Öğrenmeyi Öğrenmek - Bilişsel Çarpıtma - Etik - Stoacı Yaşam

Öğrenmeyi Öğrenmek - Bilişsel Çarpıtma - Etik - Stoacı Yaşam

By Tarkan Bulan - Öğrenmeyi ÖğrenmekEducation
Download on the App Store

Öğrenmeyi Öğrenmek - Bilişsel Çarpıtma - Etik - Stoacı Yaşam episodes

  • FETÖ Tehdit Potansiyeli Dr. Necip Hablemitoğlu


    Fethullah Gülen ve organizasyonuna karşı T.B.M.M.’nde -Hükûmet- Muhalefet cepheleri dahil- karşı çıkan, laik hukuk sisteminden yana tavır alan bir tek parti yok. Hatta, doğru dürüst, onurlu ve yurtsever tepki koyan bir tek milletvekili bile söz konuşu değil. Meclis dışındaki CHP’ye ise son aylarda büyük bir ikinci cumhuriyetçi katilimi gözleniyor. Fethullahçıların en büyük desteğinin ikinci cumhuriyetçiler olduğunu ise herkes biliyor. Hukûmet, Milli Güvenlik Kurulu’nun başlatmış olduğu 28 Şubat sürecini durdurabilmek için elinden gelen her şeyi yapıyor. Örneğin, fethullahçı oldukları öne sürülen yaklaşık 35 vali ve 300’e yakın kaymakamın merkeze alınmalarını sağlayacak atama kararnamesi hâlâ çıkarılmış değil. Gerekçe olarak öne sürülüyor ki bu doğru değil. Sadece 4 Emniyet Müdürü ile sınırlı tutulan Emniyetteki tasfiye, şu sıralarda tersine isletilmekte. Yaklaşık 80 -bir kısmı fethullahçı- emniyet mensubu hakkında açılan soruşturmalar da ciddi bir sonuca bağlanmış değil. Şeriatçılara taviz vermeyeceğini her fırsatta tekrarlayan İçişleri Bakanı artık kesinlikle güven vermiyor. En az 600 fethullahçı Emniyet Müdüründen söz ediliyor. Fethullahçı Emniyet Amirleri, Başkomiserler, Komiserler, Komiser Yardımcıları ve Polis memurları cabası. Tasfiyeye önce İstihbarat, Bilgi-İşlem, Personel, Polis Akademisi, Koleji ve Polis Okullarından başlanması ve aşağılara inilmesi gerekiyor.

    1 hr 5 min
  • Etki Ajanlari Necip Hablemitoğlu

    Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de son yıllarda en çok tartışılan istihbarat faaliyetleri arasında etki ajanlığı da var. Yani sizin içinizden ya da sizden gibi görünen ama aslında karşı tarafa hizmet edip sizi arkadan vurmaya çalışanların yürüttüğü psikolojik algı operasyonları. Çünkü bunlar siyasetten iş dünyasına, hukuktan sanat camiasına, medyadan akademisyenlere veya sivil toplum örgütlerine kadar hemen her yerde varlar. Ve bağlı oldukları istihbarat servisleri ya da uluslararası şirketlerden gelen emirle istenilen algıyı oluşturup, gerekli propagandayı yapıyorlar. Onun için de istihbaratçıların anlatımıyla “derin” faaliyetlerde esas tehlikeli olanlar “klasik istihbarat ajanları” değil, hemen her yere sızan veya devşirilen bu gibi etki ajanları. Özellikle de hedef ülke ve toplumda yarattığı tahribatlar dikkate alındığında. Ki bu bağlamda Türkiye’de siyasetten ekonomiye ve sosyal yaşama dönük fazlasıyla etki faaliyeti iddiası ve tartışması var. Hatta savcılık iddianamelerine yansıyan örnekler de söz konusu. Dolayısıyla, hem istihbarat dünyasındaki değişimi hem de ülkemize yansımaları ve faaliyetlerini irdelemekte yarar var.
    Bu konuyu ilk kamuoyunun bilgisine sunan Necip Hablemitoğlu'nun kaleminden dinleyelim

