Türkiye içinde debelendiği yolsuzluk iddialarını araştırıp çözüm bulmak yerine 'kim daha kirli' tartışmasını yaşadıkça sorunlar daha da karmaşık bir hal alacak. Hele bir de bunun yanına, iktidar gücünü kullanarak tehdit etme tavrı eklenirse...
Zarrab'ın ifadeleri bize artık net şekilde şunu açıklıyor: Ortada büyük bir rüşvet ağı var ve bu ağı parçalamak için -bir dönem ağa dahil olanlar da içinde olmak üzere- bazı girişimler yapılmış. O zaman soru şu: Bu çarkın devamı için kimler gayret göstermiş peki?
ABD Başkanı Trump'ın Kudüs adımı sadece bölge için değil dünyanın tamamı için korkutucu gelişmelere gebe, bunda şüphe yok. Ancak, Ortadoğu'da yitirdiği gücü tekrar toplamak üzere dünyanın tamamını yakabileceğini gösteren bu kadar saçma bir adıma biz nasıl karşılık vereceğiz? "Hamaset mi diplomasi mi?" sorusunun yanıtını bu kez akıldan yana kullanabilecek mi iktidar?
Gerçek bir akıl tutulması yaşıyoruz. Daha doğrusu birileri aklımızın tutulması için müthiş bir gayret sergiliyor. Hırsızın teki, üstelik 'Evet ben hırsızım, paranızı çaldım, sizi dolandırdım.' diye bağırıyor on binlerce kilometre öteden ama bize 'büyük komplo' söylemi dayatılıyor. Gerçeklikle bağınızın kopmasına izin vermeyin!
Erzincan'da bir yavru kediyi döverek öldüren pisliğin tahliyesi de, Mersin'de güpegündüz içinde bulunduğu minibüsü durdurarak bir kızı kaçıran alçakların cesareti de, on binlerce kilometre uzaktan 'rüşvet vererek çıktım' diyen dolandırıcının rahatlığı da... Hepsi aynı sorunu işaret ediyor bize...