“Tek ülkede sosyalizm yönelimi tarihsel bir hata mıydı” konusunun tartışılması Sosyalizm ve Geriye Dönüşler konusundaki podcast dizimizin 7. programında da sürüyor.
Bu haftaki program konuğu, ’68 kuşağından örgütlü mücadelede ısrarın temsilcilerinden biri olan Ziya Ulusoy.
Programın girişinde yazarımız H. Selim Açan’ın, “Sovyetler Birliği’nde 1925 sonrası sosyalizme inşa yönelimine girilmesi ‘Marksizmden bir sapma, tarihin olağan seyrine karşı yanlış bir iradi müdahale miydi” sorusuyla konuyu açmasına yanıt olarak Ziya Ulusoy sözlerine, hem 1917 Ekim Devrimi’ni hem de 1925 sonrası sosyalizmi inşa yönelimini “tarihsel bir girişkenlik” olarak tanımlamakla başladı. 1953 sonrasında adım adım kapitalizme geri dönüşle de noktalansa Sovyet komünistlerinin bu devrimci tarihsel girişkenliğinin insanlığın önüne hangi ufukları açtığını yaşamın değişik alanlarından verdiği örneklerle sergiledi.
Sosyalizmin altını çizdiği tarihsel kazanımlarından biri olarak “Eğer Sovyetler Birliği olmasaydı faşizm yıkılmaz, belki 50 yıl daha insanlığın başına bela olurdu” dedi.
Programdaki sohbetin ikinci başlığını, Avrupa devriminden beklenen desteğin gelemediği ve belirsiz bir süre daha gelemeyeceğinin ortada olduğu 1925 koşullarında parti önderliği içinde hangi tartışmaların yaşandığı konusu oluşturdu.
H. Selim Açan konuyu, “Başını Stalin yoldaşın çektiği MK çoğunluğunun sosyalizmi inşa yönelimi değil de Zinovyev-Kamenev çizgisi, Buharin-Radek-Sokolnikov’ların savunduğu yönelim ya da dünya devrimi devrimci sloganının arkasına saklanan Troçki’nin yenilgici bakış açısı benimsenseydi sonuç ne olur, karşımıza muhtemelen nasıl bir tablo çıkardı” sorusuyla açtı. Sonra kendi görüşü olarak, “1989 çöküşünden sonra karşımıza çıkan kapitalist Rusya manzarası büyük olasılıkla daha o dönemde karşımıza çıkardı” görüşünü dile getirdi.
Ziya Ulusoy bu konuda ağırlıklı olarak “tersyüz edilmiş sağcılık” olarak tanımladığı Troçkizmin “dünya devrimi” anlayışının maceracı karakteri üzerinde durdu. 1919-1921 savaşı sırasında Varşova kapılarına dayanan Kızıl Ordu’nun geri çekilmek zorunda kalmasının ardından Polonya’da Pilsudski faşizminin konumunu nasıl güçlendirdiğine dikkat çekti.
Programın son bölümünde ise 20 yüzyıldaki sosyalizmi inşa girişimlerine nasıl yaklaşmak gerektiği üzerinde duruldu.
H. Selim Açan, o süreçlerde yapılan bazıları vahim uygulamaları, hataları, dar görüşlülükleri ve bunların sonuçlarını öne çıkararak sadece olumsuzlukların üzerinde duran inkârcı yaklaşımlar kadar “tarihimize sahip çıkma” adına sosyalizmin özüyle de tarihsel amaçlarıyla da bağdaşmayan uygulamaları dahi savunma çabasına giren taraftar fanatizminin ikisinden de uzak durma zorunluluğunun altını çizdi.
Aynı vurguyu dile getiren Ziya Ulusoy da, özellikle enternasyonalizm konusunda düşülen dar görüşlülüklerin altını çizdi. Tarihsel koşulların sınırlandırıcı, geriye çekici etkisinin üzerinden atlamamak gerektiğini vurgulamakla birlikte özellikle tarımda kolektifleştirme hareketi sırasında sergilenen aşırılıkların, maddi teşvik yöntemlerinin kullanımının, hızlı sanayileşme çabalarından kaynaklanan kimi gerilimlerin ve parti içi mücadeledeki aşırılıkların savunulamayacak yönleri ve sonuçları olduğunu dile getirdi.
Dizimizin 7. Programını burdan dinleyebilirsiniz...