Tüm bunlar ve senden öncesi, aşktan uzak olanlara ne boş kelam
Siyaha değen elin her daim beyaz,
Sana göz süren siyahın gönlü, kalır mı siyah ?
Sanma ki, inadımda sarı bir safra
Dilimde uçuşan rüzgârlı bir sayfa,
Sözlerimde silinmiş bir şifre vardır.
Dal goncayı bir sabah açılmış buldu,
Gül melteme bir masal deyip savruldu
On günde bir gül yetişip, açıp, solup
Sen acırken bana, hiçbir günahımdan korkmam
Benle oldukça; yokuş, engebe, yoldan korkmam
Beni ak yüzle diriltirsin Tanrım, bilirim;
Defterim dolsa da suçlarla, korkmam.
Senin yüzün güneş midir, yoksa ay mıdır?
Benim iki gözüm...Bil ki, sen canımsın
Beni sen cansız bırakasın,
Gözümden çıkma ki, bu yer senindir
Benim gözüm senin için, güzel bir saraydır
Benim boyum mızrak idi, şimdi yaydır.
Seyretmek için yakına gel ki, gözümün yaşı nasıl bir ırmak ve çaydır, gör
Senin boynun budaktan çıktı
Dünya şimdi senin yüzünden bahar ve yazdır
Bugün aşkının ateşinden sıcaklık aldık, ısındık
Eğer kar ve tipi olsa bize tasa değil
Bana her gece senden yüz bin yarar vardır
Benim her gün işim senden dolayı kolaydır
Bu can, dünyada sensizken yoksuldu,
İsterse yerim, ışıldayan köşklerle bezenmiş cennet olsun,
Eğer senin yüzünü görmüyorsam, bana cehennemdir
İster şehir isterse gül bahçesi olsun, yüzün yoksa, orası bana mutluluk vermez.
Beden ne kadar güzel olursa olsun, canı olmayınca çirkindir.
Kime nurun değerse, ona ilâhî aydınlık erişir
Yanında bulunmaya alışan kimse, ayrılığına dayanabiliyorsa vallahi adam değildir
Bugün bu fâni dünya seninle yüce Firdevs cenneti gibidir
Eğer yarın sensiz olacaksa, bana cehennem gerekmez