Dün sabah yayınlanan son iki KHK ile aslına bakarsanız KHK döneminin de sonuna gelmiş bulunuyoruz. Çünkü adı '15 Temmuz Darbesi'ne karşı koymak" diye konulmuş olsa da bir maddeyle "bunların devamı niteliğindeki eylemlere..." denilerek, yaşam hakkının yok sayılmasının önü açıldı.
Ve yaşam hakkı yoksa, artık hukuksuzluğun adı hukuktur!
Ülkede son 1 haftadır en çok adı geçenler şunlar: Donald Trump, Nicky Hailey, Fahreddin Paşa. Ve biz; büyük kahramanlık öyküleri eşliğinde, dibine kadar kutuplaştırılmış şekilde, adalet ve hukuk kavramlarının çok uzağında yaşayıp gidiyoruz...
Her gün yepyeni örneklerini yaşadığımız bir gerçek var. Geçmişte haksızlığa uğrayanların seslerini duymayanlar, aynı haksızlığın yüzde birine uğrayınca hiç gocunmadan "mağdur" kisvesine bürünüyor. Oysa doğruyu savunmak, zamandan ve zeminden bağımsızsa değerli...
15 yıllık iktidarı boyunca sürekli olarak mağduriyetlerini anlatan, hatta bulamadığı zaman yaratmaktan da çekinmeyen AKP için ilginç günler yaşanıyor. Ne destekçileri açısından bir coşku var ortada ne de gündemin sürekli olarak değişen maddeleri yeni bir mağduriyet yaratıyor.
2005-2013 yılları arasındaki tüm Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavı (ALES) sorularının çalındığı haberi gündeme kurban edilmemesi şart olan bir gelişme. Gelin bu sabah; akademik dünyanın yok edilmesinin hayatımıza nasıl etkileri olduğunu konuşalım. TV ekranlarında boy gösteren çakma akademisyenlerden, kanaat önderi olarak sunulan ve toplumsal yaşamı yok edenlerden, KHK'lar ile öğrencilerinden kopartılan namuslu bilim emekçilerinden...