Bahçemin ağaçları, bahçemin çimeni, çiçeği,
Bahçemin dikenleri, doymadım size!
Duvarlar, çitler, kayrak taşları,
Kayrak taşlarıyla konuşan çeşme...
Bazen rüzgârın uğultusuna karışıyor,
Bazen ağustos böceğinin teranesine
Büyük Bahçıvan’ın beni çağıran sesi, Eylülün, sarı yaprakları çağırması gibi...
Bir bahçe mi olsam, gittiğim yerde?
Yalnızca bir ağaç mı pınar başında?
Mor renkli bir güz çiçeği mi?
Gök rengi bir yaz çiçeği mi yoksa?
Hiçbiri değil, hiçbiri belki!
Ey bu topraklar için toprağa düşen!
Bir karış toprağın var mıydı yaşarken?
Bütün ihsaslarımla, Tanrının yaratma sanatını bir körün çağlayana kulak vermesi gibi
hissetmeye çalışıyorum yaşamı
Ben gerçeğim, yanlış fikir olamam
Ben, beni kendimde arar bulamam
Bulursa soysuzlar ezerler beni
Ben kolu bağlıyım, çözmeyin
Ben hasta olursam, ilaç ezmeyin
Beni kalbe yazın, taşa yazmayın
Çünkü o bir taştır, kazarlar beni
Ben, bana çok dersem, elbet yok kibirlenmek
Ben beni yok gördümse, çok benem
Nesimi demeyin yüzerler beni
Ben aşığım...ağzı sözlü kalayım
Dokunmayın bana! Gizli kalayım
Reyhani'yim, birgün çözerler beni
Tersine gözlerin, aksi bakışı
Dostken düşmana çevirdi beni
Ağladığım, düşmanımı güldürdü
Poyraz yeli küme küme kaldırdı, Buğdaysız samana çevirdi beni
Gerçeği bilerek sakla dediler
Misal-i Mecnunlar örneği, çöller
Köküme göz dikti kara cahiller,
Budaksız ormana çevirdi beni....
İnkarın küreği küfrün kazması
Haksızın darbesi gücün ezmesi
Limansız denizin ani azması
Yelkensiz kaptana çevirdi beni
Gönül düşman derken, bakış dost derken
Bulut nara atıp, rüzgar es derken
Biri konuş, derken biri sus derken
Akıllı hayvana çevirdi beni..
Ben bir şarap testisi olsam....bir şarap testisi,
Tıpkı böyle bir ceviz ağacının altında
Sızıp kalan bir bahçıvanın
Boynuna sarılıp ağladığı bir şarap testisi!