EKSEN

EKSEN

By Sputnik TürkiyeNewsNews Commentary
Download on the App Store

EKSEN episodes

  • ‘Batılı aktörlerin inşa ettikleri güvenlik mimarisi insanlığa savaşlarla geri dönüyor’

    Çin Halk Cumhuriyeti, son birkaç yıldır küresel diplomaside daha etkin yer alırken, Batı merkezli sistemin negatif ve çatışmacı tutumuna zıt pozisyonuyla öne çıktı. Özellikle Pekin yönetimi Ukrayna ve Ortadoğu krizlerinde ‘tarihsel bağlamlara’ özen gösterirken, yapıcı diplomasi önerileriyle dikkatleri topladı. Uluslararası ilişkiler sisteminin demokratikleştirilmesi, Batı merkezli hegemonyaya karşılık diğer ülkelerinin eşitlikçi ve barışçı bir arada var olması vurguları eksik edilmedi.

    Çin yönetimi geçen yıl Ukrayna krizinin çözümü için 12 maddelik yol haritası ortaya koyarken, son dönemde de Çin’in özel temsilcisi Avrupa başkentlerinde temaslarda bulundu. Aynı şekilde Ortadoğu’da tüm taraflarla temasları eksik etmeyen Çin yönetimi, Gazze çatışmasının barışçı çözümünü vurgularken, Filistinli Arapların da haklarının gözetileceği formül arayışını dile getiriyor.

    Çin diplomasisindeki güncel gelişmeleri yeni yayınlanan ‘Küresel Güvenlik inisiyatifi’ belgeseli vesilesiyle gazeteci ve yazar Gökhun Göçmen ile konuştuk.

    Gazeteci Gökhn Göçmen’e göre, aslında tüm dünyada bir güvenlik krizi yaşanıyor ancak bu mesele sürekli Avrupa ve Atlantik merkezli konuşuluyor. Gazze nedeniyle 21. Yüzyılın en büyük krizlerinden birisinin yaşandığını anımsatan Göçmen, bugüne kadar Batılı aktörlerin inşa ettikleri güvenlik mimarisinin savaşlarla geri döndüğünü anımsattı:

    Çin lideri Şi Çinping’in 2022’de duyurduğu küresel güvenlik inisiyatifine atıfta bulunan Göçmen, bu girişimin ilk başarısının Suudi Arabistan–İran normalleşmesi olduğunu anımsattı. Bunun merkezinde ‘güvenliğin bölünemezliği ilkesinin’ bulunduğunu belirten Göçmen aslında bunun da yeni bir şey olmadığını ancak uluslararası krizlerde ötelenmiş bu unsurun canlandırılması gerekiğini vurguladı:

    Gökhun Göçmen’e göre Çin Halk Cumhuriyeti’nin yeni diplomatik atılımı, Rusya ve Ukrayna krizinde çatışmaları bitirecek bir formül üretmeye odaklanıyor. Çin özel yetkili elçisinin ikinci Avrupa turunu tamamladığını belirten Göçmen, Batılı liderlerden gelen açıklamaların bu diplomatik ziyaretler ile doğrudan alakalı olduğunu işaret etti:

    NATO’nun Rusya’ya doğru genişlememe sözüne ilişkin belgelerin Alman devlet yayın organları tarafından dahi yayınlandığını vurgulayan Göçmen, bu meselenin defalarca kez gündeme geldiğine dikkat çekti:

    NATO Genel Sekreteri Stoltenberg’in Ukrayna ve Tayvan mesajlarını hatırlatan Göçmen, Batı’nın Rusya’ya ve Çin’e karşı düşmanlığını gizlemediğini ve açıkça dile getirdiğini belirtti:

    ABD’nin öncülüğünde Güney Kore’de düzenlenen demokrasi zirvelerinin özünde kutuplaşma amacı taşıdığını ifade eden Göçmen, öte yandan zirveye Batılı demokrasi endekslerinde alt sıralarda yer alan ülkelerin de davet edildiğini hatırlattı. Toplumların demokrasi anlayışlarının farklı olabileceğini kaydeden Gökhun Göçmen, Çin halkının demokrasiye katılımının, ABD’nin önünde olduğunu vurguladı:

    Küresel Güvenlik İnisiyatifi belgeseli için gerek Türkiye’de gerek Çin’de uzmanlar ile röportajlar yaptıklarını belirten Göçmen’e göre alanında yetkin Çinli isimler, İsrail-Filistin meselesinin çözümü için ABD’yi işaret etti:

    Göçmen, Türkiye’nin diplomatik manada Çinli uzmanlar nezdinde olumlu bir izlenime sahip olduğunu aktardı:

    Çin’in Filistin meselesinde istikrarlı bir şekilde ‘tarihsel haksızlık’ söylemine sahip çıktığını vurgulayan Göçmen, Batı’nın söylem ve algı yaratma gücüne ciddi bir darbe indirildiğinin altını çizdi:

    1 hr 25 min
  • ‘Türkiye, Somali Gorgor komandolarını eğitiyor, Eş-Şebab ile mücadeleye de dolaylı katılıyor’

    Gazze savaşındaki ablukayı gerekçe göstererek Kızıldeniz’deki deniz trafiğini etkileyen hamlelerde bulunan Yemen ve Ensarullah hareketinin tartışıldığı bir dönemde Türkiye’nin aynı bölgede dikkat çekici hamleleri bulunuyor. Ankara, Afrika Boynuzu bölgesinde uzun süredir ilişkilerin derinleştiği Somali ile savunma ve ekonomik işbirliği çerçeve anlaşması imzaladı.

    10 yıllık anlaşma askeri eğitim ve ekonomik işbirliğinin yanı sıra özellikle deniz güvenliği alanında dikkatleri üzerinde topladı. Anlaşma Türkiye’nin Somali karasularında deniz güvenliği operasyonlarını denetleme yetkisi vermesinin yanı sıra Somali donanmasının yeniden inşası ve eknomik bölgedeki kaynaklardan pay alınmasını da içeriyor.

    Türkiye ve Somali arasında imzalanan deniz güvenliği anlaşmasını, Kızıldeniz krizini ve bölgesel denkleme etkilerini savunma ve güvenlik analisti Suat Delgen ile konuştuk.

    Suat Delgen, Türkiye-Somali ilişkilerinin 2009’a kadar uzandığını anımsatırken, 2011’den itibaren yoğunlaşan ilişkilerin sonucunda 2017’de kurulan askeri üs ve ordunun üçte biri ile Eş Şebab ile savaşın Gorgor komandolarının eğitimine dikkat çekti. Delgen Türkiye’nin bölgede artan rolünün ABD’nin de dikkatinden kaçmadığını vurguladı:

    Somali’de son olarak ortaya konan deniz güvenliği gündeminin arka planında ise Etiyopya ve ayrılıkçı bölge Somaliland arasındaki yakınlaşmaya işaret eden Delgen, bu noktada Mısır ve Türkiye’nin aynı saflarda yer almasına işaret etti. Delgen, Türkiye ve ABD arasındaki normalleşmenin de imzalanan anlaşmalarda etkili olduğu görüşünde:

    Suat Delgen’in aktardığına göre Somali kamuoyu, Türkiye ile yapılan anlaşmaya sıcak bakıyor:

    Somali’de faaliyet gösteren El-Kaide uzantısı terör örgütü Eş-Şebab ile mücadelede Türkiye’nin Bayraktar SİHA desteğ ile yer aldığını vurgulayan Delgen, bunun ‘dolaylı’ bir katılım anlamına geldiğini dile getirdi:

    Birleşik Arap Emirlikleri’nin Etiyopya ve Somaliland anlaşmasının arkasında olabileceğine değinen Delgen, öte yandan Mısır ve Türkiye normalleşmesinin, her iki devletin de Somali’nin arkasında durması ile sahaya yansıdığı yorumunda bulundu:

    Türkiye gibi bölgesel güçlerin kendi coğrafyaları dışındaki faaliyetlerde büyük güçlerle ortaklığa gittiğinin altını çizen Delgen’e göre Türkiye Somali konusunda ABD ile işbirliği yürütüyor. Özellikle Somali denizlerindeki 30 milyar varil petrolün gündemde olduğunu kaydeden Suat Delgen, Çin’in bu işbirliğinden rahatsızlık duyma olasılığına işaret etti:

    Türkiye’nin Somali ile güvenlik anlaşmasını ve CTF 151 deniz haydutluğuyla mücadele komutasını temmuzda devralacağını da anımsatan Suat Delgen, Türkiye’nin Yemen’deki Ensarullah hareketi ile karşı karşıya gelmesi olasılığını kestirmenin şu an zor olduğunu söyledi. Ancak Delgen’e göre Türk Silahlı Kuvvetleri’ni zorlu bir deniz haydutluğuyla mücadele görevi bekliyor:

    Suat Delgen, ABD ile Britanya’nın yanı sıra Avrupa’nın da Kızıldeniz’de güvenliği sağlayamadığına dikkat çekerken, bu işi Türkiye’ye ihale etmeyi deneyebilecekleri uyarısında bulundu:

    1 hr 19 min
  • ‘Batı, Putin’in toplumsal desteğinin bu kadar olacağını beklemiyordu. Rusya toplumu kenetlendi’

    Batı’nın siyasi elitleri, Rusya Federasyonu’nun rekor katılımla düzenlenen seçimlerin sonucunda Devlet Başkanı Vladimir Putin’in ezici zafer kazanmasının şokunda. Bir yandan Rusya seçimlerini gölgelemek için tuhaf açıklamalar yapılırken, diğer yandan Ukrayna krizinde kaynakları tükenmekte olmasına rağmen savaşı uzatmanın yolları aranıyor. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un ‘asker gönderme’ teması diğer Avrupa ülkelerinde tepki yaratsa da yeni yeni planlamalar ve destekler gündeme taşınıyor.

    Gelişmeleri Prof. Dr. Emin Gürses ile konuştuk.

    Prof. Emin Gürses’e göre, Batı Rusya’da Devlet Başkanı Vladimir Putin’in toplumsal desteğinin bu kadar yüksek olmasını beklemezken, karşısında Rusya toplumunun kenetlenmesini buldu. ABD’nin kurmaya çalıştığı uluslararası düzene karşı Rusya’nın durduğunu anımsatan Gürses, “Şansa Rusya var” dedi:

    Gürses’e göre Batı bloku Türkiye’de de Rusya aleyhine hamleler yapmaya çalışıyor:

    Prof. Gürses, emperyalizmin 20’inci yüzyıldaki savaşları örneğin Osmanlı imparatorluğunu tasfiye projeleriyle benzerlik kurarken, İngilizlerin ‘uzatılan savaşlardaki’ rollerine dikkat çeti:

    Rus gazından mahrum kalan Almanya’da ABD yanlısı çizginin zayıfladığını söyleyen Gürses, Macron’un Amerikan ağzıyla konuştuğunu belirtti. Gürses’e göre Macron’un asker gönderme temasıyla tepkileri yokluyor:

    Batı’nın Ukrayna’daki mağlup olduğunu ve nasıl geri adım atacağını bilmediğini belirten Gürses, artık Batı’nın tek niyetinin rezil olmadan çekilmek olduğu görüşünde. Rusya’ya karşı kolektif Batı’nın adeta bir “Haçlı seferi” düzenlediğinin altını çizen Gürses, bunun hüsranla sonuçlandığını kaydetti:

    Gürses, 1921 Eylül’ünde başlarında İngiliz komutanların bulunduğu Yunan ordusu çekilirken İngiliz parlamentosunda rezil olmadan nasıl çekilebileceklerinin konuşulduğunu anımsatırken, bugün benzer durumun Ukrayna’da yaşandığını belirtti. Gürses, ABD öncülüğündeki Batı’nın Türkiye gibi ülkelerde ekonomik belirleyiciliklerini kullanmaya çalıştıklarına dikkati çekti:

    Macron’un, ABD’de 5 Kasım’da Trump’ın kazanamayacağının kendisine bildirildiği açıklamasını da yorumlayan Gürses, CIA ve Pentagon yetkililerinin Macron’a teminat verilmiş olabileceğini aktardı:

    Prof. Gürses, küresel gidişatta Ukrayna cephesinde mağlubiyete uğrayan ABD’nin Çin ile anlaşmak zorunda kalacağı öngörüsünde bulunurken, şimdiden Türkiye dahil pek çok ülkeyi baskılayarak Çin’le ilgili ticaret yollarını baltalamaya çalıştıklarını anımsattı. Kızıldeniz’deki gerilime dikkat çeken Gürses, ABD’nin Ortadoğu’daki gerilimden istifade ederek Gazze’ye kalıcı olarak yerleşebileceği görüşünde:

    Prof. Gürses, AB’nin Ukrayna’ya askeri müdahalesi söz konusu olursa, Avrupa halklarının buna sert tepki vereceği görüşünde:

    1 hr 25 min
  • ‘ABD Kızıldeniz’de Çin’e, Doğu Akdeniz’de Rusya’ya karşı bir tavır sergilemeye çalışıyor’

    Gazze savaşının altıncı ayında henüz ateşkesin ufukta görünmediği bir ortamda Müslüman dünya ramazan ayına girdi. Gazze’de 31 bini aşan can kaybı ve BM örgütlerinin açlık alarmı altında uluslararası toplum ‘insani yardım operasyonlarına’ odaklandı. Gazze sınırlarından karadan yardım yapmak yerine önce havadan ardından da denizden geçici liman projesi gündeme taşındı.

    Diğer yandan Gazze krizi tüm Ortadoğu’da olası bölgesel savaş tehlikesi eşliğinde sürerken, Türkiye-Irak ilişkilerinde dikkat çekici gelişmeler yaşanıyor. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, yaz aylarında Irak’a olası operasyondan söz ederken Irak ile 17 milyar dolarlık ‘Kalkınma Yolu’ projesi tartışılıyor.

    Gelişmeleri Dr. Ali Semin ile konuştuk.

    Dr. Ali Semin’e göre, Netanyahu yönetimi ısrarla savaşı devam ettirmek istiyor. Hedefin Gazze’ye 1967’deki gibi işgal etmek olduğunu söyleyen Semin, Hamas’ın elindeki tek kozun ise rehineler olduğunu belirtti.

    Semin’e göre Netanyahu, siyasi kariyeri ciddi risk altında olduğu için savaşı uzatmaya çalışıyor:

    ABD Başkanı Joe Biden’ın Gazze’ye geçici liman önerisini yorumlayan Dr. Semin, Netanyahu hükümetini masaya oturtmayı başaramayan Biden’ın bu yolla imajını düzeltmek istediğini belirtti:

    Amerikan uçak gemilerinin Doğu Akdeniz’e gelmesiyle İran’a veya Lübnan’a müdahale beklendiğini hatırlatan Semin, Pentagon’un bu hamlesinin ardında Doğu Akdeniz’de Rusya ve Kızıldeniz’de Çin ile rekabetin yattığını açıkladı:

    Dr. Semin, Ankara’nın yaz aylarında Irak’a olası operasyonu tartışmaları ve Türkiye ile Irak arasındaki son görüşmeleri de değerlendirdi. Bu görüşmelerin tıpkı geçen yıl İran ile Irak arasındaki görüşmelere benzediğini söyleyen Semin’e göre Irak hükümeti, İran’a verdiği sözlerin büyük kısmını yerine getirdi:

    Irak’ta Amerikan işgalinden bu yana ciddi bir otorite sorunu yaşandığını anımsatan Ali Semin’e göre, Irak’ın ilk defa PKK’yı tehdit olarak kabul etmesi önemli. Ancak semin, ‘yasaklı örgütün’ ötesine geçerek ‘terör örgütü’ ifadesi kullanılmamasına da dikkat çekti. Semin’e göre Bağdat, TSK’nın askeri operasyonlarına yahut örgüt bağlantılı siyasi uzantılara uygulanacak baskıya destek verebilir:

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yaz aylarında Irak’a operasyon vurgusunu değerlendiren Dr. Semin, eylüle kadar ciddi adımlar atılacağını ve Irak hükümeti kadar KDP’nin de bu sürece destek vereceği görüşünde:

    1 hr 25 min
  • ‘ABD’nin TikTok alerjisinin temelinde bu platformu ve algı yönetimini kontrol edememesi yatıyor’

    ABD’de Temsilciler Meclisi, tartışmalı oturumların ardından dünyaca ünlü sosyal medya uygulaması TikTok’un ana şirketi ByteDance’ın platformu satması, aksi halde yasaklanmasını içeren yasa tasarısını onayladı. Tasarı 352’ye 65 oyla geçti. Satış için 165 günlük süre tanınırken, Apple, Google gibi uygulama mağazalarından kaldırılmasına hükmedildi. Yasanın Senato’dan da geçerek Başkan Joe Biden tarafından da onaylanması gerekiyor. Biden’ın onaya olumlu baktığı iddia ediliyor.

