
Sign up to save your podcasts
Or


Değişmez kurallara sahip din, değişen kurallarla gelişen sosyal, ekonomik ve politik alandaki temel dinamiklere müdahale ederek toplumu yönlendirmeye kalktığında toplumun gelişimini önler. 1
Genel olarak bakıldığında geleneksel yaşamın ve dinin toplum her alanında hakim olduğu ülkeler bilimsel, ekonomik ve demokratik yapılarını yeterince geliştiremedikleri çağdaş dünya ile bütünleşemedikleri görülmektedir. Tarihsel gelişim süreci içinde ekonomik
sistemleri kültür ve din ile ilişkilendirmeden incelemek mümkün
değildir. Din sosyal bir olgudur ve her sosyal olgu ister istemez siyasete yansır.
İnanç sistemleri ve bu sistemlerin düşünce yapısı ile siyaset ve ekonomik gelişme arasında ilişki olduğu tezine kapsamlı olarak ilk defa
Alman sosyolog Max Weber (1864-1920) dikkat çekmiştir. Weber, kültürün, özellikle de dinin, insan davranışını biçimlemedeki rolünü detaylı bir şekilde ortaya koymaya çalışmıştır. Daha tutucu olan Katoliklere karşı Protestanların İncil'i daha toleranslı bir şekilde yorumlaması, Protestanların ekonomik açılımlarında oldukça etkili olmuştur.
Japon sosyal bilimcileri, Japonya'nın ekonomik olarak gelişmesinin
arkasında din faktörünün (Konfüçyüs öğretisi)2 yattığı tezini savunurlar. Birçok kolu olan Konfüçyüs inancı, eğitime önem verir ve bu
inancın ilahi bir güçten geldiğini iddia etınez ve İnsanın yaşamı
konusunda katı ve bağlayıcı kuralları yoktur.
Mülteciler tarih boyunca nasıl silah olarak kullanıldı anlatan bir makale
İslam Ruhban sınıfının nefret ettiği ve islami engizisyonla yok etmek için herşeyi yaptıkları akılcılığı savunan bir felsefeci
Eğer yaşadığınız toplumun için salak olarak yetiştirildiğinizi biliyor musunuz?
Salaklık düzeyinizi anlamak için dinleyin.
Bulaşıcı Salaklık Epidemiyolojisine Giriş Hasta Yakınları Bilgilendirme Kitapçığı Fevzi DEMİR
Gülme ve gülerek anlatma katlanmanın, savunmanın ve di renmenin yollarından biridir. Mizah aynı zamanda konumuza karşı bağışıklığı güçlendirir. Tarihçiliği mizahla birleştirebilen ustalardan İtalyan Gpolla'nın vurguladığı gibi, "Mizah alaydan farklıdır. Alay edildiği zaman insan başkalarına güler. Mizah söz konusu olduğunda, insan başkalarıyla birlikte güler. Alay gerilim ve çatışmalar doğurur. Mizah ölçüsünde ve doğru zamanda kullanılırsa [ ... ]gerilimleri ortadan kaldırmak, son derece üzücü durumları çöz mek, insan ilişkilerini ve bağıntılarını kolaylaştırmak için mükemmel ilaçtır. Kesin kanım şudur ki ne zaman mizah yapma fırsatı çıkarsa bu fırsatın kaçmamasına çalışmak taplumsal bir görevdir. "2
ÜNİVERSİTE: HEYECAN, MERAK, İTİRAZ
Heyecan, merak, coşkunluk, taşkınlık, denemek, yanılmak, itiraz etmek, cesaret etmek, yeni ufuklara açılmak, büyülenmek, ötekiyle karşılaşmak, dövüşmek, dönüşmek... Pek çoğumuz bu duygu ve deneyimleri en yoğun haliyle üniversite yıllarında yaşamıştır. Pek çoğumuz için üniversite yıllan hayatının en güzel yıllarıdır.
Bu, sadece gençlik dönemi, insanın en enerjik olduğu dönem olduğu için böyle değildir; aynı zamanda o gençlik enerjisinin üniversitede çağıldayacak bir ortam bulmasıyla ilgilidir. Genç insan üniversiteye gittiğinde insanlığın yüzlerce yıllık bilgi birikimini taşıyan bir mekana girmiş olur. Bu mekan, insanın dünyayı keşfetmesi, kendini geliştirmesi için muazzam bir fırsattır. Üstelik, o bilgiler içinde kesinlikler yoktur, tek hakikat yoktur, tabular ve kutsallar yoktur. Sormak, sorgulamak, farklı düşünmek serbesttir. Üniversite, her şeyden önce özgürlük esasına dayanır.1 Gündelik hayat pratikleri açısından da bu böyledir. Genç insan üniversitede toplum baskısından da biraz daha uzaktadır; saçını uzatabilir, eteğini kısaltabilir, açılabilir, kapanabilir, istediği gibi ilişkiler yaşayabilir. Ayrıca, üniversite farklı diyarlardan ve farklı zihniyetlerden yüzlerce akranla karşılaşılan bir mekandır; bir farklılık denizidir.
Ülkemizdeki anlayışa göre namuslu edepli olmalıdır. Bakın Siyasal İslamcılar nasıl bir ülkeyi yok ediyorlar.
işin en dramatik kısmı islam iflas etmiş ama bunu daha kabullenemeyen CIA ve Alman istihbaratının yetiştirdiği 1960 1970 yıllarında ellerinde sopa bıçak Alevileri ve Vatanın çıkarlarını gözeten okumuş aydınları, kıblelerini ABD donanmasına çevirerek namaz kılıp cihat naralarıyla öldüren Alman Nazi ve evanjelist ideolojiyle yoğrulmuş ılımlı islamın neferlerinin yani Siyasal İslamcıların göremedikleri:
60 kat fakir 8 kat zır cahil 3 kat erdemsiz üçkağıtçı namussuz ve de IQ80-90 ile gerizekalı olmak ve bu değerlerin daha da fazla artmasıyla tüm ulusların soytarısı olacağımızı görmek bilmek istemiyorlar
Müslümanlar, yaklaşık 7 milyar insandan oluşan dünya nüfusunun % 20’sini oluşturmaktadır. Dünya genelinde 600 milyon insan aşırı yoksulluk çekmektedir. Birleşmiş Milletler'in çok boyutlu yoksulluk tanımına göre, aşırı yoksulluk açlık, sağlık hizmetlerine erişilemezlik, barınak ve hayatta kalmak için diğer temel insan ihtiyaçlarını kapsayacak şekilde tanımlanmıştır. Dünyadaki en fakir insanların %50'si İslam Dünyası’nda yaşamlarını sürdürmektedir. Her 5 Müslümandan biri aşırı yoksulluk içinde yaşamaktadır. Müslüman ülkeler, dünyadaki petrol, doğal gaz, altın ve bakırı kapsayan doğal kaynaklarının %70'ine sahiptir. İslam ülkelerinin çoğunda ekonomik çıktılarının bir parçası olarak tarım yapılmaktadır. Türkiye, Pakistan, İran, Endonezya, Malezya ve Bangladeş gibi ülkeler, dünyanın dört bir yanına ihraç edilen çok miktarda temel gıda maddeleri üretmektedir. İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) 53 Müslüman toplam 57 ülke üyeliğinden oluşmaktadır. Sahra Altı Afrika’ndan 25 İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi dünyadaki en fazla yoksulluk çeken ülkeleri arasında yer almaktadır
İslam ile kölelik ilişkisi tartışmalarında İslamcılar genellikle kaçamak tutumlar alırlar. Köleliği sürdüren ve kurumsallaştıran İslam kaynakları karşısında zor duruma düşerler. Bu durumda, "İslam, köleye çok merhametli davranmayı istiyor" diyerek, İslamın kölelerin durumunu iyileştirdiğini, köleleri efendilerinin seviyesine yükseltmeye çalıştığını vb. öne sürerler.Ancak, İslam şeriatı "zamandan ve mekândan münezzeh"tir. Yani tabudur ve değiştirilemez. Kölelik kurumu İslamda kabul edilmiştir; bu, "Tanrı emri"dir. İslamcılar, işte bu yüzden, "kölelik" tartışmalarında "takıyyeci" bir tutum alırlar. Prof. Dr. İlhan Arsel, bu çalışmasında, İslamın kölelik karşısındaki tutumunu, tüm yönleriyle ele almaktadır. Yazar, konuyu ele alırken, başta Kur'an olmak üzere "en sahih" İslam kaynaklarına dayanmaktadır.
