Son dönemde sıkça kullanılan 'metal yorgunluğu' ifadesi AKP'ye en çok eleştiri getiren "FETÖ ile mücadelede partinin içine dokunulmuyor" söylemine çare olarak üretilmiş olabilir mi? Gelin konuşalım.
Milli eğitimin yeni müfredatındaki saçmalıklardan tutun, dünkü adli yıl açılış törenlerinde elindeki metinden "erkler arası ayrılığın önemi" bölümünü çıkartan Yargıtay başkanına kadar pek çok örnek bizlere, bireysel bir sorumluluk yüklüyor. Çocuklarımıza sahip çıkmak.
Dünyanın düz olduğunu söyleyeni mi istersiniz, tesettürsüz kadının soyulmuş domates olduğunu anlatanı mı? Olmayan aklının zekatını vererek insanları akıllandıracağını iddia edeni mi yoksa? Sorum şu: Neden bu söylemler arttı bu kadar? Gelin konuşalım.
CHP'nin kurultayında içki içildi mi içilmedi mi tartışması, göründüğünden daha ciddi bir tartışma maalesef... Çünkü 15 yılda toplumu tamamen dini söylemle yönetilmeye alıştırmış AKP'nin ekmeğine yağ sürüyor. Olay gerçek boyutu dışında tartışıldıkça iş, AKP'nin çok iyi bildiği çünkü bizatihi kurduğu meydanda güreşmek zorunluluğu getiriyor.
Bugün Erdoğan'ın Cumhurbaşkanı olarak yemin ederek göreve başlamasının 3. yıldönümü. Gelin biz de geçen 3 yılı örneklerle değerlendirelim ve bakalım; yeminin gerekleri yerine gelmiş mi?