
Sign up to save your podcasts
Or


Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, Suriye'ye yönelik ekonomik yaptırımların kaldırılmasına karar verildiğini bildirdi.
Kallas, Brüksel'de yapılan AB Dışişleri Bakanları Toplantısı'nın ardından sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Bugün Suriye'ye uyguladığımız ekonomik yaptırımları kaldırma kararı aldık." mesajını paylaştı. "Suriye halkının yeni, kapsayıcı ve barışçıl bir Suriye inşa etmesine yardımcı olmak istiyoruz." ifadesini kullandı ve AB'nin Suriye halkının yanında olmaya devam edeceğini belirtti.
Suriye'de geçici hükümetin dışişleri bakanlığı ise şu ifadelere yer verildi: "Yaptırımlar, amaçlarına ulaşıldığında yeniden gözden geçirilmelidir. Bu adım, AB'nin hem hukuki hem diplomatik anlamda yapıcı angajmana ve Suriye'nin istikrara, insan haklarına ve ekonomik kalkınmaya dayalı bir geleceğe geçişine verdiği desteği ortaya koymaktadır."
Yaptırımların kaldırılmasının Avrupa'da yaşayan Suriyelilere ülkelerine yeniden yatırım yapma ve geri dönerek yeniden inşa sürecine katkıda bulunma fırsatı sunacağına işaret edilen açıklamada, Suriye ile Avrupa arasındaki siyasi ve güvenlik işbirliğinin derinleştirilmesi için de önemli bir zemin oluştuğu belirtildi. Suriye geçici hükümetinin yeni dönemde Avrupalı şirketler ve yatırımcılarla işbirliğini güçlendirmeye hazır olduğu ifade edilerek, ekonomik toparlanmayı ve sürdürülebilir kalkınmayı destekleyecek uygun ortamın hazırlanacağı vurgulandı.
Suriye geçici hükümetinin dışişleri bakanlığının açıklama metninde ayrıca şu cümleler yer aldı:
"Avrupa uzun süredir insani yardımları, mültecilere ev sahipliği ve adalet ilkesine bağlılığıyla Suriye halkının yanında olmuştur. Bugün Suriye'nin ihtiyacı, daha fazla dost ve ortak, daha az engeldir. Gerçek işbirliklerine ihtiyaç duyuyoruz. Bu ilişkinin insani yardımdan öteye taşınarak gerçek bir ekonomik ve siyasi ortaklığa dönüşmesini umuyoruz."
Diğer yandan 13 Mayıs'ta Körfez turu kapsamında Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'a giden ABD Başkanı Donald Trump, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed Bin Selman ile yaptığı görüşmeler neticesinde Suriye'ye yönelik yaptırımları kaldırma kararı aldığını ilan etmişti.
ABD’nin ve Avrupa Birliği’nin Suriye’ye yönelik yaptırımları kaldırmasını, Suriye geçici hükümeti başkanı Ahmed eş-Şera’ya sunulan şartları ve Suriye’deki mevcut tabloyu, gazeteci ve yazar Musa Özuğurlu ile konuştuk.
Yaptırımların kaldıırlması karşılığında Suriye’den özellikle yabancı savaşçılar ve enerji kaynakları konusunda Batı’nın istekleri doğrultusunda adımlar atmasının beklendiğini ifade eden Özuğurlu, öte yandan SDG konusunda Türkiye’nin itirazlarının sürdüğünü belirtti:
Suriye geçici hükümeti başkanı Ahmed eş-Şera’nın sadece Batı tarafından değil, Türkiye tarafından da baskı altında bulunduğunu ifade eden Özuğurlu, Colani’nin henüz bölgedeki etkin tüm güçlerin isteklerine cevap verebilen bir lider konumuna erişmediğini vurguladı:
Musa Özuğurlu’ya göre Suriye’de işlevsel bir devlet yapısı kalmadı. Suriye’nin yaptırımların kaldırılması ve yatırım engelinin aşılmasıyla birlikte tamamen özelleşeceği değerlendirmesinde bulunan Özuğurlu, Suriye’nin özelleştirmelere ve kaynak satışına şimdiden başladığını kaydetti:
Suriye halkının her kesiminin yabancı savaşçılardan rahatsızlık duyduğunu aktaran Musa Özuğurlu, Hmeymim’deki Rus üssü yakınlarında yaşanan çatışmanın da konuya yeni bir boyut kattığını vurguladı:
İsrail’in Ahmed eş-Şera’nın temsil ettiği ideolojiyi her daim tehdit olarak göreceğinin altını çizen Özuğurlu, Suriye’de şiddetin henüz bitmeyeceğini de sözlerine ekledi:
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve ABD Başkanı Donald Trump, Ukrayna krizine çözüm bulma girişimleri kapsamında dün yeni bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Trump'la görüşmesini tamamlayan Putin, gazetecilere yaptığı açıklamada görüşmenin 2 saatten fazla sürdüğünü belirtti.
Rus lider Rusya'nın çatışmaların durdurulmasından yana olduğunu ancak barışa giden en etkili yolların geliştirilmesi gerektiğini ifade etti. Rusya Devlet Başkanı ayrıca Trump'ın görüşmede Ukrayna'daki çatışmaların sona erdirilmesi konusundaki tutumunu dile getirdiğini söyledi. Putin, Rusya'nın Ukrayna ile ateşkes de dahil olmak üzere bir mutabakat üzerinde çalışmaya hazır olduğunu vurguladı.
Trump ile yaptığı görüşmeyi anlamlı, samimi ve çok faydalı olarak nitelendiren Putin, ABD'nin Moskova ile Kiev arasında doğrudan müzakerelerin yeniden başlamasına katılımından dolayı Amerikalı mevkidaşına teşekkür etti.
ABD Başkanı Donald Trump ise görüşmeye ilişkin sosyal medya paylaşımında şunları kaydetti: "Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile iki saatlik görüşmemi yeni tamamladım. Çok iyi gittiğine inanıyorum. Konuşmanın tonu ve ruhu mükemmeldi. Öyle olmasaydı, daha sonra değil, şimdi söylerdim."
Ukrayna'nın ateşkes ve barış görüşmelerine derhal başlayacaklarını belirtti. Trump, Ukrayna'da ateşkesin şartlarının ancak çatışmanın iki tarafı arasında tartışılabileceğini söyledi. Donald Trump ayrıca, Vatikan'ın Rusya ile Ukrayna arasındaki anlaşmazlığı sona erdirmek için müzakereleri kabul etmeye hazır olduğunu bildirdiğini ifade etti.
İstanbul'daki Rusya-Ukrayna müzakeresini, Avrupa'nın çatışmaları körükleyen tutumunu ve Amerkian Başkanı Donald Trump ile Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin'in telefon görüşmesini, hukukçu ve yazar Onur Sinan Güzaltan ile konuştuk.
Rusya Federasyonu’nun 2022 müzakerelerini devam ettirme amacıyla İstanbul’da müzakere teklif ettiğini belirten Güzaltan, Ukrayna’nın ise somut adım atmaya yanaşmayan bir tavır takındığını vurguladı:
Kiev rejiminin lideri Zelenskiy’nin kaybetmiş bir ülkenin lideri olduğunun altını çizen Güzaltan, bu sebeple Zelenskiy’nin “şovmenlik” yaparak psikolojik harp yürütmeyi ve koltuğunu korumayı amaçladığını ifade etti:
Onur Sinan Güzaltan’a göre Rusya ve Ukrayna ne zaman barış yönünde irade gösterdiyse, o vakit Batı destekli kışkırtmalar ile çatışmaların uzaması sağlandı. Avrupa’da başta İngiltere, Fransa ve Almanya’nın iktidarını korumak için savaşa ihtiyaç duyduğunun altını çizen Güzaltan, diğer yandan Rusya ile normalleşmeyi savunan Avrupa siyasi partilerinin ciddi bir yükseliş kaydettiğini aktardı:
ABD Başkanı Donald Trump’ın Rusya politikasını değerlendiren Onur Sinan Güzaltani, Trump’ın Rusya ile anlaşarak Çin’i izole etme politikasının başarısızlıkla sonuçlandığını ifade etti:
Rus halkının Batı’nın Ukrayna meselesindeki rolünü net bir şekilde gördüğünü kendi gözlemleri ile aktaran Güzaltan, Rusya’nın güçlü kurumlarına ve devlet geleneğine de atıfta bulundu:
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in 11 Mayıs'taki açıklaması sonrası bugün Rus ve Ukrayna heyetleri bir araya geldi. Rus heyetine Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin'in yardımcısı Vladimir Medinsky başkanlık ederken, ABD heyetine Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Ukrayna heyetine Savunma Bakanı Rüstem Umerov ve arabulucu statüsündeki Türk heyetine de Dışişleri Bakanı Hakan Fidan başkanlık etti.
16 Mayıs 2025'te İstanbul'da Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisi'nde gerçekleştirilen müzakereler, Rusya ve Ukrayna arasında 2022'den bu yana, yani üç yıl aradan sonra doğrudan gerçekleştirilen ilk temas oldu. 2022 yılında Ukrayna tarafı, Dolmabahçe Mutabakatı'nı paraflayarak, Rusya'nın güvenlik endişelerini giderecek mutabakatı kabul etmişti.
Ancak dönemin İngiltere Başbakanı Boris Johnson daha sonra Kiev'e giderek, Kiev rejimi lideri Vladimir Zelenskiy ile görüşme gerçekleştirmişti ve Zelenskiy o görüşmenin ardından savaşa devam etme kararı almıştı. Boris Johnson yaptığı açıklamada "Son Ukraynalıya kadar savaş devam edecek" demişti ve Kiev rejimine silah yardımını genişletme sözü vermişti.
Rus heyetinin Başkanı Vladimir Medinskiy, tarafların biner savaş esirini takas etme konusunda uzlaştığını açıkladı. Medinskiy ayrıca tarafların ateşkes konusundaki görüşlerini birbirlerine kapsamlı bir taslak ile bildireceğini vurguladı. Ukrayna’nın liderler arası doğrudan zirve önerisinin de dikkate alındığını kaydeden Rusya Federasyonu Başkan Yardımcısı Medinskiy, Dolmabahçe’de gerçekleşen müzakerenin Rusya açısından tatmin edici olduğunu söyledi.
Diğer yandan ABD Başkanı Donald Trump'ın adresi Körfez ülkeleri oldu. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar'a ziyarette bulunan Trump, toplam 4 trilyon doları aşkın sözleşme imzalayarak, ABD'nin "En kısa sürede en çok para toplayan anlaşmaları yaptığını" açıkladı.
Trump'ın ziyareti sırasında neocon dış politikayı eleştirmesi ise ABD'de infial yaratan bir olaya sebep oldu. Eski FBI Direktörü James Comey, "86-47" yazılı deniz kabuklarının fotoğrafını sosyal medya hesabından paylaştı.
"86" sayısı, ABD gizli servislerinde ve ordusunda "ortadan kaldırma" anlamına gelirken, "47" de ABD'nin 47. Başkanı Donald Trump'ı simgeliyor.
Paylaşıma başta Donald Trump, Cumhuriyetçi senatörler, Başkan Yardımcısı J.D. Vance, Trump'ın iş dünyasındaki en büyük müttefiki milyarder Elon Musk ve çeşitli gazeteciler büyük tepki gösterdi. James Comey'in, Trump'a "suikast çağrısı" yaptığı iddiası ile Gizli Servis ajanları tarafından evinden alınarak sorguya götürüldüğü bildirildi.
İstanbul'da gerçekleştirilen Rusya-Ukrayna müzakeresini, Amerikan Başkanı Donald Trump'ın Körfez turunu ve ABD'yi sallayan "Trump'a suikast çağrısı" iddialarını, Prof. Dr. Barış Doster ile konuştuk.
Batı’nın Ukrayna’da koşulsuz ateşkes çağrısının amacının Ukrayna’ya nefes aldırmak olduğunu kaydeden Prof. Dr. Doster, öte yandan Ukrayna’nın “liderler buluşsun” çağrısını da eleştirdi. Doster, liderlerin bu tür diplomatik meselelerde en son aşamada bir araya geldiğini ve işin çoğunu komisyonların ve delegelerin hallettiğini hatırlattı:
Avrupa Birliği’nin yüzde 5 savunma harcaması yapacak kadar birlik ve beraberliğe sahip olmadığını hatırlatan Doster, Avrupa’da yükselen AB ve NATO’ya karşı şüpheci partilerin de bunun önemli bir delili olduğunu vurguladı:
Prof. Dr. Barış Doster’e göre Amerikan Başkanı Trump, iş dünyasından ve parti içindeki çeşitli kanatlardan aldığı destek ile, Amerikan müesses nizamı içindeki birtakım hizipler ile gerilimi göze almış durumda:
ABD Başkanı Donald Trump’ın Körfez turunun asıl amacının Suudi Arabistan, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin Rusya ve Çin’e yakınlaşmasını durdurmak olduğunu ifade eden Prof. Dr. Doster, bunun tam olarak mümkün olmayacağını sözlerine ekledi:
Prof. Dr. Barış Doster’e göre Suriye’de en büyük kazanan İsrail iken, en büyük kaybeden de İran oldu:
ABD Başkanı Donald Trump, Suudi Arabistan ile 600 milyar dolar, Katar ile 243 milyar dolar ve son olarak BAE ile 200 milyar dolar değerinde anlaşma imzaladı.
Körfez turu kapsamında Suudi Arabistan, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri'ni (BAE) ziyaret eden Trump'ın yaptığı kapsamlı anlaşmalar, dünya çapında yankı uyandırdı.
Beyaz Saray, ABD Başkanı Donald Trump'ın Basra Körfezi turunun son durağında Birleşik Arap Emirlikleri ile 200 milyar dolarlık anlaşma sağladığını duyurdu. Anlaşmalarda havacılık, enerji ve diğer sanayi sektörlerindeki yatırımların yanı sıra yapay zeka da öne çıktı.
Suudi Arabistan ile 600 milyar dolar ve Katar ile 243 milyar dolar tutarında anlaşmaya varılmasının ardından Trump, Orta Doğu gezisini toplam 1,4 trilyon dolar yatırım taahhüdüyle tamamladı.
BAE anlaşmalarının merkezinde, Abu Dabi'de yapay zeka veri merkezleri için 5 gigawatt kapasiteye sahip 10 kilometrekarelik bir yapay zeka kampüsü yer alacak. Tesis, BAE merkezli yapay zeka firması G42 tarafından birkaç ABD şirketiyle ortaklaşa inşa edilecek.
ABD Ticaret Bakanlığı anlaşmaya ilişkin, "ABD dışındaki en büyük yapay zeka kampüsü, Amerikan hiper ölçekleyicilerine ve büyük işletmelere ev sahipliği yapacak ve Küresel Güney'e hizmet ederken bölgesel bilgi işlem yetenekleri sağlayacak" dedi.
Salı günü Trump ayrıca Suudi Arabistan ile Nvidia ve diğer büyük ABD teknoloji hisselerinin yükselmesine yardımcı olan 80 milyar dolarlık bir yapay zeka yatırım anlaşması imzaladı.
Öte yandan Trump'ın Körfez turuna, "Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile görüştüm. Suriye'ye tüm yaptırımları kaldırıyorum" demesi damgasını vurdu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Suriye geçici hükümeti başkanı Ahmed eş-Şera dörtlü görüşme gerçekleştirdi. Erdoğan, görüşmeye video konferans yöntemiyle katıldı.
