Herkese merhabalar. Bu yazımda bölgesel aciller başlığı altında, özellikle Güneydoğu bölgesinde hekimlik yapan meslektaşlarıma farkındalık oluşturmasını umarak benim denk geldiğimde küçük dilimi yuttuğum bir vaka üzerinden "faydalarını saymakla bitiremediğimiz (!)" ancak zararlarını da bilmediğimiz mucizevi (?) içecek meyan şerbetinden bahsedeceğim.
Günümüz teknolojisiyle bilgiye ulaşım kolaylaşırken, "doğru bilgi"ye ulaşım bir o kadar zor. Bunu fırsat bilen sektörlerin de etkisiyle meyan kökü ve türevi bitkisel ajanların sağlığa faydaları hususunun biraz abartıldığını düşünenlerdenim (daha doğrusu zararları vurgulanmıyor).
Ne demek istediğimi anlamak adına karşılaştığım vakanın ayrıntılarına bakalım:
Mecburi hizmet kapsamında ikinci nöbetim. Sabah viziti. Sarı alandayız. Karşımızda 23 yaş bir erkek hasta, yanında refakatçisi annesi, ‘bacakları tutmuyor yavrumun’ endişesiyle bakıyor yüzüme. İlk anamnezde, önceki gün başlayan bir bitkinlik, sabah kalktığında ise bacaklarda bilateral ağrı ve yürüyememe yakınması var hastanın. Muayenede alt ekstremitelerde asimetrik tutulumun hakim olduğu ve duyu kusurunun eşlik etmediği, özellikle de proksimalde kas güçsüzlüğü saptıyoruz (sağ +2/5, sol -3/5), DTR’ler hafif azalmış. FM’de ek patolojik bulgu yok. Vital bulgulara baktığımızda hastanın hipertansif olması dışında sorun yok; TA: 160/100 mmHg, nb: 87/dk, ateş: 36 °C, SpO2: %100. EKG çekilmiş; normal sinüs ritminde olduğu görülüyor. Devredecek meslektaşım, hastanemizde BT ve MR kan gazından bile hızlı çalışılabildiğinden (periferin gücü adına :)) nörogörüntülemelerini yapmış: beyin BT ve difüzyon MR normal. Miyopati sebepleri, otoimmün nöropatiler, rabdomiyoliz, botulizm, elektrolit bozuklukları, olası intoksikasyonlar, somatizasyon bozukluğu ilk etapta hızlıca aklıma üşüşen tanılarken, ısrarla yatak başı öyküyü derinleştirmeye çalışıyorum; ‘iyi düşünün farklı bir ilaç, yiyecek, bitkisel ajan, uyaran madde, alkol kullanımı vs. olmuş olabilir mi’ dememe kalmadan; ‘hocam böbrek taşı çıktı 10 gündür meyan şerbeti içiriyoruz, babasında böbrek taşı vardı meyan şerbetiyle düşürdü, midesini de üşütmüştü bu ara, ona da iyi geliyor hem’ diyor annesi. O sırada hemşire hanım kan gazı sonucunun çıktısını getiriyor; pH: 7,49, HCO3: 36 mmHg, K: 2,1 mmol/l, Na: 148 mmol/l; semptomlar hipokalemiden de, hipokalemi meyan şerbetinden mi? Günlük alım miktarının 8-10 bardak olduğunu öğrenmemle gelen ‘sanırım bu Gaziantep’ten ilk vaka takdimim olacak’ hissiyatı ise kısa sürüyor; az biraz literatür karıştırınca, bu işin çok da nadir olmadığını anlamış bulunuyorum. Benim gibi meyan köküne sadece gündüz kuşağı programlarının herbal ajanlar köşesinin propagandası gözüyle bakanlara farkındalık olması için, başlıyorum:
Kısaca nedir?
Meyan, nam-ı diğer liquorice (UK) veya licorice (US), aslında Glycyrrhiza glabra bitkisinin alışılagelmiş adı; kelime köküne baktığımızda Glycyrrhiza Eski Yunanca’da kök anlamına gelen ‘rhiza’ ve tatlı anlamına gelen ‘glykos’ yani “tatlı kök” demek aslında.1 Sulak ve killi topraklarda kendiliğinden yetişen, çiçek açan, meyve veren, bitkisinin yaklaşık 150 cm uzunluğa, köklerinin ise yaklaşık 1 metreye varabildiği, anavatanı Avrasya, kuzey Afrika ve batı Asya olarak bilinen bu çalımsı bitki, uzun zamandan beri çeşitli şekillerde varlığını sürdürmekte ve zengin bir tarihe sahip.2,3
Bugün bildiğimiz formlarda olmasa da M.Ö. Mısırlılar ve Asurlular tarafından kullanılıyor, hatta peygamberler ve Firavun tarafından “kadim bir çare” şeklinde yüceltilerek tüketimi teşvik ediliyor. Eski Mısır’da meyan kökü şekerden şeritler halinde değil, tatlı bir sıvı içeceğe dönüştürülerek tüketiliyor.2
Ülkemizde de bitkinin kökleriyle, topraktan söküldükten sonra yaklaşık 20 cm kesilerek alınan kısımlarının bir dizi işlemden geçip sonrasında suda demlenme...