
Sign up to save your podcasts
Or


Men-E-Men Loves A Woman’ın ikinci bölümünde Pınar bizlere Amerika’yı anlattı. 4 Temmuz kutlamalarından, 19 Haziran'dan, doğaya verilen önemden bahsetti. Ama bu tarafının dışında diğer tarafına da baktık yani bir süredir birçok şehrin sokaklarında devam eden protestolara değindik. Bu olayların sosyal hayata verdiği zarardan, insanların ruhsal durumlarına yaptığı etkilerden, genel olarak ırkçılıktan ve yabancı korkusundan söz ettik.
Dünyanın en büyük markaları listesindeki Amerika çıkışlı markaların ağırlığı bizi şaşırtmadı. Listeye en üst sıradan bu yıl giriş yapan Çin markası TikTok’tan sohbet açılınca Pınar heyecanını paylaştı ve sosyal medya projelerinden bahsetti.
Son olarak Y ve Z kuşağının yaşadıklarına, iç dünyalarına ve kaygılarına kısaca değindik. Önümüzdeki bölümlerde bu konuyu tekrar ele alacağız mutlaka.
Bu arada kendimizi durduramadık ve bazı vaatlerde bile bulunduk. Videolu, konuklu vaatler :)
Özel televizyon kanallarının hayatımıza giriş yılları olan 1990’lar da çok ilginç bir dönem yaşamıştık. Bir kısmı RTUK’süz geçen o dönemin yayıncılığını, şimdilerde internet üzerinde gelişen çok sesli, bol çeşitli yayıncılığa yakın buluyoruz. Yani, kanallarıma hoş geldiniz 90’lar versiyonu:)
Programlar, sunucular büyük bir rahatlık ve özgürlük ortamında çıkıyorlardı seyircilerin karşısına. Bu ortamdan çok uç noktalarda sıkıntılı içerikler çıktığı gibi, şu an internette yaratılan içeriklere temel olmuş bazı orjinal ve yaratıcı fikirler de çıkabiliyordu. Bulunduğumuz zamanın kısıtlamalarını, yasaklarını, nefret iklimini düşündüğümüzde, ilerleme bir yana, 90’lardan bile geriye düştüğümüz birçok nokta olduğunu görmek üzücü.
Siyah beyaz televizyon izlemek için akşam olmasını bekleyen nesil (bu biz oluyoruz:), şimdi her an her yerde kesintisiz internet yayınlarını takip eden nesille aynı zevki paylaşıyor. Benzerlik çok.
Şimdi gelin, 90’lı yılların unutulmaz televizyon programlarını hatırlamaya ve geri saymaya başlayalım.
Dertleştik , Pınar'ı bulduk (O'nu kaybetmeyeceğiz ve seriye devam edeceğiz:) Karantina kayıtlarımız da amacımıza ulaştık gibi..
Şimdi bu dönemin bilançosunu bi konuşalım dedik. İzledik, dinledik, endişelendik ve belki de değiştik.
Zaten halihazırda son vites ilerleyen dijitalleşmenin son bir kaç aydır nasıl daha da hızlandığını konuştuk. Salgın zamanının kazanan uygulamalardan, dijital platformlardan, bu dünyada neden bu denli bir rekabetin yaşandığından ve gelecekte neler olabileceğinden bahsettik.
Karantina döneminde yapılan Instagram yayınları, yeni podcast önerileri, Netflix’in önlenemeyen yükselişi, Tinder’ın alternatif arayışları ve tabii ki daha fazlasını bu kayıtta konuştuk.
MenEmen Podcast serisi olarak çıktığımız yolda hep 1 kişi eksiktik. O, bizi mutlulukla karşılayan dinleyicilerimiz için hasretle beklenendi.
90’lar, hatırladığımızda bizleri mutlu mutlu gülümseten bir “Harikalar Kumpanyası” ise , Pınar Karpuzoğlu o kumpanyanın en parlak yıldızlarındandı.
Saymaya başladık. Bu biiirr !!!
Neylan Amerika'nın ilginç bir bölgesinde. Protestolar, dev otomobil şirketleri, doğa harikaları ve gizli kalmış MenEmen arşivi !!!
Neylan’la müthiş bir zaman yolculuğu yaşadık. 90’ların sonu, 2000’lerin başı..
Neylan büyük sorunlarımızdan biri olan arşiv kayıtları konusunda bize destek olacağını söyledi. Meğerse elinde bazı eski kayıtlarımız varmış.Nasıl kaydetmiş? nerde saklamış? tüm gerçekleri sadece ama sadece bize anlattı.
Doğal olarak korona ve karantinanın getirdiği değişiklikleri de tartıştık. Bu vesile ile Terminator'ı da andık.
Neylan artık Kasım’da yapılacak başkanlık seçimiyle ilgili kaynaklarımızdan biri. Belki de 90'larda yaptığımız gibi bir "Seçim Özel" serisi de çıkarabiliriz.
Kayıtlara başlarken planımız bir bölümde ayrı ayrı üç konuk ağırlamaktı. Konu konuyu açınca hemen plan değişti. Kesmeye, kısaltmaya gönlümüz el vermedi. Bölüm 11’i üç ayrı kısımdan oluşturmaya karar verdik.
Bu ikinci kısmımız. Esra Thorstenson ile buluştuk bu kez. Eski izleyicilerimizden Esra hafızasıyla bizi çok şaşırttı, eski programlarımızla ilgili bizim bile unuttuğumuz konuları hatırlattı. Yıllar önce taşındığı İsveç’ten bahsettik, İsveçlilerin bakış açısını değerlendirdik. Epey şaşıracaksınız.
Bol bol İsveç dedikodusu ve 90'lardan bizi epey güldüren anekdotlarla dolu bir bölüm oldu.
“Dertleşelim, sohbet edelim.” çağrımıza olumlu yanıt veren Nihal Sevgi Aydın’la buluştuk bu kez.
Mesleği kadın doğum doktoru. Kayıtta kendisine de söyledik, çok saygı duyduğumuz ve bu dönemde özellikle minnetlerimizi iletmek istediğimiz bir meslekten. Tüm meslektaşlarına, beraber çalıştığı herkese iletmesi dileğiyle ona teşekkür ettik.
Özel hayatından, iş hayatından bahsettik. Doktorların gözünden bütün bu yaşananlar nasıl görünüyor, nelerden tedirgin oluyorlar, neler hissediyorlar? Nihal bizimle bütün bunları açık yüreklilikle paylaştı.
Yıllar önce bizi izlediği ve hala takibe devam ettiği için, kendimizi bir de O'nun gözünden dinlemek istedik. Çok ilginçti:)
Bu süreçte bizim yıldızımız siz olun istedik. Müthiş bir deneyim hepimiz için.
Dünyanın farklı yerlerinden buluşmalara devam edeceğiz.
Bu kayıtta, "Dertleşelim" çağrımıza kulak veren dinleyicimiz (izleyicimiz) Özde Çolakoglu'ya bir zoom buluşması yaptık.
Özde bir Yoga eğitmeni. O'nu bulmuşken, yoga ve meditasyona doğru yükselen eğilimleri de konuşma fırsatı bulduk. Yoga'nın uzaktan eğitimi nasıl olur? merak ediyorduk öğrendik.
Bu kayıtlara başlarken amacımız, 20 yıla yaklaşan bu hikayenin, 90'ları beraber yaşadığımız bu müthiş insanlarıyla tekrar buluşabilmekti. Sayı, çok dinlenilmek değil, aynı geçmişi paylaşan hepimizin tekrar buluşmasıydı bizim için değerli olan. Bu kayıtta, bu niyet vücut buldu. Çok mutluyuz.
Acaba Özde ne düşünüyor, nasıl geçiriyor bu günleri, neleri özledi, neler bekliyor O'nu ?
Biz konuşmaya hazırız. Siz de buluşmaya hazırsanız ulaşınız bize:)
From the publisher's feed

65 Listeners

26 Listeners

74 Listeners

109 Listeners

23 Listeners

24 Listeners

50 Listeners

18 Listeners

5 Listeners

43 Listeners

9 Listeners

0 Listeners

0 Listeners

0 Listeners