Gazze savaşının bir türlü ateşkes ile dindirilememesi, Direniş Ekseni’nin giderek daha yoğun biçimde Ortadoğu’daki Amerikan üslerini hedef almasına neden olurken, sonunda ilk ABD kayıpları da geldi. ABD yönetimi Suriye-Ürdün sınırında işgal ettiği Tanaf bölgesinin hemen yakınında Kule-22 ismiyle anılan istihbarat üssüne düzenlenen İHA’lı saldırıda 3 askerinin öldüğünü, 34’ünün yaralandığını duyurdu. Daha önce askerlerinin öldürülmesini ‘kırmızı çizgi’ olarak koymuş olan Biden yönetimi, sorumlu olarak İran’ı işaret ederek misilleme tehditleri savurdu.
ABD Başkanı Biden, güvenlik ekibiyle toplantılarla yanıt için karar verildiğini duyursa da detaylar henüz bilinmiyor. ABD medyası ABD ordusunun Irak ve Suriye’deki kimi İran hedeflerini yahut Körfez bölgesinde İran donanmasını vurabileceği iddialarına yer vermiş durumda.
Bu gelişmelerin ABD’nin Irak’tan çekilme iddiasıyla Irak hükümetiyle müzakereler yürüteceğine dair haberlerin ardından gelmesi dikkat çekti.
ABD’nin Ortadoğu politikaları ve bölgeden çekilme ihtimalleri, İsrail’e desteği ve bölgesel işbirliğinin önemini Prof. Mehmet Yuva ile konuştuk.
Prof. Mehmet Yuva’ya göre, ABD’nin bugün Ortadoğu’daki politikalarını değerlendirirken, tarihsel kuruluş temelleri dikkate alınmalı. ABD’nin uluslararası siyaset tarihine çıkışından bu yana eylemlerinde işgalsiz, savaşsız bir dönem olmadığını belirten Yuva, bugün Ortadoğu’dan çekilme tartışmalara da bunun ışığında bakılması gerektiğini belirtti:
Mehmet Yuva’ya göre ABD’nin ekonomik sistemi savaşlara ve işgallere dayanıyor. Eski ABD başkanları Thedore Roosevelt ve Wilson’un çizdiği dış politikanın temelinde emperyalizmin yattığını belirten Prof. Yuva, ABD pazarlarının ve bankalarının korunabilmesi için askeri müdahalelere ihtiyaç duyulduğunu vurguladı:
Bütün ABD başkanlarının savaş yanlısı olmadığını anımsatan Yuva, kurucu babalardan James Madison’un savaş karşıtı sözlerini hatırlattı ve o dönem uyarısı yapılan sömürü düzeninin, günümüzdeki ABD ile paralellik çizen noktalarına dikkat çekti:
ABD’nin 2. Dünya Savaşı sonrası küresel hegemonya kurmak için sahneye çıktığını hatırlatan Yuva, Amerikan emperyalizminin doğrudan Ortadoğu ile bağlantılarına atıfta bulundu. Yuva’ya göre ABD, Ortadoğu’yu kaybederse kendi sonunu getirebilir:
Filistin’in, Mısır ile Şam ve Anadolu arasındaki bağlantıyı sağlayan mühim bir coğrafi bölge olduğunu vurgulayan Yuva, bu bölgenin işgalinin Ortadoğu’daki ABD hegemonyası ile doğrudan ilişkili olduğunu belirtti. Uluslararası sermayenin karakolu olarak görev yapan İsrail’in güvenliği için yapılanları sıralayan Yuva, özellikle bölgedeki diğer ülkelerde istikrarsızlığı artırmak amacıyla birtakım planların devreye sokulduğunu ifade etti:
ABD’nin 2001’deki İkiz Kuleler saldırısı sonrası bölgede Filistin, Lübnan, Suriye ve Irak merkezli savaşlar, işgaller ve kaos planları yürüttüğünü kaydeden Yuva, ABD’nin artık birçok cephede savaş yürütecek güce sahip olmadığının altını çizdi. Rusya ve Çin gibi yükselen güçleri gerekçe gösteren Yuva, öte yandan ABD’nin içinde bulunduğu mali zorluklara da dikkat çekti:
Prof. Yuva, Hamas’ın 7 Ekim saldırılarının ‘çok önemli kazanımlar’ da getirdiği görüşünde. İsrail’in tüm destek ve imkanlarına rağmen başarılı olmadığını söyleyen yuva son dönemde bölgedeki Amerikan üslerini hedef alan Direniş Ekseni hamlelerine atıfta bulundu. Yuva, ABD’nin bu çatışmayı bölgeselleştirmekten kaçındığına dikkat çekerken, artık çok kutuplu dünyada yitirdiği hareket serbestisine dikkat çekti:
ABD’nin Tenef yakınındaki istihbarat üssüne saldırıları değerlendiren Yuva, daha önce bütün saldırılarda sorumluluğu üstlenen İran’ın bu kez sorumluluğu reddettiğini söyledi. Yuva’ya göre saldırı, İran dışındaki, özellikle ABD’yi bölgesel bir savaşa çekmek isteyen güç odakları tarafından gerçekleştirilmiş olabilir:
Bölgesel işbirliğinin olumlu sonuçlar verebileceğini düşünen Prof. Mehmet Yuva’ya göre bu yolla ABD’yi bölgesel bir savaştan uzak tutmak mümkün: