Senin güzelliğin, dünyaya dedikodudur
Acaba saçın amberi görüp mis kokulu mu olmuş?
Yüzünün aydınlığını görüp de yansam,
Aydınlık görünce yakar kanatlarını kelebekler
Seni cân ile sevmek eğer günah ise bana
Baştan ayağa günah ile yüzü kara benim
Aklım, saçının kokusuyla doludur..
Gözyaşı dalgaların taşıp başımdan aştı
Muhibbi ansızın divane oldu
Öyle nam sahibi ki, sabah rüzgarı gibi merhamet artırıp saçar
Öyle selam ki, gönül kapan şeker dudaklıların kavuşması gibi,
Öyle dualar ki, aşıkların avazı gibi yanık,
Öyle övgüler ki, arzuların ve kalbin meyillerinin sözleri gibi ateşi şulelendirir.
Ağaçlar kalem olsa dahi bu ayrılığın açıklamasını yazabilirler mi?
Ey benim gülen yüzüm, ey benim hayalim, hakikatim, içine sevgiliden başka hiçbir şey olmayan şu gönlüme yemin ederim ki, senin sevmediklerini ben de sevmem.
Canımı sana feda edemezsem eğer, o can dertsiz kalmasın. Gamdan kurtulmasın. Başından bela eksik olmasın.
Gözlerim senin için ağlamıyorsa eğer, kararsın, hiçbir şey göremez olsun.
Senden başkasına ümit bağışlarsam, umudu gerçekleşmesin. Olmasın. Ve ben hayal kırıklığından kurtulmayayım.
Senin için yaşamıyorsam eğer, varlığım sana ait değilse, ben o varlığı istemiyorum. Yıkılsın gitsin.
Gönlümde düşmanlara ait, düşmanlara karşı hiçbir dilek bulunmasın. Çünkü benim gönlümde senin rızanı kazanmaktan başka dilek yoktur.
Sensiz bir canı, bir an dahi kaza edemem.
Lakin ne çare ki, başa gelen senin dertlerinden başka bir şey değildir.
Hangi güzellik vardır ki, senin güzelliğinden onda bir kırıntı bulunmasın.
Senin ışığının vuruşundan ibaret olmasın.
Hangi padişah hangi emir vardır ki, senin dilencin, senin yoksulun olmasın...
Sen parlayan mumsun bana.
Mumun hayatı ateşle değil mi? Ateş ile mutludur o.
Aşkınla ben divaneyim, sen can afetisin bana.
Cömertlik ve eli açıklık...Ne istersen yap.
Sen şah ve sultansın bana.
Geceye nur bahşeden güneş cemalindir senin,
Ruhuma hançer çeken her dem kaşın hilalindir senin.
Ben inleyen bülbülünüm, sabaha dek ağlayanın.
Derdime vakıf değil canan.
Benüm bu derdİmi derde giriftâr olmayan bilmez
Derûn âteş-i ışka yanup nâr olmayan bilmez
Hakkı vardır şad olanlar.
Cânına cân olan, bilmez cânın kıymetini
Cânân da bilmez cânına cân olanın kıymetini...
Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil. Çektiğim alamı bir ben birde Allah’ım bilir.
Sana öyle hayranım ki, sen bile hayransın bana.
Ayrılık içinde ölü bulmuşken,
Buldum dudağından ben hayat, sen ölümsüzlük suyusun bana.
Gönlüm saçlarına bağlıdır,
Can verme gam-ı aşka ki, aşk âfet-i cândır;
Aşk âfet-i cân olduğu meşhûr-ı cihandır
Öyle bed-hâlem ki, ahvâlim görende şâd olur
Her kimin devr cevrinden dil-i nâ-şâdı var
(Halim öyle kötü ki, devrin zulmünden dolayı kimin gönlü kederliyse,
Benim halimi görünce neşelenir. (kendi haline şükreder)
Ahım gökyüzüne ulaşmıştır.
Ey canım Muhibbî hastadır,