Dün akşam, bir cenazenin defni sırasında insanlığımızın da ölümüne şahit olduk. Nefretin, ırkçılığın boyutu o kadar büyüktü ki, kendisine benzemeyene toprağın altını da üstü gibi dar etmeye çalıştı bir grup yaratık... ve bütün bu yaşananlar gösterdi ki bir kez daha, sadece yaşamak değil ölmek de zor artık bu topraklarda...
Hayır! Sadece kadın cinayetlerini, erkek şiddetini konuşmayacağız bu sabah. Toplumsal yaşamdan hukuka kadar her alanda kabullenmeye zorlandığımız haksızlığı tartışacağız. Ve elbette, söylenenin aksine bunun 'kader' olmadığını...
Bundan 37 yıl önce yaşadığımız 12 Eylül ile 7 yıl önce yaşadığımız 12 Eylül'ü topladığınızda bugünkü 12 Eylül'e ulaşıyorsunuz. Bir faşist darbe ile bir faşist sahte referandum toplanınca, bu topraklarda adaletsizlik kanıksanıyor...
Bu sabah, yani 11 Eylül 2017 gününün sabahı Türkiye'de "Haber alma özgürlüğünün yargılandığı gün" olarak geçecek tarihe. Silivri'de Cumhuriyet yazar, yönetici ve çalışanları 24 Temmuzdan sonra ikinci kez çıkacaklar hakim karşısına... ve bizler 21. yüzyılda böyle bir yargılamanın yapıldığı ülkenin yurttaşları olarak utanacağız... vicdanımız varsa tabii...
ABD'de devam eden Reza Zarrap davasında çok flaş bir gelişme yaşandı biliyorsunuz. Eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan da hazırlanan ek bir iddianameyle davaya dahil edildi. İşin "Türkiye'de üstünü kapatsan da bak taaa Amerikalardan nasıl bulunuyor?" boyutu bir yana, iç siyasetteki muhtemel etkilerini de konuşmalıyız.