Yıldızlar terler ya, sen de terliyorsun
Aynı pırıltılı burun kanatlarında hiç dinmiyor gece
Köpekler havlıyor uzaktan
Denizi tokmaklıyor balıkçılar
Bu sesler işte, sessizliğini büyüten toprak
O senin sardunyalar konuşurken sessizliğini
Kekik kokuyor ellerim hala
Elimden düşmüyor mavi kalem
Ben, senden öğrendim deniz yazmayı
Bunca yalnızlıklar, bunca yokluklar benim işim değil
Bu çirkinliği ben yaratmadım
Neydi beni böyle sinirli yapan şey?
Bir bardağa şekeri dökmeden koyamamak.
Neydi beni tedirgin eden gerçek?
Elimde tuttuğum kaşık sallanacak mı?
Neyin havası bu üstüme sinen?
Konuşamayacak mıyım karşında?
Üstümde ağırlığını hissediyorum.
Sıkışıyorum, daralıyorum masada
Uzandığımda titriyor yine ellerim,
Ürküyor yüreğim, söyleyemiyorum.
Hepiniz aslında terssiniz bana
Bir an önce özgür olduğum sokağa koşmak istiyorum.
Sevemedim pazar kahvaltılarını,
"Olmaz olsun" derdim için için
Yarı aç, yarı tok kalmayı o sofrada öğrendim
Hiç bir zaman tok kalkmadım hiç bir masadan.
Bilinçaltımın oyunu mu bu, bilemedim.
Çokta sorgulamadım zaten.
Senin daha elimden tutup,bir kez götürmediğin denizde kulaç atmayı öğrendim.
Sana yabancı bunlar...Görmedin hiç.
İş çıkışı oturduğun, uzandığın koltuktan ibaretti yaşantın
Herkese, her şeye, meydan okuyordum.
Evde senden korktuğum kadar sokakta korkmuyordum
Misafir olmaya başlayınca sana,
Yemek yerken, kafamı kaldırıp seni izlemeyi sevdim.
Sen yoktun, ben yalnız kalmayı öğrendim
Acıya duvar gibi durmayı öğrendim
Kaybolmuş bir dilin sözcükleri gibi köksüz, bağsız durmayı öğrendim...
Bende sevmediğin ne varsa, senden türedi
Şu dudaklarımdan çıkan iğrenç sözler besbelli senin eserin
Ne buldumsa, sende buldum kötülükten yana
Ne öğrendimse senden öğrendim
Çok uzundu yol, koştum durmadım. Aldırmadım yağmura... Aklımda seni kaybetmek vardı. Bir insanın sabah uykusu kadar sevdiği birini kaybetmesi. İşte alışılabilir bir şey değil bu. Senin bir daha olmayacağını söylediler, inanmadım.
İnanmak...En zoru işte...
Hep sağanak yağışlarımdan....
Bitmek bilmez kışlarımdan....
Şimdi onu nasıl inandırabilirim bütün bu süreyi onunla birlikte yaşadığıma?
Onu unutmuş gibi yaşarken, onu düşündüğüme?
Anlamaz...Görünüşe kapılır, anlamaz.
Ona tek bir cümle söyleme şansım olsaydı, bana hissettirdiklerini, yaşattırdıklarını, her şeyden önemlisi onsuz da üstesinden geldiğimi uzun uzun anlatmak yerine ''Artık canım yanmıyor..'' derdim. Canın yanmıyorsa, hissetmiyorsun demektir.
Ve hissetmemek, nefret etmekten bin beterdir.