Gizem, bir geyik başı gibi uzanıyor aramızda.
Boynuzlarında senin karmaşan ve sana ait bilmediğim,
Bilmek istemediğim onca şey.
Buna benzer çözemediğim bir çok şey.
İki geyik ormanın kuytularında birbirine sarılmış yatıyor,
Boynuzları birbirine geçmiş
Kırmızı bir yunusun havada sıçraması olurdu senin gülüşün,
Geyiğin boynunda kırmızı bir leke var.
Melankolimin tozu alındığında, kanayan bir yürek çıkacak ortaya.
Geyiğin boynunu tuttuğum zaman elimde kalan pas lekesi,
Ya da, böyle bir şey seni anlamaya çalışmak.
Seni sevdiğim zaman, kadife tüylü bir geyik ormanda su içiyor
Ya da yeşil kadife tüylü bir su akıyor boynuzlarımızın arasından.
Dünya tatsızlığı kristalleşirken kimyasal bir çözeltide,
Anti-maddeye kaçmak istersin sadece.
Bazen ama bir insanla bir şey olur,
İki geyiğin sıçrayıp havada öpüşmesi gibi.
Bazı insanlarla yıllarca görüşsen de bir şey olmaz.
Ormanda bir kuş hızla dönüyordu.
Yürek denen ormanda bir kuş anormal bir hızla döner,
Ve kaçmamız gerektiğini söyler bize.
Çünkü her şey çok fazladır.
Kendi etrafında nefes kesici bir biçimde dönen bir kuş,
Kendini ve etrafındakileri yaralar.
Bunun için aşkı hiç kimse, insanın kendi arkadaşları bile istemez.
Kumrular sakindir bir tek.
Seninle biz hiç kavga etmeyelim
Çünkü geyikler kavga ettiklerinde boynuzları birbirine dolanır ve ölürlermiş.
Birkaç gün sonra dolunay olacağını,
Rakı içeceğini ve denize, deniz kızları için biraz rakı dökeceğini söyledin.
Kıskandırmanın daha zarif bir yöntemi olamazdı.
Ama beni daha fazla kıskandırma olur mu?
Ve kalbimin bir porselen gibi olduğunu hiç unutma.
Çocuk gibi olduğumu söylemiştin zaten.
Çocuk gibi yazdığımı biliyorum bu kitapta.
Açıklanamayan şeylerin merkezi olsun isterdim bu kitap,
Hiç kumru olamamış bir çocuk, izini bırakırken onun üstünde,
Ararken bir kumru oluş halini.
Hayır, saatleri, geyikleri anlatmıyor bu kitap.
Bir kumru oluş halini anlatıyor
Ya da bir kumru olamayış halini.
Bazen bir şey görünür gibi oluyor,
Bazen bir şey görünmüyor.
Bazen bir şey değişecekmiş gibi oluyor,
Bazen bir şey değişmiyor.
Bazen beni hep sevecekmişsin gibi oluyor,
Bazen hiç sevmemişsin gibi.
Bazen bu kitap açıklanamayan şeyleri anlatıyormuş gibi oluyor,
Bazen hep açıklanan şeyleri.
Bazen bu kitap senin gibi oluyor,
Yani sen beni kumru yapmaya çalışırken benim kumru olamayış halimi.
Bazen bu kitap aşk gibi oluyor,
Senin aradığın saatleri anlatmıyor bu kitap.
Aramadığın onca saatin dehşetini anlatıyor ancak.
Fazlasıyla realist olduğum için, tek bir saate doğru ilerliyor:
Geyiklerin kavga edip, boynuzlarını açamayarak öleceği saate.
Boynuzlarımız birbirine dolaştı ama sadece ormanda uykuda.
Bak hala “major tom” çalıyor pikapta..