Spor-müzik ilişkisi nedir? Müzik sporu ne kadar etkiliyor? Yaz Deftere ekibi, özel bir bölümle karşınızda. Tribün, sahaya çıkış, oyuncu videoları gibi alanlara uğrayan müzik, sporun etrafında nasıl bir örgü örüyor?
Şampiyonlar Ligi seremonilerde kulaklarımıza gelen marş, Liverpool tribünlerinden duyulan You’ll Never Walk Alone, bir dönem LaLiga denilince akla gelen Rumba de Barcelona, A Milli Basketbol Takımımızın şarkısı haline gelen 12 Dev Adam gibi müzikler nasıl bir kimlik inşası ortaya çıkarıyor? Beşiktaş tribünlerinden gelen Güzel Günler Göreceğiz, Mauro Icardi’yle özdeşleşen Aşkın Olayım, Fenerbahçe’nin sahaya çıkış müziği olan Yaşa Fenerbahçe tribünleri nasıl dönüştürüyor? Ricky Martin’ın “Un, dos, tres” dediği La Copa de la Vida, Shakira’nın 2010 Dünya Kupası için yaptığı Waka Waka, Michael Jordan dönemi Chicago Bulls’un sahaya çıkış müziği, Eminem’in Detroit Pistons takımıyla özdeşleşen Lose Yourself’i nasıl okumalıyız?
Peki bugünün en önemli spor-müzik ilişkilerinden biri olarak görülen ‘edit’ler? O video türünün ilk versiyonlarından biri olarak görülen Maradona & Live is Life nasıl bir etki yaratmıştı? YouTube’un ortaya çıkışı bu ilerlemeyi nereye götürdü? NBA adayları için yapılan mixtape’ler, AND1 videoları, dalga geçme amaçlı yapılan edit’ler, Tayfur Bingöl’ün şöhreti, Ateşini Yolla Bana, Freed From Desire, Aşkın Olayım, Şevket Uğurluer’in Metin Oktay plağı, San Antonio Spurs & Beatiful Game videosu, Chumbawamba’nın Tubthumping’i konularımız arasında.
Bağış Erten ve İnan Özdemir'le Yaz Deftere, her hafta yeni bölümüyle Oksijen TV ve Oksijen Podcast'te.