Hestia, Yunan panteonunun en az "aksiyon" yaşayan ancak en merkezi figürlerinden biridir. Onun anlatıları dramatik çatışmalardan ziyade, süreklilik, kutsiyet ve merkezin korunması üzerinedir.
Hestia’nın en önemli tanımlaması Hesiodos’un Theogonia (Tanrıların Doğuşu) eserinde yapılır. Hestia, Kronos ve Rhea’nın ilk doğan çocuğudur. Kronos tarafından yutulan ilk çocuktur ve Zeus babasını kusturduğunda en son o çıkmıştır. Bu durum ona paradoksal bir şekilde hem "en yaşlı" hem de "en genç" (son doğan) sıfatını kazandırır. Hesiodos onu tanrıların hiyerarşisinde en başa yerleştirerek, ev ve ocak kavramının (oikos) medeniyet için kurucu unsur olduğunu vurgular.
Hestia’nın karakterini belirleyen en önemli olaylardan biri, evlenmeyi reddetmesidir. Bu anlatı özellikle Homerosçu İlahiler’in Aphrodite bölümü içinde detaylandırılır. Deniz tanrısı Poseidon ve güneş tanrısı Apollon onunla evlenmek ister. Hestia, Zeus'un başına dokunarak ebediyen bakire kalacağına yemin eder. Zeus, bu karar karşılığında ona Olimpos'un merkezinde oturma ve ölümlülerin sunduğu her kurbandan ilk payı alma onurunu verir.
Homeros’un eserlerinde (İlyas ve Odysseia) Hestia doğrudan bir karakter olarak nadiren görünür; çünkü o, hareket eden bir figür değil, sabit bir ilkedir. Ancak ona adanan Homerik İlahiler’de genellikle Hermes ile anılır. Hestia iç mekanı (ev/ocak), Hermes ise dış dünyayı (ticaret/yolculuk) temsil eder. Bu ikilik, Yunan dünyasındaki "iç" ve "dış" dengesini kurar. Apollon'un Pythian tapınağındaki kutsal ocağın koruyucusu olarak betimlenir.
Hestia ve Hephaistos, her ikisi de "ateşin efendisi" olarak anılsa da, antik Yunan düşüncesinde temsil ettikleri ateşin doğası birbirinden tamamen farklıdır. Hestia, sabit, sönmeyen, evcil ve besleyici ateşi temsil eder. Onun mekanı, evin merkezi, tapınağın kalbidir. Amacı ise yaşamı sürdürmek, birliği korumaktır.
Hephaistos’un ateşi ise hareketli, yakıcı, dönüştürücüdür. Mekanı yanardağlar ve atölyesidir. Amacı araç gereç, silah ve sanat üretmektir. Yani biri içerideki, biri dışarıdaki ateşle uğraşır.
Hephaistos'un ateşi technē (zanaat/teknoloji) ile ilişkilidir ve doğayı değiştirir. Hestia’nın ateşi ise ethos (karakter/gelenek) ile ilişkilidir ve toplumu bir arada tutar.
Her Yunan polis’inin (şehir devleti) merkezinde Prytaneion adı verilen resmi bir bina bulunurdu. Bu bina şehrin kalbiydi ve içinde Hestia’ya adanmış, hiç sönmeyen bir kutsal ateş yanardı. Hestia burada "Hestia Koine" (Ortak Ocak) olarak anılırdı. Şehrin birliği ve siyasi varlığı bu ateşin yanmasına bağlı kabul edilirdi.
Bir grup vatandaş yeni bir koloni kurmak üzere ana kentten (metropolis) ayrılacağı zaman, en kritik dini görev Hestia’nın ateşini yanlarında götürmekti. Yeni kurulan koloninin merkezine de bir Prytaneion inşa edilir ve ana kentten getirilen bu ateşle oranın ocağı tutuşturulurdu. Bu, yeni şehrin ana kentin bir "yavrusu" olduğunu ve aynı dini/kültürel DNA’yı taşıdığını sembolize ederdi. Hestia başlangıçta aile ocağının (oikos) koruyucusuyken, kolonizasyon süreciyle birlikte bu kavram genişleyerek devletin ocağı haline gelmiştir.
Roma mitolojisinde Hestia, Vesta adını alır ve Yunan dünyasındaki "merkezi ama sakin" rolünden sıyrılarak, Roma devletinin bekası için en hayati dini figür haline gelir. Roma'da Hestia/Vesta kültü, "Vesta Bakireleri" (Vestaleler) aracılığıyla kurumsallaşmış ve siyasi bir güç odağına dönüşmüştür.
Bazı geç dönem listelerde 12 Olimposlu tanrı arasında Hestia'nın yerine Dionysos'un geçtiği görülür. Yorumlar, Hestia'nın sırasını "gönüllü olarak" bıraktığını savunur. Bu, onun egodan arınmış ve barışçıl doğasını simgeler.