“Bizim edebiyatımız neydi?” sorusuna cevap ararken, üzerinde özellikle durduğumuz hususlardan biri şuydu:
Müslüman şair, eşyayı anlatmak için değil, eşyanın içindeki hakikati göstermek için konuşur. Bu sebeple onun şiiri tasvirden çok işarete, benzetmeden çok te’vîle, hayalden çok temaşaya dayanır. Klasik şiirimizin yüz, göz, dudak, zülüf, ben, gül, bülbül, şarap, meyhane… gibi mazmunları da bu yüzden yalnız estetik unsurlar değildir; onlar, görünenden görünmeyene geçişi sağlayan metafizik işaretlerdir.