    2 hr 3 min
  • islam dini neden inanaların zekasını azaltarak aptallaştırıyor

    Müslümanlar, yaklaşık 7 milyar insandan oluşan dünya nüfusunun % 20’sini oluşturmaktadır. Dünya genelinde 600 milyon insan aşırı yoksulluk çekmektedir. Birleşmiş Milletler 'in çok boyutlu yoksulluk tanımına göre, aşırı yoksulluk açlık, sağlık hizmetlerine erişilemezlik, barınak ve hayatta kalmak için diğer temel insan ihtiyaçlarını kapsayacak şekilde tanımlanmıştır. Dünyadaki en fakir insanların %50'si İslam Dünyası’nda yaşamlarını sürdürmektedir. Her 5 Müslümandan biri aşırı yoksulluk içinde yaşamaktadır. Müslüman ülkeler, dünyadaki petrol, doğal gaz, altın ve bakırı kapsayan doğal kaynaklarının %70'ine sahiptir. İslam ülkelerinin çoğunda ekonomik çıktılarının bir parçası olarak tarım yapılmaktadır. Türkiye, Pakistan, İran, Endonezya, Malezya ve Bangladeş gibi ülkeler, dünyanın dört bir yanına ihraç edilen çok miktarda temel gıda maddeleri üretmektedir. İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) 53 Müslüman toplam 57 ülke üyeliğinden oluşmaktadır. Sahra Altı Afrika’ndan 25 İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi dünyadaki en fazla yoksulluk çeken ülkeleri arasında yer almaktadır.
     
    Aynı teşkilatın ekonomik ve sosyal istatistikleriyle G20 ülkelerinin aynıo değerlerini orantısal analizini yaptığımızda, elde edilen sonuç şu şekildedir:

     

    Müslüman ülkelerin genellikle ötekileştirdikleri, evrenin kendilerinin çevresinde dönerek kindar ve dindar söylemleriyle kötüledikleri, ama halk sağlığı, açlık ve teknoloji, ürün ve hizmetlerini almak içim yalvardıkları Allahsız, kitapsız, şeytana tapan, sabetaycı, siyonist, dinsiz, ateist, deist, homoseksüel, lezbiyen, travesti ve dar’ül harp olarak tanımladıkları G20 ülkelerinin verilerine göre aşağı yukarı son 500 yıldır kötüleşerek geline nokta şudur:
    Allah’ın kudretine tapan, öldüren ölenler, KAFİR MÜNAFIKLARA GÖRE

     

    60 kat daha fakir, sefil, aç ve dilenci gibi para istiyor.
    8 KAT daha zır cahil, yobaz, bilgisiz, analitik düşünme ve problemleri çözme konusunda zır cahil, tüm bilgi ve bilginin getirdiklerini doğal kaynaklarını, topraklarını hatta insanlarını vasıfsız işçi köle olarak kullandırarak elde ediyorlar.

    3 kat daha erdemsiz, etik değerleri olmayan ahlaksız ve de namussuz. Evet müslüman ülkelerdeki çocuk tecavüzlerinde dünya birinciliği Güney Afrika, dünya ikinciliği müslüman bagladeş ve de üçüncülüğü Türkiyededir. OECD kadına şiddette birinciyiz. Yolsuzluk ve hırsızlıkta ilk 22 ülkenin içindeyiz. Ve 20 yıldır islam, müslümanlı ve din, tarrikat, imam hatipler gündemde. Cumhuriyet tarihinde bir ilktir.

     

    Bu kitabın konusu olan zeka ile ilgili olarak müslümanlar IQ80 ve IQ 90 aralığında beyinlere sahipken Kafirler aykü 100den başlıyor.
     
    500 yıldır yani 5 asırdır, bütün müslümanlar hep bu şekildedir.

    5 hr 30 min
  • İSLAM VE NAZI ALMANYASI'NIN SAVAŞI DAVID MOTADEL

    • 1. Kökeni

    • 2. Berlin'in Müslüman Anı

    • II. BÖLÜM. SAVAŞ BÖLGELERİNDEKİ MÜSLÜMANLAR

    • 3. İslam ve Kuzey Afrika ve Ortadoğu'daki Savaş

    • 4. İslam ve Doğu Cephesinde Savaş

    • 5. İslam ve Balkanlar için Savaş

    • III. BÖLÜM. ORDUDAKİ MÜSLÜMANLAR

    • 6. Müslümanları Harekete Geçirmek

    • 7. Birimlerde İslam ve Siyaset

    • 8. İslam ve Askeri Propaganda

     

     

     

    Nazi Almanyası ve İslam Dünyası (Cambridge Üniversitesi Coğrafya Bölümü).


    İkinci Dünya Savaşı, İslam dünyasının önemli bir bölümünü kapsıyordu. Kuzey Afrika ve Güneydoğu Asya arasında yaklaşık 150 milyon Müslüman İngiliz ve Fransız yönetimi altında yaşıyordu ve 20 milyondan fazlası Moskova tarafından yönetiliyordu. Savaşın doruğunda, Japonya Güneydoğu Asya'daki Müslüman topraklarına ilerlediğinde ve Alman birlikleri Balkanlar, Kuzey Afrika, Kırım ve Kafkasya'daki Müslüman topraklarına girip Orta Doğu ve Orta Asya'ya yaklaştığında, tüm büyük Mihver Devletleri ve Müttefik güçler İslam'ı siyasi ve stratejik açıdan önemli görmeye başladılar.

     

    Berlin, 1941-1942 yıllarında, Müslüman dünyasıyla, sözde ortak düşmanlarına, özellikle de Britanya İmparatorluğu, Sovyetler Birliği ve Yahudilere karşı bir ittifakı teşvik etmeye başladı. Müslüman savaş bölgelerinde, Kuzey Afrika ve Ortadoğu'da, Kırım'da, Kafkasya'da ve Balkanlar'da Almanlar kendilerini Müslümanların dostu ve inançlarının savunucusu olarak sundular. Aynı zamanda, on binlerce Müslümanı Wehrmacht ve SS'ye almaya başladılar. Bunların çoğu Sovyetler Birliği'nden geldi, ancak birçoğu Balkanlar'da ve daha az sayıda da olsa Orta Doğu'da askere alındı. Alman yetkililer, 1942'de açılan Berlin İslam Merkezi Enstitüsü (Islamisches Zentralinstitut) gibi çeşitli Müslüman kurumları kurdu ve çabalarını desteklemek için Müslüman dünyasının dört bir yanından çok sayıda dini lider istihdam etti. En önde gelenleri arasında, Hitler'in Yeni Düzeni'ni Doğu Avrupa ve Orta Asya'nın Müslüman topraklarında İslami bir konsolidasyon ve canlanmanın temeli olarak yayan Litvanyalı Vilnius müftüsü Jakub Szynkiewicz vardı; Saraybosna ulemasının önde gelen bir üyesi ve Almanların Balkanlar'daki müttefiki olan Bosnalı İslam onuru Muhammed Pandza; ve Kudüs'ün efsanevi müftüsü Emin el-Hüseynî, Fas ile Malay yarımadası arasındaki müminleri Müttefiklere karşı kutsal savaş açmaya çağırdı. Üç kıtaya yayılan bu çaba, İslam'ı siyasallaştırmak ve Müslümanları Alman tarafındaki savaşa dahil etmek için büyük bir girişimi temsil ediyordu.

    13 hr 41 min
  • Nazilerin İslami Terörizmle Bağlatısı

    "Batı medeniyetine yönelik en büyük tehdit, Nazizmin ideolojik temellerinin çoğunu içeren radikal İslam'dır. Chuck Morse, The Nazi Connection to Islamic Terrorism (Nazilerin İslami Terörizmle Bağlantısı) adlı yeni kitabında, bu fenomenin yirmi birinci yüzyılın başındaki siyasi manzaraya nasıl hakim olduğunu ortaya koyuyor. Bu, Nazizm ile radikal İslam arasındaki bağlantıyı anlamada tarihsel bir atılımdır. Morse, bu geçişteki kilit figürleri, Mısır Müslüman Kardeşleri'ni ve Almanya'da Arap Milliyetçiliği ile Nazizm'i sentezleyerek yıllarını geçiren Kudüs Müftüsü Hac Emin el-Hüseyni'yi detaylandırıyor."

     

     

     

    Nazi Holokost'u Devam Ediyor

     

     

     

    Emir Faysal ve Kaçırılan Fırsat

     

     

     

    Müftü Büyük İlk Çıkışını Yaptı

     

     

     

    Müslüman Kardeşler

     

     

     

    Grossmufti vom Kudüs

     

     

     

    Arap Dünyasının Führer'i

     

     

     

    Başmüftü ve Holokost

     

     

     

    Hanzar Tugayları

     

     

     

    Başmüftü'nün Ölümü

     

     

     

    Savaş Sonrası Naziler ve Arap Terörü

     

     

     

    Savaş Sonrası Komünistler ve Arap Terörü

    6 hr 40 min
  • Dissosiyatif Kimlik Bozukluğu (Çoklu Kişilik Bozukluğu) Nedir? Belirtileri ve Tedavi Seçenekleri Nelerdir?

    Dissosiyatif Kimlik Bozukluğu (Çoklu Kişilik Bozukluğu) Nedir? Belirtileri ve Tedavi Seçenekleri Nelerdir?

    Eskiden Çoklu Kişilik Bozukluğu olarak da bilinen Dissosiyatif Kimlik Bozukluğu, en az iki farklı ve nispeten kalıcı kişilik durumunun sürdürülmesi ile karakterize edilen zihinsel bir bozukluktur. Bozukluğa, sıradan bellek sorunlarıyla açıklanamayan bellek boşlukları eşlik eder. Kişilik durumları dönüşümlü olarak kişinin davranışında kendini gösterir; ancak bozukluğun sunumları değişir.

    Dissosiyatif Kimlik Bozukluğu olan kişilerde sıklıkla görülen diğer durumlar arasında travma sonrası stres bozukluğu, kişilik bozuklukları (özellikle borderline ve kaçınma), depresyon, madde bağımlılığı, konversiyon bozukluğu, somatik semptom bozukluğu, yeme bozuklukları, obsesif-kompulsif bozukluk ve uyku bozuklukları yer alır.

    Kendine zarar verme, epileptik olmayan nöbetler, geçmişe dönüşler (İng: "flashbacks"), anksiyete bozuklukları ve intihar eğilimi de yaygındır.

    Dissosiyatif Kimlik Bozukluğu, ciddi, özellikle erken dönem çocuk istismarı ile yakından ilişkili, karmaşık ve kronik bir travma sonrası psikopatoloji olarak, geçen zamanla birlikte daha da iyi anlaşılan bir bozukluktur. Çocukluktaki istismar deneyimlerinin büyüme ve gelişme üzerindeki zararlı etkileri iyi belgelenmiştir ve daha sonraki çeşitli akıl sağlığı sorunlarıyla ilişkilendirilmiştir. Kötü muameleye veya istismara uğrayan çocuklar, Dissosiyatif Kimlik Bozukluğu da dahil olmak üzere bir dizi zihinsel sağlık sorunu yaşama riski altındadır.

    2 hr 12 min
  • Antik Dünya Jerry Toner

    Antik dünyada yaşam nasıldı? Bir zaman makinemiz olsa ve gidebilseydik Antik Roma’da neler görürdük mesela? Parıltılı beyaz tapınaklar ve togalara bürünmüş Romalılar mı? Forumda konuşma yapan Cicero’yu mu? Atina’da gezinseydik fikirleriyle AtinalIları çileden çıkaran Sokrates’e mi rastlardık? Parthenon’un görkeminden gözlerimizi alabilir miydik?

     

    Bu kitapta Antik Çağ'a dair bu tür klişe imgeler yok.

     

    İngiltere'nin önemli tarihçilerinden Jerry Toner'la bambaşka bir antik dünya yolculuğuna hoş geldiniz: Sokaklar ölüm ve çöp kokuyor Seçkin azınlık dışındaki herkes sürekli fakirleşme, açlık ve ölüm tehdidi altında yaşıyor. Belediye, köle cezalandırma hizmeti veriyor Bebekler satılıyor, kadınlar satılıyor; erkekler satılıyor Cinsellikte, kimin kimle ne yaptığına değil, kimin üstte olduğuna bakılıyor Duvar yazıları bilgelik değil, bol küfürlü mesajlar içeriyor

     

    Jerry Toner, böyle bir dünyada sıradan bir kadın, esnaf ya da köle olmanın anlamını sorguluyor. Antik dünyayı anlayabilmek için Antik Yunan ve Roma'yı tek başlarına değil, dönemlerinin küresel güçleriyle birlikte değerlendiriyor Mesela Yunan metinlerinde barbarlar olarak geçen Persler sahiden öyle miydiler? Yunanlar hakkında ne düşünüyorlardı? Roma İmparatorluğu, Antik Çin’le karşılaştırıldığında nasıl duruyordu? Batının İslam'a bakışını şekillendiren neydi?

     

    Antik Dünya’yı okumak, hangi fikirlerin çağdan çağa “yeniden icat edilerek" kullanıldığını, hangi davranışların hemen hiç değişmeden nesilden nesile geçtiğini görmemizi, modern dünyaya dair cevaplamakta zorlandığımız sorulara başka bir gözle bakabilmemizi sağlıyor.

    4 hr 4 min
  • Süleymancılık Cemaate Adanmış 40 Yıllık Hüsran ZEKAYİ IŞIN

    KİTABIN İÇERİĞİNİ OKUYUN VE DİNLEMEYE BAŞLAYIN!

    Süleymancıların Hitler Hayranlığı

    Süleymancılar, İkinci Dünya Savaşında Hitlerin Müslüman olduğuna inanırlar. Müslüman Hitler inanışa göre Türkiye'ye müdahale edecek ve inançsız olduğunu iddia ettikleri İnönü Hükümetini düşürecektir.

    Hitler düşürdüğü hükümetin ardından Türkiye'de İslam Devleti kuracak ve tabi ki İslam Devletinin başına da Süleymancıların lideri Tunahan'ı geçirecektir.

    Bu inanış nedeniyledir ki; Süleymancılar eski Kudüs Müftüsünün yönetiminde bir birlik oluşturdular ve gizli bir şekilde Yugoslavya'ya giderek Hitler'in İslamcı SS birliklerine katıldılar.

    Süleymancı liderlerinden Kemal Kaçar da Alman papazlarına birçok kez mektup yazmış ve Alman hayranlığını dile getirmiştir Kendisi Süleyman Efendi'nin damadı ve sözüm ona vekilidir.

    Kemal Kaçar, Alman papazlara yaranmak için dininden çıkacabileceğinden dahi bu mektuplarda bahsetmiştir. Tabi bunlar hiçbir zaman tabandakilere anlatılmaz.

    Ben ise Süleymancılarla beraber geçirdiğim 40yıl zarfında, Hitler'in Müslüman olduğunu birkaç defa duydum. Büyük hocalar, bunu sohbetlerinde anlatırlardı ama fazlasını değil. Gerçeği ise onlardan ayrıldıktan sonra araştırmalarımda öğrendim.

    Süleymancıların en büyük korkusu; Kuran'ın anlaşılmasıdır.


    -Süleymancıların FETÖ benzerlikleri nelerdir?

    -'2006 yılında 1500 civarı FETÖ'cü hangi amaçla Süleymancı yurtlarında barındırıldı?' sorusunun cevabını kimse bilmiyor.

    -Süleyman Hilmi Tunahan 33 Halkanın son temsilcisi olarak tanıtılıyor.

    -Ahmet Arif Denziolgun'un gizli evliliğinden doğan çocuğunun annesi kim?

    -Gizli eş Türkiye'de miras istemesin diye hangi siyasiler devreye girdi?

    -Almanya'da kırk milyon Euro vergi kaçıran ağabey kim?

    -Köln merkezde 16.000 metre içerisinde inşa edilen, 70 milyon Euro değerinde olan birbinayı niçin inşa ediyorlar?

    -Alihan Kuriş'ten önce yarış atı merakı olan ağabey kim?

    -Beynini nasıl yıkadılar ki, 40yıl sonra uyanabildi?

    -Kuran anlaşılmasın diye hangi uydurma ibadetlerle oyalıyorlar müntesiplerini?

    -Kuran'ın anlaşılmasından neden korkuyorlar?

    -Alihan Kuriş için yeryüzü meleği dediklerini biliyor muydunuz?

    -Cuma namazlarını neden kendi yurtlarında kılıyorlar?

    -Kilise sisteminde olduğu gibi Afaroz edilme sistemleri mi var?

    -Namaz vakitleri neden farklı? Yatsı namazını iptal edip, namazı dört vakte düşürünce hangi mantıklı (!) fetvayı verdiler?

    -Domuz etinden yapılmış sucukları 'helal'diye sattılar mı?

    -Para toplama konusunda hangi taktikleri kullanıyorlar? Nasıl yüzsüzlükyapıyorlar?

    -Uydurma rüya ve hikayelerle para toplayanları nasıl motive ediyorlar?


    5 hr 3 min
  • Hatalar Psikolojisi – Carol Tavris Elliot Aronson

    Bu kitap İNSANIN NASIL KENDİNİ KANDIRDIĞINI en detaylı şekilde yazan, anlatan, öğreten ve de OKUNMASI ZORUNLU olan bir kitaptır. Her kişinin bu KİTABI OKUMASI, ÇALIŞMASI, ÖĞRENMESİ ve hayatına ivedilikle SOKMASI GEREKEN BİLGİLER DOLUDUR.


    MUTLAKA DİNLENMESİ GERKİR

    Hilekarlar, Ahmaklar, Alçaklar ve İkiyüzlüler:

    Bu İnsanlar Kendilerine Nasıl Tahammül Ediyorlar?

    1 . Bilişsel Uyumsuzluk: Kendi Kendini Haklı Çıkarmanın Motoru

    2. Gurur ve Önyargı . . . Ve Diğer Kör Noktalar

    3. Hafıza: Kendi Kendisini Haklı Çıkaran Tarihçi

    4. İyi Niyet, Kötü Bilim: Klinik Yargının Kapak Döngüsü

    5 . Yasa ve Kargaşa

    6. Aşkın Celladı: Evlilikte Kendi Kendini Haklı Çıkarma

    7. Yaralar, Anlaşmazlıklar ve Savaşlar

    8. Geride Bırakmak ve İtiraf Etmek

    11 hr 13 min
  • Cehalet bilimi, Küresel zeka algınızı nasıl yönetiyor? Prof Dr Tayfun Uzbay

    YAZAR FETÖ VE CEHALETİ SAVUNANLARIN KURBANIDIR.

    Bütün bilimsel çalışmaları durdurulmuş ve kumpasla hapis yatarak şerefli onurlu Askeri Türk doktoru ve de bilim insanıdır! Hayatını okuyun ve MUTLAKA KİTABI DİNLEYİN.

    Pror. Dr. Tayfun Uzbay, 2009’da GATA’da çalışırken ekibiyle birlikte geliştirdiği şizofreni ilacının patentini almıştı. Eğer ilaç üretilip piyasaya çıksaydı Türkiye’nin kendine ait ilk ilacı olacaktı. Ancak ilaç üretilemedi. Çünkü Tayfun Uzbay ilaç patentini aldıktan sonra önce Genelkurmay’da hakkında üst üste davalar açıldı. Davalardan kurtulduğu sırada Askeri Casusluk Davası’ndan tutuklandı. Pror. Dr. Uzbay, 2012’de tutuklanınca projesini durdurmak zorunda kaldı. Kumpasa uğradığı netleşip serbest kaldığında ise ekibini ve laboratuvarını kaybettiği için çalışmalarını sürdüremedi.
    Prof. Dr. İsmail Tayfun Uzbay 1959 yılında Ünye-Ordu’da doğdu. Lisans derecesini 1982 yılında İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’nden aldı. Gülhane Askeri Tıp Fakültesi (GATA) Tıbbi Farmakoloji Anabilim Dalı’nda 1992 yılında doktora eğitimini tamamladı. Aynı kurumda 1995 yılında doçent oldu. 1997-1998 yıllarında TÜBİTAK ve Kuzey Teksas Üniversitesi bursları ile Amerika Birleşik Devletleri’nde, Kuzey Teksas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Merkezi Farmakoloji Bölümü’nde ve 1999 yılında Cagliari Üniversitesi bursu ile İtalya’da, Cagliari Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Toksikoloji Bölümü’nde araştırıcı öğretim üyesi olarak çalıştı. GATA’da 2003 yılında profesör unvanı aldı. GATA Tıp Fakültesi’nde 2003-2011 yılları arasında Tıbbi Farmakoloji Anabilim Dalı Başkanı, 2011-2013 yılları arasında Yüksek Bilim Konseyi Üyesi olarak çalıştı. Türk Silahlı Kuvvetleri’nden 2013 yılında kendi isteği ile emekli oldu. Halen Üsküdar Üniversitesi’nde Rektör Danışmanlığı, Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölüm Başkanlığı ve Nöropsikofarmakoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi (NPFAUM) Müdürlüğü görevlerini yürütmektedir.

           2003-2012 yılları arasında TÜBÎTAK Ulakbim Türk Tıp Dizini Kurulu Üyeliği ve 2004-2012 yılları arasında Sağlık Bakanlığı Madde Bağımlılığı Tedavi Usulleri Bilim Komisyonu Üyeliği görevlerinde bulunmuştur. 2007 yılından bu yana Türk Eczacıları Birliği Eczacılık Akademisi Bilim Kurulu üyesidir. Eczacılık Akademisi’nin 2016 yılından itibaren başkanlık görevini yürütmektedir.

           Çalışmalarını deneysel nöropsikofarmakoloji alanında sürdüren Prof. Dr. UzbayTn bu alana özgü 11 adet Türkçe ve 1 adet İngilizce kitabı, 3’ü uluslararası 27’si ulusal 30 kitap bölümü ve saygın uluslararası listelerde yer alan bilim dergilerinde 121 adet bilimsel makalesi yayımlanmıştır. Çalışmalarına uluslararası kaynaklarında 2500’den fazla atıfta bulunulmuştur.

           Roche Tıp Araştırma Ödülü (1994), Eczacılık Akademisi Bilim Ödülü (2005), Prof. Dr. Rasim Adasal Bilim Ödülü (2005), Popüler Bilim Ödülü (2007), Beyin Araştırmaları Derneği (BAD) Yayın Teşvik Ödülü (2008), Özgün Çözümler Proje Pazarı ve Yarışması (Ege Üniversitesi Bilim Teknoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi, TÜBİTAK ve ELGİNKAN Vakfı desteği ile) birincilik ödülü (2009), Türkiye’nin En İyi Bilim İnsanları Ödülü-TAF NETWORK (2015) ve Şizofreni Dernekleri Federasyonu & Türkiye Ruh Sağlığı ve Tedavi Vakfı 2016 Yılı Mine Öz-Kâmil Genç Şizofreni Dostu ödülleri sahibidir.

           Şizofreni hastalığının oluşumu, tanısı ve tedavisine yönelik ilaç adayı üç molekülün incelemeli patentini almıştır. Bu alandaki araştırmaları Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından Yeni Buluşlar Şerit Rozeti ve Karargâh Üstün Hizmet Ödülü ile taltif edilmiştir.

           Prof. Dr. Uzbay ayrıca alkol ve madde bağımlılığına yönelik önemli bilimsel çalışmalar ve yayınlar yapmıştır. Toplumu madde bağımlılığı konusunda bilinçlendirmek ve eğitmek amacıyla çeşitli okullarda ve sivil toplum örgütlerinin organize ettiği toplantılarda doğrudan topluma yönelik 300’den fazla gönüllü konferans vermiş, yazılar yayımlamıştır. İngilizce bilmektedir, evli ve bir çocuk babasıdır.


    7 hr 49 min

About Öğrenmeyi Öğrenmek - Bilişsel Çarpıtma - Etik - Stoacı Yaşam

From the publisher's feed

Öğrenmeyi öğrenmek, tam öğrenme kavramının temeli ve eleştirel düşüncenin sonucudur. Bilgiye nasıl erişileceği, nasıl işlenip uygulamayla uzun dönem hafızamıza işleme hedefini öğretir. Bu denli önemli…