    ABD’deki yasaklama hamleleri, ‘kişisel verilerin’ Çin hükümetinin eline geçtiği iddialarıyla gündeme taşındı. ABD’de 170 milyondan fazla TikTok kullanıcısı varken, şirketin iddiaları yalanlaması işe yaramadı. FBI, Adalet Bakanlığı ve Ulusal İstihbarat birimi tarafından Temsilciler Meclisine kapalı kapılar ardında brifingler sundu.

    TikTok Ceo’su Shu Chew güvenlik endişelerine dair hiçbir kanıt olmadığını söylerken, yasanın ABD anayasasıyla tanınan ifade özgürlüğünün ihlali olacağı belirtiliyor. Ayrıca yasal çerçeve bu haliyle kalırsa ABD Başkanı’na sadece uygulamaları değil web sitelerini de yasaklama yetkisi vermesi tartışma yaratıyor.

    Temsilciler Meclisi’ndeki tasarının baş sponsoru Mike Gallagher ise yasak gerekçelerini "30 yaşın altındaki Amerikalılar için baskın haber platformu haline geliyor" sözleriyle ifade etti. Yine ABD’deki İsrail lobisinin son aylarda TikTok’un yasaklanması için çalıştığına dair bir ses kaydı sızdı.

    Çin Dışişleri Bakanlığı, ABD Temsilciler Meclisi’nin kararını ‘zorbalık’ olarak nitelendirdi. Dışişleri Sözcüsü Wang Wenbin, TikTok’un ABD ulusal güvenliğine tehdit oluşturduğuna dair hiçbir kanıt olmadığını, bu tür hamlelerin şirketlerin normal ticari faaliyetleri ve uluslararası yatırımcıların güvenini sarsacağını söyledi.

    Kararın ABD’nin son istihbarat raporundaki Çin bölümünde ‘teknolojik alandaki tehditlerin’ vurgulanması ile eş zamanlı gelmesi dikkat çekti.

    TikTok, Çin devletinin sadece yüzde 1’lik hissesi bulunduğunu, kalanının küresel yatırımcılar ve çalışanlara ait olduğunu söylüyor; Carlyle Group, General Atlantic ve Susquehanna International gibi küresel yatırımcıların mülkiyetlerine dikkat çekiyor. Verilerin Singapur, Malezya ve ABD’de depolandığını ve erişimin katı protokollerle yönetildiğini de belirtiyor. Daha önce Tiktok’un CEO’su Shou Chew, ABD Temsilciler Meclisi üyelerinin ‘ÇKP üyesi bir Çinli olduğu’ yolundaki ısrarlı sorularına ‘Singapur vatandaşı’lu olduğunu söyleyerek yanıt vermeye çalışmıştı.

    ABD Temsilciler Meclisi’nde onaylanan Tiktok yasağına ilişkin yasa tasarısını, Gazeteci Serhat Ayan ile konuştuk.

    Serhat Ayan’a göre, ABD’de Çin ürünlerine yönelik ‘teknoloji düşmanlığı’ gelişti. Huawei’nin CFO’su Meng Wanzhu’nun ABD talimatıyla Kanada’da tutuklanmasına atıf yapan Ayan, son dönemde ‘filmlerde görsek olur mu’ denecek olaylar yaşandığını vurguladı. Ayan, TikTok’la ilgili tartışmalarda Facebook’un 87 milyon seçmenin verilerini seçimlerde kullanmasının unutulduğunu belirtti:

    Serhat Ayan, ABD merkezli uygulamalar kişisel verileri çalarken tepki göstermeyen Amerikan hükümetinin, konu Çin olunca derhal harekete geçmesini çifte standart olarak değerlendirdi:

    Tiktok’un dünya çapında 1 milyarı aşkın kullanıcısıyla hem ABD’de hem de Türkiye’de ciddi bir etkiye sahip olduğunu belirten Ayan, özellikle ‘Z kuşağı’ diye anılanlar için Tiktok’un etkisinin büyük olduğunu vurguladı:

    Ayan’a göre ABD yönetimi istese de Tiktok’a erişimi tümden yasaklaması mümkün değil. Ayan, böylesi bir yasağın ABD’yi Pakistan, Hindistan ve Bangladeş ile aynı düzlemde buluşturacağını da ekledi:

    ‘ABD şu anda çırpınıyor’

    Tiktok’un yasaklanmasına yönelik kanun tasarısında İsrail lobilerinin de etkisi olabileceğine değinen Serhat Ayan, Meta’nın kurucusu Mark Zuckerberg’ün lobilerle yakın ilişkisini anımsattı. Ayan’a göre ABD’nin Tiktok alerjisinin temelinde, bu platformu ve algı yönetimini kontrol edemiyor oluşu yatıyor:

    Her toplumun kendi bakış açılarına uyan sosyal medya platformlarını tercih ettiğini söyleyen Ayan, Türkiye’de önde gelen sosyal medya sitelerinin kişisel verileri Amerika’da tuttuğunu ve bu verilerin nerelerde kullanıldığını bilmenin mümkün olmadığını ifade etti:

    ABD’nin Çin’e yönelik Tiktok üzerinden ‘Amerikalıların verilerini çalma’ ithamı için ‘kişi kendi gibi bilir her işi’ deyimini anımsatan Ayan, dünyanın pek çok ülkesindeki insanların Batı teknolojisine karşı ‘savunmasızlıklarını’ anımsattı:

    Serhat Ayan, Tiktok adının “Oz Büyücüsü” olarak bilinen kitap serisindeki bir karakterden geldiğini de aktardı:

    1 hr 25 min
  • ‘Gazze’ye geçici liman deseler de ABD Doğu Akdeniz’de yerleşik güç olabilir’

    Gazze Savaşı altıncı ayına girerken, Müslümanlar için kutsal Ramazan ayı İsrail’in kara operasyonları eşliğinde artan insani krizle başladı. Ramazan öncesi Kahire-Doha-Paris üçgeninde müzakereler ateşkesin yolunu açabilecek bir insani mola bile üretmekte başarı kaydedemedi. Gazze Şeridi’nde insani kriz artık açlık ve kıtlık ile ifade edilirken, son bir haftalık gelişmeleri belirleyen havadan yardımlara Gazze Şeridi’nde geçici liman kurarak denizden yardım koridoru kurulması.

    BM uzmanları, karadan yardımların yerini hiçbir şeyin alamayacağını belirtiyor. Sosyal medyaya ABD, Ürdün gibi ülkelerin havadan attıkları ve paraşütlerin açılmaması nedeniyle insanların tepesine düşen yardım görüntüleri yansıyor. Şimdi de ABD yönetimi ‘lojistik’ temalı geçici liman hamlesinde başı çekiyor, AB de Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin Larnaka kentini merkezine alan bu operasyonu destekliyor.

    Gelişmeleri, araştırmacı yazar Dr. Gökhan Çınkara ile konuştuk

    Dr. Gökhan Çınkara’ya göre, ABD ve İsrail liderlerinin beyanatlarında iç siyasetin payının büyük. Gazze çatşımasında Ramazan ayı için bir nevi ateşkes veya insani mola beklentisi bulunduğunu ancak bunun karşılanmadığını belirten Çınkara, bunun yerini ‘geçici liman’ tartışmalarının aldığını vurguladı:

    Çınkara, Gazze’ye insani yardımlarda tek meselenin ABD olmadığını belirtirken, Arap devletlerinin pozisyonlarını anımsattı. Çınkara, örneğin havadan yardım işini ilk Ürdün Krallığı’nın başlattığını belirtirken, olup bitenlerde komşu ülkelerin kara sınırlarını açma isteksizliğinin etkili olduğu değerlendirmesinde bulundu:

    ABD’nin geçici Gazze limanı fikrini yorumlayan Çınkara, bunun kalıcı bir askeri yerleşme olabileceği uyarısında bulundu:

    Çınkara, Hamas’ın Ramazan ile birlikte halkı hareketlendirerek İsrail’i sıkıştırmak isteyebileceğini belirtti:

    Çınkara, ABD’yi Doğu Akdeniz’de kalıcı kılacak bir denklemi Türkiye’nin iyi izlemesi gerektiği görüşünde:

    Rusya’nın da Filistinli farklı fraksiyonları birleştirme ve olası müzakereler için siyasi birlik sağlama misyonuna atıfta bulunan Dr. Çınkara, ABD’den söz edilirken, Moskova’nın bölgedeki güçlü etkisinin dikkatten kaçtığını söyledi:

    Dr. Çınkara’ya göre Türkiye, Biden’ın geçici liman projesi konusunda adım atmalı ve bir şekilde projeye dahil olmalı:

    Çınkara’ya göre İsrail, Filistin meselesinde masaya oturup mutabakata varmak için Amerikan başkanlık seçimlerinin sonucunu bekliyor:

    İsrail’de Netanyahu karşıtı bir sağ oluşum kurulabileceğini belirten Çınkara, hükümete tepkiler bulunsa da İsrail kamuouyunda Gazze’deki operasyona desteğin yüzde 70’i bulduğunu anımsattı. Çınkara, Biden ile Netanyahu arasında anlaşmazlık bulunsa da ABD Başkanı’nın İsrail’in temel tezlerini benimsediğini vurguladı:

    Çınkara’ya göre ABD Başkanı Joe Biden Demokrat Parti içinde liberal sol kanadın eleştirileri nedeniyle zorlanıyor ve seçmenleri küstürmeden İsrail ile yakın ilişkileri sürdürmeyi amaçlıyor. Çınkara başkanlık seçimine giderken Trump faktörüne de işaret etti:

    Çınkara diğer yandan Gazze krizinin sonu görünmezken, İsrail’de 2,5 milyonu bulan ve vatandaşlığa sahip Arap nüfusta hiçbir hareket gözlenmemesine dikkat çekti:

    Batı Şeria’da hem İsrail’in fonları engellemesi hem de Filistin yönetiminin maaşları ödeyememesi yüzünden memnuniyetsizlik yaşandığına değinen Çınkara, ancak orada da henüz ciddi bir toplumsal tepki ortaya konmadığını belirtti:

    1 hr 25 min
  • ‘3,5 milyar nüfuslu BRICS+ uluslarının tercihleri, dünyayı tabii ki değiştirecek’

    ABD ve Avrupa Birliği’nin oluşturduğu Kolektif Batı’nın Ukrayna ve Gazze krizlerindeki tutumları geriye kalan dünyada giderek daha büyük tepkilere yol açıyor. Özellikle de Batılı liderlerin ‘değerler’ başlığı altında dünyada yaratmaya çalıştıkları algılar tersine dönüyor. Bu durum kısa süre önce AB’nin dış politika ve güvenlik şefi Josep Borrell tarafından dile getirilmişti. Borrell, Batı’nın dünyanın geri kalanını ‘kaybettiği’ tespitinde bulunmuştu.

    Batı’nın ‘değerler ve çıkarlar’ dünyasının görünümünü yakında BRICS+ üzerine bir kitabı yayınlanacak olan siyaset bilimci Umur Tugay Yücel ile konuştuk.

