Ey hayalini aşığa bir elçi gibi gönderen,
Onun vasıtasıyla aşka davet eden,
Ey zayıflamış bedenine deva olan sevgili!
Senin ırmağına girince, bütün kirlerimden temizlenir,
Tertemiz bir insan olurum!
Senin yüzün benim bayram ayımdır
Ben seni aklımdan hiç çıkarmadım;
Ben sadece aklımı çıkardım.
Ve böyle bilsin bütün dünya,
Ben aklımı senin râmına değil,
Senin uğruna, senden çıkardım
Ne zaman umrumda ne mekan benim
Ben seni göreli benden vazgeçtim
Bugün yanalım yarın yanmamak için
Ölelim ölmez iken, yine ölmemek için
Bana göre aşık öyle olmalı ki,
Her tarafı ateşler sarmalı,
Her tarafta kıyametler kopmalıdır
Ey zülfü aslanlara ayakbağı olan güzel sevgili!
Sultan iken baş üstünde tuttuğun,
Viran edip kölem diye sattığın,
Hasretlere ilmek ilmek attığın,
Görünen yıldız değil, yer delinmişdir felek
Gün yüzünün hasretiyle tîr-i âhımdan benim
(Ey sevgili bu görünen yıldız değildir,
Gün yüzünü görememenin vermiş olduğu hasretle, âhımın oklarından yer yer gökyüzü delinmiştir.)
Senin adını duyduğum an, benim adım da, namım da mest oldu.
Birkaç köşkle, birkaç huri
Elde mızrap, dilde türkü değilsin
Bir ah etmem senden gelen bin derde
Arat beni vur emriyle her yerde
Katilime bir resmini göster de
Görmüş olsun seni gören göz beni
Gözyaşımı mesken tutar geceler
Harf çıldırsa deli olsa heceler
Senin gözündür seni ihbar eden
Her neye bakarsan kendi yüzündür
Kimde ne görürsen kendi özündür
Bugün canım yolda koydum yarın seni bulmak için
Sensin bana genc-i nihan,
Söyler isem, sensin sözüm
Seni gözetmekten gayrı yeğrek şikarım yoktur
Canı sensiz kararım yokdurur
Yoldan çıkıp varan yoktur