Amerikan Başkanı Donald Trump’ın Körfez turunu, Suriye geçici hükümet başkanı Ahmed eş-Şera ile yaptığı görüşmeyi, Türkiye mesajlarını, Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham’ın Türkiye ziyaretini ve ABD içindeki neocon-izolasyoncu çatışmasını Konya Necmettin Erbakan Üniversitesi'nden öğretim üyesi Dr. Gökhan Çınkara ile konuştuk.
Amerikan Başkanı Donald Trump’ın Körfez turunda öne çıkan iki konu olduğunu belirten Dr. Çınkara, bunları ABD’nin müdahaleci neocon dış politikayı terk etmesi ve Çin’le ticari savaşlarda Körfez’i ABD lehine kapatması olarak değerlendirdi:
ABD Başkanı Donald Trump’ın Ahmed eş-Şera ve Prens Muhammed bin Selman ile yaptığı görüşmeye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı dahil etmesinin çok kritik olduğunu kaydeden Dr. Çınkara, öte yandan Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham’ın Türkiye ziyaretinin de yeni dönemdeki Türk-Amerikan ilişkileri için önemli mesajlar taşıdığını belirtti:
Türkiye’nin Avrupa’dan ziyade ABD ile daha çok yakınlaşacağı değerlendirmesinde bulunan Dr. Gökhan Çınkara, Türkiye’nin Avrupa ve ABD için Ortadoğ denkleminde öne çıktığını ifade etti:
Dr. Gökhan Çınkara, Amerikan dış politika ekibinin ikiye bölündüğü görüşünde. Bir tarafta “Önce Amerika” diyen izolasyoncu kanadın diğer tarafta ise dış müdahaleci neocon kanadın olduğunu vurgulayan Dr. Çınkara, izolasyoncu kanadın savaşlara mesafeli olduğunu ve sorunları anlaşma yoluyla çözmeyi tercih ettiğini aktardı:
ABD’de şimdiden neocon ve izolasyoncu kanat arasında medya üzerinden çatışmalar yaşandığına dikkat çeken Çınkara, şunları kaydetti:
Trump, Körfez turu kapsamında Riyad'da katıldığı Suudi Arabistan-ABD Ortak Yatırım Forumu'nda konuştu.
ABD Başkanı Donald Trump, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmelerini anımsatarak, Suriye'ye yönelik yaptırımları kaldıracaklarını duyurdu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ile telefonda görüştüklerini hatırlatan Trump, "Türkiye'nin lideri Erdoğan'ın geçtiğimiz günlerde benzer talebi oldu. Orta Doğu'daki diğer saygın arkadaşlarım da bunu söyledi Suriye'deki yaptırımları kaldıracağız." ifadelerini kullandı.
Dün yaptığı açıklamada kendisinin de İstanbul'daki görüşmelere katılmasının söz konusu olabileceğini söyleyen Trump, "(ABD Dışişleri Bakanı) Marco Rubio yeni Suriye Dışişleri Bakanı'yla (Esad Hasan Şeybani) bu hafta Türkiye'de görüşecek." dedi. Trump, Suriye halkının çok büyük sıkıntılar yaşadığını, sefalet ve ölüm yaşadığını belirterek "Yeni hükümetle umarım ülkeyi istikrarlı ve barış içinde tutabilir. Suriye'de görmek istediğimiz budur." değerlendirmesinde bulundu.
ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcü Yardımcısı Tommy Pigott, düzenlediği basın brifinginde Suriye gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Pigott, ABD Başkanı Donald Trump'ın Suriye ile ilgili "yaptırımların kaldırılacağı" yönündeki açıklamalarının üzerine daha fazla bir şey söyleyemeyeceğini, ancak sürecin bölgeye barış ve refah getirmesini istediklerini belirtti. ABD'li sözcü, "Başkan, tüm bu bölgenin geliştiğini görmek istediğinden bahsetti. Suriyeli geçici yönetim söz konusu olduğunda biz burada barış ve refah görmek istiyoruz." şeklinde konuştu. Yaptırımların ne zaman ve ne şekilde kaldırılabileceği hususundaki sorulara şu aşamada net yanıtlar veremeyeceğini söyleyen Pigott, Trump'ın açıklamalarına uygun şekilde sürecin ilerleyeceğini belirtti.
ABD Başkanı Donald Trump’ın Körfez turunu, Amerikan Başkanı’nın Suriye’ye yönelik yaptırımları kaldırma kararını, ABD’li yetkililerin Türkiye açıklamalarını ve bölgesel gelişmeleri, Prof. Dr. Hasan Köni ile konuştuk.
Amerikan Başkanı Trump’ın Körfez turuna dair değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Köni, şunları söyledi:
ABD Başkanı Donald Trump’ın “tüccar mantığı” ile hareket ettiğinin altını çizen Prof. Dr. Hasan Köni, Trump’ın savaş yerine para getiren barışçıl yöntemleri tercih ettiğini kaydetti:
ABD Başkanı Donald Trump’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile yaptığı görüşmelerden sonra Suriye’ye yönelik yaptırımları kaldırma kararı almasını değerlendiren Prof. Dr. Hasan Köni, Amerika’nın ekonomik refah getirerek Suriye’de terörü bitirmeyi ve Suriye’yi kendi eksenine almayı hedeflediğini ifade etti:
Prof. Dr. Hasan Köni’ye göre Avrupa ve NATO, Türkiye’ye ülke olarak değil sadece askeri açıdan ihtiyaç duyuyor ve Türkleri AB içerisinde görmek istemiyor. Batı’nın Biden dönemi izlediği dış politikanın hatalarını telafi etme çabası içinde olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Köni, Almanya’nın şimdiden Trump çizgisine kaymaya başladığını belirtti:
Ahmed eş-Şera’nın ABD tarafından yetiştirilmiş bir figür olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Hasan Köni, şunları kaydetti:
Haftasonu ABD ve Çin heyetleri, İsviçre'nin Cenevre kentinde bir araya geldi ve gümrük vergileri konusunda uzlaşıya vardı.
