Suriye’de 6 Mart’ta, ilk başta tutuklamaya direnme şeklinde başlayan olaylar, zaman içerisinde ciddi bir çatışmaya dönüştü. Şam’ın açıklamasına göre Suriye’nin sahil bölgesindeki silahlı grupların kurduğu pusu sonucunda, eskiden HTŞ olarak da bilinen Suriye’nin güvenlik güçleri ciddi kayıplar verdi.
Daha sonra bölgeye binlerce güvenlik personeli sevk eden Suriye hükmetinin başlattığı operasyonlar sonucunda çatışmalar daha da alevlendi. Suriye güvenlik güçlerinin 200’den fazla kayıp verdiği, silahlı grupların da yüzlerce kaybı olduğu açıklandı.
Fakat çatışmalar sürerken, Şam’a bağlı yabancı savaşçıların başını çektiği gruplar, Suriye’nin Lazkiye ve Tartus kırsallarındaki Nusayri ve Alevi köylerine yönelik baskınlar düzenleyerek sivillere yönelik saldırılar gerçekleştirdi. Birçok sivilin, özellikle erkeklerin, darp edildiği ve infaz edildiği şeklinde videolar, yabancı savaşçılara ait Telegram gruplarında paylaşıldı.
Şam hükümeti, “Beşar Esad yönetiminin artıkları” olarak adlandırdığı gruplara karşı yürütülen operasyonlar sırasında bazı “istenmeyen olayların” da yaşandığını belirtti ve faillere soruşturma açılacağının sözünü verdi. Eski HTŞ ileri gelenleri, bölgeyi ziyaret ederek halkı teskin etmeye çalıştı. Fakat katliamların 10 Mart’a kadar aralıksız devam etmesi ve daha çok infaz görüntüsünün internete düşmesi sebebiyle halkın tedirginliği son bulmadı.
Alevi ve Nusayri sivilleri hedef alan saldırganlığın hemen akabinde, Şam yönetimi ve Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında bir taslak anlaşma yapıldı. Anlaşmada, SDG’nin askeri ve sivil idaresinin, bütünlüğünü koruyarak Şam’a “entegre olacağı” şeklinde bir madde de yer aldı. Türkiye, anlaşmanın uygulanışını takip edeceğini açıkladı.
Diğer yandan Suriye’de, SDG ile anlaşmanın ardından bir de geçiş dönemi anayasa taslağı açıklandı. Suriye Devlet Başkanı sıfatıyla Ahmet eş-Şera’nın imzaladığı anayasa metninde, Suriye’de kanunların temel dayanağının İslam hukuku olacağı yönündeki madde tartışma konusu oldu. Özellikle yabancı cihatçıların sahil kesiminde Nusayri ve Alevilere yönelik katliamlarının ardından böyle bir maddenin anayasaya girmesi, Suriye’nin gerek farklı mezhepten gerekse farklı dinden azınlıklarının eleştirilerine yol açtı.
Gazeteci Musa Özuğurlu, Suriye’deki gelişmeleri, yabancı cihatçıların Lazkiye/Tartus katliamları, Şam-SDG anlaşması ve anayasa taslağının yankıları ekseninde değerlendirdi.
Suriye’de özellikle Lazkiye ve Tartus’ta yaşanan olayları değerlendiren Özuğurlu, bölge halkının HTŞ’nin katliamları yapan gruplara yönelik tasarrufta bulunduğuna inanmadığını belirtti. Özuğurlu’ya göre HTŞ her ne kadar önlem aldığını belirtse de, bölgede köy yakma olaylarının sürdüğünü aktardı:
Suriye’deki yeni anayasa taslağının birçok kesimde rahatsızlık yarattığını vurgulayan Musa Özuğurlu’ya göre, anayasayı sadece Ahmet eş-Şera’yı destekleyen kesimler benimsiyor:
Suriye’deki yabancı savaşçıların devlet seviyesinde bir aktör tarafından kontrol edildiğini vurgulayan Özuğurlu’ya göre, yaşanan katliamlar öncesi detaylı bir saha çalışması yapılarak köylere giden yolların haritası çıkartıldı. Şam’ın Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile yaptığı anlaşmanın henüz bir çerçeve olduğunu ve detaylarının daha sonra şekilleneceğini dile getiren Özuğurlu, iki tarafın da tatmin olmadığı değerlendirmesinde bulundu:
Suriye’nin sahil bölgesinde yaşanan olayların “Esad artıkları” veya “Alevi hareketi” olarak nitelendirilmesinin sadece kanunsuz davranışlara bir kılıf olacağının altını çizen Özuğurlu, Şam’a karşı herhangi bir örgütlü Alevi hareketi bulunmadığını ifade etti. Musa Özuğurlu’ya göre Alevileri rahatsız eden politikalar bulunsa da, silahlı birtakım kişilerin saldırılarının genellenmesi, yabancı savaşçıların katliamlarına adeta kılıf oluyor: