileri normalleştirma adına arabulucu olma talebini de kayda geçmiş oldu ve Ankara, Suriye’den çıkış planını Moskova ile birlikte tamamlamaya tamam demiş oldu ” ifadesini kullanıyor.

    Kerim Has, bölgede YPG’nin bundan sonra izleyeceği politikaya ilişkin olarak, “Kürtlerin Şam’la anlaşmaktan başka çaresi yok” görüşünü dile getiriyor ve ekliyor:

    “Rusya, rejim ordusundan bağımsız bir silahlı kuvvet planı yok. Dolayısıyla YPG’nin kendi başına Suriye’de bulunmasına izin verilmeyecek. Ben her hâlükarda 30 km derinliğinde Suriye’nin güneyine doğru ineceği kanaatindeyim.”

    Mutabakatta hiçbir şekilde YPG’nin silahsızlanmasından bahsedilmediğine dikkat çeken Has, “YPG unsurları ve silahlarının Türkiye-Suriye sınırından itibaren 30 km’nin dışına çıkarılmasının” planlandığını ifade ediyor ve ekliyor:

    “Bu noktada Rus tarafı, YPG’nin bir şekilde Suriye ordusuna katılımını sağlayacaktır. YPG böylece kendini feshetmemiş olacak ve bir yandan da Suriye ordusu taze kan almış olacak. Sonraki süreçte ise Rusya destekli Şam’ın İdlib’deki operasyonu hızlandıracağını düşünüyorum. Artık Suriye ordusu ilk defa bu mutabakatla Türkiye sınırına erişmiş oldu. Türkiye’nin İdlib’de elinin kolunun bağlandığını göreceğiz önümüzdeki günlerde.”

    Bölgede desteklenen cihatçı grupların (ÖSO) günün sonunda Türkiye’nin başına bela olacağını söyleyen Has, “Ya bunlarla mücadele etmek zorunda kalacaklar ya da Türkiye topraklarına entegre edecekler. Çünkü onların artık bir çıkış yolu yok” yorumunu yapıyor.
    42 min

About Kerim Has'la Moskova'dan

From the publisher's feed

Rusya uzmanı Dr. Kerim Has, AhvalPod'da Moskova'dan programıyla Rusya-Türkiye ilişkileri, Avrasya'daki gelişmeler ve çalışma alanlarına ilişkin bölgesel sorunları ele alıyor. Enerji ve güvenlik…