Kendi yazdığı şiire ağladı şair
Artık hiç sevilmeyecekti belki de
Verdiği tek bir sözü bile tutamadı şair
Kendini bir kere bile mutlu edemedi
Başkasının sevgisine iç geçirdi
Kaldırdı kadehini, yanında olmayanlara içti
Yaşanmakta olan şeyi kabul etmedi şair
Edemedi çünkü, öğrendi bir kere sevgiyi
Tattı o acı zehrin en tatlı halini
Kendine söz vermemeyi öğrendi
Her detayı acıyla izledi o şair
Acı çektirmeden yaşatmazdı kendini
Zaten artık yaşatmayacaktı da kendini
Yüzlerce kez denedi şair,
Kendini öldürdü yüzlerce kez,
Ruhunu öldürdü sayısızca,
Ama aşkını öldüremedi şair,
Ey gökküşağını yaratan ressam
An gelecek,siyah-beyaz şiirler yazacaksın
Tüm renklerin yine karışacak birbirine
Her şaheserde onun gözlerini göreceksin
Rüzgarın sesi onun çaldığı notalar olacak
Dağların eteklerinde aslında onun saçlarını göreceksin
Rivayetin yalan olduğunu sana öğretecek bir kadın
Resmini yudumlayıp, gözlerinde kaybolacaksın
Gözlerin yavaşça ağırlaşacak
Sen biraz daha göreyim diye gayret edeceksin
Yorma kendini ey ressam, ey şair
Bir kadeh içinde onu kaybedeceksin
Senin her şarkın aslında ona ait olacak
İpek tenini başka yerde bulamayacaksın
Onun bir beden olmadığını çok geç anlayacaksın
Eski bir çiçek pasajında denk geleceksiniz belki de
Tanımayacak seni, umursamayacak belki de
Öyle ya, bir film misali hayatın gözünden akacak
İşte o zaman, gerçekten öleceksin gözlerine bakarak
Bu kaçıncı yeni sayfam bilmiyorum
Bunu da gözyaşıma teslim etmek istemiyorum
Ruhum beceremese de bedenim ağlıyor
Bir hafta ortası kelimeleri eskitiyorum
Kendime gelirken yoruluyorum
Sana koşarken sonumu görüyorum
Tek bir buse için yolları bitiriyorum
Yine de deniz gözlerine ulaşamıyorum
Rüzgarlar beni savuruyor senden sana
Onlar da biliyor, gidecek başka yerim yok
Kadehim ellerimden düşüyor
Şarabım yoluna yol oluyor
Ateşin sana aşkımı söndürüyor
Her sayfam yine denize dönüşüyor bu karanlıkta
Mehtabı görüyorum sana yazdığım her sayfada
Gecemi bir tek senin beyaz tenin aydınlatıyor
Sana olan aşkım ütopyaları besliyor