Her dua ettiğinizde her maneviyatı yaşamak istediğinizde ASLINDA AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİNİ İSTİHBARAT SERVİNİN YETİŞTİRDİĞİ GİBİ İSTEDİĞİ GİBİ YAPIYORSUNUZ. Dinleyin
Size daha önce hiç anlatılmayan ve sorduğunuzda bile susturulduğunuz en önemli konuyu dinleyin. Tercih yapmanız gerektiğinde İNSANLIK ONURUNUZU MU YOKSA ALLAH'IN DEDİĞİ OLUR MU? Bu sorunun cevabını aklınızı kullanarak bulmanız imkansız. EĞER CESURSANIZ DİNLEYİN.
İslam İşbirliği Teşkilatı:
Müslümanlık son 500 yıldır doktrin ve kuralları, kuran, hadis ve din adamları yüzünden öyle bir noktaya geldi ki, İslam İşbirliği Teşkilatı G20 ülkelerinden açlıktan ölenlerin sayısını azaltmak ve her gün şekilcilik mezhepcilik nedeniyle öldürülen 1000 müslümanların ailelerinin yarasını ve katillerinin cehaletini düzeltmek için dilencilik raporunda aşağıdaki gerçekleri okuyun ve fark edin ki eğer islam dinin mensubuysanız 60 kat sefil fakir 8 kat zır cahil 3 kat ahlaksız IQ80-90 olmanızı bakın nasıl anlatıyorlar:
Müslümanlar, yaklaşık 7 milyar insandan oluşan dünya nüfusunun % 20’sini oluşturmaktadır. Dünya genelinde 600 milyon insan aşırı yoksulluk çekmektedir. Birleşmiş Milletler'in çok boyutlu yoksulluk tanımına göre, aşırı yoksulluk açlık, sağlık hizmetlerine erişilemezlik, barınak ve hayatta kalmak için diğer temel insan ihtiyaçlarını kapsayacak şekilde tanımlanmıştır. Dünyadaki en fakir insanların %50'si İslam Dünyası’nda yaşamlarını sürdürmektedir. Her 5 Müslümandan biri aşırı yoksulluk içinde yaşamaktadır. Müslüman ülkeler, dünyadaki petrol, doğal gaz, altın ve bakırı kapsayan doğal kaynaklarının %70'ine sahiptir. İslam ülkelerinin çoğunda ekonomik çıktılarının bir parçası olarak tarım yapılmaktadır. Türkiye, Pakistan, İran, Endonezya, Malezya ve Bangladeş gibi ülkeler, dünyanın dört bir yanına ihraç edilen çok miktarda temel gıda maddeleri üretmektedir. İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) 53 Müslüman toplam 57 ülke üyeliğinden oluşmaktadır. Sahra Altı Afrika’ndan 25 İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi dünyadaki en fazla yoksulluk çeken ülkeleri arasında yer almaktadır
şimdi afrikalılar gibi fakirleşiyoruz.......
Geniş gruplar da gerilemeye uğrar. Önderin çevresinde toplanma, bayrakları sergilemek, grubu düşmanla ilişkili olabilecek adlardan ve derinin renginden “arındırmaya” yönelik çabalar, dünyayı çatışan uygarlıklara bölmek gibi etkinlikler, yurtseverlik ya da ulusal güvenlik gibi kavramlarla ilişkili olabilir. .
Resmî bir kararla liderden kamuya doğru “tek yön”de verilir: Totaliter rejimlerin politik propagandasında gözlenen şey budur. Demokratik ülkelerde dahi, kriz ya da terör dönemlerinde lider/yönetim’den kamuya doğru olan “trafiğe” daha fazla odaklanılması söz konusu olur, çünkü kamu, kendisini, kişisel kimliğini ve geniş grup kimliğini koruyacak bir “kurtancı” aramaktadır.
Prof. Volkan, Kıbrıs'ta Lefkoşe’de doğdu ve tıp eğitimini Anka ra Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde tamamladıktan sonra ABD’ye yerleşti.
Prof. Volkan, Virginia Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri bölümünde 1963-2002 yıllan arasında eğitim görevlisi olarak çalıştı ve 2002’de Emeritus Profesör (memuriyet unvanını koru yan emekli profesör; ç.n) olarak emekliye ayrıldı. 1974-1994 yılları arasında Virginia Üniversitesi Blue Ridge Hastanesi’nin medikal direktörlüğünü yürütmüştür. 2002’den beri Massachu- settes eyaletindeki Stockbridge’de Austen Riggs M erkezi’nde onursal “Erik Erikson Bilim Adamı” (scholar) olmuştur. Ayrıca Washington Psikanaliz Enstitüsü’nde Emeritus Eğitim ve Süper- vizyon Analistidir ve hem Uluslararası Politik Psikoloji Demeği (ISPP) hem de Virginia Psikanaliz Demeğinin eski başkamdir.
1990’larda eski ABD Başkanı Jimmy Carter’ın yönetiminde ki Carter Merkezi Uluslararası Görüşmeler A ğı’nın üyesi olarak görev almıştır. 1995’te FBI Kritik Olaylara Yanıt Grubu için Se çilmiş Danışma Komisyonu’na başkanlık yapmıştır. 1999’da Avusturya Viyana’da 27. Yıllık Sigmund Freud Semineri’ni ver miştir. 2000 yılında Tel A viv’deki îzak Rabin İsrail Çalışmaları Merkezi’nde Onursal Rabin Öğretim Görevlisi olarak görev yapmıştır. Şubat 2001’de, Boston Massachusetts’teki Harvard Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde konuk profesör olarak çalış mıştır. 2002’de Uluslararası Psikanaliz Demeği Terörizm Komitesi’ne atanmıştır. 2003’te İzmir Ege Üniversitesi’nde konuk psikiyatri profesörü olarak çalışmıştır. 2005 yılında Ankara Üni versitesi’nde konuk psikiyatri profesörü olarak çalışmıştır. 2006 yılında Viyana, Avusturya’da “Fullbright/Sigmund Freud Vak fı ’nda Konuk Psikanaliz Bilim Adamı” olacaktır.Prof. Volkan’ın aldığı birçok ödül arasında Nevitt Sanford Ödülü (1994), Max Hayman Ödülü (1995), L. Bryce Boyer Ödülü (1996), Margaret Mahler Edebiyat Ödülü (1999). 2003 ’te uluslararası bir jüri, dünya çapında psikoterapiye olan katkıların dan ötürü Prof. Volkan’ı Viyana Kenti ve Dünya Psikoterapi Konseyi tarafından verilen Sigmund Freud Ödülü’ne lâyık gör müştür. 2005 yılında, Finlandiya Kuopio Üniversitesi Tarafın dan Prof. Volkan’a fahri doktora verildi.
Prof. Volkan, on iki yıldır üç ayda bir çıkan M ind and Human Interaction (Zihin ve İnsan Etkileşimi) adlı derginin kurucusu ve editörüdür. Otuz beş tane kitabın yazan veya yazarlarından biri dir. Bunun yanında on tane daha kitabın editörü veya editörlerin den biridir. Üç yüzü aşkın bilimsel makale yayınlamıştır. Çalış maları Felemenkçe, Fince, Almanca, Yunanca, İbranice, İtalyan ca, Japonca, Romence, Rusça, Sırpça, İspanyolca ve Türkçe’ye çevrilmiştir.
2005 yılında, ortaya koyduğu psikopolitik teoriler ve dünya nın problemli birçok yerinde barış için yaptığı çalışmalar nede niyle Prof. Volkan Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterilmiştir
Müslüman mısınız?
Dininizi ne kadar biliyorsunuz?
Kutsal olduğunu iddia ettiğiniz Kuran isimli kitabı anlayarak kaç defa okudunuz?
Kuran kelimesinin ne anlama geldiğini biliyor musunuz?
En son dinin "imanlı" "inançlı" ve de elinizden geldiği kadar ibadetleri yapıyorsunuz, 1071 Anadolu'ya gelmeden önce müslüman olan Türklerin 800 yıl süresince islamın kılıcı olarak büyük işler yapıldığını, Fatih sultan Mehmet, Kanuni sultan Süleyman'ı, Piri Reisi, İbn Sinay'ı biliyor O şanlı dönemler keşke o zamanları yaşasaydım, dinimi yaşasaydım, Allah'ıma sığınırım büyük ve tektir.... Ah şu kemalistler ah şu batıyı taklit eden hainler diye aklınızdan 1 kez geçti mi?
Yıllardır sevip saydığınız arkadaşlarınızın ileri geri dininiz hakkında saygısızlık yaptığını düşündünüz mü?
Kuran mucizelerle doludur. Allah'ın dediği olur. Batı veya kafirler bizi kıskanıyor, Ahhhh Abdülhamit büyük sultan dediğiniz oldu mu?
Kuran 'okumak, toplamak, bir araya getirmek, aktarmak, duyurmak' anlamına gelir. 2 kapak arasında toplanmış ayetler anlamına gelir. Ve maalesef siz, Tanzimat döneminde suni olarak yaratılan dinin uzantısını islam dini olarak yaşıyorsunuz.
islam dininin MS 1200 yılında, Antik Yunan felsefecilerinin eserlerini yorumlayarak, yeniden geliştirerek İslam kimliğine Altın Çağını yaşatan,
Ya Erbakan gibi vatanına ihanet ederek şu an ki mevcut Onların Doları varsa bizim Allahımız imanımız var diyen, zorla dini hayatınıza sokanların, ağızlarından Allah Peygamber düşmeyen, kadınları baş örtüyle ikinci sınıfa sokan, din eğitimi veren kurumlarda erkek çocuklarına anal yoldan tecavüz edip bir kereden birşey olmazı söylerken LGTB lanetleyen SİYASAL İSLAMIN Hitler'i nebi, gizli müslüman, islamın kurtarıcısı olarak bilen kadronun torunları olduğunu, aynı şekilde ALMAN İSTİHBARAT servisiyle ABD İngilterenin Komunizmle savaşılmak için BEYİNLERİ YIKANMIŞ VAROŞLARDAN toplanmış kişilerin size islam diye KUBİLAY'ın kafasını kesen, Şeyh Sait Nursi ile çıkan isyanla Kerkük Musul'u kaybettiğimizi, daha sonra alman ajanların desteğiyle ışıkcılar, Nurcular ve de FETÖ olarak bilinen ihvancıların dine inanma ibadet şeklinizi hatta dua etmenizi kendinizi fakir ama güçlü hissetmenizi sağlayan BEYİN YIKMANIN GERÇEK HİKAYESİNİ ANLATAN binlerce ve de yüzlerce kitabın en tutarlı ve doğru şekilde anlatan BU KİTABI ALIN AMA MUTLAKA DİNLEYİN. NASIL ALDATILDIĞINIZI ANLAYIN
From the publisher's feed