Kömür madeni işçilerinin henüz tasfiye edilmemiş olduğu ülkelerde bu madencileri bekleyen gelecek acılarla dolu olacak. İklim değişikliği politikaları kapitalist sınıfa ve devletlere bırakılacak olursa bütün kapitalist ülkelerde yoksul emekçileri bekleyen geleceğin yoğunlaşmış bir ifadesi bu. Öyleyse, genelden başlayalım, özele (kömüre) sonra geçelim.
“Govan bölgesinin mahalle kilisesi bu toplantı vesilesiyle Just Transition Hub [Adil Geçiş Merkezi] haline gelmiş. Gün boyunca sendikalar ve sivil toplum adil bir geçiş için fikirlerini ve vizyonlarını paylaşıyorlar. “Not just a transition, but a just transition” [yani “Yalnızca geçiş değil, adil bir geçiş”] sendikaların ve hareketlerin sahip çıktıkları bir slogan. Govan bölgesi on yıllar boyunca Glasgow işçi sınıfının kalbi olagelmiş. Ancak, sanayisizleşme, önce madenlerin, ardından tersanelerin kapanmasına yol açarak bölgeyi şehrin en yoksul yerlerinden biri haline getirmiş, erkeklerin ortalama hayat beklentisini daha varlıklı semtlerin insanlarının ortalamasının 17 yıl gerisine düşürmüştü. Bu veri, İskoçya’da eşitsizlik konusunda ne çok şey söylüyor.
Sarı Yelekliler kravatlılara karşı (Fransa)
Hareket verginin kaldırılmasını sağlamayı başardı ama polis baskısı ve pandemi hareketin sönümlenmesine yol açtı. Ancak hareketi ateşleyen çelişkiler hâlâ devam ediyor. Şimdi artık sorunu genelleştirmek mümkün: İklim değişikliği konusunda alınan bazı tür önlemler ile emekçi ve yoksul toplumsal sınıfların çıkar ve ihtiyaçları arasında çok ciddi çelişkiler mevcut.
Sarı Yelekliler korkusu (Avrupa ve dünya)
“İspanya’da yüksek enerji faturalarına karşı gürültülü gösteriler. Yunanistan’da kömür madenleri kapanırken toplumsal koruma talepleri. Fransa’nın kırsal alanlarında ve küçük kasabalarında yükselen benzin fiyatlarına karşı yeni protestolar.”
Çocuklar yaşlılara karşı (mı?): Yeni bir “kimlik” yaratmak
Bu yazı dizisine “küçük çocuklar korosu” konusunda bir eleştiri ile başlamıştık. İtirazımız elbette gencecik insanların çevre ve iklim değişikliği mücadelesine katılmasına veya önderlik etmesine değildi. Bunu tam tersine olumlu buluyoruz. Bir şikâyetimiz olacaksa o da dünyamızın sorunlarının iklim değişikliğinden ibaret olmadığı, insanlık sömürüden yoksulluğa, faşizmden savaşlara, kadınlara karşı şiddetten halkların ezilmesine kadar sayısız sorunla boğuştuğuna göre gençlerin hatta çocuk yaşta öğrencilerin o sorunlara da sahip çıkarak eylemlerinde bunlara da yer vermemesinden dolayı olur.
“Türkiye cesur olmalı” imiş…
Sabancı Üniversitesi uzmanı Türkiye’nin kömürden hızla çıkmasını önerebilir. Cumhuriyet gazetesinin bunu başlığa çıkaracak kadar benimsemesi, işte bu, AB taraftarı, “çağdaş uygarlık” düşkünü, Batı’da moda olan tarafta bulunmaya meraklı kadroların yarın AKP iktidardan düşer de bunlar hasbelkader başa geçerlerse ülkeyi nasıl yöneteceklerini göstermek bakımından çok anlamlıdır.
Uzmanımızı dinleyecek olsanız zannedersiniz ki bütün dünya hızla kömürden uzaklaşıyor. Kendisi bu konuda uzman olduğuna göre durumu bizden daha iyi bilmeliydi. Tablo bütünüyle farklı.
“Çankaya’nın şişmanı, işçilerin düşmanı” sloganlarını unuttunuz mu?
Siz önce Manchin’lerin hesabını görün! Madencilerin hayatının değiştirilmesi kuşaklar sürecek bir zaman dilimine yayılmak zorundadır.
İklim değişikliğini yaratan kapitalistlerdir, emperyalistlerdir, zenginlerdir. Bedelini işçiler, emekçiler, yoksullar ödemeyecek! Sorumlu kimse onlara ödetmeliyiz!