EKSEN

EKSEN

By Sputnik TürkiyeNewsNews Commentary
Download on the App Store

EKSEN episodes

  • ‘Türkiye için en büyük tehlike, ülkeyi ahtapot kolları gibi çevreleyen Alman emperyalizmi’

    Hristiyan Demokratların lideri Friedrich Merz'in başbakanlığında kurulması beklenen yeni Almanya hükümeti için Hristiyan Demokratlar (CDU/SDU) ve Sosyal Demokratlar (SPD) arasında anlaşmaya varıldı.

    Yaklaşık bir buçuk ay süren müzakerelerin ardından kabul edilen koalisyon anlaşmasının yakın bir zaman dilimi içerisinde, partilerin karar organlarında onaylanması bekleniyor. Tüm partilerin onay vermesi durumunda koalisyon sözleşmesinin 5 Mayıs'ta resmen imzalanması durumunda, Friedrich Merz'in de 6 Mayıs'ta parlamentoda yapılacak oylamayla başbakanlığa seçilmesi mümkün olacak.

    23 Şubat seçimlerinden birinci çıkan CDU'nun lideri Friedrich Merz, Almanya'nın bir an önce toparlanmasını ve yeniden Avrupa siyaset sahnesinde güçlü bir konum almasını hedeflediğini açıklamıştı.

    Atlantik ile ilişkilere önem verileceğini vurgulayan Merz, ABD ile gerilim konusu meselelerin aşılması ve Avrupa Birliği'nin küresel aktör haline gelmesi için çabalayacaklarını vurgulamıştı. Merz ayrıca Alman ordusuna yatırım yapma ve Ukrayna'ya verilen askeri desteğin sürdürülmesini de öncelikli politikaları arasında göstermişti.

    Almanya'da Hristiyan Demokratlar ile Sosyal Demokratlar arasındaki koalisyon anlaşmasını, Almanya'dan yükselen tehlikeyi ve Alman siyasi iklimini, Yazar Cemil Fuat Hendek ile konuştuk.

    Almanya’da kurulacak yeni koalisyon hükümetinin savaşa hazırlık hükümeti olduğunu kaydeden Cemil Fuat Hendek, diğer yandan Almanya’da iletişim ve temel haklar konusunda kısıtlamaların yaşanabileceği değerlendirmesinde bulundu:

    Cemil Fuat Hendek’e göre Almanya, göçmenler olmadan ayakta kalamaz. Alman nüfusunun giderek yaşlandığına dikkat çeken Hendek, yeni koalisyonun da bu konudan çok bahsetse de hükümet metninde çok fazla yer vermediğini aktardı:

    Alman siyasilerin ne yaptığını çok iyi bildiğini ifade eden Hendek, Alman emperyalizminin Rusya hayallerinin birkaç yüzyıldır sürdüğüne dikkat çekti:

    Almanya siyasi tarihinde Sosyal Demokrat Parti’nin, sağ hükümetlerin başaramayacağı birçok işi gerçekleştirdiğini ve bunun sonuçlarının “uğursuz” olduğunu dile getiren Hendek, yeni kurulan SDU-Sosyal Demokrat koalisyonunda da SPD’nin bu görevi üstleneceğini kaydetti. Cemil Fuat Hendek’e göre diğer yandan Almanya’nın yeni hükümetinin, hedeflerine ulaşmak için faşist gruplara da ihtiyacı yok:

    Almanya’da Türkiye’deki genel algının aksine özgür bir basın olmadığına dikkat çeken Hendek, şu cümleleri kaydetti:

    Alman emperyalizminin Türkiye’de çok etkin olduğunu ve Türkiye’yi adeta ahtapot kolları gibi çevrelediğini ifade eden Hendek, Almanya’nın Türkiye’yi Avrupa Birliği çıkarları doğrultusunda kullanmak istediğini vurguladı:

    1 hr 24 min
  • ‘Dünyada Avrupa’ya yer kalmadı’

    ABD Başkanı Trump, İtalya Başbakanı Georgia Meloni'yi Beyaz Saray'da ağırladığı görüşmede, Kiev ile nadir toprak elementlerine yönelik bir anlaşmayı gelecek hafta imzalayabileceklerini kaydetti.

    Diğer yandan Alman haftalık Zeit gazetesine konuşan Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, yeni jeopolitik düzlemde Avrupa'nın önemli bir rol alabileceğini iddia etti. Avrupa'nın silahlanması için 800 milyar euroyu aşkın bütçe ayrıldığına dikkat çeken von der Leyen, Avrupa'nın tarihi yeniden yazabileceği iddiasını yineledi.

    ABD Başkanı Donald Trump'ın göreve başlaması ile "bildiğimiz Batı'nın artık var olmadığını" ifade eden von der Leyen, ayrıca AB'nin ABD dijital hizmetlerini düzenleme konusundaki tutumunu savundu ve “kuralları koyan kardeşlerimiz ya da oligarklarımız yok” dedi. Leyen, kritik savunma malzemeleri konusunda Avrupa'da daha fazla üretim yapma ve satın alma çağrısında bulundu.

    Trump karşıtı Avrupa'nın emperyalist politikalarını, yeniden silahlanma tezlerini, nazizm ve aşırı sağ tartışmalarını, Avrupa'nın jeopolitik hamlelerini ve etkilerini gazeteci ve belgeselci Sedat Aral ile konuştuk.

    Avrupa’nın şirketler ve politikacılar tarafından yönetildiğinin altını çizen Sedat Aral, dünyada etkinliği azalan Avrupa’nın, emperyalist gücüne geri kavuşmak için savaşları desteklediğini ifade etti:

    Gazeteci Sedat Aral’a göre Avrupa, emperyalist ve sömürgeci anlayışını sürdürmek için kendisini bir tehdit unsuruna dönüştürmek istiyor:

    Avrupa Birliği’nin medya ve enformasyon alanında da güvenilirliğini yitirdiğini aktaran Aral, Batı’nın silahlanma planının sömürge döneminin şirketi “East India Company”yi hatırlattığına da dikkat çekti. Sedat Aral’a göre Avrupa’nın anlatısına artık Avrupa halkları dahi inanmıyor:

    Avrupa’da yükselen trendin ulusalcılık olduğunu kaydeden Sedat Aral, şunları söyledi:

    1 hr 25 min
  • ‘Çin’in uygulayacağı bir teknoloji yaptırımı, Batılı şirketleri kara kara düşünme noktasına getirebilir’

    Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, ABD'nin "karşılıklı tarifler" kapsamında yaptığı gümrük vergisi artışları nedeniyle ticari gerilimlerin ve ekonomik belirsizliklerin arttığı bir dönemde ülkesinin önemli ticaret ortakları olan Güneydoğu Asya ülkelerine ziyaretlerde bulundu.

    Çin Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, Devlet Başkanı Şi, 3 ülkeyi kapsayan turuna Vietnam ziyaretiyle başladı. Ziyaretinin ilk gününde Vietnam Komünist Partisi Genel Sekreteri To Lam ile görüşen Şi, ABD'yi tarife politikası nedeniyle üstü örtülü olarak eleştirerek, Vietnam'a, "tek taraflı zorbalığa birlikte karşı çıkma" ve "küresel serbest ticareti savunma" çağrısı yaptı. Çin ve Vietnam'ın küreselleşmeden fayda sağlayan iki ülke olduğuna işaret eden Şi, iki ülkenin ekonomik küreselleşmeyi desteklemesi ve sanayi ve tedarik zincirlerinin istikrarını koruması gerektiğini vurguladı. Görüşmenin ardından iki ülke arasında ulaştırma, yapay zeka, gümrük muhafaza ve karantina, tarım ürünleri ticareti, kültür, spor, geçim projeleri, insan kaynakları gelişimi ve medya alanlarında işbirliği anlaşmaları imzalandı.

    Şi'nin ziyaretinin, ABD Başkanı Donald Trump'ın "karşılıklı tarifeler" kapsamında gümrük vergisi artışlarını duyurmasının ardından ABD ve Çin arasında yaşanan tarife restleşmesine denk gelmesi dikkati çekiyor. Çin, ABD'nin tarife artışlarına tepki veren ilk ülke olmuş ve aynı oranda karşılık vermişti. İki ülke arasında tarife restleşmesi sonunda ABD, Çin'e uyguladığı gümrük tarifesini yüzde 145'e, Çin de ABD'ye yüzde 125'e kadar çıkarmıştı. Washington yönetimi, diğer ülkelere getirdiği karşılıklı tarifeleri 90 gün ertelerken Çin'e yönelik tarifeler yürürlüğe girmişti. Trump, daha sonra akıllı telefon, dizüstü bilgisayar, sabit disk, bilgisayar işlemcisi ve çipler gibi bazı teknoloji ürünlerini ek vergilerden muaf tutulacağını bildirmişti.

    ABD ve Çin arasındaki jeopolitik çekişmeyi, küresel ticaret savaşlarını, yükselişe geçebilecek yeni güç eksenlerini ve aktörlerin hamlelerinin arka planını, Kırıkkale Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nden öğretim üyesi Doç. Dr. Merve Suna Özel Özcan ile konuştuk.

    ABD Başkanı Donald Trump’ın başlattığı ticaret savaşının 1800’ler doktrinlerine dayandığı değerlendirmesinde bulunan Doç. Dr. Merve Suna Özel Özcan, şunları kaydetti:

    ABD Başkanı Donald Trump’ın elini yüksekten açmayı sevdiğini ve bu yolla pazarlık yapmayı tercih ettiğini belirten Doç. Dr. Özcan, diğer yandan Trump’ın dünyaya bakış açısında birçok ön koşul olduğunu da sözlerine ekledi. Doç. Dr. Merve Suna Özel Özcan’a göre ABD ve Çin arasındaki rekabette eli daha zayıf olan taraf, bunu belli edecek:

    Yaşanan ticaret savaşları ve jeopolitik rekabet sonucunda yeni güç merkezlerinin öne çıkabileceğini ifade eden Doç. Dr. Özcan, Türkiye’nin sadece enerji için değil, ticari mallar için de bir köprü olabileceğini dile getirdi. Doç. Dr. Merve Suna Özel Özcan’a göre bu yaşanan süreç sonucunda Afrika ve Avrasya arasındaki bir ortaklık, dünyadaki dengeleri etkileyecek bir güç merkezine dönüşebilir:

    Küresel çapta bir savaşın Trump ve Çin gibi aktörler tarafından rasyonel bulunmayacağını dile getiren Doç. Dr. Merve Suna Özel Özcan, şu ifadeleri kullandı:

    1 hr 24 min
  • ‘BAE, Ahmed eş-Şera ile İsrail’i barıştırma rolünü üstlenmiş olabilir’

    Suriye geçici hükümetinin ilk başkanı Ahmed eş-Şera, geçen hafta Antalya Diplomasi Forumu'na katılım gösterdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile de görüşme gerçekleştiren eş-Şera, forumda Arap devletlerinin temsilcileriyle de bir araya geldi. Ahmed eş-Şera'nın Körfez ülkelerini ziyaret edeceği açıklandı.

    Diğer yandan Şam ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasındaki anlaşma sürecinin devam ettiği bildirildi. Anlaşmaya göre SDG, yapısını bozmadan; yani teşkilatlarını ve örgütlerini koruyarak Suriye hükümetine entegre olacak. Özellikle Halep'in Eşrefiye ve Şeyh Maksud mahallelerinde uygulanan formül neticesinde, SDG'ye bağlı asayiş güçleri polislik görevini yürütmeyi sürdürecek fakat Şam kanunlarına tabi olacaklar.

    Suriye geçici hükümet başkanı Ahmed eş-Şera’nın Antalya Diplomasi Forumu ziyaretini, Şam-Suriye Demokratik Güçleri (SDG) anlaşmasını, İsrail’in Suriye hamlelerini, ABD’nin rolünü, Türkiye’nin konumunu ve Körfez ülkelerinin attığı adımları, gazeteci ve yazar Musa Özuğurlu ile konuştuk.

    Musa Özuğurlu’ya göre ABD, Suriye’de Türkiye’yi de gücendirmeyecek ve hatta tatmin edecek bir çözüm arayışında. Türkiye’nin ABD, SDG ve İsrail ile karşı karşıya gelmesinin arzulanmadığının altını çizen Özuğurlu, şunları kaydetti:

    ABD’nin Suriye’de Kürtler için bulduğu çözümün resmi değil fiili özerklik olduğunu vurgulayan Özuğrlu, Şam’ın da taraflarla uzlaşma yolunu tercih ettiğini ve Amerikan planına karşı çıkmadığını belirtti:

    ABD’nin Suriye’de attığı adımlarla Türkiye’yi de tatmin edecek bir çözüm aradığını kaydeden Özuğurlu, Amerika’nın Suriye projesini Türkiye’ye devredebileceğini belirtti. İsrail’in ise Suriye’de bir ordu istemediğini ifade eden Özuğurlu, Türkiye’nin Suriye’nin İsrail’e tehdit oluşturmaması konusunda ABD ve İsrail’e güvence verebileceğini dile getirdi:

    Suudi Arabistan’ın da Suriye’de yeni süreçte etkinliğini artırmayı hedeflediğini vurgulayan Musa Özuğurlu’ya göre, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) de Ahmed eş-Şera ve İsrail arasında arabuluculuk rolü üstlenebilir:

    1 hr 25 min
  • ‘Netanyahu, Trump’ı üstü kapalı şekilde tehdit etmiş olabilir’

    ABD Başkanı Donald Trump'ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff, İran'la doğrudan görüşme sürecine ilişkin, "İran nükleer zenginleştirme ve silahlanma programını durdurmalı ve ortadan kaldırmalıdır." açıklamasını yaptı.

    İran'la doğrudan müzakereleri yürüten Trump'ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Witkoff, X hesabından sürece ilişkin bir açıklama yaptı.

    Witkoff, açıklamasında, "İran'la varılacak bir anlaşma ancak bir Trump anlaşması olması halinde tamamlanabilir. Herhangi bir nihai anlaşma Orta Doğu'da barış, istikrar ve refah için bir çerçeve oluşturmalıdır; yani İran nükleer zenginleştirme ve silahlanma programını durdurmalı ve ortadan kaldırmalıdır." değerlendirmesinde bulundu.

    İran'la olası bir anlaşmanın "dünya için adil bir anlaşma" olması gerektiğini kaydeden Witkoff, Trump'ın kendisine verdiği görevin bu olduğunu belirtti.

    Witkoff, Amerikan Fox News kanalına verdiği son röportajda, "Trump'ın tıpkı İran'la yapılan eski nükleer anlaşmadaki gibi İran'ın uranyum zenginleştirmesini yüzde 3.67 ile sınırlandırmak istediğini" ifade etmişti. Witkoff'un bu açıklaması, "ABD, İran'ın nükleer programını sonlandırmasını beklemiyor" şeklinde yorumlanmıştı.

    İran ile nükleer anlaşmadan 2018'de tek taraflı ülkesini çeken ABD Başkanı Donald Trump, İran ile doğrudan nükleer müzakere çağrısında bulunan bir mektubu geçen ay İran lideri Ayetullah Ali Hamaney'e göndermişti. Mektuba İran, Umman üzerinden yanıt vermişti.

    İran ile ABD, mektup trafiğinin ardından Umman’da 12 Nisan'da dolaylı görüşmeler yapmıştı. Görüşmeler sonucunda hem İran hem de ABD tarafı müzakerelerin "olumlu ve yapıcı" olduğunu açıklamıştı. Taraflar, 19 Nisan’da yeniden bir araya geleceğini duyurmuştu. ABD basını, ikinci tur müzakerelerin İtalya'nın başkenti Roma'da yapılacağını yazmış ancak İran tarafı istişareler sonucunda müzakerelerin yeniden Umman’da yapılmasının kararlaştırıldığını duyurmuştu.

    Umman’daki ABD-İran görüşmelerini, İran’la nükleer müzakere çerçevesinde ABD’nin İran’a yönelik tehditlerini, İsrail’in savaş söylemlerini ve bölgedeki ülkelerin diplomatik konumunu, gazeteci Hasan Erel ile konuştuk.

    Hasan Erel’e göre Trump, İran’a saldırmak istemiyor fakat Netanyahu ve İsrail ile birlikte çalışan ABD İsrail lobisi, ABD’nin İran’ı vurması için yoğun çaba sarfediyor:

    ABD’nin ve İsrail’in İran’ı hedef almasının dünya savaşı dahil birçok felaket senaryosunu tetikleyebileceğini öne süren Hasan Erel, son dönemlerde Türkiye’nin de giderek ABD kampına yaklaştığı değerlendirmesinde bulundu:

    İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ABD Başkanı Donald Trump’ı tehdit eden birtakım mesajlar verdiğini ifade eden Erel, diğer yandan Trump’ın İran savaşını istemediğini vurguladı. Washington Post’un haberine atıfta bulunan Erel, İsrail’in saldırı planlarına değindi:

    Arap ülkelerinin de böyle bir savaşı istemediğini vurgulayan Hasan Erel’e göre, Binyamin Netanyahu koltuğunu korumak ve büyük İsrail hedefine ulaşmak için bölgeyi ateşe atabilecek bir hamle yapabilir:

    1 hr 25 min
  • ‘Çin, gerekirse ABD ile ticareti sıfırlamayı ve dünyanın kalanına yönelmeyi göze alıyor’

    ABD Başkanı Donald Trump, Çin'e yönelik tarifeleri yüzde 125'e çıkarırken, diğer ticaret ortakları için ek tarifelerin 90 gün süreyle durdurulduğunu duyurdu.

    Trump, ABD Ticaret Bakanlığı, ABD Hazine Bakanlığı ve ABD Ticaret Temsilciliği yetkilileriyle, ticaret, ticaret engelleri, tarifeler, kur manipülasyonu ve parasal olmayan tarifeler gibi konularda çözüm bulmak için 75'ten fazla ülkenin kendileriyle iletişime geçtiğini aktardı. Bu ülkelerin ABD'ye karşı hiçbir şekilde misillemede bulunmadığını belirten Trump, ek tarifelerin 90 gün süreyle durdurulmasını, bu sürede yüzde 10'luk temel tarife oranının uygulanmasını onayladığını kaydetti.

    ABD Başkanı Trump, "kurtuluş günü" olarak nitelendirdiği 2 Nisan'da diğer ülkelere uygulanacak karşılıklı tarife oranlarını açıklamıştı. Temel tarife oranının yüzde 10 olacağını ifade eden Trump, diğer ülkelerin uyguladığı tarifeler ve tarife dışı engelleri hesaba katarak ülkeye göre değişen gümrük vergisi oranlarını paylaşmıştı.

    Diğer yandan ABD merkezli yayın organı Bloomberg, Trump'ın ABD ve Çin arasında bir sıcak savaş için hazırlık yaptığını ve ticaret savaşını bu sıcak çatışmanın ön hazırlığı olarak kullandığını iddia eden bir makale yayınladı.

    ABD Başkanı Donald Trump'ın başlattığı ticaret savaşını, 90 günlük gümrük vergisi indirimini ve ertelemesini, Çin'in tepkisini, Avrupa Birliği (AB) ve Çin arasındaki telefon görüşmesini ve Bloomberg'in sıcak savaş hazırlığı iddiasını, Koç Üniversitesi’nden öğretim görevlisi Dr. Altay Atlı ile konuştuk.

    ABD’nin Çin’e karşı başlattığı ticaret savaşında aslında bir geri adım atmadığını kaydeden Dr. Atlı, Çin’in de geri adım atmaya nyieti olmadığının altını çizdi:

    ‘Çin, gerekirse ABD ile ticareti sıfırlamayı ve dünyanın kalanına yönelmeyi göze alıyor’

    Gümrük vergileri ve ticaret savaşı ile birlikte Çin’in ABD pazarından tamamen çekilmeye hazır olduğunu ifade eden Dr. Altay Atlı, Çin hükümetinin dünyayı fiyatları düşük Çin mallarına boğmayacağının garantisini vermeye çalıştığını aktardı:

    BRICS’in daha çok mevcut sistemdeki aksaklıklara karşı ses yükselten ülkelerin ikili diyaloglarını artırdığı bir platform olduğuna dikkat çeken Dr. Altay Atlı, BRICS’in kendi para birimi olacağı iddialarını gerçekçi bulmadığını belirtti. Dünyada ikili anlaşmaların öne çıkacağı değerlendirmesinde bulunan Atlı’ya göre, Türkiye gibi ülkelerin kapasitesini hızlı bir şekilde artırması ve ABD-Çin kutuplaşmasında taraf seçmemesi gerekiyor:

    Dr. Atlı’ya göre ABD ve Çin arasında savaş, gerek ülkelerin bağlılığı, gerek savaş sebebi bulunmaması gerekse böyle bir savaşın çok maliyetli olacağı gerekçeleri ile pek mümkün gözükmüyor:

    1 hr 24 min
  • ‘AB bu bölgeye ilgi duydu. Türk devletleri de BM kararlarını örnek göstererek Güney Kıbrıs’ı tanıdı’

    Aynı zamanda Türk Devletleri Teşkilatı’nın üyesi olan Özbekistan, Türkmenistan ve Kazakistan’ın, Güney Kıbrıs’ı tanıdığı ortaya çıktı. Türk basınında yer alan gelişmelerin ardından Türk yetkililerden bir açıklama gelmezken, Türk Devletleri Teşkilatı üyelerinden sadece Türkiye’nin Kuzey Kıbrıs’ı tanıması dikkat çekti.

    Türk basınında, Avrupa Birliği’nin bu üç ülkeye 12 milyar Euro tutarında yatırım yapacağına dair iddialar yer aldı. Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ise, KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ile yaptığı görüşme sonrasında, “KKTC’nin tanınması için çaba göstereceğiz” dedi fakat Azerbaycan’ın Kuzey Kıbrıs’ı tanıyacağı yönünde bir beyanda bulunmadı.

    Diğer yandan Kuzey Kıbrıs’ta da iç siyaset hareketlendi. KKTC'nin başkenti Lefkoşa'daki İrsen Küçük Ortaokulu'na bir öğrencinin başörtüsü ile alınmadığı yönündeki haber, Güney Kıbrıs'ın Türk Devletleri Teşkilatı'nın üç üyesi tarafından tanınmasından daha fazla basında yer buldu.

    Öğrencinin okula başörtüsü ile alınmadığı fakat KKTC Milli Eğitim Bakanlığı'nın okul müdürüne gönderdiği talimat ile öğrencinin başörtüsü ile okula alınması yönünde talimat verdiği aktarıldı.

    Türk Devletleri Teşkilatı üyesi olan üç ülkenin Güney Kıbrıs’ı tanımasını, Kuzey Kıbrıs’ın tanınma sorununu ve Kuzey Kıbrıs’ta gündeme gelen başörtüsü tartışmalarını, Avrupa Liderlik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Hasgüler ile konuştuk.

    Prof. Dr. Mehmet Hasgüler’e göre Özbekistan, Türkmenistan ve Kazakistan’ın Güney Kıbrıs’ı tanımasınn en önemli sebebi, Avrupa Birliği’nin (AB) Orta Asya’ya yönelik açılımı:

    KKTC’nin bağımsızlık ilanından Türkiye’nin tutumuna kadar çeşitli noktalarda Kuzey Kıbrıs’ın tanınırlığı açısından Türk tarafının da eksikliklerinin veya attığı yanlış adımların olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Hasgüler, şu ifadeleri kullandı:

    Prof. Dr. Mehmet Hasgüler’e göre Azerbaycan’ın “KKTC’nin tanınmasına yardım edeceğiz” açıklaması, Azerbaycan’ın Kuzey Kıbrıs’ı tanıdığı veya tanıyacağını beyan ettiği anlamına gelmiyor:

    ‘Türban meselesi politik kamplaşma’s

    Kuzey Kıbrıs’taki birçok ciddi meselenin gündeme dahi gelmediğini kaydeden Prof. Dr. Mehmet Hasgüler, ortaokulda yaşanan başörtüsü krizinin ise bir politik kamplaşma olduğunu vurguladı:

    Güney Kıbrıs’ta EOKA benzeri bir örgütün sahneye çıktığını belirten Prof. Dr. Hasgüler, bunun sebebinin Güney Kıbrıs lideri Nikos Hristodulidis’in Türkiye’ye yönelik pozitif tutumu olduğunu belirtti. Hristodulidis’in bu yolla Kıbrıs Türklerini devre dışı bırakmayı amaçladığının altını çizen Prof. Dr. Hasgüler, Türk siyasilerin artık bir vizyon belirlemesi gerektiğini ifade etti:

    1 hr 25 min
  • 'Kağıttan kaplan Amerikan emperyalizmi, ejderhaya karşı'

    ABD Başkanı Donald Trump, Çin'e yönelik gümrük vergilerinin yüzde 145'e çıkarıldığını duyurdu.

    Öte yandan Trump, yüzde 25 gümrük uygulanan Kanada ve Meksika hariç 90 ülkeye yönelik "karşı gümrük vergisi" uygulamasını 90 günlüğüne askıya aldığını duyurdu. Beyaz Saray tarafından yapılan açıklamada, karşı gümrük vergilerinin 90 günlüğüne net yüzde 10 seviyesinde sabitlendiği belirtildi. Çin, Meksika ve Kanada, bu indirimden faydalanamadı.

    Diğer yandan Demokrat Senatörler Adam Schiff ve Ruben Gallego, ABD borsalarındaki keskin düşüş sonrası aniden gelen yükselişle ilgili etik soruşturması talep etti. Demokrat senatörler, ABD Başkanı Donald Trump etkisiyle düşen ABD borsasından bir grup zenginin düşük bedelle hisse alıp, yükselişten faydalanarak etik dışı kâr elde edip etmediğinin soruşturulması gerektiğini ifade etti.

    ABD Başkanı Donald Trump’ın başlattığı ticaret savaşını, gümrük vergilerini, Çin’in jeopolitik konumunu, Trump’ın Pasifik stratejisini ve İran’ı tehdit etmesini, Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümünden Dr. Barış Adıbelli ile konuştuk.

    Dr. Adıbelli’ye göre Trump, Rusya’yı Çin konusunda ikna edemediği için öfkelendi. Trump’ın müttefikleri tarafından Çin konusunda yalnız bırakıldığına inandığını belirten Adıbelli, şunları söyledi:

    Donald Trump’ın ekonomik saldırılarının geri tepmesi sebebiyle dikkat dağıtmak ve savaş ekonomisine geçmek için İran’a yönelik saldırılar başlatabileceğini kaydeden Dr. Barış Adıbelli, İran’ın nükleer silah geliştirecek potansiyelde olduğunu öne sürerek bunun çok tehlikeli bir hamle olacağını ifade etti:

    ABD Başkanı Donald Trump’ın, Vietnam’ı yanına çekmek istediğini vurgulayan Dr. Adıbelli’ye göre vergi indirimlerinin sebeplerinden birisi de bu. ABD’nin tek kutuplu dünya düzeni hegemonyasını ekonomik savaşla sürdürmek istediğinin altını çizen Adıbelli, bunun başarısızlığa uğrayacağı değerlendirmesinde bulundu:

    1 hr 25 min
  • 'Türkiye ve İsrail arasında sıcak çatışma beklemiyorum’

    ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray'da İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile görüşmesinde, Türkiye'nin Suriye'deki rolünün önemini ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile çok iyi ilişkileri olduğunu vurgulayarak, "O, çok güçlü ve zeki biri." dedi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ilişkilerinin çok iyi olduğunu vurgulayan Trump, Türkiye'nin Suriye'deki rolünün de çok önemli olduğuna işaret etti. ABD Başkanı, "Erdoğan adında bir adamla çok iyi ilişkilerim var. Basının, Erdoğan'ı sevmeme kızdığını biliyorum ama ben seviyorum, o da beni seviyor ve hiçbir sorunumuz olmadı." diye konuştu.

    Türkiye'nin Suriye'de kimsenin yapamadığını yaptığını ifade eden Trump, "Erdoğan çok güçlü ve zeki bir adam. (Suriye'de) Başka kimsenin yapamadığı bir şeyi yaptı. Hakkını vermek lazım." dedi. İsrail Başbakanı Netanyahu'nun "Suriye'de Türkiye ile sorunları olduğu" yönündeki ifadelerine de cevap veren Trump, "(Suriye konusunda) Türkiye ile yaşadığınız her sorunu çözebileceğimi düşünüyorum. (Netanyahu'yu işaret ederek) Siz makul olduğunuz sürece; bu konuda siz de biz de makul olmalıyız." değerlendirmesini yaptı. Trump, "Türkiye ve lideriyle çok ama çok iyi bir ilişkim var ve bu sorunu çözebileceğimizi düşünüyorum. Şu anda bunun bir sorun olacağını sanmıyorum." şeklinde konuştu.

    İsrail ise Suriye'ye yönelik hava saldırılarını sürdürdü. İsrail Hava Kuvvetleri'nin, eski Suriye ordusundan kalan hava üslerini hedef aldığı belirtildi.

    İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ABD ziyaretini, Donald Trump-Netanyahu görüşmesini, Suriye’de Türkiye-İsrail çekişmesini ve Trump’ın Türkiye açıklamalarını, Marmara Üniversitesi’nden Prof. Dr. Barış Doster ile konuştuk.

    Türkiye ve İsrail arasında sıcak çatışma beklemediğini aktaran Prof. Dr. Doster, özellikle hem Türkiye’nin hem de İsrail’in Batı ile yakın ilişkilerinin bu konuda etkili olduğunu vurguladı:

    Türkiye’nin Suriye’de hedeflerine tam olarak ulaşamadığını kaydeden Prof. Dr. Barış Doster, Suriye’nin en büyük kazananının İsrail olduğunu yineledi:

    Prof. Dr. Barış Doster’e göre Amerikan Başkanı Trump’ın diplomasisi, kendisiyle alakalı “en sıkı pazarlıkçı” imajını çizmesine dayanıyor. Trump’ın ödün koparmayı sevdiğini ve ilk dört yılını hatırlatan Doster, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkındaki övgü dolu sözcüklere temkinli yaklaşmak gerektiğini belirtti:

    ABD’nin dünyaya emperyalist bir perspektiften baktığını anımsatan Prof. Dr. Doster, ABD’nin Türkiye’ye bakış açısının da Suriye ve İran konularında işbirliği talebi çerçevesinde şekilleneceği değerlendirmesinde bulundu:

    1 hr 24 min

About EKSEN

From the publisher's feed

Ceyda Karan, Eksen’le her gün RS FM'de. Eksen'de Rusya'dan Avrupa'ya; Amerika'dan farklı bölgelere kadar pek çok noktadaki sıcak gelişmeler masaya yatırılıyor.

More shows like EKSEN

Kendine İyi Davran by Beyhan Budak

Kendine İyi Davran

66 Listeners

Merdiven Altı Terapi by Deniz Dülgeroğlu

Merdiven Altı Terapi

67 Listeners

Trend Topic by Podbee Media

Trend Topic

21 Listeners

SEYİR HALİ by Sputnik Türkiye

SEYİR HALİ

0 Listeners

Geri Dönüyoruz by Socrates Dergi, Mahir Ünsal Eriş, Töre Sivrioğlu

Geri Dönüyoruz

14 Listeners