Sohbet boyunca; evde kitap, fikir ve “ülkü” konuşulan ortamların çocuklara nasıl bir zihin zemini bıraktığından, sosyal medyanın bıçak gibi iki ucu olduğuna, dikkat süresinin kısalmasının zeka kaybı değil “zeka türlerinin” dönüşümü olduğuna kadar pek çok tartışmalı başlığa giriyoruz. Bir yanda multitasking ve adaptasyon becerisi, diğer yanda uzun düşünme, felsefi derinlik ve bilgelik üretme ihtiyacı… Hepsi aynı masada.Ayrıca nostaljiye neden bu kadar sarıldığımızı, “gençler bozuldu” söyleminin arkasındaki kafa konforunu ve değişime uyum sağlama yorgunluğunu da net bir yerden açıklıyoruz: sorun gençlerde değil, hızlanan dünyada.