Çin, ABD ile İsviçre'nin Cenevre şehrinde yürütülen tarife müzakerelerinin ardından varılan tarife uzlaşmasını diyaloğa yönelik önemli bir adım olarak gördüğünü bildirdi. Çin Ticaret Bakanlığından yapılan açıklamada, Cenevre'de gerçekleştirilen görüşmelerin iki ülkenin farklılıklarını eşit diyalog ve istişare yoluyla çözmeleri doğrultusunda atılmış önemli bir adım olduğu belirtildi.
ABD Başkanı Donald Trump, 2 Nisan'da aralarında Çin'in de olduğu ticaret ortaklarına ek gümrük vergileri açıklamıştı. Çin'in karşılık vermesiyle iki ülke arasında başlayan tarife restleşmesi sonunda ABD, Çin'e uyguladığı gümrük tarifesini yüzde 145'e kadar çıkartmış, Çin de ABD'ye yüzde 125 gümrük tarifesi getirmişti.
Washington yönetimi, diğer ülkelere getirdiği ek tarifeleri 90 gün ertelerken, Çin'e yönelik tarifeler yürürlüğe girmişti. Tırmanan ticari gerilim sonrası ABD'li ve Çinli yetkililer, 10-11 Mayıs'ta tarife müzakereleri için İsviçre'nin Cenevre şehrinde bir araya gelmiş ve karşılıklı gümrük vergilerini 90 gün boyunca düşürme kararı almıştı. Görüşmelerin ardından 14 Mayıs itibarıyla ABD'nin, Çin mallarına uyguladığı gümrük vergisini 90 gün için yüzde 145’ten yüzde 30’a, Çin'in de ABD mallarına uyguladığı vergiyi yüzde 125’ten yüzde 10’a düşürmesine karar verilmişti.
Cenevre'de ABD ve Çin arasında varılan uzlaşıyı, gümrük vergileri arasındaki yüzde 20 farkı, 9 Mayıs'taki Vladimir Putin - Şi Çinping görüşmesini ve ticaret savaşlarının geldiği son noktayı, gazeteci-yazar Gökhun Göçmen ile konuştuk.
ABD Başkanı Donald Trump’ın Hazine Bakanı Scott Bessent’in “Çin ile köprüleri atma” söylemini terk ettiğine dikkat çeken Göçmen, piyasaların da Cenevre uzlaşısını benimsediğini kaydetti:
ABD’nin Cenevre uzlaşısı kapsamında Çin’e yüzde 30 gümrük vergisi uygulayacağını, Çin’in ise ABD’ye yüzde 10 tarife uygulayacağını dile getiren Gökhun Göçmen, bu farkın asıl sebebinin fentanil meselesi olduğunu ve Çin’in bu konuda işbirliğine hazır olduğunu aktardı:
ABD ve Çin arasında 2020’de yapılan anlaşmaya karşın Amerika’nın son 5 yılda Çin ile ticaret açığını kapatamadığına dikkat çeken Gökhun Göçmen, Çin’in ayrıca gümrük vergilerine karşın Avrupa ve Asya ile ticaretini artırdığına dikkat çekti. Göçmen’e göre müzakereler için talepte bulunan taraf ABD olabilir:
ABD’nin Rusya ve Çin’in arasını açma stratejisini değerlendiren Göçmen, günümüzde Rusya ve Çin arasındaki bağın çok kuvvetli olduğunu ve Soğuk Savaş şartlarının artık bulunmadığını belirterek, Amerika’nın bu planının gerçek dışı olduğunu ifade etti:
MHP lideri Devlet Bahçeli'nin başlattığı, devletin de "Terörsüz Türkiye" adını verdiği süreç neticesinde terör örgütü PKK, kendini feshetme ve silah bırakma kararı aldı. PKK, geçen hafta toplanan kongrenin ardından yayımladığı sonuç bildirgesinde silahları bıraktığını ve kendini feshettiğini duyurdu. DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, "Umarım bu süreci barışla taçlandırırız" ifadelerini kullandı. İmralı Heyeti üyesi Pervin Buldan ise "Yeni bir dönem başladı" mesajını verdi.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 22 Ekim 2024’te partisinin grup toplantısında "Terörist başının tecridi kaldırılırsa, gelsin TBMM DEM Parti Grup Toplantısı'nda konuşsun, terörün tamamen bittiğini ve örgütün lağvedildiğini haykırsın. Bu dirayet ve kararlılığı gösterirse, umut hakkının kullanımıyla ilgili yasal düzenlemenin yapılması ve bundan yararlanmasının önü de ardına kadar açılsın" çağrısında bulundu. Bahçeli’nin açıklamasından sekiz gün sonra, 30 Ekim 2024’te, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan sürece dair net bir duruş sergileyerek Bahçeli’ye destek verdi. Erdoğan, Bahçeli’nin açıklamalarını “Tarihe not düşen, istikamet çizen” sözler olarak değerlendirdi. Sürecin siyasi boyutu genişledi. 26 Kasım 2024’te, DEM Parti, PKK elebaşı Abdullah Öcalan ile görüşmek için Adalet Bakanlığı’na başvurdu.
Bu başvuru, İmralı sürecinde ilk somut adım olarak kayda geçti. 27 Aralık 2024’te, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, DEM Parti'nin görüşme talebine olumlu yanıt verildiğini açıkladı. Ertesi gün, Sırrı Süreyya Önder ve Pervin Buldan, İmralı Adası’nda Abdullah Öcalan ile 4.5 yıl aradan sonra ilk görüşmeyi gerçekleştirdi. Yeni yılın ilk günlerinde DEM heyetinin adresi bu kez Edirne Cezaevi oldu. Heyet, tutuklu bulunan Selahattin Demirtaş ile bir araya geldi. Görüşme sonrası Demirtaş, "Bu konularda konuşan herkes tehdit, şantaj ve provokatif söylemlerden uzak durmalı" açıklamasında bulundu.
27 Şubat 2025’te İstanbul’da bir otelde yapılan toplantıda Abdullah Öcalan’ın mektubu kamuoyuna okundu. Mektubunda “Silah bırakma çağrısında bulunuyorum ve bu çağrının tarihi sorumluluğunu üstleniyorum” ifadeleri yer aldı. Ayrıca Öcalan’ın İmralı'da çekilen son fotoğrafı da paylaşıldı. Sürecin ilerleyen aşamasında, Nisan ayında, DEM Parti heyeti Beştepe’de Cumhurbaşkanı Erdoğan ile bir görüşme gerçekleştirdi.
Görüşmeye MİT Başkanı İbrahim Kalın, AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala, Sırrı Süreyya Önder ve Pervin Buldan katıldı. Görüşmenin olumlu geçtiği bildirildi. Tüm bu temasların ardından, beklenen PKK kongresinin 5-7 Mayıs 2025 tarihleri arasında yapıldığı açıklandı. Kongre sonrası yayımlanan bildirgede, PKK'nın kendini feshettiği ve silahları bıraktığı resmen duyuruldu.
Terör örgütü PKK’nın fesih kongresini, silah bırakma kararını, kararın bölgesel etkilerini ve geleceğini, gazeteci ve yazar Faik Bulut ile konuştuk.
PKK’nın silah bırakma prosedürünün nasıl olacağını detayları ile belirten Faik Bulut, kadroların büyük bir kısmının ilk etapta Irak’ta kalacağını, Avrupa’ya gitme durumunda Norveç’in gündeme geleceğini ve bundan sonra örgütün mensuplarının legal siyasete yöneleceğini aktardı:
PKK’nın fesih ve silah bırakma kararı sonrası başta Suriye’deki Kürt gruplar olmak üzere birçok örgütün artık yerel bazde kendi yolunu çizeceğini ifade eden Faik Bulut, Suriye’deki YPG/SDG’nin konumunu ise ABD, Fransa, İngiltere, Suudi Arabistan gibi yabancı aktörlerin sağlamlaştırdığını kaydetti:
Faik Bulut’a göre PKK’nın fesih süreci sonrası PJAK’ın toplanması olağan bir durum ve İran’a yönelik doğrudan bir hamle içermiyor. Öte yandan Bulut, Batı’nın Irak’ta İran etkisini kırarak bunun yerine Türkiye’yi daha etkin hale getirmeyi arzuladığını da sözlerine ekledi:
MHP lideri Devlet Bahçeli ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sorunun çözümüne yönelik fikirlerinin farklı olduğunu ifade eden Bulut, Bahçeli’nin “Türk İslam” vurgusu ile meseleyi içeride çözmek istediğinin altını çizdi:
Sovyetler Birliği'nin öncülüğünde ve müttefiklerin kritik desteğiyle Hitler Almanyası'na karşı kazanılan Büyük Zafer, Rusya'da her yıl olduğu gibi coşkuyla kutlandı. Büyük Anavatan Savaşı'nda (2. Dünya Savaşı) Nazi güçlerine karşı kazanılan Zafer'in 80. yıl dönümü için düzenlenen Zafer Günü Geçit Töreni'ne, 13 ülkeden tören birlikleri katıldı. Törende Rus Silahlı Kuvvetleri'nin yanı sıra Azerbaycan, Belarus, Çin, Mısır, Laos, Kazakistan, Kırgızistan, Moğolistan, Myanmar, Tacikistan, Türkmenistan, Özbekistan ve Vietnam tören birlikleri de yürüyüş düzenledi. Sovyet zaferinin simgelerinden olan ve 2. Dünya Savaşı'nda en çok kullanılan askeri teçhizatlardan birisi olan tarihi T-34 tankları da törene iştirak etti. Bunun yanı sıra tarihi üniformalar, modern askeri teçhizatlar ve zafer bayrakları da tören alanında boy gösterdi.
Törene dünya liderlerinden de yoğun ilgi vardı. Çin lideri Şi Çinping, Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov, Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev, Venezüella Devlet Başkanı Nicolas Maduro, Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva, Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksander Vucic, Slovakya Başbakanı Robert Fico, Bosna'daki Sırpların yani Sırp Cumhuriyeti'nin lideri Milorad Dodik, Belarus Devlet Başkanı Aleksander Lukaşenko, Küba Devlet Başkanı Miguel Diaz-Canel, Vietnam lideri To Lam, Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah El-Sisi, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Etiyopya Devlet Başkanı Taye Atske Selassie, Gine-Bissau Devlet Başkanı Umaro Sissoco ve Burkina Faso lideri Ibrahim Traore, Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin ile birlikte töreni izledi.
Sırp lider Vucic ve Slovak Başbakan Fico, Avrupa Birliği üyesi ülkelerin hava sahasını kapatması sebebiyle Moskova’ya uzun bir rota ile uçmak zorunda kalmıştı. Fico, Batı’nın tavrını eleştirerek, üyesi olduğu Avrupa Birliği ve NATO ülkelerinin davranışını kınamıştı.
Sovyetler Birliği 2. Dünya Savaşı'nda hayatını kaybeden, gazi olan ve savaşan tüm askerleri saygıyla anan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ukrayna'daki Özel Askeri Harekat'a katılan Rus Silahlı Kuvvetleri personellerini tebrik etti. Sovyet halklarının Nazizmi yok ettiğini hatırlatan Putin, konuşmasını Nazizmi yenmek için mücadele eden tüm kahramanları anarak ve onların anılarını gelecek nesillere aktaracağını belirterek bitirdi.
Batı medyası ise törenden önce, 2. Dünya Savaşı’nı sadece ABD ve İngiltere eksenli Batı güçlerinin kazandığını ima eden propagandasını sürdürdü. Avrupa Birliği’nin 2009’da aldığı bir karar ile “Naziler ve Sovyetler, 2. Dünya Savaşı’nın eşit derecede sorumlusudur” propagandasını devam ettiren Batı’ya karşı, Moskova’daki görkemli törende önemli mesajlar verildi.
Moskova’da Büyük Anayurt Savaşı’nın 80. yıldönümünde Sovyetler Birliği zaferinin kutlama törenlerini, halkın katılımını ve siyasi mesajları, Rusya’da yaşayan gazeteci ve yazar Okay Deprem ile konuştuk.
Avrupa’nın unutturma ve adeta küçük görme çabalarına karşın Rusya’nın çok net bir mesaj vererek 9 Mayıs’ı büyük bir coşkuyla kutladığının altını çizen Deprem, şunları kaydetti:
Doğu Avrupa’daki bazı ülkelerde Nazizmin mağlup edilmesine yönelik hafızanın silinmesi için çeşitli adımlar atıldığına dikkat çeken Deprem, öte yandan Sovyetler Birliği’nin kazandığı zaferin enternasyonel olduğunu ve bu yüzden birçok ülkenin Moskova’daki törene katılım gösterdiğini vurguladı:
Okay Deprem’e göre Batı’nın son 30 yıldır 9 Mayıs’ı ve Anayurt Savaşı’nı unutturma çabaları, Rusya’da sivil halkın zaferin 80. yılına daha büyük bir coşku ile katılmasına sebep oldu:
9 Mayıs vesilesi ile Moskova’da bir araya gelen liderlerin çok kutupluluk yönünde somut adımlar attığına da dikkat çeken Okay Deprem, şunları söyledi:
Hindistan, Keşmir'de 22 Nisan'da 26 turistin öldürüldüğü saldırıyı gerçekleştiren teröristlerin, Pakistan tarafından desteklendiğini iddia etti. Pakistan ise bu iddiaları reddetti. Hindistan daha sonra barajları kapatarak Pakistan'a su akışını keseceğini belirtti. Pakistan ise bunu savaş ilanı sayacağını açıkladı.
İki nükleer güç arasında daha sonra kriz derinleşti. On günden fazla bir süre gece vakti top, roket ve makineli tüfek atışları ile sınır çatışmasına giren Pakistan ve Hindistan kuvvetleri, Hindistan’ın 7 Mayıs’ta yaptığı saldırıdan sonra daha şiddetli çatışmaya başladı.
Hindistan, füze saldırıları ile 100’den fazla teröristi etkisiz hale getirdiğini iddia etti.
Pakistan ise aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 31 sivilin öldüğünü, 50’den fazla sivilin yaralandığını ve dört askerin de yaralandığını açıkladı.
Hint füze saldırısı esnasında yaşanan hava muharebelerinde Pakistan, Çin yapımı J10-c savaş uçakları ile Hindistan’a ait Fransız yapımı Rafael savaş uçaklarını düşürmeyi başardı. Düşürülen Fransız yapımı savaş uçakları, görsel kayıtlarla tespit edildi.
Daha sonra iki ülke arasında hava limanlarını, barajları, askeri üsleri ve hava savunma sistemlerini karşılıklı olarak hedef alan dron saldırıları ve kamikaze dron atışları başladı. Birleşmiş Milletler, taraflara itidal çağrısında bulundu.
Pakistan ve Hindistan arasındaki gerilimi, yabancı ülkelerin gerilimdeki olası rolünü ve çıkarlarını, iki ülkenin ekonomik gücünün kıyasını ve krizin tarihi köklerini, gazeteci ve yazar Kayahan Uygur ile konuştuk.
Pakistan’ın ABD etkisiyle terör örgütleri ile arasında ilişki bulunduğunu öne süren Kayahan Uygur, ayrıca Pakistan’ın İsrail’e ve Ukrayna’ya silah ihraç ettiğine de dikkat çekti:
İki ülkenin de talepleri bulunduğunu vurgulayan Kayahan Uygur, arabuluculuk ile krizin rafa kaldırılabileceğini belirtti:
Günümüzde Hindistan ve Pakistan arasında çok ciddi bir ekonomik güç farkı bulunduğuna dikkat çeken Uygur, Pakistan’ın da bu sebeple askeri çatışmayı tırmandırmaktan kaçındığı değerlendirmesinde bulundu:
Pakistan ve Hindistan geriliminin Trump tarafından Çin karşıtı propagandaya dönüştürülebileceğini belirten Uygur’a göre Trump, Asya’da Çin aleyhinde algı yaratmayı hedefliyor olabilir:
Türkiye’nin son dönemdeki dış politikasının İngiltere ile paralellik gösterdiğini belirten Uygur, şunları kaydetti:
Romanya'da yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ilk turu sonrasında mevcut Başbakan Marcel Ciolacu görevinden istifa ettiğini açıkladı.
Ciolacu'nun mensubu olduğu Sosyal Demokrat Partisi (PSD) Ulusal Siyasi Konseyi, 4 Mayıs'ta yapılan seçimlerin ardından toplanarak partinin iktidardaki koalisyondan ayrılmasına ve Ciolacu'nun görevinden istifa etmesine karar verildiğini bildirdi.
Toplantı sonrasında partinin genel merkezinde kameralar karşısına geçen Ciolacu, PSD'nin iktidardaki koalisyonu bozma kararının ardından başbakanlık görevinden istifa ettiğini teyit etti. Kabinedeki PSD mensubu bakanların geçici olarak hükümette kalıp kalmayacaklarına karar vermek üzere koalisyon ortağı Ulusal Liberal Parti (PNL) temsilcileriyle görüşeceklerini aktaran Ciolacu, ayrıca partisinin cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turunda hiçbir adayı desteklememe kararı aldığını duyurdu. Karar, iktidar koalisyonunun adayı Crin Antonescu'nun dün yapılan seçimlerde istenilen başarıyı elde edememesinin ardından geldi.
Romanya'da yenilenen cumhurbaşkanı seçiminin ilk turunu, aşırı sağcı Rumenlerin Birlik İttifakı (AUR) lideri George Simion önde tamamlamıştı. İlk turda yüzde 41'le ilk sırayı alan Simion ve yüzde 21'le ikinci sıraya yerleşen bağımsız aday Nicuşor Dan'ın 18 Mayıs'ta yapılacak ikinci turda yarışacağı kesinleşmişti. İktidar koalisyonunun ortak adayı Antonescu ise özellikle yurt dışında kullanılan oylar nedeniyle geriye düşerek yüzde 20 ile üçüncü sırada yer almıştı.
Romanya'da yenilenen cumhurbaşkanı seçiminin ilk turunu, aşırı sağcı Rumenlerin Birlik İttifakı (AUR) lideri George Simion önde tRomanya'da cumhurbaşkanı seçiminin 24 Kasım 2024'te yapılan ilk turunda Batı ve NATO karşıtı bağımsız aday Calin Georgescu, oyların yüzde 22,95'ini alarak birinci olmuş, merkez sağdaki Romanya Birliğini Kurtarın Partisinden Elena Lasconi yüzde 19,17 ile ikinci sırayı almıştı. Avrupa Birliği'nin müdahalesi sonucunda Romanya Anayasa Mahkemesi, seçimleri iptal ederek Calin Georgescu'nun adaylığını da yasaklamıştı.
Romanya'da yenilenen seçimleri, adayların siyasi çizgisini, Polonya'nın Üç Deniz Girişimi'ni ve İngiltere'nin Karadeniz planlarını, ATASAM analisti ve gazeteci Hasan Erel ile konuştuk.
Romanya’nın Avrupa Birliği üyeliğinin tamamen NATO yanlısı ve Rusya karşıtı bir adım olduğunu ifade eden Erel, diğer yandan AB müdahalesi sonucunda seçimlere girmesi yasaklanan ve 2024’te farkla kazanan Calin Georgescu’nun küresel elitleri nasıl ifşa ettiğini anlattı:
Romanya’nın Üç Deniz Girişimi ekseninde NATO için çok ciddi bir “sac ayağı” işlevi gördüğünün altını çizen Hasan Erel, Romanya’da giderek artan NATO varlığına dikkat çekti:
Avrupa’da Rusya’ya karşı olmayan herkese aşırı sağcı dendiğini aktaran Hasan Erel,
Romanya’da Calin Gerogescu’nun seçime girmesinin yasaklanmasının ardından NATO’nun savaş planlarına karşı çıkan George Simion’un kitlesel destek bularak ilk turda galip geldiğini aktaran Erel, diğer taraftan Batıcı adayların da tek cephede birleşebileceği değerlendirmesinde bulundu:
Batı’nın Ukrayna ve Karadeniz başta olmak üzere attığı adımların küresel bir savaşı tetikleme riski taşıdığı uyarısında bulunan Hasan Erel, Türkiye’nin Karadeniz’de barışı savunması gerektiğini ifade etti:
From the publisher's feed

66 Listeners

67 Listeners

21 Listeners

0 Listeners

14 Listeners