EKSEN

EKSEN

By Sputnik TürkiyeNewsNews Commentary
Download on the App Store

EKSEN episodes

  • 'Grok’un sadece filtreleri kaldırıldı. Küfür etme talimatı verilmedi. İnsanlardan ne gördüyse onu yaptı’

    Sosyal medya platformu X’in (eski adıyla Twitter) CEO’su Linda Yaccarino, görevinden ayrıldığını açıkladı. İki yıl süren görev süresinin ardından sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada Yaccarino herkese teşekkür etti.

    Grok'un yeni sürümünde meydana gelen küfür olayının ardından X CEO’su Linda Yaccarino istifa etti.

    Yaccarino, görev süresi boyunca ifade özgürlüğünü koruma, şirketi yeniden yapılandırma ve X’i 'her şeyin uygulaması' haline getirme misyonunu üstlendiğini ifade etti. Kullanıcı güvenliği, özellikle çocukların korunması ve reklam veren güveninin yeniden sağlanması için kritik adımlar attıklarını vurgulayan Yaccarino, yeniliklerle platformu daha da geliştirdiklerini söyledi.

    Yeni dönemde X’in, yapay zeka girişimi xAI ile birlikte yeni bir aşamaya geçeceğini belirten Yaccarino, “Dünyanın en yenilikçi ekibiyle bu dönüşüm mümkün oldu. X artık tüm seslere açık dijital bir kent meydanı ve küresel kültürün en güçlü göstergesi” ifadelerini kullandı. Görevini bıraksa da X'te aktif olmaya devam edeceğini kaydeden Yaccarino, platformdaki çalışmaları desteklemeyi sürdüreceğini belirtti.

    X platformundaki Grok yapay zeka modelinin “sınırsız” şekilde özgür bırakılmasını, yaşanan skandalı, Grok’un ettiği küfürleri ve Elon Musk’ın neyi amaçladığını, gazeteci ve Radyo Sputnik programcısı Serhat Ayan’la konuştuk.

    ‘Grok’un sadece filtreleri kaldırıldı. Küfür etme talimatı verilmedi. İnsanlardan ne gördüyse onu yaptı’

    X platformundaki Grok yapay zeka modelinin adeta “zincirlerinin koparılması” sonucunda yaşanan skandala değinen Ayan, Grok’un küfür etmek için özel bir talimat almadığını fakat sınırlamaları kaldırılınca insanlardan gördüğü her şeyi filtresiz olarak taklit ettiğini belirtti:

    Yapay zekaların herhangi bir siyasi görüşü veya dünya görüşünü radikal şekilde savunmak zorunda olmadığını kaydeden Ayan, makul seviyenin ulaşılabilir olduğunu ifade etti:

    Serhat Ayan’a göre Elon Musk’ın duyurduğu Grok 4 modelinin kendisini ispatlaması için zaman gerekiyor:

    İnsanların yapay zeka hakkındaki yanlış tutumlarına da değinen Serhat Ayan, özellikle yapay zeka sohbet modellerinden gelen bilgilerin sorgulanmadan ve doğrulanmadan kabullenilmesinin doğurduğu sakıncalardan bahsetti:

    Yapay zekanın insanları taklit ederek öğrenme işlemini gerçekleştirdiğini hatırlatan Ayan, şunları söyledi:

    Elon Musk'a ait X platformunun CEO'su Linda Yaccarino, Grok skandalı sonrası istifa etti. Serhat Ayan, X CEO’su Yaccarino’nun Grok ile ilgili kararı tek başına almış olamayacağını ve talimatın Elon Musk’tan geldiğini aktardı. Diğer yandan Ayan, Elon Musk’ın Grok hamlesinin ana hedefinni ABD Başkanı Donald Trump olduğunu da sözlerine ekledi:

    Serhat Ayan’a göre Grok’la üretilen içeriklerin pazar payı oldukça düşük. Elon Musk’ın Grok’un kısıtlamalarını kaldırmasıyla iyi bir reklam kampanyası yürüttüğünü kaydeden Ayan, Musk’ın gelen tepkilere aldırış edecek karakterde olmadığını ifade etti:

    Çin’in ve Rusya’nın yapay zeka alanında kaydettiği gelişmeleri aktaran Serhat Ayan, şunları söyledi:

    1 hr 24 min
  • 'Musk’ın partisinin iktidar olması zor ama Demokratları ve Cumhuriyetçileri masaya oturtabilir’

    ABD’de milyarder iş insanı Elon Musk’ın Başkan Donald Trump’ın da adının karıştığını iddia ettiği pedofili milyarder Jeffrey Epstein davası hakkında yeni bir gelişme yaşandı. ABD basınına yansıyan bir haberde, Epstein’in ileri sürülenin aksine bir “müşteri listesinin” olmadığı ve tutulduğu hapishanede intihar ederek öldüğü belirtildi. Axios haber sitesinin haberine göre, Trump’ın Adalet Bakanlığı ve Federal Soruşturma Bürosu (FBI), Epstein’in güçlü isimlere şantaj yaptığı, bir “müşteri listesi” tuttuğu ya da cinayete kurban gittiğine işaret eden bir kanıtın olmadığı sonucuna vardı.

    Axios’un ulaştığı iki sayfalık bir belgeye dayandırdığı haberine göre, ABD yönetimi, Epstein’in öldüğü gece tutulduğu Manhattan’daki hapishane bölgesine giren hiç kimsenin olmadığını gösteren bir videonun hem ham hem “geliştirilmiş” sürümlerini yayınlayacak. Söz konusu video, adli tabibin Epstein’in intihar ettiği yönündeki tespitini destekliyor.

    Habere göre, Trump yönetimi bu belgeyle birlikte Epstein’in eylemleri ve ölümü hakkındaki komplo teorilerine resmi olarak ilk kez karşı gelmiş oldu; bu da söz konusu belge ve bulguları önemli kılıyor.

    Öte yandan, hem mevcut FBI Direktörü Kash Patel hem de mevcut FBI Direktör Yardımcısı Dan Bongino, Epstein’in nasıl öldüğü konusundaki resmi açıklamayı sorgulayan isimler arasında yer alıyordu. Patel ve Bongino, şimdi ise Epstein’in intihar ettiğini söylüyor. ABD’deki sağ çevreler, Epstein’in suçlarına hükümet yetkililerinin, ünlülerin ve iş insanlarının da karıştığını iddia ediyordu. İddialar arasında, “birilerinin” bunları gizlemek için Epstein’i öldürdüğü de vardı.

    Axios’un ulaştığı belge, Epstein davasına karışan hiç kimseye suçlama yöneltilmeyeceğini de ortaya koydu. Epstein’in suç ortağı Ghislaine Maxwell, halihazırda 20 yıl hapis cezasının infazı için hapishanede bulunuyor.

    Ancak 2024 Başkanlık Seçimleri'ne kadar Donald Trump, Başkan yardımcısı J.D. Vance, FBI direktörü Kash Patel ve Adalet Bakanı Pam Bondi, "Müşteri listesi var, yayınlayacağız" diyerek seçmenlere söz vermişti.

    Pam Bondi, göreve başladıktan sonra "Epstein'ın müşteri listesi masamda" şeklinde bir açıklama yapmıştı.

    Ayrıca kamuoyuna paylaşılan ve Epstein'ın "intihar ettiği" ana ilişkin olduğu iddia edilen görüntülerde, hapishane koridorunu kaydeden kamera kaydının sekiz dakıkasının kayıp olduğu görüldü.

    Elon Musk’ın kurduğu Amerika Partisi’ni, ABD Başkanı Donald Trump’ın Jeffrey Epstein meselesinde yaptığı U dönüşünü ve ABD siyasetindeki son tartışmaları, gazeteci Sarp Sinan Hacır ile konuştuk.

    Sarp Sinan Hacır’a göre ABD’de politik geçişlerin sık yaşanması ve üçüncü partilerin yeri geldiğinde Demokratlara yahut Cumhuriyetçilere seçim kaybettirebilmesi sebebiyle Elon Musk’ın partisi belirli oranda siyasi güce kavuşabilir:

    Elon Musk’ın kurduğu Amerika Partisi’nin değindiği politikalardan özellikle H1B vizesiyle, başta Hindistan olmak üzere çok sayıda nitelikli göçmen alımını savunmasının Amerikan kamuyounda karşılığı olmadığını ifade eden Sarp Sinan Hacır, diğer yandan üçüncü bir partinin Demokratları ve Cumhuriyetçileri masaya oturtabilecek kadar güçlenerek birtakım kazanımlar elde edebileceğini söyledi:

    Amerikan Başkanı Donald Trump’ın ve kabinesindeki birçok ismin 2024 seçimleri öncesinde Epstein meselesinin üstüne gitme ve isim listesini açıklama sözü verdiğini hatırlatan Hacır, bugün ise tam tersi bir söylemde bulunulmasının MAGA ve genel Cumhuriyetçi seçmeni küstürebileceği değerlendirmesinde bulundu:

    ABD’de Demokratların arkasındaki büyük sermaye desteğini yitirdiğini aktaran Sarp Sinan Hacır, özellikle META ve OpenAI gibi teknoloji devleriyle Blackrock ve Vanguard gibi finans devlerinin Trump ile uzlaştığını belirtti. Öte yandan Demokratlar içerisinde ciddi bir kırılma yaşandığını ve ilerici sol kanattaki isimlerin adını duyurmaya başladığını da dile getiren Hacır, New York Belediye Başkanlığı için adaylık yarışını kazanan Zohran Mamdani’nin buna bir örnek olduğunu vurguladı:

    1 hr 25 min
  • 'Çin, Küresel Güney'e 'Trump'ın tehditlerinden korkmayın, özgüvenli olun' dedi'

    Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Brezilya’nın Rio de Janeiro kentinde düzenlenen 17. BRICS Liderler Zirvesi kapsamında “Çok Taraflılığın Güçlendirilmesi, Ekonomik ve Mali Meseleler ile Yapay Zeka” oturumuna katılarak konuşma yaptı.

    Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre, Fidan, dün Brezilya'nın ev sahipliğinde Rio de Janeiro kentinde düzenlenen 17. BRICS Liderler Zirvesi kapsamında düzenlenen "Çok Taraflılığın Güçlendirilmesi, Ekonomik-Mali Meseleler ve Yapay Zeka" başlıklı oturumda konuştu.

    Fidan, çok taraflılıktan geri adım atmanın göze alabilecekleri bir seçenek olmadığını söyleyerek, bunun uzun süredir ilerlemenin itici gücü olduğunu; sivil havacılıktan halk sağlığı sistemlerine, adil ticaretten dijital alandaki standartlara kadar günlük yaşamı etkilediğini dile getirdi.

    İsrail'in Gazze'de yürüttüğü soykırımın bölgede onlarca yıl boyunca kaydedilen kalkınmayı tersine çevirdiğine dikkati çeken Fidan, "Filistin halkının yaşadığı dram, bugün çok taraflılık üzerine tartışmalarımızın merkezinde yer almaktadır. Bu durum, uluslararası barış ve güvenliği sağlamakla yükümlü kuruluşların meşruiyeti açısından ciddi bir krizdir. İsrail’in saldırganlığı ve yayılmacılığı kontrol altına alınmazsa, sonuçları küresel ölçekte hissedilecektir." diye konuştu.

    Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin de BRICS Liderler Zirvesi'nde yaptığı açıklamalarda şunları söyledi:

    "BRICS ülkeleri siyaset ve güvenlik, ekonomi ve finans gibi temel alanlarda, kültürel ve insani temaslarda işbirliğini derinleştirmeye devam ediyor. BRICS, satın alma gücü paritesi açısından G7 gibi bazı diğer birlikleri önemli ölçüde geride bırakıyor. BRICS, yalnızca dünya kara alanının üçte birini ve dünya nüfusunun neredeyse yarısını oluşturmakla kalmayıp, aynı zamanda dünya ekonomisinin yüzde 40'ını oluşturuyor. Küresel Güney ve Doğu ülkelerinden pek çok kişi BRICS ile benzer düşünceye sahiptir. Bu kişiler birlik içinde gelişen açık ortaklık ve işbirliği kültüründen, karşılıklı saygıdan etkileniyor."

    Amerikan Başkanı Donald Trump ise, BRICS ülkelerine yüzde 10 ek gümrük vergisi uygulayacağını açıkladı. Trump ayrıca "Doların hegemonyasına karşı adım atmak savaş gibidir. Dolar hakimiyetini kaybedersek savaş kaybetmiş gibi oluruz. İsteyen denesin" diyerek tehditte bulundu.

    BRICS'in Brezilya'da düzenlenen 17. Liderler Zirvesi'ni, zirveden çıkan sonucu, bildiride değinilen konuları, Trump'ın BRICS tehdidini ve Trump'ın Orta Asya hamlelerini, Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı'ndan Dr. Barış Adıbelli ile konuştuk.

    BRICS’in Rio’daki Liderler Zirvesi’ni yorumlayan Dr. Adıbelli, bu seneye kadar Amerikan başkanlarının BRICS’i ciddiye almadığını ancak BRICS’in geldiği konum itibarıyla Trump’ı rahatsız ettiğini söyledi:

    Dr. Barış Adıbelli’ye göre Amerikan Başkanı Donald Trump’ın BRICS tehditleri, doğrudan BRICS’in kurucu ülkelerini değil, daha ziyade BRICS’e ilgi duyan ABD dostu ülkeleri kapsıyordu:

    Afganistan’ın yakın gelecekte tekrar önemli bir jeopolitik ilgi odağı olacağı değerlendirmesinde bulunan Dr. Adıbelli, Rusya’nın Afganistan’ı tanımasının arka planında, Trump’ın bölgeye geri dönüş planına karşı önlem alma isteğinin yattığını söyleedi:

    Çin’in Küresel Güney’e yaptığı “ABD tehditlerine boyun eğmeyin” çağrısına vurgu yapan Dr. Barış Adıbelli, BRICS bildirisinin ABD ve İsrail saldırganlığını kınadığını da sözlerine ekledi:

    Dr. Barış Adıbelli’ye göre Hindistan Başbakanı Modi’nin BRICS bildirisine imza atması, jeopolitik yönelimler hakkında önemli bilgiler veriyor. ABD Başkanı Trump’ın da Hindistan’a tepkili olduğunu belirten Adıbelli, Pakistan Genelkurmay Başkanı ile Trump arasındaki buluşmanın da bu eksende gerçekleştiğini vurguladı. Adıbelli’nin değerlendirmesine göre Trump, Çin karşıtı hamlelerini Pasifik yerine Orta Asya ve Hazar coğrafyasında atmayı planlıyor:

    BRICS bildirisinde BM’yi yöneten Batılı elitlere yönelik tepki gösterildiğini kaydeden Dr. Adıbelli, bunun bir yansımasının Beyaz Saray’da yaşandığına dikkat çekti. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun soykırımla yargılanırken ABD Başkanı Donald Trump’ı Nobel Barış Ödülü’ne aday göstermesine değinen Adıbelli, şunları söyledi:

    1 hr 24 min
  • ‘BRICS, Türkiye için bir ihtiyaç değil zorunluluktur’

    Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Brezilya’nın Rio de Janeiro kentinde düzenlenen 17. BRICS Liderler Zirvesi kapsamında “Çok Taraflılığın Güçlendirilmesi, Ekonomik ve Mali Meseleler ile Yapay Zeka” oturumuna katılarak konuşma yaptı.

    Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre, Fidan, dün Brezilya'nın ev sahipliğinde Rio de Janeiro kentinde düzenlenen 17. BRICS Liderler Zirvesi kapsamında düzenlenen "Çok Taraflılığın Güçlendirilmesi, Ekonomik-Mali Meseleler ve Yapay Zeka" başlıklı oturumda konuştu.

    Fidan, çok taraflılıktan geri adım atmanın göze alabilecekleri bir seçenek olmadığını söyleyerek, bunun uzun süredir ilerlemenin itici gücü olduğunu; sivil havacılıktan halk sağlığı sistemlerine, adil ticaretten dijital alandaki standartlara kadar günlük yaşamı etkilediğini dile getirdi.

    İsrail'in Gazze'de yürüttüğü soykırımın bölgede onlarca yıl boyunca kaydedilen kalkınmayı tersine çevirdiğine dikkati çeken Fidan, "Filistin halkının yaşadığı dram, bugün çok taraflılık üzerine tartışmalarımızın merkezinde yer almaktadır. Bu durum, uluslararası barış ve güvenliği sağlamakla yükümlü kuruluşların meşruiyeti açısından ciddi bir krizdir. İsrail’in saldırganlığı ve yayılmacılığı kontrol altına alınmazsa, sonuçları küresel ölçekte hissedilecektir." diye konuştu.

    Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin de BRICS Liderler Zirvesi'nde yaptığı açıklamalarda şunları söyledi:

    "BRICS ülkeleri siyaset ve güvenlik, ekonomi ve finans gibi temel alanlarda, kültürel ve insani temaslarda işbirliğini derinleştirmeye devam ediyor. BRICS, satın alma gücü paritesi açısından G7 gibi bazı diğer birlikleri önemli ölçüde geride bırakıyor. BRICS, yalnızca dünya kara alanının üçte birini ve dünya nüfusunun neredeyse yarısını oluşturmakla kalmayıp, aynı zamanda dünya ekonomisinin yüzde 40'ını oluşturuyor. Küresel Güney ve Doğu ülkelerinden pek çok kişi BRICS ile benzer düşünceye sahiptir. Bu kişiler birlik içinde gelişen açık ortaklık ve işbirliği kültüründen, karşılıklı saygıdan etkileniyor."

    BRICS'in Brezilya'da düzenlenen 17. Liderler Zirvesi'ni, zirveden çıkan sonucu, bildiride değinilen konuları, Trump'ın BRICS tehdidini ve Türkiye'nin BRICS'e duyduğu ilgiyi, Siyaset Bilimci Umur Tugay Yücel ile konuştuk.

    ‘Dünyanın yarısını oluşturan ülkeler artık küresel sistemde söz sahibi olmak istiyor’

    BRICS’e bakış açısındaki hatalara değinen Yücel, “Batı karşıtı kuruluş” nitelendirmesinin gerçeği yansıtmadığını vurguladı. BRICS’in küresel sistemde reformu ve sürdürülebilir kalkınmayı hedeflediğii kaydeden Umur Tugay Yücel, şu ifadeleri kullandı:

    Umur Tugay Yücel’e göre BRICS, gerçek anlamda çeşitliliği yanısıtıyor. Alışılageldik kurumsal bir hiyerarşiye sahip olmayan BRICS’in kendi yöntemleri ile kurumsallaştığına dikkat çeken Yücel, BRICS’e karşı Batılı siyasi elitlerin sert tavrının sebebinin, BRICS zirvelerinin güçlü bir etkiye sahip olması olduğunu söyledi:

    Batı’nın liberallikten tamamen uzaklaştığını ve tek tipleştiğini aktaran Yücel, BRICS’in tek tip ödeme sistemine, tek döviz rezervine ve tek bara birimine karşı çıkarak ticarette ve ekonomide çeşitliliği hedeflediğini vurguladı:

    Batılı ülkelerin Rusya’ya yönelik yaptırımlarını ve Rus malvarlıklarına el koymasını hatırlatan Umur Tugay Yücel, Türkiye’nin yakın geçmişte Suriye’de terörle mücadele harekatları düzenlerken yaşadığı sıkıntılara da değindi. Rusya’ya yapılanın bir benzerinin Türkiye’ye yapılmasının mümkün olduğunu kaydeden Yücel, BRICS’in Türkiye için bir ihtiyaç değil, zorunluluk olduğunu ifade etti:

    1 hr 25 min
  • ‘Çin, Avrupa’nın yaşadığı sorunları sıralıyor ve sorumlusunun ABD olduğunun altını çiziyor’

    2 Temmuz'da AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas ve Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi'nin eş başkanlığında 13. Stratejik Diyalog toplantısı için bir araya gelerek ayın ilerleyen günlerinde yapılacak zirve için hazırlıkları ele aldı.

    AB Dış İlişkiler Servisinden yapılan yazılı açıklamaya göre, AB'nin küresel zorlukları ele almak için Çin ile yapıcı bir şekilde etkileşim kurma taahhüdünü yeniden teyit etti. Kallas, ticari ilişkileri yeniden dengelemek, rekabet alanını eşitlemek için somut çözümler bulmanın önemini vurguladı. AB temsilcisi ayrıca Çin'i, Avrupalı şirketler için önemli riskler oluşturan ve küresel tedarik zincirlerinin güvenilirliğini tehlikeye atan kritik ham maddelerin (nadir toprak elementleri) ihracatına yönelik kısıtlamaları da dahil olmak üzere "çarpıtıcı" uygulamalarına son vermeye çağırdı.

    Ancak Kaja Kallas, Çin'i Rusya'ya askeri destek vermekle itham etti.

    Çin ve Avrupa Birliği ilişkilerinin ellinci yılı öncesi yapılan görüşmede Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi ise, Çin'in Ukrayna ihtilafına taraf olmadığını hatırlattı. Avrupa Birliği'nin başta enerji, Ukrayna krizi ve benzeri problemler yaşadığına vurgu yapan Wang Yi, bu sorunların kaynağının ABD olduğunun altını çizdi.

    İsrail-İran savaşında Çin’in konumunu, Çin-İran ilişkilerini, BRICS ve Şanghay İşbirliği Örgütü’nün etkisini, Lahey’deki NATO zirvesini ve Pasifik için çıkan sonucu gazeteci Gökhun Göçmen’le konuştuk.

    BRICS ve Şanghay İşbirliği Örgütü’nün (ŞİÖ) Batı’ya karşı kurulmadığını ve işbirliğini hedeflediğini anımsatan Göçmen, Çin’in BRICS çatısı altında veya ikili şekilde İran ile yürüttüğü diplomasiyi anlattı:

    Çin’in İsrail-İran savaşına doğrudan müdahale edecek bir pozisyonu olmadığını yahut İran’ın bu kapsamda bir anlaşma imzalamadığını vurgulayan Gökhun Göçmen, Çin’in Ortadoğu’da barış mimarisi için attığı adımları hatırlattı. Öte yandan Göçmen’e göre İran’ı gerçek anlamda yalnız bırakan ülkeler, İslam İşbirliği Teşkilatı üyeleri ve Ortadoğu’daki devletler:

    Avrupa Birliği ve Çin arasındaki ilişkilerde AB’nin tek taraflı Çin’i suçladığına dikkat çeken Gökhun Göçmen, Çin’in ise diplomatik pozisyonunu açıklarken, AB’nin yaşadığı sorunların kaynağının Çin değil ABD olduğunu dile getirdiğini söyledi:s

    NATO Liderler Zirvesi’nden çıkan sonucu değerlendiren Gökhun Göçmen, Donald Trump’ın NATO’yu Asya’ya genişletmeyeceğini fakat Asya’da NATO benzeri bir ittifak kurarak Çin’i hedef almak isteyeceğini belirtti:

    1 hr 27 min
  • ‘Ukrayna’yı Avrupa’nın kucağına bıraktılar, faturayı da Almanya’ya ödetecekler’

    Amerikan NBC televizyonu, ABD Savunma Bakanlığı ve Kongre’deki kaynaklarına dayandırdığı haberinde, ABD’nin Ukrayna’ya sevkiyatını askıya alma kararı aldığı silahlar arasında Patriot, Hellfire ve Stinger füzelerinin olduğuna dikkat çekti.

    Televizyonunun haberinde, “Bekletilen silahlar arasında onlarca Patriot hava savunma sistemi, binlerce 155 milimetrelik parça tesirli obüs mühimmatı, 100'den fazla Hellfire füzesi, 250'den fazla yüksek hassasiyetli GMLRS füze sistemi ve ayrıca onlarca 'karadan havaya' Stinger füzesi, 'havadan havaya' AIM füzesi ve bomba atarlar bulunuyor” ifadesi kullanıldı.

    Beyaz Saray Sözcüsü Anna Kelly, sevkiyatı askıya alma kararını doğrulayarak, kararın “Amerika'nın çıkarlarını ön planda tutmak” amacıyla alındığını söyledi.

    Daha önce Politico dergisi, bilgi sahibi üç kaynağa dayandırdığı haberinde, ABD stoklarının tükenmesi nedeniyle Ukrayna'ya mühimmat ve silah sevkiyatının askıya alındığını bildirmişti.

    Ukrayna, Beyaz Saray'ın yüksek teknolojik silahların sevkiyatını aniden durdurmasının ardından ABD büyükelçiliğinden üst düzey bir diplomatı Dışişleri Bakanlığı’na çağırdı ve sevkiyatın tekrar başlaması konusunda uyarıda bulundu.

    İsrail-İran savaşının sonuçlarını, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran politikasını ve Amerika’nın Ukrayna’ya silah sevkiyatını askıya almasını, Prof. Dr. Emin Gürses ile konuştuk.

    ABD için İsrail’in NATO’dan daha değerli olduğunu aktaran Prof. Dr. Emin Gürses, Amerikan dış politikasının enerji kaynaklarının akışını ve İsrail’in güvenliğini sağlamak üstüne kurulu olduğunu kaydetti:

    Prof. Dr. Emin Gürses’e göre ABD’nin Ankara büyükelçisi ve Suriye özel temsilcisi Tom Barrack’ın Sykes-Picot açıklaması, emperyalizmin Ortadoğu’ya yönelik yeni planlarının yürürlüte olduğu mesajını taşıyor:

    ABD’nin İran’da doğal kaynaklara sahip olmayı arzuladığını belirten Prof. Dr. Gürses, Trump’ın İran’a yönelik saldırılarında bu faktörün önemli bir rol oynadığını vurguladı:

    İran-İsrail savaşında İsrail’in dokunulmazlığını kaybettiğinin altını çizen Prof. Dr. Emin Gürses, öte yandan İran’ın uranyum deposunun giriş-çıkışlarının Amerikan saldırıları ile mühürlendiği değerlendirmesinde bulundu:

    Prof. Dr. Emin Gürses’e göre İran Şahı’nın oğlu popüler bir figür olmadığı için İran’da kitleleri hareketlendirme şansı yok:

    ABD’nin Ukrayna’yı doğrudan Avrupa’nın kucağına bıraktığının altını çizen Prof. Dr. Emin Gürses, savaşın faturasını Almanya’nın ödeyeceğini söyledi:

    İngiltere’de Keir Starmer hükümetinin alternatifi olmadığı için görevini bir süre daha devam ettirebileceğini belirten Prof. Dr. Gürses, şunları söyledi:

    1 hr 24 min
  • 'Savaşsızlık hali her zaman barış anlamına gelmez. İran meselesi burada bitmedi'

    İsrail'in başkenti Tel Aviv'de dikkat çeken bir reklam panosu ortaya çıktı. Reklam panosunda ABD Başkanı Donald Trump ile Suriye geçici hükümeti başkanı Ahmed eş-Şara gibi liderlerin yer aldığı görüldü.

    Reklam sloganında ise “Abraham (İbrahim) İttifakı”na vurgu yapılırken, “Yeni Ortadoğu için Yeni Bir Şans" ifadelerine yer verilmesi dikkati çekti.

    Trump ve Ahmed eş-Şara dışında afişte İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Suudi Arabistan prensi Muhammed bin Selman da yer aldı. Ayrıca görselde ABD’li senatör Lindsey Graham, Eski İsrail Başbakanı Naftali Bennett, Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Başkanı Muhammed bin Zayed, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Dubai Emiri Muhammed bin Raşid el-Mektum, Umman Sultanı Sultan Heysem bin Tarık, BAE Dışişleri Bakanı Abdullah bin Zayed, Ürdün Kralı Ürdün Kralı II. Abdullah İbn El Hüseyin, Müslüman Âlimler Birliği Genel Sekreteri Muhammed el-İssâ da bulunuyor.

    ABD Başkanı Donald Trump'ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff, yakın zamanda "Abraham Anlaşmaları'na" taraf olan ülkelerle ilgili büyük bir duyuru yapacaklarını söylemişti. Witkoff, "Birçok ülkede normalleşme bekliyoruz" ifadelerini kullanmıştı.

    Öte yandan İsrail devlet kanalı Kan, Suriye geçici hükümeti başkanı Ahmed eş-Şara'nın, eylül ayında ABD'nin New York eyaletinde yapılması planlanan Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu'nda, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile ikili görüşme yapmayı planladığını iddia etti.

    İsrail-İran ateşkesini, savaşın tekrar başlaması ihtimalini, ABD-İsrail ikisilisinn hedeflerini ve Türkiye'nin durumunu, Prof. Dr. Barış Doster’le konuştuk.

    ABD ve İsrail’in İran’daki amaçlarına ulaşamadığının altını çizen Prof. Dr. Barış Doster, meselenin ateşkes ile kapanmadığını ve çatışmaların bir noktada tekrar başlayabileceği değerlendirmesinde bulundu:

    Prof. Dr. Barış Doster’e göre ABD, İsrail ve Avrupa Birliği, İran’da rejimi devirme ve nükleer kapasiteyi imha etme amacına ulaşamadı:

    Savaşların coğrafi değişimler yahut ekonomik kaynakların paylaşımı ekseninde gerçekleştiğine dikkat çeken Prof. Dr. Doster, mevcut durumda ABD ve İsrail’in bunları amaçladığını belirtti. Soğuk Savaş döneminin tekrarının yaşanmadığını da ifade eden Doster, Atlantik İttifakı’nın jeopolitik arenada zafer kazandığını söylemek için çok erken olduğunu belirtti:

    Prof. Dr. Barış Doster’e göre İsrail’in dünyadaki imajının zayıflaması ve Suudi Arabistan’ın iç kamuoyu sebebiyle, İbrahim Anlaşmaları’nın en kısa sürede hayata geçirilmesi pek mümkün gözükmüyor:

    “Terörsüz Türkiye” sürecinin, ABD’nin ve İsrail’in bölgedeki adımlarından sonra başladığına dikkat çeken Prof. Dr. Doster, Türk dış politikasının Avrasya eksenine kayması gerektiğini vurguladı:

    1 hr 24 min
  • ‘İsrail ile bir şekilde ama Akdeniz’de ama Suriye’de karşılaşacağız’

    İsrail'in başkenti Tel Aviv'de dikkat çeken bir reklam panosu ortaya çıktı. Reklam panosunda ABD Başkanı Donald Trump ile Suriye geçici hükümeti başkanı Ahmed eş-Şara gibi liderlerin yer aldığı görüldü.

    Reklam sloganında ise “Abraham (İbrahim) İttifakı”na vurgu yapılırken, “Yeni Ortadoğu için Yeni Bir Şans" ifadelerine yer verilmesi dikkati çekti.

    Trump ve Ahmed eş-Şara dışında afişte İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Suudi Arabistan prensi Muhammed bin Selman da yer aldı. Ayrıca görselde ABD’li senatör Lindsey Graham, Eski İsrail Başbakanı Naftali Bennett, Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Başkanı Muhammed bin Zayed, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Dubai Emiri Muhammed bin Raşid el-Mektum, Umman Sultanı Sultan Heysem bin Tarık, BAE Dışişleri Bakanı Abdullah bin Zayed, Ürdün Kralı Ürdün Kralı II. Abdullah İbn El Hüseyin, Müslüman Âlimler Birliği Genel Sekreteri Muhammed el-İssâ da bulunuyor.

    ABD Başkanı Donald Trump'ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff, yakın zamanda "Abraham Anlaşmaları'na" taraf olan ülkelerle ilgili büyük bir duyuru yapacaklarını söylemişti. Witkoff, "Birçok ülkede normalleşme bekliyoruz" ifadelerini kullanmıştı.

    Öte yandan İsrail devlet kanalı Kan, Suriye geçici hükümeti başkanı Ahmed eş-Şara'nın, eylül ayında ABD'nin New York eyaletinde yapılması planlanan Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu'nda, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile ikili görüşme yapmayı planladığını iddia etti.

    Büyük Ortadoğu Projesi adıyla başlatılan süreci, ABD ve İsrail’in Ortadoğu, Doğu Akdeniz ve Kuzey Afrika’daki emellerini, İsrail-İran savaşının İbrahim Anlaşmaları sürecine etkisini ve Türkiye’nin konumunu, Emekli Kurmay Albay Ünal Atabay ile konuştuk.

    İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun 7 Ekim 2023’ten sonra yaptığı “Ortadoğu değişecek” açıklamasını hatırlatan Atabay, bunun en az 30 yıllık bir ABD planı olduğunu anlattı:

    ABD Başkanı Donald Trump’ın Körfez turunu hatırlatan Atabay, Arap dünyasının da İbrahim Kalkanı veya İbrahim Anlaşmaları denilen sürece oldukça hevesli olduğu değerlendirmesinde bulundu:

    ‘İsrail ile bir şekilde ama Akdeniz’de ama Suriye’de bir şekilde karşılaşacağız. Bu ya bir iletişim ya da bir gerilim noktasında kendisini gösterecek gibi görünüyor’

    İbrahim Anlaşmaları, İsrail-Suriye görüşmesi iddiaları ve İsrail-İran savaşı gibi gelişmeler ışığında Türkiye’nin durumunu değerlendiren Emekli Kurmay Albay Ünal Atabay, Türkiye’nin İsrail ile Doğu Akdeniz veya Suriye sahasında ya iletişim kuracağını ya da bir gerilim yaşanacağını vurguladı ve şu ifadeleri kullandı:

    İsrail’in yönetilebilir ve silahsız bir Suriye yaratmak istediğini ifade eden Atabay, İbrahim Anlaşmaları ile İsrail ve ABD’ye açılmak istenen alanın, Hazar Denizi’nden Afrika Boynuzu’na kadar uzandığını ve ana hedefin Çin olduğunu dile getirdi:

    Amerika ve İsrail’in İran’da aşamalı ve kaosa sürüklenmeyen bir rejim değişikliği planı denediğini fakat 12 günlük savaşta bu amacına ulaşamadığını kaydeden Emekli Kurmay Albay Atabay, İsrail-ABD ikilisinin taktik değiştireceğini fakat hedefinin aynı olduğunu belirtti:

    1 hr 23 min
  • Trump ve Netanyahu'nun İbrahim Anlaşmaları düzeni

    İsrail'in başkenti Tel Aviv'de dikkat çeken bir reklam panosu ortaya çıktı. Reklam panosunda ABD Başkanı Donald Trump ile Suriye geçici hükümeti başkanı Ahmed eş-Şara gibi liderlerin yer aldığı görüldü.

    Reklam sloganında ise “Abraham (İbrahim) İttifakı”na vurgu yapılırken, “Yeni Ortadoğu için Yeni Bir Şans" ifadelerine yer verilmesi dikkati çekti.

    Trump ve Ahmed eş-Şara dışında afişte İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Suudi Arabistan prensi Muhammed bin Selman da yer aldı. Ayrıca görselde ABD’li senatör Lindsey Graham, Eski İsrail Başbakanı Naftali Bennett, Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Başkanı Muhammed bin Zayed, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Dubai Emiri Muhammed bin Raşid el-Mektum, Umman Sultanı Sultan Heysem bin Tarık, BAE Dışişleri Bakanı Abdullah bin Zayed, Ürdün Kralı Ürdün Kralı II. Abdullah İbn El Hüseyin, Müslüman Âlimler Birliği Genel Sekreteri Muhammed el-İssâ da bulunuyor.

    ABD Başkanı Donald Trump'ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff, yakın zamanda "Abraham Anlaşmaları'na" taraf olan ülkelerle ilgili büyük bir duyuru yapacaklarını söylemişti. Witkoff, "Birçok ülkede normalleşme bekliyoruz" ifadelerini kullanmıştı.

    İsrail’de açılan İbrahim İttifakı pankartını, Çin faktörünü, Türkiye’nin pozisyonunu, Lübnan-Hizbullah-Suriye denklemini, Gazeteci Musa Özuğurlu ile konuştuk.

    İsrail’de açılan pankartta “İbrahim Anlaşmaları” yerine “İbrahim İttifakı” yazdığına dikkat çeken Musa Özuğurlu, bunun derhal hayata geçirilmesinin mümkün olmadığını ancak uzun vadee Suudi Arabistan dahil çeşitli Arap ülkelerinin bunu arzuladığına yönelik sinyaller bulunduğunu belirtti:

    Musa Özuğurlu’ya göre, İsrail ve ABD’nin girişimlerde bulunduğu İbrahim İttifakı’nın önündeki bir diğer engel de Çin faktörü:

    Suriye ve Lübnan’ın “zayıf halkalar” olarak değerlendirildiğini aktaran Musa Özuğurlu, İsrail’in İran’ın tekrar Direniş Ekseni aracılığıyla sınırlarına kadar gelememesi için bu iki ülkeye önem verdiğini vurguladı. Ahmed eş-Şara’nın iki temsilci yollayarak İsrail ile anlaşmaya varmak istediğini hatırlatan Özuğurlu, Lübnan’da ise Hizbullah’ın direneceği, ancak Lübnan’ın kalanının İbrahim İttifakı’na katılmaya meyilli olduğu değerlendirmesinde bulundu:

    Türkiye’nin İbrahim İttifakı olarak adlandırılan oluşuma karşı olan faktörler arasında yer aldığını belirten Özuğurlu, Türkiye’nin böyle bir anlaşmaya derhal katılmayacağını belirtti:

    1 hr 24 min

About EKSEN

From the publisher's feed

Ceyda Karan, Eksen’le her gün RS FM'de. Eksen'de Rusya'dan Avrupa'ya; Amerika'dan farklı bölgelere kadar pek çok noktadaki sıcak gelişmeler masaya yatırılıyor.

More shows like EKSEN

Kendine İyi Davran by Beyhan Budak

Kendine İyi Davran

66 Listeners

Merdiven Altı Terapi by Deniz Dülgeroğlu

Merdiven Altı Terapi

67 Listeners

Trend Topic by Podbee Media

Trend Topic

21 Listeners

SEYİR HALİ by Sputnik Türkiye

SEYİR HALİ

0 Listeners

Geri Dönüyoruz by Socrates Dergi, Mahir Ünsal Eriş, Töre Sivrioğlu

Geri Dönüyoruz

14 Listeners