    Umur Tugay Yücel’e göre, Batılı liderlerin kilometrelerce uzaktaki İsrail’e bakıp ‘ulusal çıkar’ vurgusu yapması çok çarpıcı. Yücel, Batı’nın Rusya’nın burnunun dibinde 30 yıl kadar önceye kadar aynı coğrafyayı paylaştığı kardeşleriyle yaşadığı sorunda yahut Türkiye’nin güney sınırında ‘ulusal güvenlik’ algıları olmasını kabullenmemesindeki tuhaflığa dikkat çekti:

    Yücel, Ukrayna ve Gazze krizlerinin Batı’nın dünyaya gösterdiği şekilde ‘değerleri’ değil ‘çıkarları’ bulunduğunu apaçık biçimde ortaya koyduğunu vurguladı:

    Batı’nın bir yandan ‘kurallara dayalı’ derken, aslında kendi koyduğu kuralları çiğnediğinin altını çizen Tugay Yücel, sözü edilen uluslararası kuralların tamamen Batı hegemonyasını koruma amaçlı olduğunun altını çizdi:

    Medya dahil bütün kanalları kontrol eden Batı’nın bir türlü Gazze’ye yardım TIR’larını sokamadığını hatırlatan Yücel’e göre bu durum ABD başta olmak üzere Batı’ya itibar kaybettiriyor. Öte yandan Yücel, Avrupa halkları dahil birçok toplumun Batı’daki duruma karşı tepkili olduğunu da sözlerine ekledi:

    Amerika’da yaklaşan seçimleri değerlendiren Tugay Yücel, Donald Trump ve Joe Biden arasında temelde ciddi bir fark bulunmadığını ve ikisinin de ABD emperyalizmini eski gücüne kavuşturmak için Amerikan gücünü nasıl kullanacakları olduğu görüşünde:

    Umur Tugay Yücel’e göre çok kutuplu yönelimde sıkça anılan BRICS+’nın küçümsenecek bir yapı olmadığını vurguladı. BRICS’le ilgili yeni bir kitabının çıkacağını aktaran Yücel, BRICS’in sadece ekonomik bir örgüt olmadığını, ayrıca birçok farklı medeniyete ve kültüre ev sahipliği yapan geniş bir topluluk olduğunu anlattı:

    1 hr 25 min
  • “Irak’ta bu yaz harekat yapılacak açık ve net. Türkiye’nin ABD ile anlaştığını değerlendiriyorum’

    Ukrayna krizi ve Gazze’deki savaş küresel ve bölgesel jeopolitikte dikkat çekici gelişmeleri beraberinde getirirken, son yıllarda sıkıntılı görünen Türk-Amerikan ilişkilerinde de ilk kez bu denli ‘iyimser’ bir hava esiyor. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın, MİT Başkanı İbrahim Kalın’ın ardından yaptığı Washington ziyaretinde ABD’li mevkidaşı Antony Blinken ile ‘stratejik mekanizma’ toplantısı gerçekleştirildi.

    Toplantının ardından açıklanan ortak metinde; Ukrayna krizinden Ortadoğu’ya, savunma sanayi işbirliğinden nükleer konulara uzanan geniş yelpazede vurguların yer alması dikkat çekti.

    Gelişmeleri eski Genelkurmay İstihbarat Başkanı İsmail Hakkı Pekin ile konuştuk.

    İsmail Hakkı Pekin’e göre yeni dünya düzeninde kendi tarafını toparlamaya çalışan ABD ve Avrupa’lı müttefikleri Rusya’ya açtıkları yıpratma savaşında başarısız oldu. Pekin, ‘evdeki hesabın çarşıya uymadığını’ belirtirken, Batı’da başlayan silah ve mühimmat stoku tartışmalarına işaret etti. Rusya mağlup edilemezken krizden Asya’nın karlı çıktığını belirten Pekin, artık sadece Rusya değil Rusya ile beraber Çin’in de konumunu aldığı görüşünde:

    Bu koşullarda ABD’nin çatışmalar ve krizler ile çalkalanan bölgede Türkiye gibi jeopolitiği güçlü bir ulus devlete ihtiyaç duyduğunu dile getiren Pekin’e göre IMEC koridoru için bile Türkiye önem taşıyor. Amerika’nın Rusya’yı Karadeniz’den kuşatma planlarına atıfta bulunan Pekin, ABD’nin diplomatik çıkışlarındaki satır aralarında Türkiye’ye yönelik bu tür beklentilerin yer aldığı görüşünde:

    Türkiye ve ABD ilişkilerindeki öne çıkan iki sorunun Irak ve Suriye olduğunu anımsatan Pekin, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Irak’ta yapacağı yeni askeri harekata Amerika tarafının yeşil ışık yakmış olabileceği değerlendirmesinde bulundu:

    Kafkasya’dan Ortadoğu’ya uzanan bölgesel denkleme işaret eden Pekin, Türkiye’nin Irak üzerinden Kalkınma Yolu projesine atıfta bulunurken, hem bu bölge hem de Zangezur’da İran’ın olumsuz tutum takındığını vurguladı. Pekin’e göre Ermenistan’ı yalnız bırakmayan Avrupa’nın ise ABD olmadan hareket dahi edemeyecek halde olduğuna işaret etti:

    ABD’nin Irak’ta Kürtlerin güçlü olduğu bir merkezi hükümet ile ülkeyi kontrol etmek istediği görüşündeki Pekin, Suriye için planların ise farklı olduğunu söyledi. Pekin’e göre ABD’nin Suriye hesapları, PYD-YPG’yi yasal zemine oturtarak Suriye ordusunun bir parçası yapmak üzerine kurulu:

    İsmail Hakkı Pekin’e göre Ankara Ukrayna krizinde moderatörlük yapabilecek konumda. ABD’nin de artık Avrupa’yı destekleyecek hali kalmadığını söyleyen Pekin, Türkiye’ye böyle bir rolün biçilebileceğini söyledi:

    Avrupa’da ABD’nin yarattığı psikolojik harekat yüzünden ‘Rusya işgali sanrısı’ yaşandığını belirten Pekin, özellikle liderlik sıkıntısına işaret etti. Pekin, dünyaya Amerikan gözüyle bakanların gelişmeleri göremediklerini belirtti. Pekin Rusya ile Çin’i ‘ayıralım’ derken birleşmelerine yol açıldığını da kaydetti:

    Pekin’e göre Avrupa, Rusya’yı yanına çekmeyi başaramazsa, dünyanın merkezinin Asya’ya kaydığı bir ortamda Çin çok daha gelişecek ve ABD’yi zorda bırakacak. Pekin Türkiye’nin bu konjonktürde ‘yıldızının parladığını’ ancak ekonomik sorunların engel teşkil ettiğini belirtirken, önümüzdeki dönemde bir dünya savaşı olasılığına da hazırlanmak gerektiğini dile getirdi:

    Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Washington ziyaretinde savunma sanayi ve ARGE projelerine yapılan vurguya dikkat çeken Pekin, F-16 teslimatının kısa sürede başlayacağı görüşünde. Zelenskiy ziyaretinin de ABD-Türkiye yakınlaşması perspektifinde değerlendirilmesi gerektiğini kaydeden Pekin’e göre ABD, hem Avrupa’da hem de Ortadoğu’da işbirliği yapabileceği bir Türkiye görmek istiyor:

    1 hr 25 min
  • ‘CAATSA ile ilgili gelişmeleri takip etmek gerek'

    ABD’de 5 Kasım’daki başkanlık seçimine doğru yoğunlaşan önseçim süreci, 16 eyalette birden yapılan ‘Süper Salı’nın ardından Cumhuriyetçilerin başkan adayı olacağı netleşen Donald Trump’a yönelik yargı engellemeleri eşliğinde ısınıyor.

    Geçen hafta yaşına rağmen ısrarla Demokratların adayı olan Başkan Joe Biden, adeta kampanyasını başlattığı Ulusa Sesleniş konuşmasında rakibine sert yüklenerek el artırdı. Biden, son dönemde ‘demans’ söylentilerine yol açan gafları ve unutkanlıkların aksine enerjik görünürken, bu durum ‘ilaç aldığı’ yorumlarına neden oldu. Cumhuriyetçileri birleştirmekte olduğu görülen Donald Trump ise Demokrat savcıların üst üste açtıkları davalarla köşeye sıkıştırılmaya çalışılıyor.

    ABD’de giderek ‘kızışan’ siyasi ortamda Türk dış politikası da Washington’a taşındı. Geçen hafta MİT Başkanı İbrahim Kalın’ın ardından Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da stratejik mekanizma toplantıları için mevkidaşı Antony Blinken dahil Biden yönetiminin üst düzeyiyle bir araya geldi.

    Gelişmeleri, ABD’den gazeteci Serra Karaçam ile konuştuk.

    Serra Karaçam’a göre, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Washington ziyareti ve stratejik mekanizma görüşmelerinin çerçevesini çizdiği Türkiye-ABD ilişkilerinin ana temaları belli. Fidan’ın ziyareti öncesinde MİT Başkanı İbrahim Kalın’ın da Amerikan başkentinde olduğunu anımsatan Karaçam, özellikle İsveç’in NATO üyeliğine onayın ilişkilerdeki önemine dikkat çekti. Karaçam, Senato heyeti ile temaslarda Suriye temasının öne çıktığını vurguladı :

    Karaçam, Türkiye’ye F-16 teslimatının uzamasının ‘bir nevi ceza’ anlamına geleceğini söylerken, F-35’leri tartışmak için erken olduğu görüşünde. Karaçam’a göre CAATSA yaptırımları da ABD yönetiminin tutumuna ışık tutacak:

    Serra Karaçam, ABD’deki 5 Kasım başkanlık seçimine giden süreçte siyasi kapışmaları da değerlendirdi, son gelişmeleri aktardı. Karaçam, Demokrat Başkan Joe Biden’ın Ulusa Sesleniş konuşmasının, son dönemde üst üste gelen gafları ve ‘demans’ yorumlarına yol açan fiziki durumu dikkate alındığında ‘enerjik’ olduğunu belirtti. Karaçam, Biden’ın konuşmasına da yansıyan ABD’deki göç ve sınır güvenliği konusuna dikkat çekti:

    Karaçam, Kongre üyelerinin Biden’ın konuşmasını yorumlarken ‘ABD’nin eski hayaller ülkesi olmaktan çıktığı’ eleştirilerini aktarırken, Donald Trump’ın da başkana eşzamanlı olarak kendi sosyal medya platformu Truth Social’dan yanıt yetiştirmesine dikkat çekti:

    Karaçam, seçim sürecinde rekabet kızışırken, Demokratların Yüksek Mahkeme’ye Trump’ı diskalifiye ettirememesiyle ilk raund’un Cumhuriyet lehine geliştiğini dile getirdi. Karaçam’a göre, Mahkemenin bu konuyu Kongre’ye pas etmesinin ardından böyle bir karar çıkması şu an oldukça zor:

    Serra Karaçam, Trump Yüksek Mahkeme’de zafer kazanmış olsa da kendisini bekleyen seçime müdahale suçlarının ciddi ceza davaları teşkil ettiği görüşünde. Karaçam’a göre davaları yürüten savcının da hakkında suçlamalar bulunması, sürecin hukuki değil siyasi olduğuna işaret ediyor:

    Trump’ın önündeki bir diğer engelin Washington DC’de görülen dava olduğunu anımsatan Karaçam, Trump’ın hukuk ekibinin dokunulmazlık itirazının 25 Nisan’da Yüksek Mahkeme’de görüşüleceğini belirtti. Karaçam’a göre durum, buradan çıkacak karara göre şekillenecek. Karaçam, başkanı seçecek olan seçici kurulun delegeleri sürecine, yani son ana kadar tansiyonun düşmeyeceği görüşünde:

    1 hr 25 min
  • ‘Avrupa’daki sağın ve solun, aslında Pentagon’un sağ ve sol kanadı olduğunu öğrenmiş olduk’

    ABD’deki Biden yönetiminin ‘Ukrayna projesi’, başkanlık seçimleri nedeniyle Amerikan politikalarındaki iç kapışmaların da etkisiyle Avrupa kanadının üzerine yıkılırken, Avrupa kanadında tam bir panik havası esiyor. Özellikle ABD’de yeniden Trump’ın başkan olma olasılığı üzerine kara kara düşünen Avrupalılar, Ukrayna’da savaşı uzatmak için mühimmat alımı peşine düşerken, şahinlerin sözcülüğünü Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron üstlenmiş görünüyor.

    Fransa’nın Afrika’dan atılmasıyla darbe yiyen Macron, Ukrayna’ya asker gönderme söylemlerini yükseltirken, işi bu konuda ‘kırmızı çizgileri olmadığını’ söylemeye vardırdı. Yine Britanya’nın şahin yönetimi de Rusya’yı ‘stratejik yenilgiye uğratma’ hedefiyle Kiev’e desteği esirgemezken, Kraliyet donanması ve hava kuvvetlerindeki sıkıntılar tartışılıyor. Seçilmemiş Rishi Sunak yönetiminin özellikle ekonomi politikalarına eleştiriler artarken, seçim olasılığı da gündemde.

    Avrupa ülkeleri Ukrayna çatışmasının etkisini derinden hissetmeye başlarken, tepkiler şimdilik sadece çiftçilerin Avrupa çapındaki eylemleriyle sınırlı kalıyor. Yükselen öfke Gazze çatışmasında siyasi elitlerin izledikleri politikalar üzerinden de ifade ediliyor.

    Avrupa’daki durumu Britanya’da yaşayan gazeteci ve belgeselci Sedat Aral ile konuştuk.

    Sedat Aral’a göre, Avrupalı siyasi elitler adeta kendi halklarından başka bir dünyada yaşıyorlar. Avrupa’da sıradan insanların asıl sorunlarının ekonomi politikaları haline geldiğini belirten Aral, halkın tüm sorunlara rağmen sokakları doldurmamasının ana sebebinin alternatif siyasetçi bulamaması ve güven duymaması olduğu değerlendirmesinde bulundu:

    Günümüzde girdiği savaşı sürdürebilecek teknik donanım, üretim, hammadde ve askeri yeterliliğe sahip ülkelerden birinin Rusya olduğunu belirten Aral, Avrupa’nın savaş naraları atmasına rağmen bu yeterliliğe sahip olmadığını vurguladı. Türkiye’deki yaşam standartlarının düşüklüğüne ve fiyatların absürtlüğüne vurgu yapan Aral, yine de Avrupa’nın parlak bir durumda olmadığını dile getirdi. Aral’a göre Avrupalılar Amerikalıların enjekte ettiği siyasiler ve bürokratları değiştirmezse kıta can çekişecek:

    Avrupa’da yerel basın ile ulusal basın arasındaki farka dikkat çeken Aral, liberal siyasi elitin halkı umursamadığı görüşünde. Sedat Aral’a göre Avrupa politikalarını domine eden sağ ve sol partiler esasında Pentagon’un ve ABD’nin direktifleri doğrultusunda hareket ediyor:

    Batı’nın 1960’tan bu yana sürdürdüğü savaşlar ile küresel bir yorgunluk yarattığının altını çizen gazeteci Aral’a göre Batı kamuoyunun gözü Suriye, Ukrayna ve Gazze savaşları ile açıldı. Avrupa’nın bugün sıcak çatışmaya girecek kadar morale ve paraya sahip olmadığını değerlendiren Aral, öte yandan Avrupa’da parlamentolara faşist partilerin girebileceğini ve göçmen sorununun ana gündem olmayı sürdüreceğini vurguladı:

    Avrupa ana akım medyasının birçok yalan veya yanlış haber yayınladığını belirten Sedat Aral, İtalya dahil birçok Avrupa ülkesinde siyaetin her katmanında ABD destekli liberal siyasetçilerin rolüne dikkat çekti:

    Dünyanın giderek liberallerin kendi amaçlarına göre dizayn ettiği demokrasiden kaçtığını vurgulayan Aral’a göre halklar meritokrasiye yöneliyor. NATO’nun kendi dünya düzeni için agresifleştiğini belirten Aral Avrupa’daki sorunların kökeninde ABD’nin bölgedeki varlığı olduğu vurguladı

    1 hr 25 min

About EKSEN

From the publisher's feed

Ceyda Karan, Eksen’le her gün RS FM'de. Eksen'de Rusya'dan Avrupa'ya; Amerika'dan farklı bölgelere kadar pek çok noktadaki sıcak gelişmeler masaya yatırılıyor.

More shows like EKSEN

Kendine İyi Davran by Beyhan Budak

Kendine İyi Davran

66 Listeners

Merdiven Altı Terapi by Deniz Dülgeroğlu

Merdiven Altı Terapi

67 Listeners

Trend Topic by Podbee Media

Trend Topic

21 Listeners

SEYİR HALİ by Sputnik Türkiye

SEYİR HALİ

0 Listeners

Geri Dönüyoruz by Socrates Dergi, Mahir Ünsal Eriş, Töre Sivrioğlu

Geri Dönüyoruz

14 Listeners