Yeditepe Fatih Dergisi

Yeditepe Fatih Dergisi

By Yeditepe Fatih DergisiNews
Download on the App Store

Yeditepe Fatih Dergisi episodes

  • RAMAZAN GELENEKLERİ

    YIL BOYUNCA BELKİ DE EN HEYECANLA BEKLEDİĞİMİZ AYDIR RAMAZAN.  HAZIRLIKLAR YAPILIR, SOFRALAR KURULUR, MİSAFİRLER AĞIRLANIR, TERAVİH NAMAZLARINDA CAMİLER DOLUP TAŞAR. YÜZYILLARDIR OSMANLI’DAN BERİ SÜREGELEN GELENEKLERİYLE 11 AYIN SULTANI RAMAZAN BÜTÜN ŞEHİRDE BÜYÜK BİR COŞKUYLA YAŞANIR. BU KUTLU VAKİTLERE RUHUNU VEREN ÂDETLERİMİZİ HATIRLAMAYA NE DERSİNİZ?

    Ramazan; bedenlerimizi, ruhlarımızı onaran, bütün bir toplumu iyilik yolunda örgütleyen, bizi biz yapan değerler etrafında buluşturan kutlu bir zaman dilimi… Ramazan ayının gelişi İstanbul’da oldum olası heyecanla karşılanır. Müslümanıyla gayrimüslimiyle, zenginiyle fakiriyle bütün toplum iyilik duygusuyla kenetlenir. İftar sofraları cömertliğiyle herkesi doyurur. İhtiyaç sahipleri gözetilir, çocuklar sevindirilir. Şairler Allah ve Hz. Muhammed sevgisini anlattıkları “ramazaniye”ler kaleme alırlar. Padişahlar halkın içine karışır, tebdilikıyafet çarşı pazar dolaşırlar. Hiçbir hane aşsız kalmasın, hiçbir sofradan neşe eksik olmasın diye ürünlerin en ucuzu, en tazesi satılır.

    14 min
  • ON YEDİ TILSIMLI SÜTUN

    Evliya Çelebi, Seyahatname adlı eserinin ilk cildinde İstanbul’u anlatır. Kendine has üslubuyla, kurgu ve gerçeği harmanlayarak oluşturduğu mitsel anlatıda İstanbul’da yer alan on yedi sütundan ve bunların tılsımından bahseder. Evliya Çelebi’ye göre doğaüstü güçleri olan bu alametlerin hem İstanbul hem de bu şehir halkı üzerinde etkileri büyüktür. Hastalıkları, salgınları, doğal afetleri önler, insan ilişkilerini düzenlerler.

    Evliya Çelebi, anlatısını Madyan oğlu Yanko ve Kral Vazendon isimli iki kurgusal karakter üzerinden oluşturur. İlk tılsımlı alamet olarak, üzerinde Yanko’nun şehri fethetme tasvirleri yer alan Avratpazarı’ndaki (bugünkü Haseki) sütundan bahseder. Günümüzde artık yerinde olmayan bu sütunun tepesinde şehirde kıtlık yaşanmasını önleyen peri yüzlü güzel bir mermer heykel vardır. Rivayete göre heykelin feryadı bütün kuşları etrafında toplar ve yüz binlercesi yere düşer. Düşen bu kuşlar İstanbullu Rumlar tarafından toplanır ve yenir. Heykel, Hz. Muhammed’in doğumu esnasında mucizevi şekilde yerle yeksan olmuştur. Ki bu hadise, Evliya Çelebi’nin anlatısı içerisinde başka tılsımlara da etki etmiştir.

    8 min
  • Günseli Kato

    Gelenekselle çağdaşı buluşturan eserleriyle veya sahne performansları, televizyon programlarıyla olsun, aslında hepimiz bir yerden aşinayız ona. Coşkusu, güler yüzü ve yaşam sevinciyle kendisini her zaman bir tablo canlılığında, rengârenk görmeye alıştığımız Günseli Kato’yla güzel bir Boğaz sabahında keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.

    Gelenekselcilerde Osmanlı’nın 16. yüzyılına sıkışmış bir anlayış hâkim. Barok veya rokokoya girdiğiniz zaman bir vaveyladır kopuyor. Yahu dönem değişiyor, yüzyıl değişiyor. Düşüncemiz, fikrimiz her şey gelişme hâlindeyken tezhip neden gelişmesin?

    Süheyl hocam bir ödev verirdi, ben on ödev götürürdüm ona. Elimi öper, derdi ki “Benden de güzel yapmışsın evladım.” Edebe bakar mısınız? Onore edilen, değerli olduğunu hisseden bir gencin başarısız olma ihtimali var mıdır?

    17 min
  • BARBAROS YOĞURTÇUSU

    Çocukluğumuzla özdeşleşen yerler, tatlar ve kokular vardır. Üzerinden ne kadar zaman geçerse geçsin unutulmayan, en güzel anılarımızla özdeşleşen ve yıllar sonra gördüğümüzde, duyduğumuzda ya da tattığımızda bizi o yıllara götüren mekânların sayısı azaldı. Ancak onunla büyüyenler için tüm bunların bir arada bulunduğu Barbaros Yoğurtçusu, 100 yılı aşkın süredir Fatih’in klasikleşmiş lezzetlerinden biri olarak yaşıyor.

    Kapısından adım attığınız andan itibaren, karşınıza çıkan ahşap sandalye ve mermer masalar, mekânı sarmış mandıra kokusuyla birlikte sizi alıp nostaljik bir yolculuğa çıkarıyor. Ancak yıllardır değişmeden kalan süt kokusu sizi yanıltmasın. En az süt ürünleri kadar tatlılarıyla da meşhur bir yer burası. Müdavimleri için tavuk göğsü ve kazandibi arasında galibi olmayan rekabet yıllardır sürüyor. Dükkân içindeki tüm lezzetlerinse tek bir sırrı var; doğallık. Barbaros Yoğurtçusu’nun asırlık hikâyesini, 3. kuşak temsilcisi Muharrem Kemal Kurap’tan dinliyoruz.

    12 min
  • ATMEYDANI’NDA BAHAR SATICILARI

    Yaşadığımız coğrafyanın en eski meydanlardan biri, Bizans Konstantinopolisi’nin Hipodromu, Osmanlı Dersaadeti’nin Atmeydanı, Türkiye Cumhuriyeti İstanbulu’nun Sultanahmet Meydanı’dır. Meydan dile gelse, bize binlerce yıllık tarihinden süzerek sayısız önemli olay anlatırdı. Bunlar arasında kuşkusuz 1582 Şenliği’nin yeri ayrı olurdu. Elli iki gün elli iki gece süren bu sünnet düğünü şenliklerinin odağındaki meydandan geçenler arasında bahar satıcıları da vardı.

    Kent meydanları, bulundukları bölgenin sosyal ve kültürel gelişiminde rol oynayan kamusal mekânlar olarak, her uygarlık için farklı tasarım ve işlevleriyle şehrin simgeleri arasındadırlar. Özellikle metropollerdeki meydanlar, gündelik hayatın akışının en rahat izlenebildiği; kentsel dokunun içinde kendine has bir yerde olan; sosyal, kültürel, ticari, törensel etkinliklerin merkezidirler. Atmeydanı ise sadece bu özellikleri ile değil, devlet makamına ve ana ibadet mekânına yakınlığıyla da çok önemli bir konumdadır. Tarih boyunca çok sayıda kitlesel hareketin gerçekleştiği bu meydanda 16. yüzyılın sonlarında yaşanan seri etkinlikler o dönemin yazarlarının kaleminden kayda, nakkaşlarının elinden görsel hafızaya geçirilir ve hatırasını bugüne kadar taşır.

    11 min
  • FATİH’TEN HATIRALAR SUR İÇİNİN SON BOSTANLARI

    TARİHÎ YARIMADAYA BEREKET TAŞIYAN YENİBAHÇE DERESİNİN BESLEDİĞİ BOSTANLARIN SON DEMLERİNE YETİŞTİM. AİLE SOHBETLERİMİZ, EN ÇOK DA TEYZEMİN BİR TARİHÇİ CİDDİYETİYLE KALEME ALDIĞI GÜNLÜKLER OLMASAYDI, O ZAMANLARIN RESMİNİ BELKİ BUGÜNKÜ NETLİKTE TARİF EDEMEZDİM. ARTIK BOSTANLARIN YEŞERDİĞİ YERDE YÜKSELEN DEV BİNALARIN YANINDAN DERE DEĞİL TAŞIT SELİ AKIYOR.

    Aile büyüklerinin anlattığına göre, Sofular Tekkesi’nden aşağıya doğru inildiğinde en yakın bostana varmak için sağa dönülerek bir süre daha yürünür ve bugün üzerinde büyükçe bir alışveriş merkezinin yükseldiği yeşillik sahaya ulaşılırmış. Burası Yenibahçe Deresi’nin beslediği diğer bostanlara nazaran küçük bir yer tutan Sotiri’nin bahçesi... Yani zerzevat, sebze ağırlıklı bir bostancık.

    13 min
  • BEŞ ŞEHİR’DEN İSTANBUL ŞEHRİN İNSAFINA KALMIŞ HATIRALAR

    Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Yahya Kemal’e ithaf ettiği, sırasıyla Ankara, Erzurum, Konya, Bursa ve İstanbul’a dair denemelerini içerdiği Beş Şehir kitabı, Tanpınar’ın her bir şehirde iç dünyasında yaşadığı duygu ve etkileşimlerden, tarihsel metaforlardan ve insanın şehirle kurduğu bağlardan oluşmakta. Kitapta anlatılan şehirlerdeki hikâyeler, menkıbeler, yaşanan duygular ve temaşa edilen güzellikler Tanpınar'ın da dediği gibi üzerinde yaşadığımız toprakların manevî çehresi olan kültür ve medeniyet birikimlerinden ibaret. Tanpınar'ın kitapta hakkında duygu ve düşüncelerinin dile getirdiği şehirler, insanımızın dünyaya bakış açısı, kâinatın da “bak” dediği yerden bakmaya gayretiyle orantılı olarak sıralanmış. Tanpınar’ın kitaba “Beş Şehir’in asıl konusu hayatımızda kaybolan şeylerin ardından duyulan üzüntü ile yeniye karşı beslenen iştiyaktır” cümlesiyle başlamasından hareketle, Beş Şehir’in aslında insanın da hayatta beş ayrı bakış açısından, beş ayrı zamanda yaratıcıyla buluşmasından izlekler taşıdığını söylemeliyim.

    Ankara bir uyanıştır Tanpınar’a göre, muharip edasıyla Atatürk siluetini kendinde birleştirmiş, yeni kurulan bir şehir görünümündedir. Günün ilk saatlerini andırır sanki. Erzurum en çok öğle vakti güzelliğini açığa vurur. Çobanların birbirlerini çağırdıkları seslerle insanı günün ortasında metafizik âleme götüren bir atmosfere sahiptir. Konya uçsuz bucaksız bir bozkırdır. Mevlânalar, Şemsler, Keykâvuslar… Her ne kadar şehirdeki güneşler bir bir batsa da, Konya hep sırmalı çarşaflar içinde eski zaman kadınlarını andıran Selçuk abidelerinin büyüklük rüyasını, türkülerin hüznünü yaşatır. Bursa, akşam ile gece arasında zamanın durduğu, sadece su seslerinin ve ay ışığının aydınlattığı Uludağ’ın eteklerine serilmiştir. Nilüfer Hatun’la mamur olmuş, Geyikli Baba’yla sırlanmış, Konuralp’in kahramanlığıyla taçlanmıştır. Burada tarihin akışı büsbütün yavaşlamıştır. Aslında Bursa, zamanın dışındadır. Gece denilince de akla şehirlerin gözbebeği, medeniyetleri katman katman yüreğinde taşıyan İstanbul gelmelidir. O yüzden Tanpınar, ölümden sonra içinde bir pınar perisi olduğuna inanışını bile gecenin; yani ölüm öncesinde insanın ölüme hazırlık süreci gibi anlatır. İstanbul bir hazırlanıştır o yüzden, ölüme; hakikate, şiirin özüne bir hazırlanıştır. Nurani bir ışıktır İstanbul, tıpkı romanlarındaki gibi. Huzur’un kahramanı Mümtaz’ın boğazda mehtaba karşı gözlerini kısarak ışık huzmelerinden farklı imgelere doğru yola koyuluşu gibi.

    11 min
  • İSTANBUL’UN TARİHSEL DERİNLİĞİNDE BİR TASARIM SERÜVENİ FATİH MİLLET BAHÇESİ

    Fatih Millet Bahçesi Projesi, binlerce yıllık geçmişe ve yaşam kültürüne sahip kentsel bir mekânın geleceğe dönük perspektifle yeniden biçimlendirildiği bir tasarım sürecini kapsamaktadır. Bu proje sayesinde Kara Surları tarihsel bağlamından soyutlanmadan çağdaş normlar içinde yeniden değerlendirilmektedir.

    Sur içi İstanbul’u, dünyada hiçbir tasarımcının ilgisiz kalamayacağı bir kent dokusuna sahip ve şehrin çekiciliğine kapılmamak imkânsız. Daha iyi bir yaşam kurgusu için kentsel sorunların çözümünde, bilimsel temellere dayanan bir söylem ortaya koymak gerekir. Çünkü kentsel mekâna yapılacak müdahale ve değişikliklerin telafisi güç zararlar, kayıplar yaratabileceği riski her zaman mevcuttur.

    Bu bağlamda, şehrin tarihsel derinliğinin ve kültürel peyzajının korunarak geleceğe aktarımında eskiyi taklit etmeden, tasarım tekniklerinin gücünden faydalanarak hazırlanmış projelerin hayata geçirilmesi yaklaşımı hayati önem kazanıyor.

    20 min
  • “Tarih Burada Yazılıyor” İSTANBUL ARKEOLOJİ MÜZELERİ

    Çeşitli kültürlere ait bir milyondan fazla esere ev sahipliği yapan İstanbul Arkeoloji Müzeleri, on yıllık restorasyon sürecinin ardından yeniden ziyarete açıldı. Burası, ülkemizde kurulan ilk müze; ayrıca dünyada müze olarak inşa edilen ilk on müze arasında. Yenilenmiş salonlarıyla birlikte bambaşka bir çehreye bürünen müzedeki yolculuğumuzda bize Müze Müdürü Rahmi Asal refakat etti. Kendisiyle müzenin yeni açılan salonları, çağdaş müzecilik anlayışı, teşhir ve tanzim çalışmaları üzerine bir sohbet gerçekleştirdik.

    Ülkemizin en önemli müzelerden birinin başındasınız. Sizi daha yakından tanıyabilir miyiz?

    1965 yılında Bitlis’te doğdum. Babam işçi, annem ev hanımıydı. Dört kardeştik. 1979’a kadar Bitlis’te yaşadım, sonra İstanbul’a geldim. Beyoğlu Fındıklı Lisesi’nden mezun oldum. Çekirdek ailemde üniversite okuyan tek kişi benim. Lisede öğrenciler arasında sayısal bölümler revaçtaydı, ancak ben tarih, sanat, edebiyat gibi kültürel alanlara ilgi duyuyordum. İkinci sınıfta bir arkadaşımdan Erich von Däniken’in Tanrıların Arabaları kitabını ödünç alarak okumuştum. Bu kitap uygarlıklar tarihine merakımı kamçıladı vearkeolojiye ilgim büsbütün arttı diyebilirim. Sonra liseden bir arkadaşımın babasının (Veysel Donmaz), Arkeoloji Müzeleri’nde çalıştığını öğrendim. Arkeoloji ve müzecilikle ilgili tüm merak ettiğim ne varsa gidip ona sordum. Veysel bey, sağ olsun bana çok yardımcı oldu. Kendisi çivi yazıları arşivinde görevliydi. Uluslararası alanda tanınan bir uzmandı.

    14 min
  • İSLAM MEDENİYETİ BU KUBBENİN ALTINDA

    “Müslüman sanatçı Allah’ın Kanunu’na olan bağlılığıyla bilmektedir ki güzelliği oluşturan veya ortaya çıkaran kendisi değildir. Müslüman’ın anlayışına göre sanat, göklerin hareketine egemen olan tanrısal yasalar gibi kişisel olmadığı zaman, insana Allah’ı hatırlatır.”

    Bu alıntı ünlü sanat tarihçisi ve kültürel antropolog İbrahim Titus Burchardt’a ait. İslam medeniyeti için sanat, hiçbir zaman sadece sanat değildir. Allah’ı hatırlatan bir vesile olarak görülür. Kendi gelişimini de bu bağlam üzerinden devam ettirir. Bugün onu anlamak için geleneğin izlerine de bakmamız gerekiyor. Çamlıca Camisi Külliyesi’nde açılan İslam Medeniyetleri Müzesi bu durumu gözler önüne seren eserlerle dolu. Müze, Millî Saraylar’a bağlı olarak Topkapı Sarayı ve Saray Koleksiyonları Müzesi, Türk ve İslam Eserleri Müzesi, İstanbul Arkeoloji Müzeleri, İstanbul Türbeler Müzesi ve Vakıflar Müzesi koleksiyonlarından seçilen eserlerle hazırlanmış. Şu an 800’e yakın 7. yüzyıl ile 19. yüzyıl arasında yapılmış obje barındırıyor. Bu koleksiyonun özelliği, İslam sanatının kendi içindeki gelişimini, hikâyeleriyle yansıtıyor olması.

    6 min

About Yeditepe Fatih Dergisi

From the publisher's feed

Fatih Belediyesi ücretsiz yayını olan Yeditepe Fatih Dergisi'nin dijital sesli versiyonudur.

More shows like Yeditepe Fatih Dergisi

Aklımda Kalanlar by Aklımda Kalanlar

Aklımda Kalanlar

6 Listeners

Sapien Podcast by Sapien

Sapien Podcast

3 Listeners