Rengin Arslan, Ne? Nasıl programında doların yükselmesiyle daha da kaçınılmaz hale gelen yoksulluğu, yükselen yoksulluk sınırı ve asgari ücretten vergi alınmasın konularını ele alıyor.
TÜİK verilerine göre tüketici enflasyonu yüzde 20’lere dayanmış, Türk Lirası dolar karşısında 2021 yılının başından bu yana yüzde 30’dan fazla değer kaybetmişken yoksulluğun gündem olması kaçınılmaz. Her gün traktörüne haciz gelmiş çiftçilerin, pandemiden sonra belini doğrultamamış esnafın, düşük ücretlerle çalışan işçilerin, dolar kuru karşısında ezildiğini söyleyen işverenlerin, filesini adetle aldığı sebze meyveyle dolduran, kiralarını, faturalarını ödeyemeyen insanların hikayelerini duyuyoruz. Konumuz doların yükselmesiyle de daha da kaçınılmaz hale gelen yoksulluk.
Peki bu iş nasıl çözülecek? Derin Yoksulluk Ağı’ndan Selen Yüksel anlatıyor.
Yoksulluk sınırı 10 bin lirayı aştı. Türkiye’de çalışanların yarısından fazlası asgari ücret karşılığında çalışıyor. Bu Avrupa’nın en yüksek asgari ücretli oranını da denk geliyor. Üstelik artan gıda fiyatları ve enflasyon nedeniyle asgari ücret Ekim ayında açlık sınırının bile altında kaldı. Türk-iş’in yayımladığı son veriler böyle diyor.
Üstelik asgari ücret dolar cinsinden hesaplandığında 2021 yılından beri tabiri caizse tamamen eridi. Ve Türkiye’deki işçiler dünyanın en ucuza çalışan iş gücü haline dönüştü. Bu dramatik tabloyu ve muhalefetin asgari ücretten vergi alınmasın önerisini sosyal politikalar uzmanı Aziz Çelik değerlendiriyor.