ABD’deki Biden yönetiminin Kiev’deki darbesiyle 2014’te tetiklediği iç savaşa Rusya Federasyonu’nun müdahalesi ikinci yılını doldururken, cephedeki durum ABD ve Avrupa’da panik havası estiriyor. Biden yönetimi seçim yılında Kongre’de Kiev’i askeri olarak fonlayacak bir ‘savaş cephesini’ bir türlü kuramazken, payına 5 Kasım seçimine kadar çatışmayı sırtlamak düşen Avrupa’da sıkıntılı bir görünüm var.
Kiev’in cephedeki yenilgileri karşısında Paris’te 20 ülkenin liderini toplayan Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Ukrayna’ya asker göndermenin gözrardı edilemeyeceği çıkışı yaptı. Ancak Almanya ve Britanya dahil olmak üzere itirazlar yükseldi. Almanya Şansölyesi Olaf Scholz, Kiev’e uzun menzilli Taurus füzesi gönderme baskısı altında Britanya ve Fransa’nın aslında benzeri füzelerine eşlik edecek askeri unsurlar gönderdiklerini ifşa etti.
Diğer yandan Almanya Hava Kuvvetleri subaylarının Rusya Federasyonu topraklarını vurmak için planlar yaptıkları görüşmelerin kaydı sızdı. Almanya Savunma Bakanlığı kaydı doğrulamak zorunda kalırken, kayıtların yayıldığı sosyal medya hesapları sansürlendi.
Avrupalı liderler Üçüncü Dünya Savaşı anlamına gelebilecek şekilde pervasızca krizi tırmandırırken, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Federasyon Konseyi konuşmasında Rusya’nın her türlü saldırıya yanıt verecek kapasitesi olduğunu vurguladı. Putin, tarihte Fransa ve Almanya’nın istilalarına verdikleri yanıtı da anımsattı.
Küresel jeopolitiği ısıtan ve adeta ‘tarihi hızlandıran’ son gelişmeleri Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz ile konuştuk.
Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz’e göre, dünyada güç merkezi Batı’dan Asya’ya kayıyorken, ABD bu gidişatı durdurmak için ‘kan dökmeyi’ tercih ediyor. ABD’yi yöneten Neoconların, önce Rusya’yı yok etmek ve ardından Çin’e saldırmak stratejisini seçtiklerini belirten Gürdeniz, Ukrayna krizi için ‘kışkırtılmamış işgal’ söyleminin doğru olmadığını dile getirdi:
Batı’nın bu süreçte Rusya’ya karşı Ukrayna’yı silah haline getirdiğini belirten Cem Gürdeniz, diğer yandan da Arktik ticaret rotasının açılıyor olmasını büyük meydan okuma olarak gördüklerini dile getirdi. Gürdeniz, Batılı elitlerin bakış açısının altını şöyle çizdi:
NATO’nun Rusya’ya doğru beş kez genişlediğini ve bu yolla nükleer çatışma riskini artırdığını vurgulayan Gürdeniz, Ukrayna üzerinden oynanan oyuna dikkat çekti. Bir Ukraynalı kimliği ve milliyetçiliği yaratılarak Rusya ile savaştırıldığını belirten Gürdeniz, ancak Kiev’in cephede aldığı yenilgiler ve Rusya’nın elde ettiği inisiyatife atıfta bulundu. Gürdeniz, artık ‘silah dilencisi’ konumuna düşen Ukrayna’nın bu çatışmadan galip ayrılmasının mümkün görünmediği görüşünde:
Geçtiğimiz yüzyılda hegemonyanın Anglosaksonlar arasında el değiştirdiğini anımsatan Gürdeniz, bugün ise durumun değiştiğini anımsattı. Yumuşak hegemonya geçişi senaryosunda; ABD’nin liderliği Çin’in kapacağının artık kesinleştiği görüşünü taşıyan Gürdeniz, Amerikan hegemonyasının belkemiği olan deniz hegemonyasının da büyük ölçüde yıprandığını vurguladı:
ABD’nin Soğuk Savaş galibiyeti sonrası pervasızca her yere saldırdığını ve sömürü ağını kanlı şekilde genişletmeye çalıştığını anımsatan Gürdeniz, artık prestiji ile oyun kurmalarını mümkün görmüyor. Trump gibi figürlerin çıkmasında da bunların etkili olduğunu belirten Gürdeniz’e göre, Trump hakikaten bir ‘denge unsuru’ olabilir:
Gürdeniz, ABD politikalarının Neoconların idaresinde son Gazze savaşıyla yediği darbelere de dikkat çekti:
ABD’nin artık bir yaptırım gücü kalmadığının altını çizen Gürdeniz, bir savaş senaryosunda NATO donanmalarının yaşayacağı zorluğa dikkat çekti:
Taurus füzeleri ile Kırım Köprüsü’nü vurmayı planlayan Alman subayların ses kaydını yorumlayan Gürdeniz, Rus ve Alman ordularının karşı karşıya gelmesine ihtimal vermiyor. Gerginlikte İngiltere’nin rolünün altını çizen Gürdeniz, Almanya’nın da esasen 1945’ten bu yana ABD işgali altında olduğu görüşünde:
Almanya’nın ABD’nin vasalı gibi hareket ettiğini belirten Gürdeniz, bu durumun kamuoyunda daha görünür olduğunu ve toplumsal huzursuzluk hissedilir hale gelirken bu durumun kaçınılmaz siyasi sonuçları olacağını vurguladı:
Emekli Tümamiral Gürdeniz’e göre, yine de Alman Silahlı Kuvvetleri içerisinde hala durumdan rahatsız olan birçok general var:
Macron’un Ukrayna’ya ‘asker gönderme’ söylemleri eşliğinde gerilimin tırmandırılmasını da değerlendiren Gürdeniz, Paris’in Rusya’nın kazanmasını kabullenemediği görüşünde. Rusya’yı stratejik mağlubiyete uğratmanın açıkça dile getirildiğini anımsatan Gürdeniz, hiçbir devletin böylesine bir çekilme ve yıkılmayı göze alamayacağını vurguladı:
Gürdeniz ABD’de Demokrat Biden’ın seçim senesinde Ukrayna’dan geri çekilemeyeceği görüşünü dile getirirken, Avrupa’nın da ABD ile hareket etmekten başka şansı olmadığı yorumunda bulundu:
Cem Gürdeniz’e göre Türkiye ekonomisi bugünkü durumda olmasaydı, Ankara çok daha bağımsız dış politika izleyebilirdi. İkinci dünya savaşında olanca yokluklara rağmen Türkiye’nin boyun eğmediğini anımsatan Gürdeniz, diğer yandan “her yeni bir sabaha, ABD’ye verilen yeni bir tavizle uyanıyoruz” vurgusu yaptı. Gürdeniz son olarak Savunma Sanayi Başkanlığı’nda NATO dairesi kurulmasına atıfta bulundu:
Ekonomik darboğaz sebebiyle Türkiye’nin Batı eksenli dış politikadan vazgeçemediğini vurgulayan Gürdeniz, halbuki dengelerin değiştiğini ve bugün 25 ülkenin BRICS’e girmek için beklediğini belirtti:
Cem Gürdeniz’e göre, İncirlik Üssü’ne yerleştirilen Amerikan nükleer bombaları, Türkiye’yi potansiyel nükleer hedef haline getiriyor ve ciddi bir risk yaratıyor. Gürdeniz, bombaların gönderilmesi gerektiğini vurguladı: