BM Güvenlik Konseyi, bu hafta 6 ay sonra ilk kez Gazze’de ‘ramazan ayında ateşkes’ talebinde bulunan bir karar çıkarabildi. 15 üyeli Güvenlik Konseyi’nin 10 geçici üyesinin ortaya koyduğu karar, ABD’nin çekimser kalması sayesinde 14 ülkenin onayıyla kabul edildi. Geçici üyeler Cezayir, Ekvator, Guyana, Japonya, Malta, Mozambik, Güney Kore, Sierra Leone, Slovenya ve İsviçre’nin tutumları ABD’nin Güvenlik Konseyi’nde daha fazla İsrail’in arkasında duramamasında etkili oldu.
Karar metninde BM Güvenlik Konseyi’nin ilgili diğer kararlarına atıf yapılırken, taraflara uluslararası insani hukuka uyma talebi vurgulanıyor. Sivillere ve sivil altyapılara yönelik saldırılar ve her türlü terör eylemi kınanırken, rehine almanın uluslararası hukukun ihlali olduğu da belirtiliyor. Sadece ‘ramazan ayı’ için talep edilen ateşkesin ‘kalıcı ve sürdürülebilir ateşkese yol açması’ vurgusu var. Yine tüm rehinelerin acil ve koşulsuz olarak serbest bırakılması talep ediliyor. İnsani yardımların da engelsiz olarak Gazze’ye girmesi vurgulanıyor.
Ancak şimdiden İsrail yönetimi kararı uygulama niyeti olmadığını açıkça beyan etti. İsrail, ABD yönetiminin çekimser kalarak karara geçit vermesini de eleştirdi. Ancak bu mesele, Netanyahu yönetimi Refah operasyonunu planlamak üzere Washington’a bir heyet göndermek kararını değiştirmedi.
ABD yönetimi de çekimser kalsa bile kararın ‘bağlayıcı olmadığını’ iddiasında. Daimi Temsilci Thomas-Greenfield'in ardından Beyaz Saray Sözcüsü John Kirby, BM Güvenlik Konseyi Kararı’nın ‘bağlayıcı olmadığını’ öne sürerek, hiçbir şey değiştirmeyeceğini vurguladı. Rusya’nın BM Daimi Temsilcisi Vasily Nebenzya ise BM Şartı’nın ‘BM üyeleri Güvenlik Konseyi kararlarına uymayı ve onları uygulamayı kabul ederler’ ifadesini içeren 25. maddesine atıf yaparak, “ABD'nin artık kendisini BM Şartı hükümlerine bağlı görmediği ve dahası İsrail'i de bunu yapmaya teşvik ettiği anlamına mı geliyor?” diye sordu. Nabenzya, “Eğer durum böyleyse, o zaman bu salondaki tartışmalarımızın hiçbir anlamı yok” diye ekledi.
BM Güvenlik Konseyi kararının anlamını, ABD’nin ‘bağlayıcı olmadığı’ söylemini, ABD ve İsrail yönetimleri arasındaki gerilime dair iddiaları araştırmacı yazar Emir Aşnas’la konuştuk.
Emir Aşnas’a göre, BM Güvenlik Konseyi, savaşın üzerinden ancak altı ay geçtikten sonra, o da sadece ‘ramazan ayı için’ ve üstelik ramazan ayı bitmek üzereyken ‘ateşkes talebinde bulunan’ bir karar çıkarabildi. Aşnas, ABD engellemeleri yüzünden ‘çok gecikmiş’ dediği kararın uygulanabilirliğinden de şüphelerini dile getirdi:
Benzerleriyle kıyaslandığında kısa görünen karardaki kullanılan kelime seçimine dikkat çeken Aşnas, toplamda söz konusu olan dört talebin anlamlarını izah etti:
Uluslararası hukuk ve BM Şartı’nın 25’inci maddesini anımsatan Aşnas’a göre, ABD’nin kararın ‘bağlayıcı olmadığı’ yönündeki itirazının hukuki açıdan doğru değil. Ancak Konsey’in kararındaki taleplerin yerine getirilebilmesi için her şeyden önce ateşkesin tesis edilmesi gerektiğini belirten Aşnas, BM kararlarındaki ‘7’inci ve 6’ıncı madde’ ayrımlarını izah etti. Aşnas, bu bağlamda Libya’da 2011’de yaşanan sürece dikkat çekti:
Diğer yandan Aşnas, doğrudan müdahale çağrısı içermeyen ve oldukça tartışmalı bir BM Güvenlik Konseyi kararına dayanarak ABD ve Britanya’nın haftalardır Yemen’i bombaladıklarını anımsattı:
Emir Aşnas’a göre, Batı basını her ne kadar Biden ve Netanyahu arasındaki görüş ayrılıklarına vurgu yapsa da bunlar yüzeysel fikir ayrılıklarından ibaret:
Aşnas, Biden yönetimi ile Netanyahu yönetiminin Refah operasyonu konusunda da taktiksel farklılıkları bulunduğu görüşünde. Aşnas ABD’nin Refah operasyonuna yönelik bir takım itirazları gündeme getirilse de bunların kategorik olarak karşı olmakla ilgili olmadığı ve dünya kamuoyuna yönelik halkla ilişkiler çalışması olduğu değerlendirmesinde bulundu:
BM Güvenlik Konseyi’nin insani yardımlar konusunda da bir fayda getirmesi beklenmiyor. Emir Aşnas, ortada ‘lojistik krizi varmış gibi’ yürütülüne havadan operasyon ve deniz limanı meselelerini eleştirdi:
Aşnas’a göre, ABD ateşkesin uygulanmasını istemiyor zira İsril altı aydır savaşmasına rağmen Gazze’deki hiçbir stratejik hedefine ulaşamadı:
Hamas başta olmak üzere direniş gruplarının da taleplerinden taviz vermediğini anımsatan Aşnas, savaşın daha uzun süre devam edeceği tahmininde bulundu: