Amerika Birleşik Devletleri’nde 5 Kasım’daki başkanlık seçimi için önseçim süreci Iowa eyaletinde başladı. Bu kritik eyalette Cumhuriyetçi Parti’de Donald Trump yüzde 51 oranıyla sandıktan birinci çıkarken, rakiplerine adeta fark attı. Florida valisi Ron DeSantis yüzde 21’de, eski BM Daimi Temsilcisi Nikki Haley yüzde 19’da kaldı. İlk defa bir aday rakiplerine yüzde 12’den fazla fark atmış olurken, bu sonuç Cumhuriyetçi Parti içinde Trump’ın tartışmasız üstünlüğüne yoruluyor.
Bu arada da Cumhuriyetçilerin renkli adayı girişimci Vivek Ramaswamy oyların yüzde 7.7’sini almasının ardından yarıştan erken çekildi ve Trump’ı övdü. Trump da Ramaswamy ile çalışacağını söylerken, onun hakkında “Harika bir adam, çok zeki. Müthiş fikirleri var ve genç, parlak bir geleceği var’ sözleri dikkat çekti. Kimileri Ramaswamy’nin başkan yardımcılığı için adının geçebileceğini iddia ediyor.
Biden’ın çekilme durumu olmazsa başkan olarak Demokratların adayı olması kesin görünüyor.
Bundan sonraki süreçte 23 Ocak’ta New Hempshire seçimleri olacak eyalet eyalet önseçim süreci devam edecek. 5 Mart’ta Süper Salı denin çoklu eyalet önseçimleri var. Süreç 8 Haziran’da tamamlanacak. Ardından partilerin adayları 15-18 Temmuz’da Cumhuriyetçilerin Milwaukee'de, 19-22 Ağustos’ta ise Demokratların Illinois'deki kurultaylarında netleşecek. ABD’de önseçimler için geleneksel olarak sandığa seçmenin gitmesiyle yapılan ‘primary’ ve parti toplantısı formatında ‘caucus’ sistemleri bulunuyor.
Iowa önseçiminin ardından Trump’ın kazanmasına rağmen ABD’nin Demokratları destekleyen ana akımının zaferi görünür kılmaktan kaçınması tartışma yarattı. MSNBC'den Rachel Maddow, Trump'ın Iowa'daki tarihi zafer konuşmasını ‘gerçek olmayan şeyler’ atfıyla yayınlamayacağını söylemesi herkesi şaşkına çevirdi. Maddow daha önce Trump hakkında asılsız çıkan pek çok iddiayı ‘hakikat’ diye sunmuşluğuyla tanınıyor. Trump ise ana akımın tutumunu eleştirerek CNN ve NBC gibi yayınlara atıfla bunların lisanslarının ellerinden alınması gerektiğini söyledi.
ABD medyası başka ülkelerin yönetimlerini siyasi muhalifleri gayrımeşrulaştırmak, yargı kararlarıyla görevden almalar ve itibarsızlaştırmalar nedeniyle eleştiren bir yapıya sahipken, ABD başkanlı seçimlerinin Trump’a açılan sayısız dava eşliğinde bu yıl içinde alacağı haller herkes için merak konusu.
ABD’de başlayan önseçim sürecini ve siyasi atmosferi Amerika’da yaşayan gazeteci Serra Karaçam ile konuştuk.
Serra Karaçam’a göre, Iowa’daki Trump zaferinin ardından Cumhuriyetçi Parti içindeki Trump muhalifleri için son şans 23 Ocak’taki New Hampshire önseçimleri olacak. Iowa’daki Trump zaferini ‘soğuk hava koşullarına rağmen sadık Cumhuriyetçilerin sandığa gitmiş olmasına’ bağlayanlar bulunduğunu belirten Karaçam, Ted Cruz gibi isimlerin Cumhuriyetçi Parti’de adaylık yarışının daha işin başında sonuçlandığı yorumlarının New Hampshire ile belli olacağını vurguladı:
“Haftaya ikinci ön seçim New Hampshire’da yapılacak. Esasında burası, Trump karşıtı Cumhuriyetçiler için son şans olacak. Hem Haley, hem DeSantis için, hem de Trump’ı normlara uygun bulmayan muhafazakalarlar için... Oradaki ön seçimden de Trump Iowa’daki gibi bir zaferle çıkarsa, artık trendin bu şekilde gideceğinden hiçbir şüphe kalmayacak. Dolayısıyla ‘bu iş bitti’ okuması doğru bir okuma. Küçük bir umut var haftaya yapılacak olan New Hampshire ön seçimlerinde.
Iowa tabii çok soğuk bir gün geçirdi. Önseçim oylaması tarihindeki belki en soğuk gününde yapıldı. Esasında Trump’a sadık kesimin de soğuk vs. dinlemeyen bir taban olduğu biliniyor. DolayısıylaCumhuriyetçi parti içerisinde ‘Bu soğuk havada ötekiler gitmez, Trumpçılar gitti. O yüzden böyle oldu’ gibi bir savunma yapan kesim de var. Biliyorsunuz Caucus var. Primary var. Caucus, partinin organize ettiği bir şey. Eyalet yetkililerinin sonuçların açıklanmasında hiçbir payı yok. Primary de yine parti içi fakat eyaletin düzenlediği bir organizasyonda yapılan bir yarış. New Hampshire’daki ön seçim bu şekilde olacak.”
Karaçam, Iowa seçimlerinin hemen ardından Trump’ın enerjik gündemine atıf yaparken,özellikle hakkında açılan davalar ve ve yargı yoluyla engelleme girişimlerinin aksine popülerliğinin arttığına inandığını vurguladı:
“Iowa’da Trump’ın üniversite mezunlarından da oy aldığı ortaya çıktı. Bu biraz daha yeni bir şey mesela. Tabii Iowa’nın çok büyük bir nüfusu yok fakat gözüken o ki Trump, o trende girmiş. Trump Iowa’dan sonra Manhattan’da bir yazarı taciz etme iddialarıyla ilgili davanın jüri seçimi yüzünden New York’a geçti. Sonra da New Hampshire kampanyası için oraya gitti. Günü mahkemede geçirdiği halde çok enerjik görünüyordu. New Hampshire’da ‘Iowa’da kazandık. Hiç kimse benim elde ettiğim rakamların yanına bile yaklaşamadı’ dedi. Ve çok ilginç, ‘Bunca zaman suçlanmasaydım ve peşime düşmeselerdi, yine kazanırdım ama aradaki fark daha yakın olurdu. Bunlar hiç olmasın ister miydim emin değilim. Şu anda içinde bulunduğum durum hoşuma bile gitmiş olabilir’ dedi.”
Trump’a hakkında açılan davalardaki 91 ithama atıfta bulunan Karaçam, en kritik olanının 6 Ocak Kongre baskını olduğunu anımsattı. Trump’ın en güçlü rakibi Ron DeSantis’in tüm kampanyasını bunun üzerine kurduğunu belirten Karaçam, diğer yandan Niki Haley’in de gafları nedeniyle gözden düştüğünü söyledi:
“Trump’a açılan davalarda 91 adet suç var. Aralarında bir yazara tacizden tutun da seçim sonuçlarını değiştirmeye yönelik ithamlarvar. Mart ayında en önemli dava görülecek. Georgia Eyaleti’nde seçimlere müdahale davası. Trump’ın bu eyalet için ‘sonuçları etkileyecek birkaç oy bul’ dediği telefon konuşması var. Washington’da federal bir dava var. Ama ana olay biliyorsunuz ki 6 Ocak’taki isyana karışıp karışmadığına yönelik dava. Başkan olmasının önündeki asıl engel bu. Diğer suçlar, seçim yarışmasına engel olmayacak. Ve insanlar da belli ki bu davaların onu engellemek için yapıldığını, yargının yanlı olduğunu ve adaletin olmadığını düşünüyor. Iowa’daki sonuç, bu okumanın yapılmasına yol açtı.
Fakat isyana karışmış bir ismin başkan olamaması meselesi gündemde. Yüksek Mahkeme bunu doğrulayan yönde bir karar verirse veya kararı eyaletlere bırakırsa, ki bu beklenmiyor aslında, o vakit farklı bir tablo olabilir. DeSantis de bunu kullanıyor aslında. Ama biraz sönük kaldı. İyi bir hatip değil. Nikki’yi geçti. Ama bana göre Nikki Haley daha iyi bir hatip. Fakat o da çok fazla gaf yaptı. Biraz aşırı politik olmaktan da kaynaklanıyor. Millet Trump gibidoğrudan konuşan kişileri daha çok benimsiyor. Nikki Haley’e ‘ABD’’de iç savaş neden çıkmıştı’ diye soruluyor. Cevap olarak ‘ülkenin nasıl yönetileceğinin kavgası yüzünden çıktı’ diyor. Doğru. Ama temelde kölelik yanlısı ve karşıtı eyaletler savaşmıştı. Yani birlik mi konfederasyon mı diye… Niki Haley’in köleliği telaffuz etmemesine çok tepki doğdu. Dün yine bir gaf yaptı; CNN’de ‘ABD hiçbir zaman ırkçı bir ülke olmadı’ dedi. Bu da tartışmalara yol açtı. Sonrasında hep izahat yapmak zorunda kalıyor. İlkinde ‘Evet, kölelikten bahsetmeliydim’ dedi. Fakat dün akşam ‘Amerika’da ırkçılık sorunu var fakat ırkçı bir ülke değil’ dedi. Tabii dünyadan çok fazla göçmen alıyor ABD, her ırktan insan geliyor. Bunu kastederek ‘ülke olarak ırkçı değil’ diyor. Ama temel bir ırkçılık sorunu var zaten. DeSantis de hitabeti yavaş kalan bir isim fakat Haley’i geçti. Trump’ın önü bir şekilde kesilirse, aday olamayacak. DeSantis de ‘Yol yakınken bunu durdurun’ diyor. Tek umutları da bu.”
Trump, New Hampshire önseçimi öncesi kürsüye Vivek Ramaswamy’yi çıkarırken Serra Karaçam, Ramaswamy’nin alternatif arayan Cumhuriyetçi seçmende karşılık bulduğunu, Trump’ın ise kendisine muhakkak bir görev vereceğini belirtti:
“Dün akşam Trump New Hampshire’a gitti. Orada Vivek Ramaswamy konusuna da değindi. ‘Uzun bir süre bizimle çalışıyor olacak’ dedi. Normalde Haley veya DeSantis’in başkan yardımcısı olarak seçimde başkan adayı ile beraber olması beklenir. Fakat Trump hangi görev için Ramaswamy’den bahsetti bilemiyoruz. Evet, Ramaswamy sıradışı bir karakter. Diğer Cumhuriyetçi adaylarla kıyaslanamayacak kadar farklı bir karakter. DeSantis’i yeterli görmeyenler ve Haley’in gaflarından bıkanlar var. Cumhuriyetçiler içerisinde alternatif arayan bir kesim gerçekten var. Bu kesimin oylarına oynadı Ramaswamy. Seçime devam edebilecek mi diye düşünülüyordu hep. Artık ortaya çıkmış oldu. Devam etmeyecek. Ama Trump, Ramaswamy’ye görev verecek.”
‘Trump’ı görevden göndermeye yemin eden medya organlarından bahsediyoruz’
Amerika Demokratlara meyleden ana akım medya Trump’ın Iowa’daki zaferinden memnun kalmış görünmezken, Serra Karaçam, Trump başkanlık koltuğunda otururken medya ile yaşanan husumete dikkat çekti. Amerikalı kimi medya grupları ve ünlü gazetecilerin, adeta yeminli bir şekilde Trump’ı hedef aldığını anımsatan Karaçam’a göre tüm bu çabalar sonuçsuz kalıyor zira Amerikan seçmeni hem Trump’ı sosyal medyadan takip edebiliyor, hem de ön seçimlerde destekliyor:
“Medya ambargosu Trump henüz görevdeyken başlamıştı. Trump’ı görevden göndermeye yemin eden medya organlarından bahsediyoruz... New York Times, CNN, Washington Post vardı. Şu anda Fox’ta bile Cumhuriyetçiler Trumpçılar ile Trump karşıtları diye ayrıştı. Trump’ı destekleyen ünlü televizyon isimleri, kurumsal çalışmayı bırakarak kendi dijital kanallarına çıkmaya başladı. Dolayısıyla Trump’ı engellemek ve görevden düşürmek için bu azil süreçlerinde yemin eden gazeteciler var. Bunların arkasında duran ABD’nin güçlü medya kurumları var. Fakat Trump göreve gelmesin, siyasi hayatı bitsin diye uğraşan bireysel gazeteciler olduğunu da biliyoruz. Fox’ta medya eleştirisi yapılan bir program var.
Iowa’daki ön seçimleri Trump’ın kazanmasının ana akım medyadayayınlanmaması gibi konular ara segment olarak konuşuluyor. Tartışmalarda dile getiriliyor. Fakat artık gündem dijital. Trump’ın konuşması, mecraların dijital hesaplarında. Diğer türlü bu şovları üreten prodüktörler var. Program editörü ve anchorman. İkisi karar veriyorlar kimin çıkıp çıkmayacağına. Çok tepeden de bir politika gerekmiyor. İşte ‘Taciz davasına gidecek yarın, ben istemiyorum’ diyor yayıncılar ve tercih kullanıyor.
Ama bunların işe yaramadığı ortaya çıktı. Medya haber yapmıyor, ambargo var. Twitter’da yasaklandı, kendi sosyal mecrasını kurdu. Dolayısıyla işe yaramadığını da görüyoruz. Trump’ı takip edenler, dijital mecralardan duyuyor ne söylediğini. New York Times’a, Washington Post’a ve önemli yazarlara bakarsan, analizlerinde bu işin bittiğini, Trump’ın zaferini okuyabilirsin. Ayrıca hepsi üyelerine bülten yolluyor. Dolayısıyla daha aklı başında, gerçeği gören, ‘Ayakları yere basan şeyleri söylememiz lazım’ diyen isimler var. ‘Tek fırsat New Hampshire ön seçimi’ diye açık açık söylüyorlar. Ama ana sayfalarda ve televizyon ekranlarında Trump yok. Olması da gerekmiyor. O da kendi programlarını sürdürüyor. Dün akşam da söyledi, ‘Başıma bu kadar suçlama gelmemiş olsun ister miydim emin değilim. Kazanırdım ama fark bu kadar büyük olmazdı’ dedi. Trump norm dışı bir adam. Amerika’da da şu ortaya çıktı: Trump, norm dışı haliyle kabul görmüş durumda. Mahkeme kararları, yasal suçlamalar, Amerikan siyasetinin kuralları Trump’ı yarış dışına atma konusunda etki etmiyor. Seçmenler, Cumhuriyetçiler nezdinde etkisi olmuyor.”