Kitaplara sarılmak, dostlarla konuşmak,
Yazıya oturup sonu gelmeyen cümleler kurmak,
Camdan dışarı bakıp, puslu şarkılar mırıldanmak….
Böyle zamanlarda her şey birbirinin yerini alır
Çünkü her şey bir o kadar anlamsızdır
İçimizdeki ıssızlığı dolduramaz hiçbir oyun...
Para etmez kendimizi avutmak için bulduğumuz numaralar...Acı yaşatan ayrıntıları nereye saklayacağınızı bilemezsiniz.
Çıplak bir yara gibi sızlar paylaştığımız anlar,
Eşyalar gözünüzün önünde durur, yarattığınız alışkanlıklar
Korkarsınız sözcüklerden, sessizlikten de; bakamazsınız aynalara,
Çağrışımlarla ödeşemezsiniz. Dışarda, hayat düşmandır size
İçeride odalara sığamazken siz, kendiniz
Bir ayrılığın ilk günleridir daha
Her şey asılı kalmıştır bitkisel bir yalnızlıkta
Gün boyu hiçbir şey yapmadan oturup, Kulak verdiğiniz saat tiktakları Kaplar tekin olmayan göğümüzü
Geçici bir dinginlik, düzmece bir erinç
Suyu boşalmış bir havuz, fişten çekilmiş bir alet kadar tehlikesiz Bakınıp dururken
Boş bir çuval gibi, çalmayan bir org gibi, plastik bir çicek...Unutulmuş bir oyuncak, eski bir çerçeve gibi. Hani,
Unutsam eşyanın gürültüsünü, nesnelerin dünyasında
Kendime bir yer bulsam, dediğimiz zamanlar gibi....
Kendimizin içinden, yeni bir kendimiz çıkarmaya zorlandığımız anlar gibi
Yeni bir iklime, yeni bir kente, bir tutkunluk haline,
Başımıza gelmiş bir felakete Kendimizi hazırlar gibi. Yani dayanmak ve katlanmak için. Hayatımıza verdiğimiz bütün anlamlar, denemeseniz de, bilirsiniz. Hiç yakın olmamışsınızdır bu kadar. Bana zamandan söz ediyorlar...Gelip, size zamandan söz ederler
Yaraları nasıl sardığından, ya da her şeye nasıl iyi geldiğinden. Zamanla ilgili bütün atasözleri gündeme gelir yeniden.
Hepsini bilirsiniz zaten, bir işe yaramadığını bildiğiniz gibi. Dahası onlar da bilirler.
Ama yine de güç verir bazı sözler, sözcükler. Bittiğine kendini inandırmak, bazı gerçeklere katlanmak, sırtımızdaki hançeri çıkartmak, Yüreğinizin unuttuğunuz yerleriyle yeniden karşılaşmak
kolay değildir elbet. Kolay değildir bunlarla baş etmek, içinizi öldürmek.
Zaman alır. Zaman alır sizden bunların yükünü O boşluk dolar, yaralar kabuk bağlar, sızılar diner, acılar dibe çöker. Hayatta sevinilecek şeyler yeniden fark edilir. Bir yerlerden bulunup, yeni mutluluklar edinilebilir. Bazen o boşluk doldu sanırız, Oysa o boşluğu dolduran eksilmemizdir.
Gün gelir, bir gün Başka bir mevsim, başka bir takvim, başka bir ilişkide O eski ağrı, Ansızın geri teper. Dilerim geri teper. Zamanla yerleşir yaşadıklarımız, yeniden konumlanır, çoğalır anlamları, önemi kavranır. Bir zamanlar anlamadan yaşadığın şey, çok sonra değerini kazanır. Kim bilebilir bizden başka? Solgun yollardan geçtim. Bakışımlı mevsimlerden, İkindi yağmurlarını bekleyen, Yaz sonu hüzünlerinden
Gün günden, puslu pencerelere benzeyen gözlerim... Oysa şimdi içimin yıkanmış taşlığından bakarken dünyaya
Yangınlarla bayındır kentler gibiyim: Çicek adlarını ezberlemekten geldim. Uzun uzak yolları tarif etmekten, giderken ya da dönerken atlanan eşiklerden. Duyarlığın gece mekteplerinden geldim. Gençliğimin, rüzgara verdiğim yılları, gökummaların ve iç dökmelerin vaktinden geldim. Kötülükler imparatorluğunda, bir tek şiir yazmayı biliyordum Sonra dünyanın bütün sinemalarında, bütün filmleri seyrettim. Adım onların adının yanına yazılmasın diye, Acı çekecek yerlerimi yok etmeden, Acıyla baş etmeyi öğrendim. Yoksa bu kadar konuşabilir miydim? İpek yollarında kuzey yıldızı, Aşkın kuzey yıldızı sanırsın durduğun yerde. Bir şiir yaşatır her şeyi, yaşamın anlamı solduğunda, ben yoluma devam ederim bitmemiş bir şiirin ortasında. Darmadağınık imgeler, sözcükler ve kafiyeler...Yaşamsa, yerli yerinde. Yerli yerinde her şey...Yepyeni bir mazi yarattı sözcüklerin gücünden. Şimdi her şey doludizgin ve çoğul. Şimdi her şey kesintisiz ve sürekli bir devrim gibi. Şimdi her şey yeniden...