İçimdeki küçük kız, sık sık seni sahipleniyor
Seni sarmalayıp, korumak istiyor
Pes etmek istiyorsun değil mi? Kendini o boşluğun içine bırakmak, ve her şeyden vazgeçip öylece gitmek istiyorsun.
Mücadele etmekten yoruldun.
Gücünün tükendiğini düşünüyorsun.
Ve artık ne olacaksa olsun diyorsun değil mi?
Üzerindeki toprağı döksen,
Şöyle inanarak son bir gayret göstersen,
Belki de her şeyi düzelteceksin.
Sakın bana bu mümkün değil deme...Çünkü denemedin.
Her şey alt üst olmuş gibi duruyor,
Ve bu seni korkutuyor değil mi?
Üstelik yeniden başlamak istesen bile, nereden başlayacağını bilemiyorsun.
Bu da senin, kollarını açmana, ve yeniden başlamana engel oluyor değil mi?
Peki ben sana nerden başlayacağını söyleyeyim mi? Tabii ki kendinden başlayacaksın.
Çünkü sen, sana göre sıfırsın.
Ve her şeyi düzeltebilmek için doğal olarak sıfırdan başlamalısın.
Sana yeni bir sayfa aç demiyorum.
Elindeki defterle kalemi çöpe at diyorum.
Biraz daha bükebileceğini zannettiği her şeyin kırıldığını görür insan.
Mücadele ediyor olmak, bir şeyler için emek harcamak; erdemdir diye öğrettiler bize. Yanlış sayılmaz. Ama eksik. Mücadele, bize zarar vermediği mahiyette güzeldir. Emek, alıcısı olduğunda verilmelidir.
Bugüne kadar insanları yazdın,
Sayfalar atladın da, eline ne geçti?
Bugünden itibaren değiştir kendini...
Bırak...Başkaları senin için yeni sayfalar açsın.
Sen bildiklerini, aklına yazmayı öğren.
Biraz da seni kaybetmeye korkanlar kendine defterler alsın.
Sahiplenmeye çalıştığın herkes,
Veya her şeyin tutsağına dönüşürsün!
Belki de sahiplenmek değil, vazgeçebilmek özgürlüğü getirirdi
Kendi başına yanılmak, başkalarının yanlışlarını yinelemekten daha iyidir.
Takılıp düşmekle, sırtını yaslamışken düşmek çok ayrı şeylerdir.
Düştüğünde, yanında zannettiğin insanların yokluğu daha çok acıtır.
Bazı düşüşler, yanında kimin olup olmadığını görmen için vardır.
İnsan bazen, bir akşamüstü kızıllığında vazgeçer, ansızın. Her şeyden ve herkesten.
İnsan bazen, sabaha karşılarında en hüzünlü gecelerin, vazgeçer.
Kendi çukuruna düşmek, başkalarının çukurunda boğulmaktan daha iyidir.
Yolun tam ortasında ayaklarının dermanı kesilecek, dizlerinin üzerine çökeceksin. Düşmekten korkma, düştükçe daha da güçleneceksin. Sonra herkes kaybolacak. Gölgen bile seni terk edecek. Ama bu yenilgi sayılmaz.
Herkes gitse de o seni bırakmaz, bilirsin.
Gör, ayağa kalk, ve devam et.
Simsiyah kalemler verip gökkuşağını çizmeni isteyecekler senden hep. Mutlu olduğun her anın ertesinde, hüzünler kucağını açacak, sarılacaksın. Çiçekli bir yola gitmeyecek hiçbir adımın. Ölmeden önce de ölür insan bazen, bilirsin.
Yaşarken ölmek can yakıcıdır. Öğreneceksin.
Herkes, bir gün gidebilmek için gelir.
Çünkü şairin, şiirinde de dediği gibi:
''Eve dönmekten ibarettir hayat.''